Danıştayın, Antalya Alanyada akaryakıt yanaşma dolfeni kapasite artışı projesine ilişkin ÇED Olumlu kararının, çevresel ve trafik etkisi değerlendirme yetersizlikleri nedeniyle iptaline dair kararı.
Özet: Antalyada bir akaryakıt dağıtım şirketinin yanaşma dolfeni tesisi kapasite artışı projesi için verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı, ilk derece mahkemesince projenin ekosistem, trafik yükü ve nadir türler üzerindeki etkilerinin yetersiz değerlendirilmesi, bilimsel analiz eksikliği, dolaylı etkilerin göz ardı edilmesi ve ağır taşıt trafiğine getireceği ek yük için yeterli önlemlerin belirtilmemesi gerekçeleriyle hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/5269Karar No : 2026/239 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... BakanlığıVEKİLİ : Av. ... 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Akaryakıt Dağıtım Anonim ŞirketiVEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACILAR) :1- ...2- ......34- ...35- ...VEKİLLERİ : Av. ...MÜDAHİLLER (DAVACILAR YANINDA) : 1- ... Odası Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 3- ... Derneği İktisadi İşletmesi VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Antalya ili, Alanya ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde ... Akaryakıt Dağıtım A.Ş. tarafından yapılması planlanan Yanaşma Dolfeni Tesisi Kapasite Artışı Projesi ile ilgili olarak davalı idarece "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı verilmesine ilişkin ... tarihli, ... sayılı kararın iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; müdahil şirket tarafından Antalya ili, Alanya ilçesi, ... mevkinde halihazırda işletilmekte olan akaryakıt dolum- depolama ve iletim tesisine ait Alanya- Gazipaşa ilçeleri arasında bulunan Yeşilöz mevkiinde, deniz içerisinde 900 m açıkta gemi yanaşma dolfeni tesisi kurulduğu, tesisisin depolama kapasitesinin 66.676 m³ akaryakıt, 34.969 m³ LPG şeklinde olduğu, gemi yanaşma kapasitesinin ise 60.000 DWT olduğu, işletilen Akaryakıt ve LPG Dolum - Depolama Tesisine akaryakıt mevcut dolfen yapısı, deniz ve kara iletim hattı aracılığı ile sağlandığı, dava konusu “Yanaşma Dolfeni Tesisi Kapasite Artışı Projesi” ile 160.000 DWT kapasiteli Gemi Yanaşma Dolfeni yapımının amaçlandığı, proje değerinin ÇED Yönetmeliğinde belirtilen eşik değerin üzerinde olduğundan ÇED süreci işletilerek “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı verildiği, planlanan projeye göre yapılması planlanan tesisin 160.000 DWT kapasiteli Gemi Yanaşma Dolfeni olduğu, proje kapsamında dolfen alanının büyütülmesinin planlandığı, kapasite artışı sonrası Yanaşma Dolfeni toplam 324,4 metre uzunluğa ulaşarak 160.000 DWT kapasiteli gemilerin yanaşabileceği bir tesis olacağı anlaşılmakla birlikte; dava konusu projenin; floristik ve faunistik değerlendirmesi ile trafik yüküne olan etkisi değerlendirildiğinde; proje faaliyetinin ekosistem ve türlerine yönelik etki değerlendirmesi ve önlemler bakımından yetersiz olduğu, ÇED raporunun yeterli uzman personelin bilgi ve katkısı ile hazırlandığı ancak Nisan ayında birkaç günlük saha çalışması ve çoğunlukla kaynak taramasına dayandırılarak raporun hazırlandığı, bu boyuttaki projeler için saha çalışmalarının mevsimsellik bağlamında yıl boyu yapılması gerektiği, hem saha verisi kalitesi, hem etki analizi derinliği, hem de koruma öncelikli türlere yaklaşımı açısından yetersiz olduğu ve yeterli bilimsel değerlendirme sunmadığı, nadir, endemik ya da korunma öncelikli türlere yönelik herhangi bir özel değerlendirme yapılmadığı, ''kara alanında inşaat yapılmayacaktır” ifadesiyle etkilerin olmayacağı