ÇED olumlu kararına karşı açılan davada süre aşımı gerekçesiyle verilen red kararının, mahkemeye erişim hakkı bağlamında Danıştay tarafından temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, Zonguldakta tehlikesiz atık geri kazanım tesisi projesine verilen "ÇED Olumlu" kararının iptali talebiyle açtığı davanın, idare mahkemesi tarafından yasal dava açma süresinin aşıldığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine temyiz başvurusu yaparak, kararı ancak ilgili şirketin faaliyete başlamasıyla öğrendiğini, köyde herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını ve bu durumun mahkemeye erişim hakkını kısıtladığını savunmuş; Danıştay Tetkik Hakimi de temyiz isteminin kabul edilerek idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2025/5936 E.  ,  2026/232 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/5936
Karar No : 2026/232
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Zonguldak ili, Alaplı İlçesi, ... Organize Sanayi Bölgesi ... Köyü, tapuda ... ada, ... parselde, ... Geri Dönüşüm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan Tehlikesiz Atık Geri Kazanım Tesisi projesi hakkında "Çevresel Etki Değerlendirilmesi Olumlu" kararı verilmesine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; davacının Tehlikesiz Atık Geri Kazanım Tesisi projesine ilişkin ÇED Olumlu kararından en geç dava dilekçesinde işlemin öğrenildiğinin belirtildiği tarih olan 20/02/2025 tarihinde haberdar olduğu kabul edilse dahi 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen 30 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra 14/04/2025 tarihinde açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15/1-b maddesi gereğince davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İşlemin varlığından ... Geri Dönüşüm A.Ş.'nin 142 ada, 13 parselde faaliyete başlaması ile haberdar oldukları, öğrenir öğrenmez de dava açtıkları, ilgili işleme ilişkin Gökhasan Köyü'nde herhangi bir bilgilendirme yapılmadığı, başka bir şekilde işlemi öğrenme ihtimallerinin bulunmadığı, Anayasa Mahkemesi kararı ile İdare Mahkemesinin ÇED kararının öğrenilmesine ve değerlendirilmesine imkan tanımayan nitelikteki Valilik ilan tarihini esas alarak dava açma sürelerini belirlemesine ilişkin yorumun başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik katı bir yorum olduğu ve bu yorumun başvurucuların mahkemeye erişim hakkının kullanılmasını aşırı derecede güçleştirdiğinin tespit edildiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Zonguldak ili, Alaplı İlçesi, ... Organize Sanayi Bölgesi ... Köyü, tapuda ... ada, .../ parselde, ... Çelik Geri Dönüşüm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan Tehlikesiz Atık Geri Kazanım Tesisi projesi hakkında "Çevresel Etki Değerlendirilmesi Olumlu" kararı verilmesine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." düzenlemesi öngörülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde; "1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, ...Tarihi izleyen günden başlar. ..." hükmüne, "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde; "1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı,isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." hükmüne, "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde ise; "1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmüne, "İvedi yargılama usûlü" başlıklı 20/A maddesinde; " 1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır: ... e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar. ... 2. İvedi yargılama usulünde: a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz. ..." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı 40. maddesinin 2. fıkrasında yer alan hüküm ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği, maddenin gerekçesinde belirtilmiştir.
İdari işlemden hak ve menfaati etkilenen kişilere, bu işleme karşı başvurulabilecek tüm idari ve yargısal yolların ve merciilerin gösterilmesi mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı ve dolayısıyla hak arama hürriyetinin sağlanması bakımından önem arz etmektedir.
Diğer yandan, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 19/06/2022 tarih ve 31871 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla; "(...) idarî işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde özel ve genel dava açma süresinin işletilmesi veya işletilmemesi konusunda Danıştay dava daireleri ile kurullarının kararları arasında var olan içtihat aykırılığının, içtihatların birleştirilmesi yoluyla bağlayıcı bir çözüme kavuşturulması ve içtihadın, “özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği” yönünde birleştirilmesi sonucuna ulaşılmıştır. (...) 2- Yazılı olarak bildirilen özel veya genel dava açma süresine tabi idari işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği doğrultusunda içtihadın birleştirilmesine (...)" karar verilmiştir.
Her ne kadar, söz konusu Kurul kararında "ilanı gereken işlemler" açısından açık bir hüküm kurulmamış olsa da, Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrası ve gerekçesi ile anılan Kurul kararının gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ilan edilen işlemler yönünden de anılan Anayasa hükümünün uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla idari işlemlerin nitelikleri gereği genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı ve hak arama hürriyetinin gereği olarak Anayasanın 40. maddesi uyarınca idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe, özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmamakta olup, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği veya askı ilan süresinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren ya da öğrenme tarihinden itibaren, özel dava açma süresinin değil, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği açıktır.
