Suça sürüklenen çocuğun hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı açıklanmasında, TCK 31/2 ve yeni Kanun gereği kanun yolu incelemesinin istinaf merciince yapılması gerektiği.
Özet: Adalet Bakanlığının talebi üzerine hazırlanan kanun yararına bozma isteminde, suç tarihi itibarıyla 12-15 yaş grubunda olup adli tıp raporuyla fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına rağmen davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterince gelişmediği tespit edilen suça sürüklenen çocuk hakkında, aslında cezaya hükmedilmemesi ve çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanması gerekirken verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresinde kasten suç işlemesi nedeniyle açıklanması üzerine yapılan itirazın, 01.06.2024 tarihinden önceki HAGB kararlarının açıklanması halinde istinaf kanun yolunun uygulanması gerekirken Ağır Ceza Mahkemesi tarafından itiraz merciince reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek yargılamanın yeniden yapılması talep edilmektedir.

K A N U N Y A R A R I N A
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/1163 D. İşYOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulmasıI. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2026 tarihli ve KYB-2026/46371 sayılı kanun yararına bozma isteminin;"Dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun kayden 03.02.2007 doğumlu olup, suç tarihinin ise 20.08.2019 olduğu ve suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubu aralığında olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında Adalet Bakanlığı ... Adli Tıp şube Müdürlüğünce düzenlenen 25.10.2019 tarihli ve 2019/520 sayılı raporda suça sürüklenen çocuğa atılı suç yönünden "fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabildiği ancak bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediği" belirtildiği, bu nedenle suça sürüklenen çocuğa atılı suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31/2 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin anlaşılması nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/3-a maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına ve çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇESuça sürüklenen çocuk ... hakkında, Kırşehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.10.2020 tarihli ve 2019/477 Esas, 2020/567 Karar sayılı kararıyla, hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 31/3, 32/2, 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın 18.12.2020 tarihinde kesinleştiği, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde 24.06.2022 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, Kırşehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2024 tarihli ve 2024/43 Esas, 2024/756 Karar sayılı kararıyla, hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 31/3, 32/2, 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve itiraz kanun yoluna başvurulabileceği belirtilerek verilmiş olan bu karara karşı suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından yapılan itirazın, Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 15.11.2024 tarihli ve 2024/1163 Değişik İş sayılı kararı ile reddine karar verildiği anlaşılmış ise de;01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanunla 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesinde yapılan değişiklik ile "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir." şeklinde düzenleme yapılarak ilk derece Mahkemelerince 01.06.2024 tarihinde ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, açıklanması durumunda kanun yolu denetimi bakımından itiraz yoluna tabi tutulduğu, ancak 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle 5271 sayılı Kanuna eklenen geçici 6. maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinde "1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla ilgili olarak 231 inci maddenin onbirinci fıkrası gereğince hükmün açıklanması veya yeniden kurulması hâlinde, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikten önceki kanun yoluna ilişkin hükümler uygulanır." şeklinde yer alan hüküm gereği, 01.06.2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla ilgili olarak 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanması durumunda ise bu kararların anılan değişiklikten önceki kanun yoluna (inceleme konusu dosyada istinafa) tabi olacağı ve aynı Kanun’un 264/1. maddesinde yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin istinaf merciince yapılması gerektiği; buna göre incelemeye konu dosyada 23.10.2020 tarihinde verilip 18.12.2020 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi gereğince açıklanmış olduğu dikkate alınarak itiraz merciince, itiraz edilen bu hükme yönelik olarak istinaf incelemesinin yapılması amacıyla dosyanın, ilgili Bölge Adliye Mahkemesine sunulmak üzere mahkemesine gönderilmesi için incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinin, hukuka aykırı olduğu belirlenmiştir.III. KARARGerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.