Döviz kurlarındaki öngörülemeyen artışlar nedeniyle feshedilen elektrik alım-satım sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart ve fesih tazminatı talepleri üzerine verilen ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarının Yargıtay tarafından incelenmesi.
Özet: Taraflar arasındaki elektrik alım-satım sözleşmesini kur farkındaki öngörülemeyen artışlar nedeniyle tek taraflı fesheden davalıya karşı, davacının sözleşmenin feshedilemezliğini ileri sürerek cezai şart ve terditli olarak fesih tazminatı talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi davalının fesih ihbarını geçerli kabul ederek sözleşmenin ileriye etkili sona erdiğine, bu nedenle fesih sonrası döneme ilişkin cezai şart talebini reddederek, sözleşmenin ilgili maddesi uyarınca hesaplanan fesih tazminatının belirli bir kısmının davalıdan tahsiline karar vermiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/5634 E.  ,  2026/2130 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1089 Esas, 2025/1142 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/309 E., 2022/24 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.04.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 25.10.2017 tarihli süresiz elektrik alım-satım çerçeve sözleşmesi ve 18.10.2017 tarihli sözleşmenin eki sayılan süreli iki protokol akdedildiğini, buna istinaden davalının müvekkiline tedarik ettiği elektriğin satışı için davacının müşterileriyle sözleşmeler yaptığını, ancak davalının müvekkiline gönderdiği 27.08.2018 tarihli ihtarla döviz kurlarındaki öngörülemeyen artış nedeniyle sözleşme fiyatından elektrik tedarikini sürdürme imkanı kalmadığından sözleşme ve protokollerin 31.08.2018 itibariyle feshedildiğinin ve fesih tazminatı ödemeye hazır olunduğunun bildirildiğini, davacı tarafından gönderilen cevabi ihtarla feshin geçersiz olduğu ve sözleşmenin ayakta olduğunun bildirildiğini, alım bildirimleri yapılmasına rağmen davalının tedarik yapmadığını, müvekkilinin sözleşmenin 9.1.2 hükmüne göre davalıya cezai şart faturaları kestiğini, davalının faturaları iade ettiğini, en son 19.03.2019 tarihinde gönderilen ihtarda cezai şart faturalarının temerrüt tarihinden işleyecek akdi faiziyle ödenmesinin, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşmede serbest fesih hakkı olduğundan sözleşmenin süresinden önce feshedildiği iddia ediliyor ise fesih tazminatı ödenmesi gerektiğinin davalıya bildirildiğini ileri sürerek, sözleşmenin 9.1.2. hükmü uyarınca şimdilik 3.483.714,48 TL cezai şart bedelinin temerrüt tarihlerinden ve 15. maddesi uyarınca şimdilik 10.000,00 TL fesih tazminatının temerrüt tarihinden itibaren aylık gecikme faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, bu taleplerin kabul edilmemesi halinde terditli olarak 15. maddeye göre şimdilik 992.241,00 TL fesih tazminatının temerrüt tarihi 01.09.2018 tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin müvekkili tarafından haklı gerekçe ile feshedildiğini, feshin davacının kabulüne bağlı olmadığını, davacının cezai şartla birlikte muaccel olmayan fesih tazminatı talep ettiğini, sözleşme feshedildiğinden yürürlükte olmayan dönemler için cezai şart istenemeyeceğini, fesih sebebiyle tazminat istenmesinin fesih öncesinde sözleşmenin 9.1 hükmü uyarınca doğmuş cezai şartları istemeye engel olmadığını, fakat protokolün 9.1 maddesi ile 15.1 maddesinin konu aldığı zaman dilimlerinin örtüşmediğini, taleplerin kabulü halinde aynı durum sebebiyle iki kez tazminin söz konusu olacağını, davacıya gönderilen e-postalarda bu durumun ve sisteme satım emrinin girilmeyeceğinin söylendiğini, ancak davacının feshi yok sayarak alım emri girmeye devam ettiğini ve davacının sözleşmenin 15.2 hükmüne göre fesih tazminatı faturasını müvekkiline göndermediğinden talep ön koşulunun gerçekleşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacıya gönderdiği 27.08.2018 tarihli fesih ihbarının davacıya ulaşmasıyla sözleşmenin ileriye etkili olarak son bulduğu, bu nedenle sözleşmedeki ifaya ekli cezai şartın istenemeyeceği, sözleşmenin 15. maddesinde, sözleşmenin süresinden önce feshi halinde, feshe neden olan tarafın diğer tarafa fesih tazminatı ödenmesinin, tazminat tutarının fesih tarihi itibarıyla faturalandırılarak ödenmesi için faturanın e-posta ile gönderilmesini takip eden ilk iş günü yapılacağının ve tazminat hesaplama formülünün düzenlendiği, davalının davacıya gönderdiği fesih ihbarında ödenecek fesih tazminatı tutarının ve ödeme yönteminin tespiti amacıyla en kısa zamanda kendilerine müracaat edilmesinin istenildiği ve faturanın davalıya tebliğinin temerrüt için önemli olduğu gözetildiğinde, sözleşmenin 15. maddesinde gösterilen formüle göre bilirkişi tarafından