Danıştay, kimyasal üretim kapasite artışı projesine verilen "ÇED Gerekli Değildir" kararının, bilirkişi raporundaki bilimsel ve teknik eksiklikler nedeniyle iptaline ilişkin idare mahkemesi kararının temyizini inceliyor.
Özet: Davacı tarafından, kimyasal madde üretim tesisi kapasite artışı projesi için verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli değildir" kararının iptali istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi bilirkişi raporuna dayanarak, projenin tanıtım dosyasında enerji, su temini, atık su deşarjı, hava emisyonları, flora ve su kaynaklarına etkileri gibi birçok konuda temel ve çelişkili eksiklikler bulunduğunu, dolayısıyla mevcut kapasitenin dört katından fazla artırılmasını öngören bu projenin tam bir ÇED sürecine tabi tutulması gerektiğini tespit ederek, "ÇED gerekli değildir" kararını uygun bulmamıştır.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2025/4758 E.  ,  2026/240 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/4758
Karar No : 2026/240
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ... Barosu Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI) ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
3- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Kimya Sanayi Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DİĞER DAVACI): ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVACILAR YANINDA): ... Odası
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bursa İli, Gemlik İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı 104.229 m²’lik taşınmazda davalı yanında müdahil şirket tarafından gerçekleştirilmesi planlanan “Kimyasal Madde Üretiminde Kapasite Artışı (Fenolformaldehit Reçine Üretimi Nihai Kapasite: 50.000 ton/yıl)" projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Bursa Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; mevcut kapasitesi 12.000 ton/yıl olan fenol formaldehit reçine üretiminin 50.000 ton/yıla çıkarılmasının planlandığı, bilirkişi raporunun kimya mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında, proje tanıtım dosyasında (PTD), üretimde kullanılacak enerji kaynağı ve yeni reaktörün kapasitesi gibi temel bilgilerin eksik olduğu, ayrıca, PTD'de yer alan "herhangi bir kapasite artışı yapılmayacağından enerji kullanımında artış yapılmayacaktır" ifadesinin "kapasite 166,67 ton/gün'e çıkarılarak yıllık 50.000 ton fenol formaldehit reçine üretimi sağlanacaktır" ifadesi ile çeliştiği, kapasite artışının mevcut kapasitenin dört katından fazla olduğu, PTD'deki bilgilerin yetersiz ve çelişkili olduğu; makine mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında, kapasite artışı durumunda ihtiyaç duyulacak ilave su temini, tesis içi çevrim ve atık suların deşarjı gibi konuların sayısal verilerle açıklanmadığı, tesisin mekanik çevrimini açıklayan yeterli bilgi bulunmadığından, projenin ÇED kapsamında değerlendirilmesinin uygun görüldüğü; çevre mühendisliği açısından değerlendirmeler içeren kısmında, projenin, ÇED Yönetmeliği Ek-1 madde 6 kapsamında bir "entegre kimyasal madde üretim tesisi" olarak değerlendirildiği ve bu kapsamda proje kapasite artışına bakılmaksızın tam bir ÇED sürecine tabi olması gerektiği, PTD'de hava emisyonları, koku oluşumu, atıksu üretimi ve gürültü artışı gibi çevresel etkiler için gerekli ölçüm ve teknik analizler sunulmadığı, bu eksiklikler nedeniyle, mevcut PTD'nin teknik ve mevzuat açısından yetersiz olduğu ve "ÇED Gerekli Değildir" kararının uygun olmadığı; meteoroloji mühendisliği açısından değerlendirmeler içeren kısmında, demineralizasyon, rejenerasyon ve nötralizasyon süreçlerinin ve kimyasal çıktılarının detaylı açıklanması gerektiği, fenol formaldehit reçine üretiminde soğutma suyu kullanılacağından, oşinografi-deşarj suyu ilişkisiyle ilgili net bilgilere ihtiyaç duyulduğu, fırtına ve yıldırıma yönelik tedbirlerin anlaşılamadığı ve PTD'de kullanılan meteorolojik verilerin, Gemlik'e göre daha az temsili olan Bursa Meteoroloji İstasyonu'ndan alındığı; biyoloji (flora) bilimi açısından değerlendirmeler içeren kısmında, PTD'nin bitkisel biyolojik çeşitliliği (flora) ortaya koyma konusunda yetersiz olduğu, alanda bulunan denizel ve kıyı ekosistemleri ile yakın çevrenin florasının yeterince incelenmediği; hidrojeoloji mühendisliği açısından değerlendirmeler içeren kısmında, PTD'de su kaynaklarının durumuna ve tesisin su kaynaklarına etkisine dair herhangi bir çalışma mevcut olmadığı, faaliyet alanının 1. derece deprem bölgesinde yer alması ve deprem riskinin çok yüksek olması nedeniyle sıvılaşma ve su baskını riski bulunduğu, PTD'de bu risklere yönelik bir çalışma bulunmadığı ve ifadelerin çelişki içerdiği, yeraltı suyu seviyesinin yüksek olmasına rağmen, kirletici unsurların yeraltı suyuna etkisinden bahsedilmediği; ziraat mühendisliği açısından değerlendirmeler içeren kısmında, tesisin bitişiğinde mutlak tarım arazileri ve dikili tarım arazilerinin bulunduğu, kapasite artışının getireceği enerji tüketimi, baca gazı ve toz emisyonları ile bunların çevredeki tarım alanlarına olası etkileri hakkında PTD'de hiçbir açıklama yapılmadığı ve bu nedenlerle, PTD'nin çevresel etkileri açıklamakta çok yetersiz olduğu ve "ÇED Gerekli Değildir" kararının ilgili bilim dalları açısından uygun olmadığı yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.