yönünde genel geçer bir kanaat bildirilmesine karşın toz emisyonu, şantiye faaliyetleri, ışık kirliliği, yüzey suyu değişimi, habitat parçalanması gibi dolaylı etkilerin tartışılmadığı, proje öncesi ve sonrası karşılaştırmalarla risk senaryoları geliştirilmediği, tesisin karayolu bağlantısı olan D400 karayolunun belli kesitlerinde mevcut durumda yıllık ortalama günlük trafik (YOGT) sayımları, ağır taşıt trafiğinin yüksek oranlarda olduğu, mevcut dolfen yapısının daha büyük gemileri kabul edecek şekilde genişletilmesiyle birlikte, bölgedeki karayoluna önemli ek yükler getireceği, mevcut dolfen kapasitesinin 40.000 DWT'den 160.000 DWT'ye çıkarılması, 300-350 metre uzunluğundaki gemilerin yanaşabilmesi anlamına geleceğinden bu değişikliğin yükleme ve boşaltma işlemlerinin yoğunluğunu artırarak, proje bölgesine ulaşan ağır taşıt trafiğini artıracağı ve mevcut haliyle ağır taşıt trafiğinin %7 ila %10 civarlarında ölçüldüğü ve halihazır ölçülen yoğunluğun dikkate alınması gereken yüksek bir değer olduğu, mevcut proje ile daha büyük ve daha ağır taşıtların karayolunda yer almasını gerektireceği, mevcut trafik düzenlemelerinin bu artışı karşılamakta yetersiz kalacağından özel trafik düzenlemeleri yapılması, taşımacılıkla ilgili taşıtların hızlarının sınırlanması ve yol güzergahlarının optimize edilmesi gibi önlemlerin eksik olduğu, tüm bu hususların bir arada değerlendirilmesinden dava konusu 160.000 DWT gemi yanaşma dolfeni kapasite artışı projesi kapsamında eksik araştırma ve incelemeye dayalı davalı idarece verilen ÇED olumlu kararında hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, aynı projeye ilişkin olarak verilen ÇED olumlu kararının ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla iptal edilip Danıştay Altıncı Dairesinin 16/06/2021 tarih ve E:2021/1991, K:2021/8426 sayılı kararıyla onanması üzerine, Bakanlığın 2009/7 sayılı Genelgesi doğrultusunda iptal kararında belirtilen gerekçeler dikkate alınarak eksik ve yetersiz görülen bölümler yeniden düzenlenerek revize edilen ÇED raporunun Bakanlığa sunulması üzerine mevzuata uygun olarak yürütülen süreç sonunda dava konusu işlemin tesis edildiği, söz konusu projede sadece deniz içinde bulunan dolfene ilaveler yapılacağı, kara tarafında ise herhangi bir inşaat ve ilave yapılmayacağının faaliyet sahibince taahhüt edildiği, dava konusu işlem öncesinde ilgili kurumlardan görüş alındığı, halkın katılımı toplantısı yapıldığı, işlemi sakatlayan herhangi bir olumsuz görüş bulunmadığı, faaliyet sırasında ilgili kurumlardan izin alınacağı sabit olduğundan bölgenin turizm potansiyelinin de bu aşamada değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek hukuka uygun olarak tesis edilen dava konusu işlem nedeniyle davanın reddi gerekirken aksi yönde verilen temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare yanında müdahil tarafından, temyize konu kararın dayanağı olan bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucunda hatalı değerlendirmeler içerdiği, söz konusu raporda flora, fauna ve karayolu trafiği açısında yapılan değerlendirmelerin hiçbir bilimsel veriye dayanmadığı, flora fauna ve su kaynakları dair ÇED raporuna ekli farklı mevsimlerde farklı araştırmacılar tarafından tespit edilen verilere dayanılarak hazırlanan ekosistem değerlendirme raporları, ilerleme raporları ve diğer çalışmaların bulunduğu, kara yolu trafiğine dair güvenlik ve risk analiz raporu hazırlandığı, deniz yapılarına dair lisanslı firmalardan kontrol gözetim raporu alındığı halde bilirkişi heyetince bu raporlar dikkate alınmayarak ÇED dosyasının tamamı bir bütün olarak ele alınmadan ortak