Yukarıda aktarılan hükümler uyarınca; idari davalarda dava açma süresinin başlangıç tarihi; idari işlemin tebliğ, yayın veya ilân tarihidir. Ancak yasada öngörülen bu durumların söz konusu olmadığı hallerde, davacının dava konusu işlemi öğrenme tarihinin iyiniyet kuralları çerçevesinde, olayın özelliği ve niteliği göz önünde tutulmak suretiyle yargı organınca belirleneceği kuşkusuzdur. İdari işlemin usulüne uygun tebliği ve bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilmesi; ilgililerin dava açma haklarını kullanmalarını ve açılan davanın da gereği gibi yargı mercileri önüne getirilebilmesini doğrudan etkiler. Bu anlamda; bir idari işlemin iptali istemiyle açılan davada usul ve esas yönünden hukuki denetim yapılabilmesi; işlemin içeriğinin tebliğe veya duyuruya ilişkin olarak düzenlenen belgeden kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça anlaşılabilmesi halinde mümkündür.
Öte yandan; idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlali halinde, idareye güven ilkesi doğrultusunda alınan izinlere ve ruhsatlara dayanılarak yüksek maliyetlere katlanılmak suretiyle gerçekleştirilen yatırımlar nedeniyle maddi ve manevi zararların ortaya çıkabileceği, bu zararların tazmin edilebilmesi için adli ve idari davalar açılarak bozulan hukuk düzeninin yeniden oluşturulması yoluna gidileceği, bunun da hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere, idari işlemlerin belirli bir süre sınırlaması olmaksızın, süreklilik arz edecek şekilde veya makul olmayacak ölçüde uzun bir süre dava konusu edilebilme olasılığının bulunmasının, kamu hizmetlerinin işleyişini aksatacağı ve idarede bulunması gereken istikrarı bozacağı, dolayısıyla, hukuki güvenlik ve idari istikrarın sağlanabilmesi amacıyla dava açma sürelerinin, idarenin işlem ve eylemlerinin özelliklerine göre belli bir süre ile sınırlandırılabileceği tabiidir.
Uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesince; davacının, ÇED Olumlu kararından en geç dava dilekçesinde işlemin öğrenildiğinin belirtildiği tarih olan 20.02.2025 tarihinde haberdar olduğu kabul edilse dahi, 30 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra 14/04/2025 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı gerekçeleriyle bakılan davanın esasının incelenmesine süre aşımı nedeniyle olanak bulunmadığına karar verilmiş ise de; davaya konu ÇED Olumlu kararına ilişkin davacının ikamet ettiği ve taşınmazlarının bulunduğu projeye 1,30-km mesafede olduğu belirtilen Kıyıcak Mahallesi'nde ilan yapılıp yapılmadığının netleştirilmediği, varsa yapılan ilan metninin dosyada bulunmadığı, projenin inşaat/yatırım çalışmalarına başlanılıp başlanılmadığının başlandı ise başlama tarihi hususlarının belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu kararın alındığı tarihten itibaren 8 ayı aşkın bir süre geçtikten sonra davanın açıldığı dikkate alındığında -dava konusu işlemi öğrenme tarihinin iyiniyet kuralları çerçevesinde, olayın özelliği ve niteliği göz önünde tutulmak suretiyle yargı organınca belirlenmesi gereği sebebiyle- bu süre içerisinde dava konusu karara ilişkin projenin inşaat/yatırım çalışmalarına başlanılıp başlanılmadığı, başlanıldı ise ne zaman başlanıldığı veya tesisin faaliyete geçiş tarihine ilişkin hususlar ile kararın, Kıyıcak Mahallesi'nde ilan edildiğine dair belgeler araştırılarak, gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde davanın süresinde açılıp açılmadığı belirlenerek karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak verilen temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 21/01/2026 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu kararın Zonguldak Valiliği'nin 13.08.2024 tarihli yazısı gereğince, Alaplı Kaymakamlığı, Alaplı Belediye Başkanlığı, Gökhasan Köyü Muhtarlığı ve Alaplı Organize Sanayi Bölgesi Bölge Müdürlüğü tarafından etki alanında kalan halka duyurulduğu, ilanın Valilik ilan panosunda 13.08.2024 ve 13.09.2024 tarihleri arasında, Alaplı Kaymakamlığı ilan panosunda 13.08.2024 ve 11.08.2024 tarihleri arasında, Alaplı Belediye Başkanlığı ilan panosunda 13.08.2024 ve 13.09.2024 tarihleri arasında askıda kaldığı, yine 12.08.2024 tarihinde internet ilanının yapıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, yukarıda belirtilen ilan tarihleri esas alındığında, 14.04.2025 tarihinde açılan davanın yasal süresi içerisinde açılmamış olduğu açık olduğundan, davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen temyize konu kararda hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Ayrıca; dava konusu projenin Organize Sanayi Bölgesi içinde planlandığı dikkate alındığında, projeye ilişkin ÇED sürecinin Organize Sanayi Bölgesi için yürütülen ÇED sürecinden bağımsız şekilde değerlendirilemeyeceği de tabiidir.
Bu durumda; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.