Hırsızlık suçlamasıyla açılan davada sanık müdafiinin temyiz itirazları reddedilerek istinaf kararının Yargıtayca onanması.
Özet: Yüksek Mahkeme, hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı aleyhine yapılan temyiz incelemesinde, sanık müdafiinin zorla alınan ifadeler, müdafii olmaksızın yürütülen işlemler, çalınan eşyanın niteliği ve tanık beyanlarındaki husumet iddialarına dayanan temyiz nedenlerini yerinde görmeyerek, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığına hükmedip, temyiz istemini esastan reddederek mahkumiyet hükmünü onamıştır.
2. Ceza Dairesi         2024/2175 E.  ,  2026/8247 K.
"İçtihat Metni"

D U R U Ş M A T A L E P L İ

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/3343 E., 2023/2145 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanzim edilen olay, yakalama-muhafaza altına alma ve savcı görüşme tutanağında müvekkilinin bir takım ikrarlarda bulunduğundan bahsedildiğine, kolluk kuvvetleri tarafından 14.03.2020 tarihinde gece saatlerinde imza altına alınan tutanağın müvekkiline zorla imzalattırıldığına, söz konusu tutanak imzalattırılırken müdafii çağrılmadığına, müdafii olmaksızın alınan ifadelerin kovuşturma sırasında hakim önünde reddedildiği takdirde hükme esas alınamayacağına, suça konu kolyeyle ilgili sahtelik iddiaları olduğuna, kolye üzerinde sahtelik incelemesi yapıldığına, gelen raporda müştekinin iddia ettiği kadar değeri olmayan bijuteri ürün olduğunun ortaya konulduğuna, müvekkiline karşı davaları olan ve husumetli olarak iş bu dosya ve başka dosya müştekilerinin beyanlarına göre hareket ederek müvekkili hakkında cezalandırma yapıldığına, müştekinin kaybolduğunu iddia ettiği eşyaları teslim aldığına, bu sebepten ötürü müvekkiline bir ceza verilecekse cezada indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine, dosyada müvekkilinin hırsızlık yaptığına dair herhangi bir delil ve objektif tanık bulunmadığına" ilişkin olduğu belirlenerek ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan cezanın süresine göre 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereği reddine karar verilerek
yapılan incelemede;
Sanığın eyleminin, TCK'nın 142/2-h maddesi kapsamında olduğunun gözetilmemesi eleştiri konusu yapılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 29. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.