Yargıtayın, terör soruşturması sonrası hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen akademisyenin haksız gözaltı ve adli kontrol tedbirleri nedeniyle açtığı yetersiz maddi manevi tazminat davasında eksik evrak incelemesi ve temyiz denetimi.
Özet: Bir ceza dairesi, hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı sonrası haksız yakalama, gözaltı ve adli kontrol tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunan davacının başvurusunu değerlendirmiştir; ilk derece mahkemesince kısmen kabul edilen ve bölge adliye mahkemesince vekalet ücreti düzeltilerek onanan bu karara ilişkin davacı ve davalının temyiz itirazlarını inceleyen daire, özellikle davacının gözaltı süresinin hesaplanmasında gözaltı çıkış evraklarının dosyada bulunmaması nedeniyle eksik inceleme yapıldığına ve bu eksiklik giderilmeden tazminat miktarının belirlenmesinin hatalı olduğuna hükmetmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/814 E., 2022/3289 K.DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminatDAVA TARİHİ : 30.11.2020HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizleri üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiş olup, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız yakalama, gözaltı, adli kontrol, el koyma ve soruşturma nedeniyle 347.955,00 TL maddi tazminat ve 500.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 5.115,99 TL maddi tazminatın ve 8.000,00 TL manevi tazminatın 02.11.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine yapılan incelemede; hükümdeki vekalet ücretinin 3.400,00 TL olarak değiştirilmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davacının maddi ve manevi tazminata esas dilekçede etraflıca anlatılan birden fazla husustaki taleplerinin haksız surette red olunduğuna, karara dayanak yapılan bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmadığına, davacının haksız koruma tedbirleri nedeniyle kendisinin ve ailesinin ağır surette mağduriyetine neden olunduğuna, takdir olunan tazminat miktarının kırılan onur ve şerefini telafi etmekten çok uzak olduğuna, CMK md. 141/1-a ve CMK 141/1-e, CMK 141/1-b, kapsamındaki tazminat taleplerinin değerlendirilmediğine, davacının uluslararası çalışmaları olan saygın bir akademisyen olup hâlen bu kapsamda yurtiçinde ve yurtdışında birçok akademik faaliyet yürüttüğüne, yurt dışında bulunan birçok akademik çalışmaya dahil olmaktan mahrum kaldığına, davacıdan kaynaklanmayan sebeplerle yargılamanın 4 yılı aşkın süre boyunca devam etmesi nedeniyle mağdur olduğuna, hükmedilen manevi tazminat miktarının İHAS madde 5 ve Anayasa madde 19'da belirtilen tazminat hakkının özüne zarar verecek şekilde düşük olduğuna, hükmedilen vekalet ücretinin düşük olduğuna ilişkindir.Davalı vekilinin temyiz sebepleri; tazminat davasının reddolunması gerektiğine, yasal koşullarının oluşmadığına, hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.III. DAVANIN KONUSUİlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/130061 sayılı soruşturma dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 02.11.2016 tarihinde gözaltına alındığı ve 15.11.2016 tarihinde adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı, 02.11.2016-15.11.2016 tarihleri arasında 13 gün gözaltında kaldığı, 15.11.2016-04.09.2020 tarihleri yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandığı, yapılan soruşturma sonunda hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu kararın 04.09.2020 tarihinde verildiği, kesinleşmiş kararın davacıya tebliğ edilmediği, gözaltı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı tarafından aynı konuda açılan davanın bulunmadığı ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından vekalet ücretinin değiştirilmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.IV. GEREKÇE VE KARARYapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;1-Davacı hakkındaki gözaltı giriş evrakınının dosyada olduğu ancak gözaltı çıkış evraklarının olmadığı anlaşılmakla, ilgili evrakların Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde onaylı birer sureti ilgili ceza mahkemesinden temin edilip dosya içine alınarak bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmeksizin, davacının 02.11.2016-15.11.2016 tarihleri arasında gözaltında kaldığının kabulü ile tazminat miktarının belirlenmesi,2-Tazminat talebinin dayanağı olan soruşturma sırasında davacının baro tarafından atanan bir müdafii ile mi yoksa iradi bir vekil ile mi temsil edildiği araştırılarak, davacının iradi bir vekil ile temsil edildiğinin tespit edilmesi halinde davacı lehine kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen 1.030,00 TL maktu vekalet ücretinin kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tarihinden işleyecek yasal faizi ile maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,3-Davacının SGK Hizmet Döküm Belgesine göre gözaltında kaldığı döneme ilişkin tüm primlerinin ödendiği anlaşılmakla; davacının gözaltındayken çalıştığı iş yerinden, tutuklu kaldığı süreler içerisindeki maaşının kısmen veya tamamen ödenip ödenmediği araştırılıp, kesinti yapılmamış olması veya maaşının ödenmiş olması halinde herhangi bir gelir kaybının bulunmadığı dikkate alınarak bu yöndeki talebin reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde maddi tazminata karar verilmesi, 4-Davacı dava dilekçesiyle haksız olarak dijital materyallerine el konulduğunu ve bu nedenle zarara uğradığını iddia ettiğinden, söz konusu kararın getirtilerek, 5271 sayılı Kanunun 127 ve devamı maddelerine göre verilmiş bir el koyma kararı olup olmadığı tespit edilip, 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendindeki şartların oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre maddi tazminat talebi hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile davacının bu yöndeki talebi hiç karşılanmadan yazılı şekilde karar verilmesi, Kabule göre de;15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alındığında, mahkemece hükmedilen tazminat miktarına göre karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.967,39 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 3.400,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi,Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davalı vekili ve davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2026 tarihinde karar verildi.