İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, çekteki imza inkarı ve aynı imza için şirket ile gerçek kişi yönünden farklı ihtiyati haciz kararları üzerine yapılan istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, borçlunun yerel ticaret mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunu konu almaktadır; borçlu, haczin dayanağı olan çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ve bankanın da imzanın düzenleyene ait olmadığını belirttiğini, aynı çek için şirket aleyhine yapılan benzer talebin imza gerekçesiyle reddedilmişken kendi hakkında geçerli kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, imza incelemesi yapılmadan verilen kararın savunma hakkını kısıtladığını ve haczin kapsamının genişliğini savunurken; alacaklı ise ticari ilişkiden doğan borcun mevcudiyetini ve borçlunun mal kaçırma çabasında olduğu gerekçesiyle alacağın güvence altına alınması için ihtiyati haczin gerekli olduğunu ileri sürmektedir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/1313 KARAR NO : 2026/1823T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 02/02/2026NUMARASI : 2026/29 D.İş Esas - 2026/32 D.İş KararDAVANIN KONUSU : İhtiyati HacizBAM KARAR TARİHİ : 07/09/2026KARAR YAZIM TARİHİ: 07/09/2026Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen ihtiyati haciz kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan işbu karara karşı itiraz etme zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkiline ihtiyati haciz kararı usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, bu nedenle itiraz süresi başlamadığını, Mahkeme kararında, çek aslının fiziken ibraz edilmiş olması yaklaşık ispat için yeterli görüldüğünü, ancak; çekin bankaya ibrazı sırasında arkasına açıkça: “çekteki imza düzenleyene ait olmadığından işlem yapılmamıştır.” şerhi düşüldüğünü, Bu şerhin, kambiyo senedinin düzenleyeni ile imza arasında ciddi bir uyumsuzluk bulunduğunu gösterdiğini, imzası dahi tartışmalı olan bir çek bakımından alacağın varlığından söz edilemeyeceğini, yaklaşık ispat, şeklen belge sunmakla değil; belgenin hukuken geçerli ve güvenilir olmasıyla mümkün olduğunu, müvekkili, çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını açıkça ve kesin olarak beyan ettiğini, bu durumda: imza incelemesi yapılmaksızın, bilirkişi raporu alınmaksızın, alacağın varlığı ortaya konulmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesi savunma hakkını zedelediğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre imza inkârı halinde ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, aynı çek bakımından; şirket yönünden imza şerhi gerekçe gösterilerek talebin reddedildiğini, müvekkili yönünden ise aynı belge yeterli görüldüğünü, müvekkili ...'ın , ...’nin yetkilisi ve sahibi olduğunu, Mahkeme kararında, aynı çek bakımından şirket yönünden: “Çekte imzanın düzenleyene ait olmadığı şerhi bulunduğundan talebin reddine” karar verildiğini, ancak aynı imzaya dayalı olarak müvekkili ... yönünden ihtiyati haciz kararı verildiğini, çekteki imza şirket adına atılmış bir imza olduğunu, şirket yönünden imza geçersiz kabul edilmişse, aynı imzanın gerçek kişi yönünden geçerli kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bir imzanın hem geçersiz hem geçerli kabul edilmesi hukuk mantığı ile bağdaşmadığını, imzanın geçersiz ise alacak olmadığını, alacak yoksa ihtiyati haciz de olamayacağını, şirket yönünden geçersiz kabul edilen bir imzanın, aynı çek kapsamında gerçek kişi yönünden geçerli kabul edilmesi hukuk devleti ilkesine ve kararların tutarlılığı ilkesine açıkça aykırı olduğunu, imza geçerliliği bir bütün olup, aynı senet için farklı değerlendirme yapılması hukuki tutarlılık ilkesine aykırı olduğunu, İhtiyati haciz kararının müvekkilinin tüm banka hesaplarını, maaşını, taşınır ve taşınmazlarını kapsayacak şekilde geniş tutulduğunu, imzasının tartışmalı bir belgeye dayanılarak müvekkilinin tüm ekonomik varlığına müdahale edilmesi Anayasa m.35’te güvence altına alınan mülkiyet hakkına aykırı olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 02/02/2026 tarih, 2026/29 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararının ... yönünden kaldırılmasına, Uygulanan hacizlerin fekki için ilgili icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP: Talep eden alacaklı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkilinin girdiği ticari ilişki nedeniyle borçlular tarafından düzenlenen ....Bankası A.Ş. ...İzmir Şubesine ait 0075290 Çek numaralı ve 30/11/2025 keşide tarihli 1.500.000,00 TL bedelli çeki müvekkiline verildiğini ve karşılığı kötü niyetli bir şekilde ödenmediğini, alacaklı müvekkiline borçlular tarafından ödenmesi gereken 1.500.000,00 TL 'nin kismi ihtiyati haciz talebimiz ile şimdilik 500.000.00 TL bedel kısmi için kısmi ihtiyati haciz taleplerinin bulunmadığını, Borçlulara karşı icra takibine başlanman evvel haricen almış oldukları bilgiye göre borçlunun mallarını kaçırma çabası içerisinde olduğunun tespit edildiğini, bu durumun müvekkili açsından telafisi imkansız zararlara ve mağduriyetlere sebebiyet vereceğini, müvekkilinin alacağını güvence altına almak ve anılan zararların önüne geçmek amacıyla borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini sağlamak amacıyla 11. HD. 2010/2093 Ε. 2010/2560 Κ., 11. HD. 2010/273 Ε. 2010/659 K. ve 11. HD. 2010/6069 Ε. 2010/5662 Κ. sayılı içtihatlarında da belirtildiği üzere mahkemenize başvurmak