İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı açılan itirazın iptali davasında, yetki itirazının yerinde bulunmasıyla davanın usulden reddini onadı.
Özet: Bu istinaf incelemesinde, bir şirket tarafından alacağın temliki yoluyla devralınan ipotekli borcun tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı borçluların yetkisizlik itirazında bulunması üzerine açılan itirazın iptali davasında, hem ipoteğe konu taşınmazın hem de borçluların ikamet adreslerinin İzmir dışında Manisada olması nedeniyle İzmir İcra Dairesinin yetkili olmadığı, dolayısıyla yetki itirazı icra mahkemesince karara bağlanmadan iptal davası açılmasının usulen hatalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararının değerlendirildiği bir hukuki süreçtir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1264
KARAR NO : 2026/1656
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/01/2025
NUMARASI : 2021/416 Esas 2025/20 Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : 02/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 02/07/2026
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/416 Esas ve 2025/20 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''... Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde "Dava dışı ... Şti. ile davalılar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalılar, .... lehine 180.000TL limitle sınırlı olarak tapuda Manisa ili, Merkez ilçesi, ...’ünde kain .... Pafta, ... Ada, ...parselde kayıtlı .. Blok ...Kat ... nolu bağımsız bölüm üzerinde %80 faiz ile fekki lehtar tarafafından bildirilinceye kadar olmak üzere Manisa Tapu Müdürlüğü’nün 09.07.2014 tarih ve 7514 yevmiye nolu belgesi ile ipotek tesisi edilmiş olduğunu, Davacı ile dava dışı.... arasındaki ticari ilişki kapsamında, dava dışı ...’in davacı şirkete olan borcuna istinaden davalılardan olan alacağını 07.03.2016 tarihinde davacıya temlik etmiş olduğunu, ilgili temliğin tapu kütüğüne işlenmiş olduğunu, İlgili ipoteğe konu taşınmazın bir kısım hissesinin 19.02.2019 tarihinde ...’a devredilmiş olduğunu, Davacı şirket tarafından borç tahsil edilemediğinden 14.01.2021 tarihinde davalılar alaeyhine İzmir 23.İcra Müdürlüğü’nün nezdinde 2021/342 E. sayılı dosya ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilmasız icra takibinde bulunulmuş olduğunu, Davalılarca icra dosyasına itiraz edilerek 15.02.2021 tarihinde durdurulmuş olduğunu, 2021/45388 numaralı arabuluculuk görüşmelerinin de anlaşmama ile sonuçlanmış olduğunu, açıklanan nedenlerle, haksız ve dayanaksız itirazin iptaline ve bu itirazlar sebebiyle duran takibin devamına, takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle takibin devamına karar verilmesini, davalılar/borçlular hakkında % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri, harç, masraf ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini Sayın Mahkemenizden arz ve talep ederiz" şeklinde talep ve dava ettiği görülmüştür.
SAVUNMA : Davalı tarafların cevap dilekçesi sunmadıkları görülmüştür.
GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında; "Davacı ile davalı tarafın temliknameye dayanak alacağın varlığı ve miktarı,... . Şti'nin davalılardan .. .'tan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı, davacı temlik alacaklısının temlik alacağından dolayı davalılardan alacaklı olup olmadığı ve itirazın iptalinin gerekip gerekmediği hususlarında uyuşamadıkları görüldü." şeklinde belirlenmiştir.
Dosya kapsamından; dava dışı .... Şti.. ile davalılardan.... arasında ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki çerçevesinde davalıların müştereken maliki oldukları gayrimenkulü adı geçen bu şirkete ipotek ettikleri, bu şirketin ise dosyamız davacısı ... Şti.'ne ipotek alacağının 180.000,00-TL'lik kısmını temlik ettiği, davanın işbu alacağa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
İpotek Belgesi 09.07.2014 tarihlidir.
