Danıştay 13. Daire, 4054 sayılı Rekabet Kanunu uyarınca yerinde incelemede elektronik posta şifresi verilmesini engelleme nedeniyle kesilen idari para cezasının iptal davasının temyizine ilişkin karar.
Özet: Bir turizm şirketine Rekabet Kurumu tarafından, yerinde yapılan inceleme esnasında ticari e-posta şifresinin 36 dakika geç verilmesi eyleminin incelemeyi engellediği gerekçesiyle uygulanan idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada, şirket yetkilinin yokluğunu ve gecikmenin makul olduğunu savunurken, Kurum incelemenin amacının anında erişim olduğunu ve gecikmenin engelleme teşkil ettiğini belirtmiş; ilk derece ve bölge idare mahkemelerinin cezayı hukuka uygun bulması üzerine şirket kararı temyize götürmüştür.
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/18 E.  ,  2025/1902 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/18
Karar No:2025/1902
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Turizm İşletmeleri Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Rekabet Kurulunun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararı uyarınca yürütülen önaraştırma kapsamında 23/08/2019 tarihinde yapılmak istenen yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca 82.119,66-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla gümrük kapılarındaki ticari alanların kiralama işlemlerinde hakim durumun kötüye kullanıldığı iddiasına yönelik olarak araştırma yapılmasına karar verildiği, bu araştırma kapsamında 23/08/2019 tarihinde kurum uzmanlarının saat 09.35'te davacı şirketin merkezine geldikleri, şirket yetkilisinden iş için kullanılan elektronik posta adresinin şifresinin istenildiği, şirket yetkilisi A.A.'nın şehir dışında olduğunun bildirilmesi üzerine 10.06'da şirket yetkilisi ile telefon görüşmesi yapıldığı, şirket yetkilisince kendisi teşebbüse gelmeden hiç bir evrakın alınamayacağının beyan edildiği, şirket yetkilisinden elektronik posta adresinin şifresinin istenildiği, saat 10.40'da elektronik posta adresinin şifresinin Rekabet Uzmanlarına verildiği, bu hususların Rekabet Başuzmanı M.H., Rekabet Uzman Yardımcıları B.O. ile E.Y. tarafından tutanak altına alındığı, bu durumda, yerinde inceleme sırasında elektronik ortamda tutulan verilerin de inceleme kapsamına alınabileceği, bu kapsamda inceleme heyetince davacı şirketten elektronik posta adresinin şifresinin istenildiği, saat 10.06'da yapılan görüşmede şirket yetkilisince şifrenin verilmeyeceğinin ifade edildiği, şirket yetkilisince şifrenin 10.40'dan sonra verildiği, 10.42'de elektronik posta adresine giriş yapılabildiği, şirket yetkilisince yerinde yapılan incelemenin 36 dakika engellendiği sonucuna varıldığından yerinde yapılan incelemenin engellendiğinden bahisle tesis edilen dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, şikayetçi şirketin kira ilişkisinden kaynaklı yaşanılan uyuşmazlığı başka bir platforma taşımak amacıyla şikayet başvurusunda bulunduğu, iş yerinde bulunmayan yetkili kişinin yönetim kurulunun onayı olmaksızın ticari sırları içeren bilgi ve belgelerin yer aldığı bilgisayarın şifresinin veremeyeceğini ifade etmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, 4054 sayılı Kanun'da yerinde incelemeye başlama süresinin bulunmadığı, teşebbüs yetkilisinin bilgilendirildiği saat ile yetkilinin bilgisayar şifresine eriştiği saat arasında geçen 36 dakikalık sürenin makul bir süre olduğu, yetkilinin yerinde incelemeyi engelleme/zorlaştırma kast ve niyetinin bulunmadığı, yerinde incelemenin gerçekleştirildiği tarihte yerinde inceleme esnasında elektronik ortamda tutulan verilerin inceleme kapsamına alınacağına dair bir açıklamanın 4054 sayılı Kanun'da bulunmadığı, önaraştırma sonucunda soruşturma açılmamasına karar verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, uzmanların iş için kullanılan e-posta adresi şifresinin çalışanlarca verilmesi teklifinin şirket yetkilisince kendisi gelmeden çalışanların hiçbir bilgiyi vermeyeceği söylenerek reddedildiği, yerinde incelemenin amacının belgelere o anda ve mevcut haliyle ulaşmak olduğu, mahkeme kararlarında da gecikerek yapılan bir yerinden incelemenin 4054 sayılı Kanun ile hedeflenen faydayı sağlamayacağının belirtildiği, 4054 sayılı Kanun'da yerinde incelemeyi engelleme amacı şeklinde özel bir kast unsuruna yer verilmediği, önaraştırma sonucunda verilen karar ile dava konusu Kurul kararının iki farklı eylemden kaynaklandığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : 4054 sayılı Kanun'un "Yerinde İnceleme" başlıklı 15. maddesinde, "Kurul, bu Kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü hallerde, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde incelemelerde bulunabilir." kuralı yer almıştır.