bir görüş tesis edilmeden hatalı ve bilimsellikten uzak değerlendirmeler yapıldığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabülü ile dava konusu işlemin 2009/7 sayılı Genelge kapsamında değerlendirilmesi suretiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE :MADDİ OLAY : Antalya İli, Alanya İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde ... Akaryakıt Dağıtım A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Yanaşma Dolfeni Tesisi Kapasite Artışı Projesi" ile ilgili olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca verilen, ... tarihli, ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının verildiği, buna karşı açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla iptal edildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 16/06/2021 tarih ve E:2021/1991, K:2021/8426 sayılı kararıyla anılan karara gerekçe eklenmek suretiyle onandığı, daha sonra aynı projeye ilişkin olarak yeniden ÇED raporu hazırlanıp idareye sunulduğu, bunun üzerine davalı idare tarafından tesis edilen 25/02/2025 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT:2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4/1. maddesinin (e) bendinde;"Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları", Aynı maddenin (i) bendinde de "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını, ... ifade eder." tanımına yer verilmiştir. Anılan Yönetmeliğin 6. maddesinde; " (1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." düzenlemesine, 7. maddesinde de; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Öte yandan, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin; Ek-1'de yer alan Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi'nin 10-b sırasında belirtilen dolfenler için ÇED sürecinin işletilmesi zorunlu kılınmış, Ek-III'de ise; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatı düzenlenerek ÇED raporunda yer alacak "Projenin tanımı ve özellikleri; Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Halkın Katılımı; Notlar ve Kaynaklar; Ekler"e ilişkin bölümlerde bulunması gereken hususlara yer verilmiştir. (Mülga) Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan, ÇED Yönetmeliği Uygulamaları konulu, 13/02/2009 tarihli, 2009/7 sayılı Genelgede; "...Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararları hakkındaki yürütmenin durdurulması/iptal kararları, hakkında ÇED Olumlu Kararı verilen ÇED Raporunun bir ya da birkaç bölümüne ilişkin ise ve yürütmenin durdurulması/iptal kararı, ÇED Raporunun diğer bölümlerini olumsuz yönde etkilemiyor, yani Kararın tümünün yeniden ele alınıp değerlendirilmesini gerektirmiyorsa, ÇED Raporunun hazırlanmasına ilişkin tüm sürecin en baştan tekrarlanmasına gerek bulunmamaktadır. Böyle bir durumda uygulamanın 'yürütmenin durdurulması/iptal kararının gerekçesi dikkate alınarak, sadece eksik veya yetersiz görülen kısımların yeniden düzenlenerek hazırlandığı ÇED Raporunun Bakanlığa sunulmasını müteakip, Bakanlıkça bir toplantı tarihi belirlenerek, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tekrar toplanır ve komisyonca değerlendirilir. Yapılan düzenlemelerin yeterli görülmesi halinde ÇED Raporu Komisyonca nihai edilir. Komisyonun değerlendirmeleri, üyeler tarafından imzalanarak tutanak altına alınır. Bakanlık, proje ile ilgili olarak ÇED Olumlu ya da ÇED Olumsuz Kararını verir. Bu kararı, proje sahibi ile ilgili kurum ve kuruluşlara yazılı olarak bildirir. Valilik, alınan kararın içeriğini, karara esas gerekçelerini uygun araçlarla halka duyurur.' şeklinde yapılması" düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; dava konusu işlemde