Vergi dairesinden gelen cevabi yazıda ... dışındaki diğer davalıların vergi mükellefiyetinin bulunmadığı; davalı ....'un ise 25.03.2009 tarihinde işe başlama ve 31.12.2015 işi bırakma tarihli 463301 Nace kodunda Süt Ürünleri Toptan Ticareti faaliyetiyle kayıtlı olduğu bildirilmiştir. Böylelikle davalılardan ....'un tacir olduğu anlaşılmıştır.
.....'un tacir olarak faaliyet gösterdiği belirtilen tarih aralığının ipotek tarihi olan 09.07.2014 tarihini kapsadığı, davanın Nisbi Ticari Davanın diğer koşullarını da taşıması nedeniyle eldeki davada mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır.
Ne var ki; İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamsız Takibin yürütüldüğü İzmir 23. İcra Dairesi'nin 2021/342 E sayılı dosyada davalıların borcun, faizin, faiz oranının ve de imzanın yanı sıra YETKİ'ye de itiraz ettiği görülmüştür.
İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takiplerde yetkili icra dairesi; ilamsız takiplerde olduğu gibi ya davalının ikametgahı ( İİK. md. 50) ya da taşınmazın bulunduğu yer icra dairesidir (İİK.md.148).
Dosyamız davalılarının her birinin ikametgahının Manisa olduğu, ipoteğe konu taşınmazın da Manisa ili, Yunusemre ilçesi,.... Mahallesi ....Ada, ... Parselde kain olduğui bu nedenle İzmir icra dairelerinin yetkili olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin yetki itirazının icra takip hukuku yönünden icra mahkemelerinde hallini sağlamadan mahkememize dava açtığı ve davalı vekilinin icra takibini yaptığı yetki itirazı yerinde görüldüğünden, davanın ön şartı olan yetkili icra dairelerinde yapılmış usulüne uygun icra takibi bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. (Yargıtay 11. HD. 2016/3107 E, 2017/6442 K) (Yargıtay 11. HD. 2015/10168 E,2016/4598 K)..." gerekçesiyle, itirazın iptali davasının görülebilmesi için öncelikle ortada takip hukuku kuralları çerçevesinde geçerli bir icra takibinin bulunması gerektiği yönündeki ÖZEL DAVA ŞARTININ YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ipotek senedinin 14. maddesinde tarafların İzmir İcra Daireleri ve Mahkemelerini yetkili kıldığını, alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibini, borçlunun ikametgahındaki, sözleşmenin icra edileceği yerdeki veya taşınmazın bulunduğu yerdeki icra dairesinde yapabileceğini. buradaki yetki kamu düzenine ilişkin olmadığından tarafların yetki sözleşmesi de yapabileceklerini, yerel mahkeme tarafından yetki sözleşmesinin varlığının gözden kaçırılarak tarafların yetki sözleşmesi ile İzmir Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kıldığını dikkate almadan hatalı karar verdiğini, mahkemece işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
"...Davacı vekili, müvekkili tarafından ilam niteliğindeki belgeye dayalı olarak davalı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, İİK'nın 50. ve 148. maddelerine göre yetkili icra müdürlüğünün müvekkillerinin yerleşim yeri olan İzmir İcra Dairesi olduğunu, aynı gerekçe ile mahkemenin de yetkisiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılamada toplanan delillere göre; dava konusu icra takip dosyasında ipoteğin kayıtsız ve şartsız para borcu içermemesi ve ilam niteliğinde bulunmaması nedeniyle 2004 sayılı İİK.nun 148/1 maddesine göre ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip yapıldığı gözetildiğinde, İİK.nın 50. maddesinin son fıkrası delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 6/1,7/1 maddeleri gereğince davalıların yerleşim yeri adreslerinin ve 12. maddesi gereğince ipotek konulan taşınmazın bulunduğu yer yetkili icra dairesi ve mahkemelerin İzmir İcra Daireleri ve Mahkemeleri olduğu, Adana İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, davalıların Adana 8.İcra Dairesine yönelik yetki itirazlarının kabulüne, yetkili icra dairelerinin İzmir İcra Daireleri olduğunun tespitine, davacının davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi hükmü gereğince iptali istemine ilişkindir. Mahkemece İİK'nın 148. ve 50. maddesi hükümlerindeki atıfla HMK'nın 6. 