Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, trafik kazası kaynaklı kalıcı ve geçici maluliyet tazminatı talepli davanın istinaf incelemesini yapıyor.
Özet: Bir trafik kazası sonucu kalıcı ve geçici maluliyet ile bakıcı ve tedavi gideri zararı iddiasıyla sigorta şirketine karşı açılan maddi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin geçici iş göremezlik için kısmi tazminata hükmedip bakıcı gideri talebini reddetmesi üzerine, davacı farklı bir adli tıp raporuna dayanarak maluliyet oranının ve bakıcı ihtiyacının eksik değerlendirildiği gerekçesiyle kararı istinaf etmiştir.

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/776 - 2026/2228
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/776 KARAR NO : 2026/2228T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 30/12/2025NUMARASI : 2023/435 Esas, 2025/1209 KararDAVACI : VEKİLLERİ : Av. DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan TazminatKARAR TARİHİ : 08/09/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 08/09/2026 ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.12.2025 tarih 2023/435 Esas 2025/1209 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete KZMMS poliçesi ile sigortalı olup dava dışı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletle 19.05.2019 tarihinde çarpması şeklinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacının yaralanarak geçici, kalıcı maluliyet ile bakıcı ve tedavi gideri maddi zararına uğradığını, davacının halen kazanın izlerini taşıdığını, kaza neticesinde davacıda kemik kırıklarının ve kalıcı hasar meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, zararın tazmini maksadıyla davalı sigorta şirketine zorunlu müracaat ve arabuluculuk sürecinden olumlu netice alınamadığını, Sigorta Tahkim Komisyonuna ... sayılı dosya ile başvurunun usulden reddedildiğini, akabinde ... sayılı dosya ile yeniden yapılan başvurunun bu kez davacının maluliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile reddedildiğini, ancak Sigorta Tahkim Komisyonunun hatalı raporu esas aldığını, davacının maluliyetinin bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi tazminatın (Kalıcı maluliyet için 500 TL,Geçici maluliyet için 250 TL, bakıcı ve tedavi gideri için 250 TL) davalı sigorta şirketine başvuru tarihi olan 28.10.2020 tarihinden 15.iş gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretini davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın Sigorta Tahkim Komisyonunun 10/05/2022- ..., 28/11/2022- ... sayılı kararıyla davacı başvurusunun esasına girilerek kesin olarak reddedildiğinden kesin karar/derdestlik nedeniyle davanın reddi gerektiğini, aksi halde kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın kaza tarihi itibarıyla müvekkili davalı nezdinde KZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili davalının en fazla poliçe teminat limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ile sınırlı sorumlu olabileceğini, davacının dava şartı olan başvuru şartını usulüne uygun yerine getirmediğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, bu bakımdan kusur incelemesi ile davacının maluliyetinin kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre ATK tarafından belirlenmesini, tazminatın poliçe genel şartlarında belirlenen usul ve esaslara göre hesaplanmasını, zarardan SGK tahsis ve ödemelerinin rücuya tabi kısmının ve davacının müterafik kusurunun zarardan mahsubu gerektiğini, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi gideri zarar taleplerinin poliçe teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.ISLAH: Davacı vekili 1.000,00 TL olarak talep etmiş oldukları miktarı 03.09.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile 369.700,34 TL'ye çıkararak ıslah etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ 30.12.2025 TARİHLİ KARARI: diğer maddi tazminat talepleri olan geçici iş göremezlik ve bakıcı giderleri yönünden; mahkememizce davacının kusur durumu ve maluliyeti dikkate alınarak aldırılan aktüer raporu ile davacının geçici iş göremezlik tazminatının 9.700,34-TL olduğu, bakıcı giderleri yönünden ise aldırılan ATK raporu ile de davacının bakıcıya ihtiyacı olmadığından bakıcı gideri tazminatı doğmadığı anlaşıldığından bakıcı giderleri yönünden davanın reddine karar vermiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; müvekkilinin maluliyetinin olmadığı gerekçesiyle reddedilen davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin maluliyetine ilişkin olarak ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından 25.03.2022 tarih ve ... numaralı Adli Tıp Raporu düzenlendiğini, bu rapora göre müvekkilinin erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmeliğe göre tüm vücut engel oranının %13 olduğunun düzenlendiğini, 180 gün geçici iş göremezlik ve 30 gün bakıcı süresi olduğunun bildirildiğini, tüm bunlara rağmen sigorta tahkim komisyonu tarafından yeniden rapor alınmış ve 3 imzalı olarak hazırlanan raporda müvekkilinin maluliyetinin