Ziynet alacağı davasında aynen iade talebinin kapsamı, taleple bağlılık ilkesi, bedele hükmedilmesi, tavzih ve temyiz kanun yolu incelemesi.
Özet: Bu davada, davacı kadının ziynet eşyalarının aynen iadesi yönündeki açık talebine rağmen, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin aynen iade mümkün olmadığında bedelin tahsiline de hükmetmesi üzerine, davacı vekili kararın taleple bağlılık ilkesine aykırılık gerekçesiyle tavzihini talep etmiş; ancak Bölge Adliye Mahkemesi, Yargıtayın bozma kararına rağmen tavzih talebini reddederek kararın tavzih yoluyla değiştirilemeyeceği ve ziynet bedeline hükmedilmesi yönündeki kararın temyize tabi olduğunu belirtmiş, bu ret kararı da davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Hukuk Dairesi         2025/10483 E.  ,  2026/7150 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1883 E., 2025/2359 K.
DAVA TÜRÜ : Kişisel Eşya Alacağı
Taraflar arasındaki istinaf incelemesinden geçen davanın bozma sonrası yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından aynen iade ile yetinilmemesi, bedele ilişkin hüküm kurulması yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2.Davacı kadın ... senedinden kaynaklı ziynet alacağına ilişkin olarak açtığı davada, ziynetlerin aynen iadesi, bu mümkün olmadığı takdirde tahsil anındaki fiyatı üzerinden davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında sunduğu ıslah dilekçesiyle de "Davanın açıldığı 2021 yılından itibaren, enflasyon göz önünde bulundurularak altın değerli madeninde artan miktarlar da dikkate alındığında müvekkilin hak kaybına uğramaması amacı ile cins nevi miktar belirterek aynen iadesi olarak karar kurulmasını talep ederiz" şeklindeki beyanı ile ziynet eşyalarına yönelik talebinin açıkça aynen iadeye yönelik olduğunu belirtmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2024 tarihli kararında, davanın kayınbaba ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı erkek eş ... yönünden ise; 24... gram altın (102.400,00 TL) ve 22... gram altın set takımı (39.200,00 TL) olarak toplam 141.600,00 TL değerinde altının davalı eş ... tarafından davacıya aynen iadesine, aynen iadesinin mümkün olmaması halinde alacağın 5.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle toplam bedelin davalı eş ...'dan alınarak kadına verilmesine karar verilmiş; bu karara taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; erkek eşin istinaf taleplerinin reddine; kadın vekilinin istinaf talebinin ise kısmen kabulü ile; 24... gram altın (102.400,00 TL), 22... gram altın set takımı (39.200,00 TL) olmak üzere toplam 141.600,00 TL değerindeki ziynet eşyasının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya aynen iadesine, aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde 2.500,00 TL'sine dava tarihi, kalanına ıslah tarihi olan 16.03.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Kadın vekili tarafından 26.07.2024 tarihli tavzih dilekçesi ile; ıslah dilekçelerinde ziynetler için sadece aynen iade talepleri olduğunu, talep dışına çıkılarak aynen iade olmadığı taktirde ise bedellerine hükmedilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu belirterek, karardaki maddi hatanın düzeltilerek yeniden hüküm kurulması talep edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi 04.09.2024 tarihli ek kararı ile; davacı kadının talebine konu kararın maddi hata olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığını ve fakat kesin karara karşı tavzih yoluyla bir düzeltme yapılamayacağı gerekçesi ile talep konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; davacı vekili tarafından 26.07.2024 tarihli dilekçe ile karar temyiz edilmiş ise de, Bölge Adliye Mahkemesinin 09.10.2024 tarihli ek kararı ile; temyiz kanun yolunun açık olmadığını belirterek davacı kadın vekilinin temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş, karar kadın vekili tarafından hükmün tamamı yönünden temyiz edilmesi üzerine; Dairemiz 12.02.2025 tarihli kararı ile davacı kadının aynen iade talebinin bulunduğu ve kararın Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihindeki kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemeyeceğinden temyiz dilekçesinin kesinlik sebebiyle reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğunu belirterek 09.10.2024 tarihli ek kararın ortadan kaldırılmasına ve davacı kadın vekilinin tavzih talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, "karar verilmesine yer olmadığı" kararı verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi 24.09.2025 tarihli bozma sonrası kararı ile; taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yoluyla sınırlandırılması, genişletilmesi ve değiştirilmesinin de mümkün olmadığı, aynen iadenin mümkün olmaması halinde ziynetlerin dava tarihindeki bedeline hükmedilmesi yönündeki kararın temyize tabi olduğunu belirterek tavzih talebinin reddine karar vermiş, karar kadın vekili tarafından asıl karar ve tavzih kararı temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı kadın 16.03.2023 günlü ıslah dilekçesinde ziynet eşyaları yönünden aynen iadesine karar verilmesini talep ettiği, talepten başka bir şeye karar verilemeyeceği; kaldı ki asıl talebinde aynen iade olmadığı takdirde fiili ödeme günündeki bedelin talep edildiği; dava tarihindeki bedele ilişkin bir talebin olmadığı, fiili ödeme günündeki bedele hükmedilmesinin de mümkün olmadığı, bu talebin İİK md.24 uyarınca infazında infazında değerlendirileceği anlaşılmıştır.
Hal böyle iken davacının sadece aynen iade talebi olmasına rağmen ziynet eşyaları yönünden bedele ilişkin olarak yazılı şekilde hüküm tesisinin yerinde olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın ilgili bent yönünden düzeltilerek onanması gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 24.09.2025 tarihli ek kararının ONANMASINA,
2.Davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile 21.06.2024 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararının (B) maddesinin (3) nolu fıkrasının tamamen kaldırılarak (3) nolu fıkra yerine "... altınları yönünden davalılar aleyhine açılan davanın kabulü ile, 24... gram altın ve 22... gram altın set takımının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya aynen iadesine" ibaresinin eklenmesi sureti ile Bölge Adliye Mahkemesinin 21.06.2024 tarihli asıl kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.