Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin, satış sözleşmesinden doğan fatura alacağına dayalı icra takibine itirazın iptali talepli davasında bilirkişi raporlarıyla davacının alacaklı olduğunun tespiti kararı.
Özet: Bu itirazın iptali davasında davacı, davalı ile arasındaki satış sözleşmesi ve düzenlediği faturalardan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan haksız itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ise alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın açılma süresinin geçtiğini, yazılı cari hesap sözleşmesi olmadığını ve faiz talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Yapılan yargılamada ve mali müşavir bilirkişi raporlarında, tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olduğu, davalının davacıya borçlu olduğu miktar ve ödemeler tespit edilmiştir.

T.C. ...5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/313 Esas - 2026/165
T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/313KARAR NO : 2026/165GEREKÇELİ KARAR T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AHAKİM : .. KATİP : ... DAVACI :... .... ... DAVALI VEKİLLERİ : ... ... ... DAVA : İtirazın iptaliDAVA TARİHİ : 21/03/2025KARAR TARİHİ : 24/03/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 17/04/2026 Davacı tarafından davalı hakkında açılan itirazın iptali davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda ;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacı ile davalı arasında satış sözleşmesi kurulduğunu, davacının davalıdan cari hesap alacağının olduğunu, davacının alacağı için 04/01/2024, 22/01/2024, 25/01/2024, 07/02/2024, 23/02/2024, 28/02/2024 ve 04/03/2024 tarihli faturaları düzenlediğini, davalının borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için ...... .... .... Esas nolu dosyası ile başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP ;Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, itirazın iptali davası açma süresinin geçirildiğini, davacı ile davalı arasında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, ispat yükünün davacıda bulunduğunu, faiz talebinin haksız olduğunu savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER ;Davacı vekili dava dilekçesi ekinde davacının davalı adına düzenlediği ve davalının kaşesi ile "Siparişimizdir" yazısı yer alan 22/02/2024 ve 01/03/2024 tarihli teklif formları ile davacının davalı adına düzenlediği 23/02/2024 tarihli 7.999,98 TL ve 28/02/2024 tarihli 153.000,12 TL tutarlı faturaları sunmuştur....... .... .... Esas nolu dosyasında davacı tarafından davalı hakkında 03/03/2025 tarihinde, 04/01/2024, 22/01/2024, 25/01/2024, 07/02/2024, 23/02/2024, 28/02/2024 ve 04/03/2024 tarihli faturalardan doğan bakiye 328.750,10 TL asıl alacak ve 16.500,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 345.250,10 TL alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek Türk Ticaret Kanununun 1530. maddesine göre faizi ile birlikte tahsili talebi ile icra takibi başlatılmış, ödeme emri davalıya 08/03/2025 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili aracılığı ile 05/03/2025 tarihinde icra müdürlüğünün yetkisi ile borca ve tüm ferilerine itiraz etmiştir....Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü 07/11/2025 tarihli cevabi yazı ile davalının 2024 ve 2025 yıllarına ait karşılaştırmalı alış-satış analizlerinin göndermiştir.Ostim Vergi Dairesi Müdürlüğü 09/11/2025 tarihli cevabi yazı ile davacının 2024 ve 2025 yıllarına ait karşılaştırmalı alış-satış analizlerini göndermiştir.Mali müşavir bilirkişi ... .... .... Talimat nolu istinabe evrakına sunduğu, davalının ticari defterlerinin ve kayıtlarının incelenmesi sonrasında hazırladığı 22/11/2025 tarihli raporunda davalının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğunu, davalının dava konusu icra takibi itibariyle davacıya 328.750,00 TL borçlu olduğunu bildirmiştir. Mali müşavir bilirkişi ...davacının ticari defterlerinin ve kayıtlarının incelenmesi sonrasında hazırladığı 04/02/2026 tarihli raporunda davacının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğunu, davacı ile davalının 2024 yılına ait karşılaştırılmalı alış-satış analizi formunda 7 belge karşılığında Kdv hariç 698.350,10 TL alış-satış kayıtlarının olduğu, davacının düzenlediği e-faturalardaki malların teslimine dair belgenin dosya kapsamında rastlanılmadığı, davalının Türk Ticaret Kanununun 21. maddesi kapsamında herhangi bir itirazı olmadan davacıya banka havaleleri ile ödemeler yaptığını, davacının muavin defter ile davalının yevmiye kayıtlarında davacının düzenlediği e-faturalar ile davalının ödemelerinin aynı miktarlarla uyumlu olarak muhasebeleştirilmiş olduğu, tarafların karşılaştırılmalı alış-satış analizi formlarında da fatura adeti ve tutarının alış-karşı satış şeklinde aynı tutarlarla beyan edildiği dikkate alındığında davacının dava konusu icra takibi itibariyle davalıdan 328.750,00 TL alacaklı olduğunu bildirmiştirDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE ; Dava, taraflar arasındaki satım sözleşmesine göre davalı tarafından ödenmesi gerektiği ileri sürülen faturalara dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.Davacı, davalı ile aralarında satış sözleşmesi olduğu, sözleşmeden doğan edimini ifa ettiği, davalının bedel ödeme borcunu ifa etmediği vakıasını ileri sürmüş ve alacağın tahsili için başlattığı icra takibine davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ise, dava konusu icra takibinde icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz etmiş, itirazın iptali dava açma süresinin geçtiğini, davacı ile davalı arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını savunmuş ve davanın reddine karar verilmesine talep etmiştir. 