Temyize konu İdare Mahkemesi kararında, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu işleme esas alınan nihai proje tanıtım dosyasında (PTD) mevcut Fenol Formaldehit Reçine kapasitesinin 12.000 ton/yıldan 50.000 ton/yıla çıkarılması planlanmasına rağmen , kurulacak yeni reaktörün kapasitesine ilişkin bilginin bulunmaması; PTD'de, üretim süreci için gerekli olan reaktörlerin ısıtılması ve soğutulması için harcanacak enerji ve kaynağının belirtilmemesi; proje kapsamında yer alan "Mevcutta üretilen reçine üretiminde herhangi bir kapasite artışı yapılmayacağından enerji kullanımında artış yapılmayacaktır" ifadesi ile "...İlave olarak 1 adet reaktör daha eklenerek kapasite 166,67 ton/Gün'e çıkarılarak yıllık 50.000 ton fenol formaldehit reçine üretimi sağlanacaktır" ifadesinin çelişmesi; kapasite artışıyla birlikte ihtiyaç duyulacak ilave suyun nasıl temin edileceği, demineralizasyon ünitesinde oluşan geri yıkama sularının nasıl nötralize edileceği ve Marmara Denizi'ne hangi deşarj standartlarıyla deşarj edileceği konularının sayısal verilerle açıklanmaması; hava emisyonları (özellikle kaçak VOC emisyonları), koku oluşumu, proses kaynaklı atıksu üretimi ve gürültü artışı gibi çevresel etkiler için gerekli ölçüm, modelleme ve teknik analizlerin PTD'de sunulmaması; proje alanının Marmara Denizi kıyısında yer alması ve 1. derece deprem bölgesinde bulunması nedeniyle sıvılaşma ve depremle birlikte su baskını riskinin yüksek olmasına rağmen, PTD'de bu konulara yönelik yeterli çalışmanın bulunmaması ve çelişkili ifadelere yer verilmesi; yeraltı su seviyesinin yüksek olduğu bir alanda kirletici unsurların yeraltı suyuna olası etkilerinden bahsedilmemesi; tesisin hemen bitişiğinde yer alan "mutlak tarım arazileri" ve "dikili tarım arazileri" üzerindeki olası baca gazı ve toz emisyonu etkilerinin değerlendirilmemesi; projedeki kapasite artışının mevcut kapasitenin 4 katından fazla olması, PTD'deki prosese ait bilgilerin yeterli olmaması, eklenecek reaktörle ilgili bilgilerin bulunmaması, bazı bilgilerin çelişkili olması ve kapasite artışının kümülatif etkisinin yeterli değerlendirilmemesi hususları göz önünde bulundurulduğunda; tesisin, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin Ek-1 listesinin 6. maddesine yer alan "organik ve/veya inorganik kimyasalların üretimi"nin yapıldığı entegre tesisler tanımına girmesine karşın, tam bir ÇED süreci yerine "ÇED Gerekli Değildir" kararı alınması nedenleriyle projenin yapılacağı yerin ve etki alanının çevresel özelliklerini ve çevresel etkilerini belirlemede yetersiz olduğu ve olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da azaltılması için alınacak önlemleri yansıtmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacılardan Bursa Barosu Başkanlığı yönünden yapılan değerlendirmede ise, baroların hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak konusunda yasal olarak yetkili kılındığı konusunda duraksama bulunmamakla birlikte, baroların hukukun üstünlüğünü savunma görevinin avukatlık mesleğinin geliştirilmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinden, Baronun avukatlık mesleğini ilgilendirmeyen ve avukatların ortak menfaatlerini koruma amacı dışında kalan işlemleri dava konusu etmesi durumunda, bu davaların subjektif ehliyet koşulunun bulunmadığı; bu nedenle, davacılardan Bursa Barosu Başkanlığının dava konusu işlemin iptalini istemekte meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle; davacıladan Bursa Barosu Başkanlığı yönünden 2577 sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine; diğer davacı Gemlik Belediye Başkanlığı yönünden ise dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1-Davacılardan Bursa Barosu Başkanlığı tarafından; 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 3. maddesi ile 30. maddesinde yer alan düzenlemelerin, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinine göre özel hüküm niteliğinde olduğu; çevresel nitelikteki idari işlemlerin iptali istemiyle dava açılması için menfaat ihlali koşulu aranmadan herkesin iptal davası açabileceği; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesi uyarınca barolara hukukun üstünlüğü ve insan haklarını koruma görevinin verildiği, bu nedenle, davacı Baronun görülmekte olan davayı açmakta ehliyetinin bulunduğu ileri sürülmüştür.
2- Davalı tarafından; dava açma süresinin re'sen tetkik edilerek süresinde açılmadığının tespiti halinde davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği; proje tanıtım dosyasında, İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda değinilen hususlara ilişkin ayrıntılı incelemelere yer verildiği; proje tanıtım dosyasının uzman kişilerce bilimsel verilere dayanılarak hazırlandığı, bilirkişi raporu hazırlanırken proje tanıtım dosyasının yeterli olarak incelenmediği; proje tanıtım dosyasında yer alan taahhütlerin yerine getirilmesi durumunda bilirkişilerce ortaya konulan olumsuzlukların yaşanmayacağı; dava konusu proje hakkında proje sahası ve çevresindeki bitki çeşitliliğine, hayvan türlerine, su kaynaklarına, hava sahasına olumsuz etkinin olmayacağı hususunun proje tanıtım dosyasında somut verilere dayanılarak taahhüt edildiği ve belirtilen konularda ilgili kurumlardan olumlu görüş alındığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmüştür.
3- Davalı yanında müdahil tarafından; davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği; hükme esas alınan bilirkişi raporunun soyut ifadelere dayandığı, eksik ve hatalı olduğu, projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği Ek-1'de (6. maddede) yer alan "Fonksiyonel olarak birbirine bağlı çeşitli birimleri kullanarak endüstriyel ölçekte üretim yapan kimya tesisleri: a)Organik kimyasalların üretimi b) İnorganik kimyasalların üretimi" ibaresinde yer alan tesislerden olduğuna ve ÇED sürecinin işletilmesi gerektiğine yönelik bilirkişi değerlendirmesinin yerinde olmadığı, üretim faaliyetleri arasında mecburi ve fonsiyonel bir bağlantı olmadığından, tesisin belirtilen madde kapsamında bütünleşik olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; proje alanındaki tesisin 45 yıllık bir süreçte büyümeye devam ettiği, dava konusu kapasite artışı projesinin ötesine geçilerek tüm tesislerin bakir bir alanda yapıldığı varsayımından hareketle bilirkişi raporunda değerlendirme yapılmasının kabul edilemez olduğu; davalı yanında müdahil şirketin yasalara uygun biçimde faaliyetlerini sürdürdüğü, ekonomik ve sosyal açıdan bölge ve ülke ekonomisine doğrudan katkılar sağladığı, projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği Ek-2 kapsamında değerlendirilmesinin yerinde olduğu ve ÇED sürecinin işletilmesine gerek bulunmadığı; öte yandan tesisin bulunduğu bölgenin sanayi bölgesi olduğu, bilirkişi raporunda tesisin güney ve güneydoğusunda tamamen zeytin ve diğer ağaç türleriyle ekili tarım arazileri olduğu belirtilmiş ise de, tesisin tarım arazileri ile komşuluğunun bulunmadığı, bilirkişi raporunda dayanak olarak yer alan tesise ait uydu görüntülerinin ve tespitlerin güncel olmadığı; bilirkişi heyetinin objektif ve tarafsız bir yaklaşım sergilemediği, bilirkişi raporunun olumsuz bir bakış açısıyla hazırlandığı, keşif esnasında uzmanlık alanları ile ilgili soru sormamalarının bu durumun göstergesi niteliğinde olduğu, projenin Yönetmelik Ek-1 