zorunluluğu doğduğunu, müvekkili alacağının tahsilini teminen borçluların taşınır, taşınmaz malları, Banka hesapları, maaş hesabı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının kısmen ihtiyaten haczine karar verilmesi, müvekkilinin alacağını ispat etmiş olması, mevcut borcun ödenmemesinden dolayı ekonomik olarak çok zor duruma düşecek olmasından mütevellit öncelikle teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise olayın şartlarına uygun olarak çok yüksek olmayan bir rakamda teminat belirlenmesini talep etme zaruretlerinin hasıl olunduğunu, tüm bu açıklanan nedenlerle, müvekkilinin alacağının varlığı ve muaccel olduğu noktasında herhangi bir şüphe olmadığı ve borçlunun mal kaçırma ihtimali de yüksek olduğu için ihtiyati haciz talep etme zaruriyetlerinin hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerden ötürü, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, alacaklı müvekkiline borçlu tarafından ödenmesi gereken 1.500.000'in kısmi ihtiyati haciz talebimiz ile şimdilik; 500.000-TL bedel kısmi için ihtiyaten haczine karar verilmesine, müvekkili alacağının tahsilini teminen borçluların taşınır, taşınmaz malları, Banka Hesapları, Maaş hesabı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının, öncelikte teminatsız, şayet mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat karşılığında, kısmen ihtiyaten haczine karar verilmesi taleplerinden ibaret olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkili adına talep ettiklerini beyan etmiştir.MAHKEMECE: "...,Mahkememizce itirazların incelenmesi yönünde İİK'nun 265/4.maddesi gereğince itirazların değerlendirilmesi bakımından murafaa günü tayin edilmiş, hakkında ihtiyati haciz kararı verilen ve muraffaya esas itiraz eden tarafın itirazları incelenmiştir.Dosya kapsamına göre; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde düzenlendiği üzere rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için talep konusu alacağın varlığına dair yaklaşık ispat koşulunun sağlanması gerektiği, İİK'nın 265. maddesinde ihtiyati hacze itiraz sebepleri tahdidi olarak belirtilmiş olup bunlar; ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olduğu, ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin itiraz dilekçe içeriğinde; müvekilini çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ihtiyadi haczin kaldırılmasını talep ettiği görülmüş ise de; mahkememizce itiraz eden vekilinin belirttiği hususların ihtiyati hacze itiraz unsurlarından biri olmadığı, dolayısı ile ihtiyadi haciz kararı verilmesinin mümkün olabileceği anlaşılmakla itiraz edenin bu hali ile itiraz sebebi hususun yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla, bu aşamada İİK 257 ve devam maddeleri kapsamında bulunmayan itirazın reddine karar verilmiştir," gerekçesi ile; "İHTİYATİ HACZE İTİRAZ EDEN VEKİLİNİ İTİRAZIN REDDİNE, "şeklinde karar verilmiştir.Mahkeme kararına karşı itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;yaklaşık ispat şartının oluşmadığını, mahkeme kararında, çek aslının fiziken ibraz edilmiş olmasının yaklaşık ispat için yeterli görüldüğünü, ancak; çekin bankaya ibrazı sırasında arkasına açıkça: “çekteki imza düzenleyene ait olmadığından işlem yapılmamıştır.” şerhinin düşüldüğünü, bu şerhin, kambiyo senedinin düzenleyeni ile imza arasında ciddi bir uyumsuzluk bulunduğunu gösterdiğini, imzası dahi tartışmalı olan bir çek bakımından alacağın varlığından söz edilemeyeceğini, yaklaşık ispatın, şeklen belge sunmakla değil; belgenin hukuken geçerli ve güvenilir olmasıyla mümkün olduğunu, müvekkilinin, çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını açıkça ve kesin olarak beyan ettiğini, bu durumda: imza incelemesi yapılmaksızın, bilirkişi raporu alınmaksızın, alacağın varlığı ortaya konulmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesinin savunma hakkını zedelediğini, yerel mahkeme kararında çelişki bulunduğunu, çekteki imzanın şirket adına atılmış bir imza olduğunu, şirket yönünden imza geçersiz kabul edilmişse, aynı imzanın gerçek kişi yönünden geçerli kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, ihtiyati haciz kararının müvekkilinin tüm banka hesaplarını, maaşını, taşınır ve taşınmazlarını kapsayacak şekilde geniş tutulduğunu, imzası tartışmalı bir belgeye dayanılarak müvekkilinin tüm ekonomik varlığına müdahale edilmesinin Anayasa m.35’te güvence altına alınan mülkiyet hakkına aykırı olduğunu beyanla yerel mahkemece verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME,DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.Davalılar vekilinin 08/07/2026 tarihli dilekçesi ile müvekkilleri tarafından ileri sürülen itirazların tamamından ve istinaf kanun yolundan feragat ettiğini bildirdiği görülmüştür.Davalılar vekilinin İzmir 29.Noterliğinin 09/11/2023 tarihli ve 21055 yevmiye numaralı vekaletnamesinin incelenmesinde; istinaftan feragat etmeye yetkili olduğu görülmüştür.Bu durum karşısında, 6100 sayılı HMK’nın 349. maddesi gereğince davalının istinaf başvurularının feragat nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 349. maddesi uyarınca FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,2-Davalının yatırmış olduğu;a-2.002,00 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının üzerinde bırakılmasına, b-732,00 TL istinaf karar harcının istemi halinde davalıya ödenmesine,3-İstinaf eden tarafça yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/09/2026