belirtilen proje ile ilgili olarak davalı idare tarafından tesis edilen 15/11/2019 tarihli ilk ÇED olumlu kararının "eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak verildiği" gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K:... sayılı kararıyla iptal edildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin 16/06/2021 tarih ve E:2021/1991, K:2021/8426 sayılı kararıyla; "dava konusu proje kapsamında her ne kadar yeni boru hattı ve depolama tesisi inşa edilmesi öngörülmeyip, halihazırda kullanılmakta olan boru hatları ve depolama tesislerinin kullanılacağı belirtilmekte ise de; söz konusu boru hatları ve depolama tesislerinin sızdırmazlığının sağlanabilmesi için kullanılan malzemelerin uygunluğu ve kullanılabilecek mühendislik teknikleri açısından, ÇED Raporu kapsamında gerekli önlemlere yer verilmesi gerektiğine" dair gerekçenin eklenmek suretiyle onanmasının ardından anılan kararlardaki gerekçeler dikkate alınarak revize edildiği ileri sürülen ÇED raporunun e-ÇED sistemi üzerinden 25/08/2023 tarihinde idareye sunulduğu, ÇED sürecinin başlatılmasının, davalı idarenin 2009/7 sayılı Genelgesi kapsamında uygun görüldüğü ve inceleme ve değerlendirme süreci sonunda söz konusu projeye ilişkin olarak dava konusu 25/02/2025 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının verildiği, bunun üzerine bakılan davanın açıldığı, Mahkemece, 20/06/2025 tarihinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan, Flora uzmanı, Fauna uzmanı/Biyolog, Hidrobiyoloji uzmanı/Ekolog, Deniz yolu ulaşımı uzmanı, Kara yolu ulaşımı uzmanı, Çevre Mühendisi ve Hidrojeoloji/Jeoloji mühendisinden oluşan, 07/08/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "projenin faaliyete geçmesi halinde karayolu taşımacılığında ağır tonajlı araçların artacağından bahisle güvenli bir trafik akışı için altyapı düzenlemelerinin yapılması gerektiği, flora ve fauna yönünden eksik değerlendirmeler içerdiğinden ÇED olumlu kararının uygun olmadığı, bu alanlar dışında yer alan Hidrobiyoloji/Ekolog, Deniz yolu taşımacılığı, çevre mühendisliği, hidrojeoloji/jeoloji mühendisliği yönünden yapılan tespitler sonucunda ise ÇED Olumlu kararının uygun olduğu yönünde görüş bildirilmesi üzerine, bu raporun olumsuz değerlendirmeleri içeren kısımları hükme esas alınarak İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.Bilirkişi Raporunun İncelenmesi ve Tespitlerin Değerlendirilmesi; Temyize konu hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dava konusu işlemde belirtilen ÇED raporunun değerlendirilmesi sonucunda, Çevre Mühendisliği, Hidrojeoloji ve Su Kaynakları, Tehlikeli Yüklerin (deniz yolu) Taşınımı ve Ekolog/Hidrobiyoloji yönlerinden herhangi bir olumsuzluk içermediği belirtilmiş olup, ancak aynı raporda; aşağı da belirtilen yönlerden ise ÇED raporunun olumsuz olduğu tespit edildiğinden Dairemizce bu kısımların ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi gerekmiştir. Buna göre;Karayolu Trafiği-Trafik Etki Analizleri yönünden yapılan incelemede; Dava konusu işlemde belirtilen projenin faaliyete geçmesi halinde bölgedeki karayolu güvenliği üzerinde önemli etkiler yaratabileceği, proje kapsamında planlanan kapasite artışı sonrasında, deniz yoluyla akaryakıt taşıyan gemilerin büyüklüğünün artması, gemilerin yanaşma, boşaltma ve kalkış süreçlerinde daha büyük ve daha ağır taşıtların karayolunda yer almasını gerektireceği, bu artışın, özellikle taşıtların manevra yapma alanlarının daralmasına neden olabileceği ve daha fazla taşıtın aynı zaman diliminde bölgedeki yolları kullanmasına yol açabileceği, bu durumun da yol güvenliğini tehdit