kapsamında değerlendirilmesi suretiyle projenin olumlu yönleri ve usule uygun seçilmiş ÇED önlemlerinin değerlendirmeye alınmadığı; bilirkişi raporunun iki farklı yerinde tesisin 2019 yılında ÇED Olumlu kararı almak zorunda kaldığı ve bu kararın yargı denetiminden geçmediğine yönelik ifadelerin raporun tarafsızlığına gölge düşürdüğü; bilirkişi raporunda talep edilen geniş kapsamlı birçok veri ve analizin daha önce alınan 2019 tarihli ÇED Olumlu kararında kapsamlı biçimde yer aldığı; proje tanıtım dosyasının yetersiz olduğuna yönelik yapılan değerlendirmenin hatalı olduğu; fenol formaldehit reçineleri üretiminin adanmış reaktörlerde yapıldığı, üretimin bir karışımın pişirilmesinden ibaret olduğu, hammadde formaldehitin mevcut tesislerdeki üretimden pay olarak karşılanacağı için kapasite artışından dolayı çevresel etkileşmede ilave yük artışının olmayacağı, diğer hammadde olan ve dışarıdan tedarik edilen fenolün, hammadde deposundan ürün deposuna kadar kapalı devrede kullanılacağı için çevreye salınımı olmayacağı, pişirme reaksiyonu ekzotermik olduğundan enerji ihtiyacının bulunmadığı, soğutma işlemi için mevcut soğutma kulelesinin halihazırdaki kapasitesinin yeterli olduğu ve tesislerde soğutma kapasitesi kurulumuna gerek olmadığı, bilirkişi raporunda ortaya konulan tespitlerin hiçbir somut ve gerçek veriye dayanmadığı, bu bağlamda hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan teknik hususlara dair hata ve eksiklikler giderilmeksizin dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davacılardan Bursa Barosu Başkanlığı, davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddi ile; davacılardan Bursa Barosu Başkanlığı yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddi, diğer davacı Gemlik Belediye Başkanlığı yönünden ise dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Bursa İli, Gemlik İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı 104.229 m²’lik taşınmazda davalı yanında müdahil şirket tarafından gerçekleştirilmesi planlanan “Kimyasal Madde Üretiminde Kapasite Artışı (Fenolformaldehit Reçine Üretimi Nihai Kapasite: 50.000 ton/yıl)" projesi hakkında, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Bursa Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde, Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı, "Ek-2’deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucunda ilgili mer’i mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunun belirlenmesi üzerine, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı"; aynı maddenin birinci fıkrasının (i) bendinde, Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı, "Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak tanımlanmış; 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." hükmüne; 7. maddesinde; "1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1’deki listede yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya alan genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesinin Ek-1’deki listede yer aldığı projelere, ÇED raporu hazırlanması zorunludur." kuralına; 16. maddesinde, "(1) 15 inci maddede tanımlanmış projelerin çevresel etkilerinin incelenmesi amacıyla, proje sahibi tarafından vekâleten yetkilendirilen ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş olan kurum/kuruluşlar tarafından; Ek-4’te yer alan formata göre proje tanıtım dosyası hazırlanır. Hazırlanan proje tanıtım dosyası, proje tanıtım dosyasında ve eklerinde yer alan bilgi ve belgelerin doğru olduğunu belirtir proje sahibince onaylı taahhüt yazısı ile başvuru bedelinin ödendiğine dair dekontla birlikte Bakanlığa sunulur. (2) Bakanlık, proje için hazırlanan proje