yapılan hesaba göre 992.226,00 TL fesih tazminatına ilişkin terditli talebin yerinde bulunduğu gerekçesiyle, davacının terditli taleplerinin ilki cezai şart talebinin reddine, ikincil talebi fesih tazminatının talebinin kısmen kabulü ile 992.226,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle cezai şart yahut fesih tazminatı istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Uyuşmazlık, döviz kurlarındaki beklenmeyen artışın fesih için mücbir sebep sayılıp sayılamayacağı ve davalının fesih bildirimi nedeniyle davacının, sözleşmenin 9. maddesine göre cezai şart mı yoksa 15. maddesine göre fesih tazminatı mı talep edebileceği noktasında toplanmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince 27.08.2018 tarihli fesih ihbarının davacıya ulaşmasıyla sözleşmenin ileriye etkili olarak son bulduğu ve bu itibarla 9. maddeye göre cezai şart değil 15. maddeye göre fesih tazminatı istenebileceği kabul edilerek karar verilmiş, bu kararın istinaf edilmesi üzerine de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmeye bakıldığında 14.1 ve 14.2. maddelerde fesih halleri tek tek sayılmış, 14.3. maddesinde ise taraflardan herhangi birinin sözleşmenin 14. maddesi, 17.9 maddesi 17.10 maddesi kapsamları dışında aksi protokolde öngörülmedikçe sözleşmeyi fesih hakkı bulunmadığı ve sayılan haller dışında bir sebeple sözleşmenin feshedilmesi halinde anlaşmanın feshine sebebiyet veren tarafın, diğer tarafa 15. madde hükümleri uyarınca hesaplanacak fesih tazminatı ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Bu hükmün referans aldığı 15. maddenin birinci fıkrasında ise "İşbu maddede düzenlenen fesih tazminatı cezai şart niteliğinde olup taraflardan biri tarafından madde 14'de belirlenen nedenlerle anlaşmanın ve/veya Protokolün süresinden evvel haksız feshi halinde, haksız nedenler feshe neden olan tarafça, diğer tarafa ödenmesi gereken ve fesih tarihi ile tedarik bitiş tarihi arasında, anlaşma hükümleri çerçevesinde yapılması gereken ancak fesih sebebi ile yapılamayacak olan Alım-Satım miktarına bağlı olarak aşağıdaki formül uyarınca hesaplanacak ceza bedelidir." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Aynı sözleşmenin konuyla ilgili 14.6 maddesi ise "Anlaşmanın yukarıda belirtilen hükümler uyarınca feshedilmemesi halinde Anlaşma madde 18 de belirtildiği gibi yürürlükte kalmaya devam eder" hükmünü haizdir.
Davacının terditli talebine konu cezai şart ise sözleşmenin 9. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre 9. maddenin 1.2. fıkrası "Satıcı'nın Satış Bildirim Süresi içerisinde Satış Bildirimi'ni doğru ve eksiksiz olarak yapması esastır. Satıcı'nın Satış Bildirimi'ni Satış Bildirim Süresi içerisinde tam ve gereği gibi yapmaması veya Alım-Satım miktarından farklı bir Bildirim Miktarı ile bildirimde bulunması halinde süreç şu şekilde ilerleyecektir. ..." şeklinde başlayan düzenleme ile cezai şartın ne şekilde hesaplanacağı detaylı olarak formüllerle belirlenmiştir.
Yukarıda yazılı sözleşme maddeleri somut olay kapsamında değerlendirildiğinde; sözleşmenin 14.3 maddesi gereğince sözleşmenin taraflardan herhangi birinin sözleşmenin 14. maddesi, 17.9 maddesi 17.10 maddesi kapsamları dışında aksi protokolde öngörülmedikçe sözleşmeyi fesih hakkı bulunmadığı, 14.6. maddesi uyarınca da sözleşmenin feshinin ancak tüm protokollerin sona erdiği tarihte hüküm ve sonuçlarını doğuracağı, anılan maddedeki ifadeyle sözleşmenin süre sonuna kadar yürürlükte kalmaya devam edeceği ve tarafların alım-satım bildirim yükümlülüklerini yerine getirmekle sorumlu olduğu, aksi halde sözleşmenin 9.1. ve devamı maddelerinde öngörülen formül uyarınca hesaplanacak cezai şart bedelinin ödenmesi gerektiğinin kabulü gerekir. Davalı tedarikçi, döviz kurlarındaki öngörülemeyen artışı gerekçe göstererek sözleşmeyi feshetmiş olup fesih sebebi Dairemiz uygulamalarında da mücbir sebep olarak kabul edilmediğinden (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 27.09.2010 tarihli 2009/2757 E. 2010/9189 K., 30.04.2009 tarihli 2007/10323 E. 2009/5144 K.) sözleşmenin davalı tedarikçi tarafından haklı sebeplerle feshedilmediği, 14. maddede sayılan haller dışında bir sebeple feshedilmiş olduğu, buna göre davacı tarafça, sözleşmenin 14.6. ve 9.1.2. maddeleri uyarınca cezai şart talep edilmesinin mümkün olduğu gözetilerek bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacının asli talebi reddedilerek, terditli talebinin kabulü ile sözleşmenin 15. maddesi kapsamında fesih tazminatına hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2.Bozma sebebine göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde ilgililere iadesine,
16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.