Anılan Kanun maddesiyle, yerinde incelemenin gerçekleştirilmesine yönelik olarak Kurula bir takdir yetkisi verilmiştir. Bu noktada, Anayasa'nın 19. ila 22. maddelerinde yer alan temel hak ve özgürlüklerin belirli ölçülerde kısıtlanması sonucunu doğurabilecek nitelikte olan yerinde incelemenin ve bu incelemenin yapılmasına yönelik takdir yetkisinin ölçülü olarak kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi gerekmektedir.
Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik, öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını; gereklilik, ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını ve aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını; orantılılık ise getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, şikayetçi şirket tarafından, İpsala gümrük kapısının işletmecisi olan davacı şirketin yapılmak istenilen kiralama taleplerine cevap vermediğinden ve kiracısı olunan alanı ise tahliye ederek kendisi ile bağlantılı sigorta şirketlerin tahsis ettiğinden bahisle 4054 sayılı Kanun'un 4. ve 6. maddelerinin ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü, bu şikayet dilekçesi üzerinde başlatılan önaraştırma sonucunda yapılan yerinde inceleme üzerine dava konusu Kurul kararının tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Bu noktada, davacının şikayeti ve incelenen sözleşme yapmanın reddi davranışı açısından yerinde incelemenin gerekli olup olmadığının yani önaraştırma kapsamında araştırılan konunun aydınlatılmasının daha hafif bir sınırlama yöntemi olan bilgi isteme yöntemiyle gerçekleştirilmesinin mümkün olup olmadığının ortaya koyulması gerekmektedir. Nitekim, önaraştırma sonucunda verilen soruşturma açılmaması yönündeki ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı incelendiğinde, yerinde incelemeden elde edilen bilgilerin bilgi isteme yöntemiyle de elde edilebilecek nitelikte oldukları veya şikayet dilekçesinin ekinde yer alan belgeler üzerinden de aynı bilgilere ulaşılabileceği görülmektedir. Sözleşme yapmanın reddi davranışının olup olmadığı, vazgeçilmezlik, alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırılması ve tüketici zararına yol açılması yönünden yapılan değerlendirmelerde yerinde incelemeden elde edilen deliller kullanılmamıştır.
Bu durumda, ulaşılmak istenen amaç bakımından yerinde incelemenin zorunlu olup olmadığının ve aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olup olmadığının ortaya koyulması açısından davalı idareye bir ara karar vasıtasıyla, yerinde incelemenin gerekli görülmesi yönündeki takdir yetkisinin dayanağı sebeplerin sorulması ve ara kararına verilecek cevap da değerlendirilerek dava konusu Kurul kararının dayanağı olan yerinde incelemenin hukuka uygun olup olmadığına yönelik bir inceleme yapılması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Anayasa Mahkemesinin 20/06/2023 tarih ve 32227 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23/3/2023 tarih ve B. No: 2019/40991 sayılı ... Otomotiv Sanayi A.Ş. kararında, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yerinde incelemenin hakim kararı olmaksızın Kurul kararıyla yapılabilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa'nın 21. maddesine uygun olmadığı, ihlalin 4054 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde yer verilen yerinde inceleme yetkisinin Anayasa'nın 21. maddesinin birinci fıkrasındaki güvencelere uygun olarak düzenlenmemesinden kaynaklandığı değerlendirilmiş ve bu çerçevede anayasal ilkeler dikkate alınarak düzenleme yapılması noktasında kararın bir örneğinin bilgi ve takdiri için yasama organına gönderilmesine karar verilmiştir.
Nitekim Dairemizin 19/09/2023 tarih ve E:2023/2464 sayılı kararıyla, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan, "gerekli gördüğü hâllerde" ibaresiyle üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin, Anayasa'nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle bu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesince başvuru kararı ve ekleri 08/11/2023 tarihinde alınmış ve esas defterine kaydı yapılmıştır.
Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesince işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde yapılan başvuru hakkında karar verilmemesi halinde davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru tarihinden itibaren geçen süre de göz önüne alındığında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olası bir ihlalinin önüne geçilmesi için somut uyuşmazlıkta, yürürlükte bulunan 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yerinde incelemeye ilişkin kurallarına göre değerlendirme yapılmak suretiyle temyiz incelemesi gerçekleştirilmiştir.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 08/05/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.