eden, trafik kazaları ve diğer güvenlik sorunları riskini artıracağı tespitleri sonrasında proje hayata geçirilmeden güvenli trafik akışı için gerekli olan alt yapı düzenlemeleri yapılması gerektiği belirtilmişse de; yapılan incelemede, nihai ÇED raporunda projenin kara tarafında herhangi bir kapasite artışının yapılmayacağı, faaliyette olan ve deniz içerisinde yer alan yanaşma dolfeninin kapasite artışına gidileceğinin taahhüt edildiği, söz konusu bilirkişi raporunda da kara yolu trafiğinin güvenli akışı için tedbirler alınması gerektiği belirtilmiş ancak bu tedbirlerin kimler tarafından (idareler ya da proje sahibi) alınması gerektiğinin belirtilmediği, gibi dava konusu işlemin ve dayanağı raporun uygun olup olmadığı yönünde de bir değerlendirme yapılmayarak bu kısmın eksik bırakıldığı, nihai ÇED raporunun ekinde "Karayolu Trafik ve Güvenliği Risk Analiz Raporu"nun bulunduğu, bu raporda; gemilerle gelen yükün karayolu ile taşınması için Karayolları Genel Müdürlüğü 13. Bölge Müdürlüğü sınırları içinde bulunan D 400 karayolunun kullanımı sırasında oluşması muhtemel trafik nedeniyle yol güvenliğinin durumu, ölçümü ve meydana gelecek risk konusunun değerlendirildiği anlaşılmaktadır.Bu itibarla, proje sahibinin kara tarafında bulunan depolarda kapasite artışı yapılmayacağının taahhüt edildiği dikkate alındığında, bu depolarda ürün eksildikçe yanaşma dolfenine gelen gemilerle eksilen ürün yerine konulmak amacıyla ürün geleceği, bu ürünün ise (30-40 bin DWT'lik) daha küçük birden çok gemiyle gelmesi yerine (160 bin DWT'lik) daha büyük yalnızca bir gemiyle gelmesi arasında karayolu trafiğinin artması/azalması yönünden bir etkisinin de olmayacağı sonucuna varılmış olup, kara yolu trafik güvenliğinin dava konusu işlemde belirtilen projeden dolayı olumsuz etkilendiğine ilişkin herhangi bir somut tespitin de bulunmadığı anlaşıldığından bilirkişi kanaatine itibar edilmemiştir.Flora yönünden;Bilirkişi heyeti tarafından; 2024 tarihli ÇED Raporu’nun flora ve ekosistem bileşenlerine ilişkin değerlendirmesi, hem ana rapor hem de ek floristik liste birlikte ele alındığında, raporda kullanılan literatür kaynakları ve EUNIS habitat kodlaması gibi unsurlar yönünden bazı olumlu yönler barındırmakla birlikte ciddi bilimsel ve metodolojik yetersizlikler içerdiği, ÇED raporunun saha tanımlarının oldukça yüzeysel düzeyde kaldığı, proje alanının ekolojik ve topografik yapısının detaylandırılmadığı, örnekleme noktalarının konumları, alan büyüklükleri, habitat tipleriyle ilişkileri ya da arazi üzerindeki temsil gücünün açıklanmadığı, örnekleme yöntemine ilişkin herhangi bir bilimsel metot (örneğin transekt, kuadrat, sistematik ya da rastgele örnekleme) belirtilmediği, bu durumun, elde edilen floristik verilerin geçerliliğini ve güvenilirliğini ciddi biçimde zayıflattığı, örnekleme dönemi olarak yalnızca ilkbaharın tercih edilmiş olmasının, yaz ve sonbaharda çiçeklenen çok sayıda Akdeniz florasına özgü türün göz ardı edilmiş olabileceği ihtimalini doğurduğu, özellikle geç çiçeklenen endemik ya da habitat uzmanı türlerin tespiti açısından eksik bir örnekleme dönemiyle karşı karşıya kalındığı, sunulan tür listesi genel olarak kapsamlı görünmekle birlikte, bu türlerin proje alanı içindeki dağılımları, popülasyon yoğunlukları, habitat tercihlerine dair bilgi içermediği, ayrıca listede yer alan nadir, endemik ya da korunma öncelikli türlere yönelik herhangi bir özel değerlendirme yapılmadığı, proje faaliyetlerinin flora üzerindeki etkilerine ilişkin analizlerin ise oldukça yüzeysel kaldığı, özellikle “kara alanında inşaat yapılmayacaktır” ifadesiyle etkilerin olmayacağı