Danıştay 13. Daire, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4. maddesi uyarınca paralel ithalatın engellenmesine yönelik rekabeti kısıtlayıcı eylemlerin incelenmesi.
Özet: Danıştay, Rekabet Kurulunun iki teşebbüsün paralel ithalatı engellediği iddiaları hakkında idari para cezasına gerek görmeyen kararının ilk derece mahkemesince iptal edilmesi ve mahkemenin detaylı bulgularla rekabeti kısıtlayıcı anlaşma ve eylemlerin varlığını tespit edip, kanun ihlali için eylemlerin başarıya ulaşmasının zorunlu olmadığını belirtmesi üzerine yapılan temyiz başvurusunu incelemektedir.
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2019/4342 E.  ,  2025/1904 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/4342
Karar No:2025/1904
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Holding BV (...) ve ... Elektrik Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin (...) ... markalı ürünlerin paralel ithalat yoluyla Türkiye'de satışının yapılmasını engellemek suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiklerinden bahisle yapılan başvuru üzerine yürütülen soruşturma sonucunda anılan teşebbüslere idari para cezası uygulanmasına gerek olmadığına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirketin tarafından, dava dışı iki şirketin birlikte hareket ederek ... markalı ürünlerin paralel ithalat yoluyla Türkiye'de satışını yapmasını engellediği iddiasıyla yapılan başvurunun ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla şikayetin 4054 sayılı Kanun çerçevesinde olmadığından bahisle reddi sonrasında, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada Danıştay Onüçüncü Dairesinin 12/11/2014 tarih ve E:2010/4464, K:2014/3480 sayılı kararı ile anılan Kurul kararının iptal edilmesi üzerine konunun yeniden değerlendirilmesi suretiyle hazırlanan önaraştırma raporunun 07/07/2015 tarihli Kurul toplantısında görüşülmesi sonucunda, Kurulca gerekli incelemenin yapılması için soruşturma açılmasına karar verildiği, önaraştırma sürecinde ...'den yerinde incelemeyle bilgi ve belgelerin elde edildiği, davacı şirketten başvuru konusu iddialara ilişkin bilgi ve belge talep edildiği, yerinde incelemeler sırasında ele geçirilen bilgi ve belgeler ile davacı şirket tarafından sunulan veriler ve dava dışı şirketlerin yazışmaların değerlendirilmesi sonucu, ...'un şirket yöneticisi tarafından davacı şirket ortaklarına hitaben 02/06/2009 tarihinde gönderilen e-postada "... ürünlerinin Türkiye'de üçüncü bir şahıs tarafından tanıtımı ve satışının yasalara aykırı olduğu, Eltesan'ın Türkiye'de ... ürünlerinin tanıtımı ve satışına yönelik izinsiz faaliyetlerinin durdurulması" talebinde bulunduğu, bu e-postanın ardından davacı şirket tarafından ...'a herhangi bir marka ihlali olmadığı sürece ilgili ürünlerin üçüncü şahıslar tarafından resmi yollar ile satışında herhangi bir ihlal olmadığı şeklinde bildirimde bulunulduğu, ...'un da davacı firmanın yetkisiz olarak kendi markalı ürünlerini sattığını ve satışa devam edilmesi durumunda bütün haklarını saklı tutacağına dair bir cevap verdiği, yine ...'un 2010 ve 2012 yıllarında müşterilerine hitaben yazdığı yazıda "Türkiye'de atanmış resmi temsilcisinin ... olduğunu, ürünlerin teknik nitelikte olmasından dolayı iyi eğitimli mühendisler tarafından satılması, monte edilmesi ve servis verilmesi gerektiği, derinlemesine eğitim ve güncel teknik bilgi olmaksızın ... ürünlerine servis verilmesinin büyük arızalarla sonuçlanabileceği ve bu sebeplerle satış kaynağının bilinmediği ve/veya yetkisiz olduğu durumlarda ürün ve sistemlere yönelik herhangi bir garanti iddia ve/veya talebinin her zaman için kendilerince geri çevrileceğini" belirttiği, ...'in 2011-2015 yılları arasında ...'tan davacı firmanın paralel ithalat yöntemiyle Türkiye'de ürünlerinin satılmasına engel olunmasının istediğinin görüldüğü, bu talepler karşısında ...'un satış yapan temsilcilerinin belirlenebilmesi için ürünlerin satış numaralarını talep ettiği ve satış yaptığı tespit edilen Avusturya bayisine satış yapmayı durdurması talimatını verdiği, Avusturya bayisinin bir yetkilisinin davacı firma yetkilisine gönderdiği 03/01/2012 tarihli e-postada "artık kendileriyle çalışamayacakları ve bu durumun sorumlu oldukları Merkezi ve Doğu Avrupa'daki bütün bayiler için