7/1. ve 12. maddesi hükümleri gözetilerek davalıların yerleşim yerlerinin ve ipotek konulan taşınmazın İzmir'de bulunmasından dolayı takibin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere itirazın iptali davasında takibin yetkili icra dairesinde yapılması HMK'nın 114/2. maddesi anlamında dava şartı niteliğindedir.Dava konusu ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibinin düzenlendiği İİK'nın 148. maddesinde “Taşınmaz ipotek alacaklısı, yetkili veya taşınmazın bulunduğu yer icra dairesine elindeki ipotek belgesinin akit tablosunun tapu idaresince verilmiş resmi bir örneğini ibrazla alacağın miktarını bildirir ve 58 inci maddeye göre takip talebinde bulunur.” hükmü yer almaktadır. Madde lafzından da açıkça anlaşılacağı üzere, İİK'nın 148. maddesi hükmüne göre ilamsız icrada yetkili olan icra daireleri de yetkilidir.Yine İİK'nın 50. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde icra dairelerinin yetkisinin tayininde HMK'daki yetki kurallarının kıyasen uygulanacağı düzenlenmiştir. Somut olayda dava konusu icra takibinin dayanağı olan ipotek resmi senedinin içeriğinden davalı şirketin bir miktar para borcunun teminatı olmak üzere davacı şirket lehine ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır. O halde İİK'nın 148. ve 50.maddelerinde yapılan atıfla HMK'nın 10. maddesi delaletiyle 6098 sy. TBK'nın 89/1. maddesi hükmü uyarınca davacı-alacaklının ödeme tarihindeki yerleşim yerinin bulunduğu yer icra dairesinde icra takibi yapabileceği gözetilmeksizin yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir..." (Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 04.03.2015 tarih ve 2014/15360 Esas 2015/3031 Karar sayılı ilamı) (Aynı yönde bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.05.2021 tarihli ve 2017/(19)11-889 Esas, 2017/622 Karar sayılı kararı).
Yetkili icra dairesinde takip yapılması, itirazın iptali davasının koşullarından biridir. Borçlu icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğine göre, mahkemece, borçlunun icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelenmelidir. (HGK 20.03.2002 tarih, 13/241-208 sayılı kararı) Zira; itirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde geçerli bir takibin yapılmış olması şartına bağlıdır. Borçlu, icra dairesinin yetki itirazını ödeme emrine itiraz süresi içinde icra dairesine bildirmek zorundadır. İİK nın 50/2.maddesi gereğince yetki itirazı esas hakkındaki itiraz ile birlikte yapılmalıdır. Davalı (borçlu), süresi içerisinde ödeme emrine itiraz ederken, icra dairesinin yetkisine itirazını bildirmemiş ise; icra dairesinin yetkisini kabul etmiş sayılır.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre de, borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi halinde, mahkemenin önce icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemesi, icra dairesinin yetkili olmadığını tespit etmesi halinde, borcun esasına ilişkin itirazın incelemesine geçilmeksizin takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek itirazın iptali davasının da HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermesi gerekmektedir.
İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibinin düzenlendiği İİK'nın 148. maddesinde “Taşınmaz ipotek alacaklısı, yetkili veya taşınmazın bulunduğu yer icra dairesine elindeki ipotek belgesinin akit tablosunun tapu idaresince verilmiş resmi bir örneğini ibrazla alacağın miktarını bildirir ve 58 inci maddeye göre takip talebinde bulunur.” hükmü yer almaktadır.
İcra dairesinin yetkisi İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, HMK'nın yetkiye dair hükümleri icra takipleri hakkında kıyas yoluyla uygulanır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin 1. fıkrasında "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir". Aynı Kanun'un 7. maddesinde de," davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir." denilmektedir.