21/10/2025 tarihli celsede davalı vekilinin cevap dilekçesindeki itirazın iptali davasının hak düşürücü sürede açılmadığı itirazının icra dosyasında itirazın alacaklı vekiline tebliğ edilmemesi ve 1 yıllık sürenin dolmaması nedeni ile İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 1. fıkrası gereğince reddine, davalı vekilinin dava konusu icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazının dava konusu borcun götürülecek borç niteliğinde olup alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenmesinin gerekmesi ve davacının merkezinin mahkememiz yargı çevresi olan Yenimahalle ilçesinde bulunması nedeni ile Türk Borçlar Kanununun 89. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 10. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık, davacı ile davalı arasında satış ve cari hesap sözleşmesi kurulup kurulmadığı, kurulmuş ise davacının sözleşmeye göre edimini ifa edip etmediği, bunun sonucuna göre faturadaki tutarda davalıdan alacaklı olup olmadığı ve dava konusu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususlarındadır.21/10/2025 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararı ile davalı vekilinin cevap dilekçesindeki zamanaşımı definin cevap dilekçesinde zamanaşımı ile ilgili herhangi bir açıklama yapılmaması, dava konusu uyuşmazlığın sözleşmeden doğması ve delillere göre 10 yıllık sürenin dava tarihinde dolmaması nedeni ile Türk Borçlar Kanununun 146. maddesi gereğince reddine verilmiştir.Türk Medeni Kanununun 6. maddesi gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer, davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir.Davacı ve davalı arasında uyuşmazlık konusu olan vakıalara göre genel kurala uygun olarak satış sözleşmesi ile alacağının doğduğunu ispat yükü, davacıdadır.Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı ile davalı arasında satış sözleşmesi kurulduğu, davacının sözleşmeden doğan edimini ifa ettiği, davacının doğan para alacağı için dava konusu icra takibinin dayanağı olan faturaları düzenlediği, davalının borcunu ödemediği, davacının dava konusu icra takip tarihi itibarı ile davalıdan 328.750,00 TL asıl alacak ile 7.549,99 TL işlemiş faiz alacağının olduğu, davacının alacağının tahsili talebi ile .. ... .... .... ... ... Esas nolu dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalının süresi içinde icra dairesi müdürlüğünün yetkisine, borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine icra takibinin durduğu, davacının İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 1. fıkrasındaki süre içinde itirazın iptalini talep ettiği, ispat yükü kendisinde olan davacının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222. maddesine göre icra takibine konu asıl alacağının varlığını kendi ve davalı ticari defterleri ile ispatladığı, davalının icra takibine itirazının asıl alacak açısından tamamen, işlemiş faiz açısından ise kısmen haksız olduğu sonucuna varılmıştır.Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222. maddesinin 2. fıkrası gereğince ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır, 3. fıkrası gereğince ise ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Davacının dayandığı vakıayı, satış sözleşmesini ve bedel alacağının doğduğunu davalının ticari defterleri ile kendi ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda hazırlanan mali müşavir bilirkişilerin raporları ile ispatlaması, bilirkişi raporuna göre davalı dava konusu faturaların içeriğine 8 gün içinde itiraz etmediğinden Türk Ticaret Kanununun 21. maddesinin 2. fıkrası gereğince faturaların içeriklerini kabul etmiş sayılması, davacı davalı ile arasındaki cari hesap sözleşmesine değil, satış sözleşmesine dayandığından davacı ile davalı arasında Türk Ticaret Kanununun 89. maddesinde düzenlendiği şekilde yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunup bulunmadığının araştırılmasına gerek olmaması, davacı ile davalı arasındaki satış sözleşmesine dayanan ilişkinin açık hesap ilişkisi olması ve davacı ile davalının ticari defterlerinin asıl alacak açısından uyumlu olması nedenleri ile asıl alacak hakkındaki davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.Dava konusu icra takibinde asıl alacak ile birlikte Türk Ticaret Kanununun 1530. maddesine göre ve arabuluculuğa başvuru tarihinden itibaren icra takip tarihine kadar temerrüt faizi istenilmesi, davalının bu talebe de itiraz etmesi, davacının bu taleplere yönelik itirazların da iptali istemesi, Türk Ticaret Kanununun 1530. maddesinin 2. fıkrasına göre maddenin amacı küçük ve orta boy işletmeleri ve fatura ya da eşdeğer ödeme talepleri karşılığı hizmet veren ticari işletmeler ile kişileri, şartları dayatma