tanıtım dosyasını Ek-4’te yer alan format çerçevesinde 5 iş günü içinde inceler. Formata uygun hazırlanmadığı tespit edilen proje tanıtım dosyası, tamamlanmak üzere iade edilir. Eksiklikleri tamamlanan dosya 15 takvim günü içinde yeniden Bakanlığa sunulur. Sunulmaması durumunda ÇED süreci sonlandırılır. Formata uygun hazırlandığı tespit edilen proje tanıtım dosyasına konu proje ile ilgili ÇED inceleme değerlendirme süreci başlatılır. (3) Formata uygun hazırlandığı tespit edilen ve ÇED inceleme ve değerlendirme süreci başlatılan projelerde; a) Kurum/kuruluş görüşü alınmasına ve toplantı düzenlenmesine gerek duyulmaması, hazırlanan dosyanın yeterli bulunması ve benzeri durumlarda, Bakanlık tarafından 15 iş günü içinde ÇED inceleme ve değerlendirme süreci tamamlanarak karar aşamasına geçilir. b) Bakanlık tarafından gerekli görülmesi halinde, dosyadaki bilgiler dikkate alınarak ilgili kurum/kuruluşlardan yazılı görüş istenebilir veya ilgili kurum/kuruluşlarla toplantı düzenlenebilir. Yazılı görüş istenilmesi halinde görüş talep yazı tarihinden itibaren, toplantı düzenlenmesi halinde ise toplantı tarihinden itibaren 30 takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. Görüş bildirmek için ilave süreye ihtiyaç duyulması halinde talep ilgili komisyon üyesi tarafından yazılı olarak Bakanlığa iletilir. Kurum/kuruluşların ilave süre talepleri Bakanlık tarafından dikkate alınır. c) Bakanlıkça gerekli görülmesi halinde yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesi, araç gereç sağlaması, analiz, deney ve ölçümler yapması veya yaptırması istenebilir. (4) Bakanlıkça; dosyada tespit edilen eksiklikler veya yer alması gereken bilgi/belgeler ile alınmış olan kurum/kuruluş görüşleri, yeterlik verilmiş kurum/kuruluşa yazılı olarak iletilir. Bakanlıkça iletilen görüşler doğrultusunda yeterlik sahibi kurum/kuruluş tarafından hazırlanan proje tanıtım dosyası 6 ay içinde Bakanlığa sunulur. Bu süre içerisinde proje tanıtım dosyası sunulmazsa ÇED süreci sonlandırılır. (5) Eksiklik bildirimi Bakanlık tarafından en çok 3 kez yapılabilir. İade edilen proje tanıtım dosyası süresi içerisinde sunulmaz veya yapılan düzeltme yeterli görülmezse ÇED süreci sonlandırılır. Eksiklik bildirilen proje tanıtım dosyasının tamamlanması için verilen 6 aylık süre yetkili müşavir firmaların kullanacağı toplam süreyi ifade eder. (6) Proje tanıtım dosyasının, belirtilen süre içinde sunulması ve bilgi/belgelerin yeterli bulunması halinde karar aşamasına geçilir." kuralına; 17. maddesinde ise, "Bakanlık inceleme değerlendirme süreci tamamlanarak karar aşamasına geçilen proje hakkında 5 iş günü içinde "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını verir. Verilen karar il müdürlüğüne, görüş alınan kurum/kuruluşlara, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirilir. Bu karar il müdürlüğü tarafından internet sitesinde süresiz ve askıda 30 takvim günü ilan edilerek halka duyurulur. (2) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için 5 yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (3) Yatırıma başlanılmamış olan projeler için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararları, proje sahibinin talebi ve talebin Bakanlık tarafından uygun görülmesi halinde geçersiz sayılır. Bu şekilde geçersiz sayılan kararlar Bakanlık ve il müdürlüğü tarafından internet sayfasında ilan edilir. (4) “ÇED Gereklidir” kararı verilen projeler için ÇED başvuru dosyası hazırlanarak Bakanlığa başvuru yapılması gerekmektedir. Ancak, “ÇED Gereklidir” kararına esas şartların değişmesi halinde, 15 inci madde hükümlerine göre yeniden başvuru yapılabilir." kuralına yer verilmiştir.