geçerli olduğu"nun ifade edildiği, soruşturma raporuna dayanak oluşturan yerinde yapılan incelemelerde ele geçirilen e-postalar ve davacı şirketin sunduğu bilgi ve belgelerden; her ne kadar davalı idarece, davacı şirketin sunduğu belgelerde 2009-2015 arası dönemde şirketin yıllık ... ürünleri satış miktarının önemli bir düşüş göstermediği ve bu durumun da ortada sistematik ve başarılı bir engelleme olmadığını gösterdiğini iddia etmiş olsa da, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edilebilmesi için Kanun'un aradığı anlamda teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin yeterli olduğu, ayrıca bu durumun başarıya ulaşmasına gerek bulunmadığı, bahsi geçen dava dışı iki şirket tarafından faaliyet gösterilen, incelemeye konu piyasayı etkilemeye yönelik, aralarında rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ya da kararlar olarak nitelendirilebilecek mahiyette e-postalar ile ortaya konulan görüşmelerin/eylemlerin değerlendirilmesinden rekabeti önleyici faaliyette bulunulduğu anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında bu nedenle hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında bir ihlalden söz edebilmek için en az iki teşebbüs arasında rekabeti kısıtlamaya yönelik bir anlaşmanın varlığının ortaya konulması gerektiği, ... yöneticisi tarafından davacı şirket ortaklarına gönderilen e-postanın ... ürünlerinin tanıtımına ve satışına yönelik izinsiz faaliyetlerin durdurulması talebini içerdiği, ...'un müşterilerine yazdığı yazının ise tüketicinin korunması amacına yönelik olduğu, paralel ithalatın engellenemeyeceğine ilişkin yerleşik rekabet hukuku içtihadının fikri ve sınai haklar mahkememsinde açılan dava ile korunduğu, yerinde incelemede elde edilen belgeler gözetildiğinde, ... tarafından paralel ithalatın engellenmesine yönelik bir çabanın var olduğu düşünülse dahi ...'un bu çerçevede hareket ettiğini gösterir bir tablonun bulunmadığı, dolayısıyla bir anlaşmanın ve anlaşmanın ilgili ürün pazarında etkisinin tespit edilmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Kurulca yapılan incelemede paralel ithalatın engellendiğine dair çok sayıda veriye ulaşılmasına rağmen gerçekleşen olayın küçük bulunması nedeniyle ceza tayinine gerek görülmediğinin belirtildiği, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Anayasa Mahkemesinin 20/06/2023 tarih ve 32227 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23/3/2023 tarih ve B. No: 2019/40991 sayılı ... Otomotiv Sanayi A.Ş. kararında, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yerinde incelemenin hakim kararı olmaksızın Kurul kararıyla yapılabilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa'nın 21. maddesine uygun olmadığı, ihlalin 4054 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde yer verilen yerinde inceleme yetkisinin Anayasa'nın 21. maddesinin birinci fıkrasındaki güvencelere uygun olarak düzenlenmemesinden kaynaklandığı değerlendirilmiş ve bu çerçevede anayasal ilkeler dikkate alınarak düzenleme yapılması noktasında kararın bir örneğinin bilgi ve takdiri için yasama organına gönderilmesine karar verilmiştir.
Nitekim Dairemizin 19/09/2023 tarih ve E:2023/2464 sayılı kararıyla, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan, "gerekli gördüğü hâllerde" ibaresiyle üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin, Anayasa'nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle bu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesince başvuru kararı ve ekleri 08/11/2023 tarihinde alınmış ve esas defterine kaydı yapılmıştır.
Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesince işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde yapılan başvuru hakkında karar verilmemesi halinde davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru tarihinden itibaren geçen süre de göz önüne alındığında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olası bir ihlalinin önüne geçilmesi için somut uyuşmazlıkta, yürürlükte bulunan 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yerinde incelemeye ilişkin kurallarına göre değerlendirme yapılmak suretiyle temyiz incelemesi gerçekleştirilmiştir.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 08/05/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.