olmadığının belirtilerek hüküm kurulduğunu, Yargıtayca yerleşik içtihatlar gereğince hükme esas alınacak raporların üniversite tıp fakülteleri adli tıp anabilim dalından veya adli tıp kurumundan rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin zararlarının yalnızca meslekte kazan gücü ve efor kayıplarından doğan zararlar olmadığını, müvekkilinin %100 malul olduğu döneme ait geçici iş göremezlik tazminatının yanında maluliyeti sebebiyle çalışmadığı ve iş göremediği dönemde başka birinin bakımına muhtaç kalmasından ötürü bakıcı gideri tazminatını da talep ettiklerini, ıslah dilekçelerinin kabulü doğrultusunda karar verilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin kabul yönündeki kararının, yargılama gideri ve vekalet ücretleri yönünden kararının hukuka usule ve yasaya aykırı olduğunu, usulden red nedeniyle lehlerine tam nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, yine miktar itibariyle kabul ret olarak dikkate alınması gerektiği ve 360.000,00 TL ret tutarının dikkate alınarak aleyhe yargılama gideri tutarının değiştirilmesi, düzeltilmesi, kaldırılması gerektiğini, geçici iş göremezlik talebi yönünden de kesin hüküm nedeniyle ret kararı verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmamasının hatalı olduğunu, davacının koruyucu hiçbir ekipman kullanmayarak trafikte seyir halinde olduğunu, kanunen bir motosiklet sürücünün kullanması gereken koruyucu ekipmanların davacı tarafından kullanılmadığını, davacının maluliyetinin kendi eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, sigortalı aracın kusuruyla arasındaki illiyeti kestiğinden davanın tümden reddini talep ettiklerini, aksi halde %40 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi masrafından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekilinin kesin hükme yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;Davacı vekili kalıcı iş göremezlik talebi yönünden kesin hükmün varlığından bahisle talebin usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ve talebin kabulü gerektiğini ileri sürmüş olup, dosya kapsamı incelendiğinde davacının kalıcı iş göremezlik tazminatı talebiyle tahkim yoluna başvurmuş olduğu, Sigorta Tahkim Kurulu'nun ... Esas, ... Karar sayılı dosyası incelendiğinde tahkim komisyonunca Adli Tıp Uzmanı ve Ortopedi Uzmanı bilirkişilerden alınan ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenen 18.10.2022 tarihli maluliyet raporunda başvuru konusu trafik kazası nedeniyle başvuran ...'ın kalıcı maluliyetinin bulunmadığı belirtilmekle, komisyonca işbu rapor esas alınarak başvurucunun maluliyeti bulunmadığından talebinin reddine kesin olarak karar verilmiş olduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun işbu kararıyla taraflar yönünden davaya konu kalıcı iş göremezlikten kaynaklı uyuşmazlık konusunda esas yönünden karar verildiği anlaşılmış, Tahkim Komisyonunun verdiği kararlar, mahkeme kararları gibi ilam niteliğinde olup; ilama konu alacağın yeniden bir davaya konu edilemeyeceği açık olup HMK 114/1-i ve 115 maddeleri gereğince kesin hüküm nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmekle davacı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise yine bu dönemde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu), 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları) Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 19.05.2019 olup mahkemesince hükme esas alınan 14.02.2025 tarihli ve ... sayılı ... Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, davacının kalıcı maluliyetinin % 5 olduğu, 6 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu ve bu süre içinde başkasının bakımına muhtaç durumda olmadığı anlaşılmakla rapor yerinde görülmüş, davacı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı vekilinin müterafik kusur indirimine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;Davalı vekilince davacının koruyucu ekipman ve kask takıp takmadığı hususunun araştırılması ve zararın artmasına sebebiyet verdiği, bu nedenlerle hükmedilen tazminat miktarından müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması gerektiği iddia edilmiştir.Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca sürücü ve yolcuların araçların kullanılması sırasında koruyucu tertibatları kullanması zorunludur.Yargıtay 4. H.D'nin 20.02.2023 tarihli 2021/23184 E. 2023/2035 K. Sayılı ilamı ile; "2918 sayılı Kanun'un "Sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma zorunluluğu" kenar başlıklı 78 inci maddesi şöyledir; "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur. Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir." Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince; motosikletle gerek sürücü gerekse de yolcu olarak seyir halinde iken zorunlu olan koruyucu ekipmanların kullanılmaması zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet veren etkenlerdendir. Özellikle de motosiklet gibi bir araçla seyir halinde iken mevzuata göre yolcuların takmak zorunda olduğu koruma başlağı (kask) hayati öneme sahiptir. Bu nedenle davacının kaza anında kaskının bulunup bulunmadığı, buna göre müterafik kusuru olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının kaskının takılı olduğu, kaldı ki alınan maluliyet raporu incelendiğinde davacının yaralanmasının sol tibia kırığından (bacaktan) kaynaklandığı anlaşılmış, bu nedenle davalı vekilinin müterafik kusur indirimi talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;Davalı vekili hesap raporundaki verilerin ve hesaplamanın hatalı olduğunu, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, geçici iş göremezlik yönünden de davanın kesin hükmün varlığı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan 31.07.2025 tarihli hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak davacının zararının yerinde belirlendiği anlaşılmış, SGK'nın dosyaya sunduğu cevabi yazı incelendiğinde kurum tarafından davacıya rücuya tabi geçici iş göremezliğinden ödeme yapıldığına dair herhangi bir bilgi bulunmadığı görülmüş, diğer yandan davalı vekili her ne kadar geçici iş görmezlik tazminatı yönünden de kesin hükmün varlığını ileri sürmüş ise de, Sigorta Tahkim Kurulu'nun ... Esas, ... Karar sayılı dosyası incelendiğinde başvurunun yalnızca kalıcı iş göremezlik tazminatı talebine ilişkin olup hükmün de buna yönelik kurulmuş olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;Mahkemece "-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 9.700,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, -Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 9.700,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine," şeklinde hüküm kurulmuştur.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)'nin 13.maddesi şöyledir: "MADDE 13- (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur..." şeklinde düzenlenmiştir.Buna göre, her ne kadar davalı lehine belirlenecek vekalet ücreti nıspi olarak reddedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanacak ise de açılan maddi tazminat davasının kısmen reddine karar verilmiş olduğundan AAÜT'nin 13. maddesinin 3. bendine göre davalı lehine belirlenecek vekalet ücreti davacı lehine belirlenen vekalet ücretini geçemeyeceğinden mahkemece verilen hüküm yerinde görülmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı vekilinin yargılama giderine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;Davalı vekili yargılama giderleri hesabında davanın kabul red oranının hatalı belirlendiğinin, bu nedenle müvekkili aleyhine fazlaca yargılama giderine hükmedilmiş olduğunu ileri sürmüş olup, hükmün yargılama giderine ilişkin 4.bendi incelendiğinde; "Davacı tarafından yapılan toplam 937,50- TL harç, 14.599,50 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 15.537,00 TL'nin davanın kabul red oranına göre 15.146,62-TL davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" şeklinde hatalı hüküm kurulmuş olduğu, buna göre davanın kabul red oranı doğrultusunda yapılan hesaplamaya göre davalıdan tahsili gerekli 382,50 TL'lik yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması yerinde ise de, yargılama giderlerine yönelik hesaplamada hata yapılmış olduğu ve davanın kabul red oranına göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2 maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının düzelterek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE, davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile,a- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.12.2025 tarih 2023/435 Esas 2025/1209 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının (Mükerrer numalandırma yapılmış olduğu anlaşılmakla yargılama giderlerine yönelik kurulan 4. bendinin) 4. BENDİNİN KALDIRILMASINA,b- Hüküm fıkrasının '''4-Davacı tarafından yapılan toplam 937,50- TL harç, 14.599,50 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 15.537,00 TL'nin davanın kabul red oranına göre 15.146,62-TL davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,''' ŞEKLİNDEKİ 4. BENDİNİN,''4-a-)Davacı tarafından yapılan toplam 937,50 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,b-)Davacı tarafından yapılan toplam 14.599,50 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oluşan yargılama giderinden davanın kabul - red oranına göre hesaplanan 382,50 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacının üzerinde bırakılmasına, '' ŞEKLİNDE DÜZELTİLMESİNE,c- İlk derece mahkemesi kararındaki diğer hükümlerin aynen muhafazasına,İstinaf giderleri açısından;2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,3-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının peşin olarak yatırıldığı anlaşılmakla başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Davacı tarafından yapılan istinafa dosya gönderme ücretinin davacının üzerinde bırakılmasına,6-Davalının yatırdığı istinaf avansının kullanılmadığı anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 08/09/2026 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.