yönünde genel geçer bir kanaat bildirilip, ancak toz emisyonu, şantiye faaliyetleri, ışık kirliliği, yüzey suyu değişimi, habitat parçalanması gibi dolaylı etkilerin tartışılmadığı, herhangi bir kümülatif etki analizi yapılmadığı, proje öncesi ve sonrası karşılaştırmalarla risk senaryoları geliştirilmediği, ÇED raporunda belirtilen önlemlerin ise oldukça genelleyici ve uygulamaya dönük olmayan ifadelerle sınırlı kaldığı, örneğin flora türlerinin zarar görmeyeceği varsayımı üzerinden hareket edildiği; bu varsayımın ise herhangi bir bilimsel gerekçeye ya da sahaya özgü analizlere dayandırılmadığı, sadece “zarar verilmeyecektir” ifadesiyle doğanın korunacağına yönelik soyut bir güvence verildiği, ancak somut önleyici tedbirlerin ne olduğu, nasıl uygulanacağı ve izleme süreçlerinin nasıl yürütüleceğinin açıklanmadığı, tüm bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde, 2024 tarihli ÇED Raporu’nun flora bölümü, görünüşte kapsamlı bir listeleme sunmakla birlikte, bilimsel yöntemlerin eksik kullanımı, tür ve habitat analizlerinin yetersizliği, etkilerin yüzeysel değerlendirilmesi ve koruma önlemlerinin somut temellere dayanmaması nedeniyle hem ÇED Yönetmeliği'nin öngördüğü standartlara hem de ekolojik değerlendirmenin temel ilkelerine yeterince uygun olmadığı, 2024 tarihli ÇED raporu, proje alanının flora ve habitat özelliklerini değerlendirme çabası göstermişse de, hem örnekleme yöntemi hem de etki analizi bakımından bilimsel anlamda yetersiz kaldığı, bu bağlamda, ÇED raporunun mevcut haliyle flora açısından yeterli bilimsel değerlendirme sunmadığı, Yönetmelik gereklerini karşılamadığı ve özellikle hassas habitatlar ve türler için risk analizi üretmediği kanaatine varılmış ise de; dava konusu işlemde belirtilen projenin karasal etkileri nedeniyle özellikle bitki örtüsü üzerinde oluşması muhtemel etkiler değerlendirilirken; ÇED raporunda kara tarafında herhangi bir inşaat veya çalışma yapılmayacak olmasının belirtilmesine rağmen özellikle bölgede bulunan dere ağzında bitki örtüsünün sağlıklı, dere ağzından itibaren bitki örtüsünün zayıflamasının nedeninin proje faaliyetlerine bağlanmasının sağlam bir temele dayanmadığı, bu alanların plaj, tarım, mermercilik gibi faaliyetler nedeniyle de kullanılıyor olmasının değerlendirme sırasında dikkate alınmadığının görüldüğü, yaklaşık 3 km2'lik saha içinde 380 çeşit bitkinin bulunduğu, kumul bitki örtüsünün ise özellikle plaj işletmeleri nedeniyle tahrip olduğuna ilişkin bulguların ÇED raporu kapsamında hazırlatılan "İzleme Raporunda" ayrıntılı olarak belirtildiği, proje sahası küçük olduğundan ve tamamı üzerinde flora yönünden çalışma yapılabildiğinden, çok büyük sahalarda yapılan örnekleme metodunun uygulanmasına gerek olmadığı, izleme, inceleme ve değerlendirme dönemi olarak bitkilerin vejetasyon döneminin seçildiği, sahada tespit edilen bitkilerin 13 sütundan oluşan bir tabloda ismine, çiçeklenme zamanına, yaşam süresine, görünüşüne, habitatına, endemizm durumuna, bolluk derecesine, fitocoğrafik elementine, IUCN'e göre tehlike kategorisine, BERN sözleşmesine göre koruma statüsüne vs yer verilerek sahadaki biyoçeşitliliğin yeterli ölçüde yansıtıldığı, ÇED raporunun 19. sayfasında "faaliyet alanında endemik ve nadir 5 takson" tespit edildiği de belirtilerek proje alanının ekolojik ve topografik özellikleri detaylandırılmak suretiyle nesli tehlike altında olan bu gibi türler için alınması gereken tedbirler ve izlenmesi gereken yöntemlere de yer verildiği, ÇED raporunu hazırlayan uzmanlar tarafından "Pancratıum maritimum"(kum zambağı), "Ambrosıa marıtima" (Zavlan) türleri için yıl boyu izlenme