Anılan Yönetmelik'e ekli EK-I Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi'nin 6. maddesinde "Fonksiyonel olarak birbirine bağlı çeşitli birimleri kullanarak endüstriyel ölçekte üretim yapan organik ve/veya inorganik kimyasalların üretiminin yapıldığı entegre tesisler (hammadde ve ara ürünlerin tesis içindeki diğer üretim ünitelerine bağlantılı olarak alınıp işlendiği tesisler)" Çevresel Etki Değerlendirmesi raporu hazırlanacak projeler kapsamında belirlenmiş; "Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeler Listesi'nin 2. maddesinin (a) bendinde "a) Kimyasalların üretimi ve/veya ara ürünlerinin işlenmesi için projelendirilen tesisler (Proses kaynaklı atığı ve /veya yan ürünü olmayan sadece karışım yapan tesisler bu kapsamın dışındadır)" ise, incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda çevresel etki değerlendirmesi raporu hazırlanmasının gerektiğine yönelik "ÇED Gereklidir" kararı alınmadığı müddetçe, proje tanıtım dosyası hazırlanacak projeler kapsamında düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kararın; davacılardan Bursa Barosu Başkanlığı yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmı bakımından;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davacılardan Bursa Barosu Başkanlığına ilişkin kısmı yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kararın, davacılardan Gemlik Belediye Başkanlığı yönünden dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmına gelince;
Çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında, "dava konusu işleme esas alınan nihai proje tanıtım dosyasında (PTD) mevcut Fenol Formaldehit Reçine kapasitesinin 12.000 ton/yıl'dan 50.000 ton/yıla çıkarılması planlanmasına rağmen, kurulacak yeni reaktörün kapasitesine ilişkin bilginin bulunmaması; PTD'de, üretim süreci için gerekli olan reaktörlerin ısıtılması ve soğutulması için harcanacak enerji ve kaynağının belirtilmemesi; proje kapsamında yer alan "Mevcutta üretilen reçine üretiminde herhangi bir kapasite artışı yapılmayacağından enerji kullanımında artış yapılmayacaktır" ifadesi ile "...İlave olarak 1 adet reaktör daha eklenerek kapasite 166,67 ton/Gün'e çıkarılarak yıllık 50.000 ton fenol formaldehit reçine üretimi sağlanacaktır" ifadesinin çelişmesi; kapasite artışıyla birlikte ihtiyaç duyulacak ilave suyun nasıl temin edileceği, demineralizasyon ünitesinde oluşan geri yıkama sularının nasıl nötralize edileceği ve Marmara Denizi'ne hangi deşarj standartlarıyla deşarj edileceği konularının sayısal verilerle açıklanmaması; hava emisyonları (özellikle kaçak VOC emisyonları), koku oluşumu, proses kaynaklı atıksu üretimi ve gürültü artışı gibi çevresel etkiler için gerekli ölçüm, modelleme ve teknik analizlerin PTD'de sunulmaması; proje alanının Marmara Denizi kıyısında yer alması ve 1. derece deprem bölgesinde bulunması nedeniyle sıvılaşma ve depremle birlikte su baskını riskinin yüksek olmasına rağmen, PTD'de bu konulara yönelik yeterli çalışmanın bulunmaması ve çelişkili ifadelere yer verilmesi; yeraltı su seviyesinin yüksek olduğu bir alanda kirletici unsurların yeraltı suyuna olası etkilerinden bahsedilmemesi; tesisin hemen bitişiğinde yer alan "mutlak tarım arazileri" ve "dikili tarım arazileri" üzerindeki olası baca gazı ve toz emisyonu etkilerinin değerlendirilmemesi; projedeki kapasite artışının mevcut kapasitenin 4 katından fazla olması, PTD'deki prosese ait bilgilerin yeterli olmaması, eklenecek reaktörle ilgili bilgilerin bulunmaması, bazı bilgilerin çelişkili olması ve kapasite artışının kümülatif etkisinin yeterli değerlendirilmemesi hususları göz önünde bulundurulduğunda, tesisin, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin Ek-1 listesinin 6. maddesine yer alan "organik ve/veya inorganik kimyasalların üretimi"nin yapıldığı entegre tesisler tanımına girmesine karşın, tam bir ÇED süreci yerine "ÇED Gerekli Değildir" kararı alınması nedenleriyle projenin yapılacağı yerin ve etki alanının çevresel özelliklerini ve çevresel etkilerini belirlemede yetersiz olduğu ve olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da azaltılması için alınacak önlemleri yansıtmadığı" gerekçesine yer verilmiş ise de; uyuşmazlık konusu tesiste yapılması planlanan kapasite artışı projesinin, 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'ne ekli EK-I Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi'nin 6. maddesinde "Fonksiyonel olarak birbirine bağlı çeşitli birimleri kullanarak endüstriyel ölçekte üretim yapan organik ve/veya inorganik kimyasalların üretiminin yapıldığı entegre tesisler (hammadde ve ara ürünlerin tesis içindeki diğer üretim ünitelerine bağlantılı olarak alınıp işlendiği tesisler)" kapsamında değerlendirilemeyeceği; söz konusu