Beraat eden davacının haksız gözaltı ve tutukluluktan kaynaklanan manevi tazminat talebinde, hükmedilen miktarın hak ve nesafet ilkelerine uygun bulunarak temyiz başvurularının reddine dair karar.
Özet: Bu hukuki süreçte, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 223 gün haksız yere gözaltında ve tutuklu kaldıktan sonra beraat eden davacının, yargıtayca manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu gerekçesiyle verilen bozma kararı sonrası yerel mahkemece belirlenen 70.000 TL manevi tazminat talebi incelenmiştir; yüksek mahkeme, davacının sosyal ve ekonomik durumu, atılı suçun niteliği ve tutukluluk süresi gibi hususları değerlendirerek bu miktarın hakkaniyete uygun ve makul olduğunu belirtmiş, tarafların temyiz itirazlarını reddederek yerel mahkeme kararını onamıştır.
12. Ceza Dairesi         2026/5243 E.  ,  2026/6865 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2026/27 E., 2026/110 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
DAVA TARİHİ : 05.10.2018
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Davacının tazminat talebi hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 104.360,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın 07.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin davacının göreve iadesi sonrasında geriye dönük maaş ödemelerinin yapıldığı, beraat eden davacı yönünden vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine, 20.000,00 TL manevi tazminatın 07.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizce kurulan hükmün manevi tazminat miktarının eksik olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine yapılan yargılamada davanın kısmen kabulü ile 70.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca manevi tazminat miktarının düşük kaldığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; atılı suçlamanın niteliği, tutuklu kalınan süre, müvekkili üzerindeki olumsuz etkiler dikkate alındığında hükmolunan manevi tazminat miktarının düşük olduğuna, sair nedenlere ilişkindir.
Davalı vekilinin temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, davanın reddedilmesi gerektiğine, hükmolunan manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğuna, sair nedenlere ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yürütülen yargılama neticesinde, Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/292 Esas, 2018/266 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 07.06.2017-16.01.2018 tarihleri arasında 223 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yürütülen yargılama neticesinde 10.07.2018 tarihinde beraat kararı verildiği, kararın 18.07.2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacıya 31.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği, 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı tarafından aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Davacı hakkında hükmedilen tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından, Tebliğnamede hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasını talep eden görüşe iştirak edilmemiştir.
Dairemizin 10.12.2025 tarihli ve 2022/4562 Esas, 2025/8779 Karar sayılı bozma ilamı öncesi kurulan maddi tazminata ilişkin hükmün açıkça onanmadıkça kesinleşmiş sayılamayacağı gözetilmeden, bozma sonrası yapılan yargılama sonunda maddi tazminat konusunda karar verilmemiş ise de, bu hususta mahallinde her zaman karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alındığında, mahkemece hükmedilen tazminat miktarına göre karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca "18.000,00 TL" maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu miktarı aşacak şekilde "45.000,00 TL" vekalet ücretine hükmedilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-h maddesi gereği hükmün 3. fıkrasında yer alan "Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden CMK'nın 142/9. maddesi gereğince 45.000 TL vekalet ücretinin DAVALI HAZİNE'DEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE," ibaresinin kaldırılarak yerine “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücretinin sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az olamayacağı hususu dikkate alındığında hükmedilen tazminat miktarına göre karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 18.000 TL maktu vekalet ücreti" ibaresi eklenmesi suretiyle, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, CMK'nın 304/4. maddesi uyarınca Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.07.2026 tarihinde karar verildi.