önerildiğinden proje sahibince izleme çalışmalarının yaptırıldığı, söz konusu projeye ilişkin karasal ve deniz ekosistemi izleme raporunun 1.dönemine (Mayıs 2025) ilişkin izleme raporunun hazırlandığı, dosyada mevcut bu raporlarda anılan izleme dönemleri için herhangi bir olumsuz etkiye rastlanılmadığının belirtildiği, ayrıca aynı bilirkişi raporuna görüş sunan heyetin Çevre Mühendisi olan üyesi tarafından, "öngörülen çevresel etkilerin önlenmesi veya çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınması öngörülen önlemlerin yer aldığı ÇED raporunun detaylı olarak hazırlandığı" tespitlerinin yapıldığı, bu tespitlerin floristik çevreye zarar vermemek için alınan önlemleri de kapsadığı yönünde değerlendirilebilmesinin mümkün olduğu dikkate alındığında ...İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararında; floristik yönden eksik olduğu belirtilen projeden etkilenmesi muhtemel türlerin korunmasına yönelik öneri, eylem ve stratejiler konusunda Bakanlığın 2009/7 sayılı Genelgesi doğrultusunda revize edilen ÇED raporunda yeterli düzeyde çalışma yapıldığı ve ÇED sürecinde ilgili kurumlardan alınan görüşlerin de olumlu olduğu anlaşıldığından, bilirkişi heyetince flora yönünden yapılan değerlendirmelerin ÇED raporunu kusurlandırmayacağı sonucuna varılmıştır.Fauna yönünden;... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararında; fauna yönünden "envanter bilgilerine ve koruma stratejilerinin geliştirilmesine yönelik eylem planlarına yer verilmediği"nin belirtildiği, temyize konu hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise özetle; ÇED raporunun en büyük eksikliğinin Nisan ayında birkaç günlük saha çalışması ve çoğunlukla kaynak taramasına dayandırılarak yapıldığı, oysa saha çalışmalarının mevsimsellik bağlamında yıl boyu yapılması ve çok sağlam faunastik verilerin oluşturulması gerektiği, proje sahasında yakın konumdaki yegâne tatlısu ekosistemi olan Sedre Deresinin ekolojik önemi dikkate alınarak burada yayılış yapan / dereyi kullanan balık türleri başta olmak üzere diğer fauna elemanlarıyla detaylı ve mevsimsel çalışmaların eksik olduğu, ÇED raporunda izleme çalışması önerilen Akdeniz foku hakkında herhangi bir bilgiye yer verilmediği, benzer eksikliğin kuş türleri için de söz konusu olduğu, mevsimsel gözlem yapılarak bölgede üreyen göçmen kuşların belirlenmesi gerektiği, ÇED raporunda bu yönde çalışmalar önerildiği halde proje sahibinin bir ekosistem birimi oluşturarak veya bir çevre şirketinden hizmet alarak bu çalışmaları yapmadığı" tespitlerine yer verildiği görülmüş ise de; Bakanlığın 2009/7 sayılı Genelgesi doğrultusunda revize edilen ÇED Raporu kapsamında; iki ayrı uzman ekip tarafından farklı dönemlerde hazırlanan Ekosistem Değerlendirme raporlarının bulunduğu, sadece Nisan ayında değil yaz mevsiminde yapılan çalışmaların sonuçlarının da ÇED raporunda yer verildiği, ÇED alanında yapılan çalışmalar sonucunda tespit edilen türlere eksiksiz olarak raporda yer verildiği, proje sahasına en yakın tatlı su ekosistemi olan derenin Sedre Deresi değil Yeşilöz (Olucaklar) Deresi olduğu, ÇED raporunda 6F. "Kara ve Deniz Ekosistemlerine ilişkin Ekolojik ve Biyoçeşitlilik Araştırma Raporu" Bölüm 5'de başta Olucaklar Deresi olmak üzere tatlı su ekokistemi değerlendirme bölümünde ayrıca yer verildiği, bu kısımlarda hangi türlerin yılda kaç kez ve hangi yöntemlerle izleneceğine ilişkin detaylı açıklamalar bulunduğu izleme sırasında olumsuzluk tespit edildiğinde müdahale edilerek koruma yönünde süreç işletileceğinin taahhüt edildiği, izleme çalışmalarına başlanılarak deniz ekosisteminde yer alan kaplumbağalara, Akdeniz