konumları güçlü ticari işletmeler özellikle market, süper market, hiper market gibi alışveriş merkezleri karsısında korumak olduğundan davada uygulanma olanağının olmaması ancak çoğun içinde az bulunması kuralına göre tacir olan davacının tacir olarak davalıdan avans faizi talep etme hakkının bulunması, muaccel bir borcun borçlusunun temerrüte düşmesi için Türk Borçlar Kanununun 117. maddesine göre alacaklının alacağın miktarını gösterir ve ödeme talebini içerir bir ihtarname göndermesinin ya da borcun ifa edileceği günün birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlenmiş olmasının ya da alacağın haksız fiilden veya sebepsiz zenginleşmeden doğmuş olmasının gerekli olması, Türk Ticaret Kanununun 18. maddesinin 3. fıkrasına göre tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarların veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmasının zorunlu olması, davacının arabuluculuk başvuru formunda dava konusu icra takibinin takip talebindeki asıl alacağı talep etmesi, davalının arabuculuk başvurusu ile alacağın miktarından haberdar olup davacının talebini içeren kesin irade açıklamasını bu şekilde öğrenmesi dolayısı ile davalının temerrüdünün arabuluculuk son tutanak tarihinde oluşması, arabuluculuk son oturum tutanak tarihi 14/02/2025 ile icra takip tarihi arasında 03/03/2025 tarihleri arasındaki avans faizinin miktarının mahkememiz tarafından yapılan hesaplamaya göre 7.540,99 TL olması nedenleri ile davanın 328.750,10 TL asıl alacak ve 7.549,99 TL işlemiş faiz için kabulüne, fazlaya ilişkin işlemiş faiz hakkındaki davanın yukarıda açıklanan nedenler ile ispatlamadığından reddine, dava konusu icra takibi öncesinde dava konusu alacağın miktarının belirli ve likit olması nedeni ile hükmolunun asıl alacağın % 20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, davalının kötüniyet tazminatı talebi bulunmadığından bu konuda bir karar verilmemiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,Davalının ... ... ... ... ... ... Esas nolu dosyasına yapmış olduğu itirazın 328.750,10 TL asıl alacak ve 7.549,99 TL işlemiş faiz için İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 1. fıkrası gereğince İPTALİNE, icra takibinin 328.750,10 TL asıl alacak ile 7.549,99 TL işlemiş faiz üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlı avans faizi işletilmek suretiyle DEVAMINA,Fazlaya ilişkin davanın REDDİNE,Hükmolunan asıl alacağın % 20'si oranında hesaplanan 65.750,02 TL icra inkar tazminatının İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,2-Harçlar Kanunu 2026 yılı Harçlar Tarifesinin 1 sayılı Yargı Harçları Tarifesinin A,III/1-a maddesi gereğince alınması gereken 22.972,65 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 4.169,76 TL peşin harçtan mahsubu ile alınması gereken 18.802,89 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 615,40 TL, peşin harç 4.169,76 TL, 3 adet vekalet harcı 279,00 TL ve 3 adet vekalet pulu 440,00 TL olmak üzere toplam 5.504,16 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,Davacı tarafından yapılan dosya-posta gideri 145,00 TL ve bilirkişi ücreti 9.000,00 TL olmak üzere toplam 9.145,00 TL yargılama giderinin haklılık oranı göz önünde bulundurularak hesaplanan 8.907,23 TL'sinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinin 2. fıkrası gereğince davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmının davacı üzerinde BIRAKILMASINA,4-Davalı tarafından yapılan 2 adet vekalet harcı 175,00 TL ve 2 adet vekalet pulu 276,00 TL olmak üzere toplam 451,00 TL yargılama giderinin haklılık oranı göz önünde bulundurularak hesaplanan 11,72 TL'sinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinin 2. fıkrası gereğince davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, kalan kısmının davalı üzerinde BIRAKILMASINA,5-Davacı ve davalı tarafından yatırılan avansların kullanılmayan kısımlarının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra İADESİNE,6-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanununun 168. maddesinin son fıkrası gereğince hüküm verildiği tarihte geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 1. ve 2. fıkraları ile 2. kısmına göre haklılık oranı göz önünde bulundurularak hesaplanan 53.808,01 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,7-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanununun 168. maddesinin son fıkrası gereğince hüküm verildiği tarihte geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 1. ve 2. fıkraları ile 2. kısmına göre haklılık oranı göz önünde bulundurularak hesaplanan 8.950,01 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,8-Arabuluculuk bürosu tarafından yapılıp Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinin 2. fıkrası ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. ve 14. fıkraları gereğince haklılık oranı göz önünde bulundurularak hesaplanan 119,60 TL'sinin davacıdan, 4.480,40 TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. maddesinin 1. fıkrasının a bendi ve 345. maddesinin 1. fıkrası gereğince gerekçeli kararın tebliğinden başlayarak iki haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ...Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.24/03/2026