HMK'nun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer tarafların açık ya da örtülü isteklerine göre belirlenir. Aksi durumda ise sözleşmenin yerine getirileceği yer Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi gereğince tespit edilir. Uyuşmazlık konusu sözleşmeden doğan bir para borcu olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödenebilir. Ancak bu durumda alacaklı para borcunun ödenmesi için kendi ikametgahında takip ya da dava açabilir. Öte yandan TBK'nın 89. maddesinin uygulanabilmesi için, akdi ilişkinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Ayrıca HMK'nun 17. maddesine göre; ''Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.''
Kesin yetki kuralı olmadığı durumlarda HMK'nın 19. maddesinde belirlenen süre ve yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir ve mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesinde; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." hükmünü içermektedir. Yine, 116/1-a maddesinde "Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazını "ilk itiraz" olarak düzenlemektedir. 117/1. madde ise; "İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez." hükmünü içermektedir. Son olarak; "Cevap dilekçesini verme süresi" başlıklı 127/1. maddesi ise; "Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir." şeklinde düzenleme getirmektedir.
Bir davada (takipte) birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak ya da icra takibi yapmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını (takibini) bu genel ve özel yetkili mahkemelerden (icra dairelerinden) hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede (icra dairesinde) açarsa, o zaman seçme hakkı davalıya geçer.
Genel haciz yolu ile takipte borçlunun yasal sürede yapmış olduğu itiraz, İİK'nun 66. maddesi gereğince icra takibini durduracağından, alacaklı itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davası açıp takibin devamı yolunda bir karar almadıkça takibe devam edemez. (Bknz. Yargıtay 12.HD'nin 2016/11977 Esas-2017/4018 Karar sayılı ilamı)
Tacir kavramı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasında tanımlanmış olup bu hükme göre; bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten gerçek kişi tacirdir. Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinin 2. fıkrası tacir sayılan kişileri, 3. fıkrası ise tacir gibi sorumlu olan kişileri düzenlemiştir.
Tüzel kişileri düzenleyen Türk Ticaret Kanunu'nun 16. maddesinde; Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.” Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nun tacir olarak tanımladığı gerçek ve tüzel kişiler ile mevzuatın tacir olarak belirlediği kişiler yetki sözleşmesi yapabileceklerdir.
Diğer taraftan tacir olmayan kişilerin ticari iş sayılan hallerde yetki sözleşmesi yapabilmeleri de 17. maddenin açık düzenlemesi karşısında mümkün değildir. Zira, 17. madde ilgili tarafların kanunen tacir olmasını aramakta, işin ticari iş olmasını aramamaktadır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması tacir olmayan taraflara yetki sözleşmesi yapma imkanını vermemektedir.
Somut uyuşmazlıkta; tacir olan davalı .....'un doğmuş ve doğacak borçlarının 180.000.00.TL'na kadar olan kısmının teminatı olarak düzenlenen resmi ipotek senedinin 14. Maddesi gereğince ipoteğin paraya çevrilmesinde İzmir Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığı, davacı ve davalılardan tacir olan davalı .... arasında resmi ipotek senedinde kararlaştırılan yetki şartının HMK'nun 17 maddesi gereğince geçerli olduğu ve davacı şirket tarafından davalı .....'un bir miktar para borcunun teminatı olmak üzere davacıya temlik eden şirket lehine ipotek ettiği, bunlara göre İİK'nın 148. ve 50.maddelerinde yapılan atıfla HMK'nın 17. maddesi ve yine HMK'nın 10. maddesi delaletiyle 6098 sayılı TBK'nın 89/1. maddesi hükmü uyarınca davacı alacaklının ödeme tarihindeki yerleşim yerinin bulunduğu yer İzmir İcra Müdürlüğü'nde icra takibi yapabileceği gözetilmeksizin yukarıda yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir.
Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4. maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09/01/2025 tarih ve 2021/416 Esas 2025/20 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK'nın 353/(1).a.4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-Kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi davacıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK’nın 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.