Foku, deniz çayırları, balık türleri ve kararsal türlere yönelik ilk izleme raporlarının bölgedeki Doğa Koruma Milli Parklar Şube Müdürlüğü ile paylaşıldığının belirtildiği, yine Deniz kaplumbağalarına ilişkin detaylı değerlendirmeye ÇED raporu Bölüm 4.11'de, Akdeniz fokuna ilişkin detaylı değerlendirmeye ise; ÇED raporu kapsamında bulunan 6F. "Kara ve Deniz Ekosistemlerine ilişkin Ekolojik ve Biyoçeşitlilik Araştırma Raporu"'nda yer verildiği, aynı bilirkişi raporuna görüş sunan heyetin Çevre Mühendisi olan üyesi tarafından, "öngörülen çevresel etkilerin önlenmesi veya çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınması öngörülen önlemlerin yer aldığı ÇED raporunun detaylı olarak hazırlandığı" tespitlerinin yapıldığı hususu da dikkate alındığında proje sahibi tarafından, fauna açısından daha önce eksik olduğu belirtilen hususlarda çalışma yapılarak 2009/7 sayılı Genelge doğrultusunda revize edilen ÇED raporunda gerekli tedbirlerin alınacağına ilişkin taahhüt verildiği anlaşıldığından, anılan bilirkişi raporunun dava konusu işlemin dayanağı olan ÇED raporunu kusurlandırmayacağı sonucuna varılmıştır.Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerin, tarafların beyanları, bilirkişi raporu ve ÇED raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde; ÇED raporuna konu projenin hazırlanma sürecinin teknik yönden mevzuatta öngörülen usule uygun olduğu, projenin hazırlanmasında uzman personelin bilgi ve katkısının dikkate alındığı, dava konusu işlem tesis edilmeden önce ilgili bütün kurumların görüşlerinin alındığı, kurulu bulunan tesisin, denizde bulunan (Dolfen) kısmının kapasitesini artırmak için planlanan proje ile ilgili olarak hazırlanan ÇED dosyasında, gerek kapasitesi artırılan tesisin yapım aşamasında, gerekse işletme aşamasında karşılaşılabilecek sorunların tespit edilerek incelendiği; projenin çevredeki insan ve doğal yaşama karşı oluşturacağı etkilerinin önemli ölçüde değerlendirilerek, yaşanması muhtemel çevresel zararların asgari düzeye indirilmesi için alınması gereken önlemlerin yeterli düzeyde belirtildiği anlaşılmıştır.2009/7 sayılı Genelge doğrultusunda revize edilen ÇED raporunun, bu çerçevede incelenmesi gerektiği, bu kapsamda yapılan inceleme sonucunda ilgili mevzuat ve yönetmeliklere uygun olduğu, ilgili kamu kurumlarından gelen olumlu görüşler sonucunda ÇED raporuna nihai halinin verildiği dikkate alındığında, söz konusu projeyle mevcut tesisin kara tarafında herhangi bir şekilde değişikliğe sebep verilmeyeceği taahhüdü ile birlikte ÇED raporunda belirtilen bütün taahhütlere uyulması durumunda projeden kaynaklı herhangi bir sakınca oluşmayacağı anlaşıldığından, dava konusu 25/02/2025 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU :Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı idare ile davalı idare yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ... ve Üye ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE, 3. Davacılar tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4. Davacılar yanında müdahiller tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 5. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı yargılama için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine; davalı idare tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı idareye, davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı idare yanında müdahile verilmesine, 6. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 7. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 21/01/2026 tarihinde karar verildi. (X) KARŞI OY :Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.