Hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararının onanması üzerine sanık müdafiinin kast yokluğu, etkin pişmanlık ve beraat taleplerinin Yargıtayca reddedilerek istinaf kararının hukuka uygun bulunması.
Özet: Hırsızlık suçundan mahkum olan sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf mahkemesince onanmasının ardından, sanık müdafiinin tanık beyanlarının alınmaması, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma hakkının kısıtlanması, evin eşyalı satışı konusunda anlaşma olduğu, hırsızlık kastının bulunmadığı ve delil eksikliği gibi gerekçelerle hükmün bozulmasını talep ettiği temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay, hükmedilen cezanın miktarı nedeniyle duruşma talebini reddederek, alt mahkemelerin kararında hukuka aykırılık tespit etmemiş ve sanık müdafiinin temyiz nedenlerini yerinde görmediği için hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmünü onamıştır.
2. Ceza Dairesi         2025/1479 E.  ,  2026/11780 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/2913 E., 2024/2987 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin; olayla ilgili bilgi sahibi olan tanıkların beyanlarının alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, katılanın zararının aşamalarda sanığa bildirilmemesi nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma haklarının kısıtlandığına, yargılamaya konu olan evin eşyalı olarak sanığa satışı konusunda anlaşmaya varıldığının tanık beyanları ve diğer delillerle sabit olmasına rağmen mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanığın haksız şekilde elinde bulundurduğu anahtarla eşyaları aldığı hükmünün doğru olmadığına, evde bulunan eşyaların katılana ait olduğunu sanığın bildiğine ilişkin dosyaya yansıyan bir delil olmadığına, sanığın hırsızlık kastıyla eve girmediğinin ve hırsızlık kastıyla eşyaları almadığının değerlendirilerek TCK'nın 30. maddesi hükümleri uygulanıp sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğine, sanık hakkında teşdit uygulanmasının ve TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın beraatine, aksi düşüncenin oluşması halinde eylemin TCK'nın 144/1-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Hükmedilen cezanın miktarı itibari ile sanık müdafiinin duruşma talebinin, 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede,
Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.