kapasite artışı projesinin anılan Yönetmelik'e ekli Ek-2 "Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeler Listesi'nin 2. maddesinin (a) bendinde yer alan "a) Kimyasalların üretimi ve/veya ara ürünlerinin işlenmesi için projelendirilen tesisler (Proses kaynaklı atığı ve /veya yan ürünü olmayan sadece karışım yapan tesisler bu kapsamın dışındadır)" düzenlemesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; bu nedenle bilirkişi raporunda yer verilen görüşün aksine projenin ÇED sürecine tabi kılınmasının zorunlu olmadığı, EK-2 listesi bağlamında proje tanıtım dosyası hazırlanmasının yeterli olduğu; öte yandan, projenin yapılacağı taşınmazın sanayi alanında kaldığı ve tesisin kurulu bulunduğu bölgede yoğun bir sanayileşme olduğu, hali hazırda üretimi olan tesiste kapasite artışı yapılarak ilave kimyasal madde üretiminin gerçekleştirilmesinin planlandığı, daha önceki süreçte 2002 ila 2019 yılları arasında bir adet "ÇED kapsam dışı", üç adet "ÇED Gerekli Değildir" ve bir adet "ÇED Olumlu kararı" alınarak projenin önceki etkilerinin değerlendirildiği, işletmede fenol formaldehit reçine üretiminde halihazırda kullanlan 40 ton/gün kapasiteli 2 adet reaktöre ilave olarak 1 adet reaktör daha eklenmesinin planlandığı ve formaldehit üretiminin tesis içerisinde yapılmayacağı, kapasite artışında kullanılan hammadde olan formaldehit üretiminde herhangi bir kapasite artışı yapılmayacağından enerji kullanımında artış olmayacağı ve yapılması planlanan projenin "Kimyasal Madde Üretiminde Kapasite Artışı" projesi olduğu hususu birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi raporunda yer verilen ve yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen hususların, proje tanıtım dosyasını kusurlandıracak bir mahiyet arz etmediği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; proje tanıtım dosyasında yer verilen ve yukarıda belirtilen bilgiler ile projenin konumu ve mahiyeti birlikte değerlendirildiğinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda proje tanıtım dosyasında tespit edilen eksikliklerin, bu haliyle proje tanıtım dosyasını kusurlandırmayacağı sonucuna varıldığından; davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan “Kimyasal Madde Üretiminde Kapasite Artışı (Fenolformaldehit Reçine Üretimi Nihai Kapasite: 50.000 ton/yıl)" projesi ile ilgili olarak muhtemel çevresel etkilere ve olumsuz etkilerin giderilmesi için alınacak önlemlere yer verildiği anlaşılmakta olup, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından; temyize konu İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacılardan Bursa Barosu Başkanlığının temyiz isteminin reddine,
2. Davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
3. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacılardan Bursa Barosu Başkanlığı yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmının oybirliğiyle ONANMASINA; diğer davacı Gemlik Belediye Başkanlığı yönünden dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının ise Üye ... ve Üye ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
4. Aşağıda ayrıntısı gösterilen ...-TL yargılama giderinin davacılardan Gemlik Belediye Başkanlığı, ...-TL yargılama giderinin ise davacılardan Bursa Barosu Başkanlığı üzerinde bırakılmasına,
5. Davalı idarece temyiz aşamasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekalet ücretinin (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davacılardan Gemlik Belediye Başkanlığından alınarak davalı idareye verilmesine,
7. Davacılar yanında müdahil tarafından yapılan ... TL yargılama giderinin davacılar yanında müdahil üzerinde bırakılmasına,
8. Davalı yanında müdahil tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine,
9. Artan posta avansından kalan tutarın istemleri halinde davacılar, davalı, davacılar yanında müdahil ve davalı yanında müdahile iadesine,
10. Kullanılmayan ...-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacılardan Gemlik Belediye Başkanlığına iadesine,
11. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
12. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 21/01/2026 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacılardan Bursa Barosu Başkanlığı, davalı ve davalı yanında müdahil tarafından verilen temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından; davacılardan Bursa Barosu Başkanlığı yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddi ve diğer davacı Gemlik Belediye Başkanlığı yönünden ise dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle; Dairemiz kararının temyize konu kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulmasına ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2(i) maddesi uyarınca davanın reddine ilişkin kısmına katılmıyoruz.