Muris muvazaası davasında bölge adliye mahkemesinin kesinlik sınırı nedeniyle temyiz dilekçesi reddi kararı, dava tarihindeki değerin sınırı aşması sebebiyle Yargıtay tarafından kaldırılmıştır.
Özet: Üst mahkeme, tereke temsilcisinin miktar nedeniyle kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine ilişkin itirazını değerlendirerek, muris muvazaasına dayalı davada belirlenen dava değerinin kesinlik sınırını aştığını ve bölge adliye mahkemesinin bu ret kararının hatalı olduğunu tespit etmiştir; ayrıca, bölge adliye mahkemesinin asıl kararının taraflara usulüne uygun tebliğ edilmediğini ve yasal temyiz süresinin henüz başlamadığını belirterek, dosyanın eksik işlemlerin tamamlanması ve yasal sürenin beklenilmesi amacıyla kararı veren bölge adliye mahkemesine geri gönderilmesine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/400 E., 2025/428 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: Erdemli 6. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/94 E., 2022/138 K.2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40. ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18. maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Bölge Adliye Mahkemesi kararının tereke temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 26.09.2025 tarihli ek kararla, kararın miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı tereke temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:Bilindiği üzere; miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Diğer taraftan; 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.Somut olayda; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı terekeye iade istekli olarak açılan davada, davalı adına kayıtlı iptali talep edilen payların dava tarihi itibariyle keşfen saptanan değeri 5.088.000 TL olup belirlenen değerin dava tarihi 2018 yılı itibariyle kesinlik sınırı olan 47.53 TL'nin üzerinde olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin değerden reddine ilişkin 26.09.2025 tarihli ek kararının ortadan kaldırılması gerekmektedir.Bölge Adliye Mahkemesince esas hakkında verilen kararın temyiz incelemesi yönünden 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40. ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18. maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede ise;Bölge Adliye Mahkemesinin 19.03.2025 tarihli kararının davacı ... ve davalı ...’ya tebliğ edilmediği anlaşılmakla, usulüne uygun tebliğ ile yasal temyiz süresinin beklenilmesi suretiyle usuli işlemler tamamlandıktan sonra dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Daireye gönderilmesi gerekir. - K A R A R -Açıklanan sebeplerle;1.Tereke temsilcisinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin 26.09.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde tereke temsilcisine iadesine, 2. Belirtilen işlemlerin yerine getirilmesi için dosyanın kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi