Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin markalar arasındaki iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet iddiaları çerçevesinde tescil kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü talepli davaya ilişkin.
Özet: Davacı şirket, tescilli "..." markasının tanınmışlığını ve davalının kötü niyetli başvurusunu ileri sürerek, davalının 35. sınıfta tescilini talep ettiği "..." ibareli markasının kendi markasıyla karıştırılma ihtimali yarattığını ve tanınmış marka haklarını ihlal ettiğini iddia etmiştir. Bu doğrultuda, Türk Patent ve Marka Kurumunun davacının itirazını reddeden kararının iptalini ve davalı markasının hükümsüz kılınmasını talep ederken, davalı kurum alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuş, diğer davalı şirket ise savunma sunmamıştır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/397 Esas - 2025/468

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/397
KARAR NO : 2025/468
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 18/09/2024
KARAR TARİHİ : 24/11/2025 Yazıldığı Tarih : 04/12/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili şirket adına “...” ibareli markaların 05.,10.,22,.23. ve 24. Sınıflarda tescilli olduğunu, davalının “...” ibareli markanın 35.sınıfta tescili için, yapmış olduğu başvuruya itiraz ettiklerini ve itirazlarının nihai olarak ... tarafından reddedildiğini,
Davalının kötü niyetli olarak ve müvekkilinin markasından yararlanmak amacıyla dava dışı ... Tic.Ltd.Şti.’yi kurarak 22.sınıfta tescil edilmek üzere “...” ibarali marka tescil başvurusunda bulunduğunu, bu başvurunun ... tarafından reddedildiğini, ret kararına karşı açılan davanın .... E sayılı dava dosyasıyla reddedildiğini, kararın gerekçesi ile hüküm kısmı uyuşmadığından gerekçesi yönünden kararı istinaf ettiklerini, davalının bu kez 35.sınıfta işbu davaya konu başvuruyu yaptığını Markaların ayniyet derecesinde benzer olduğunu, tescil kapsamındaki sınıfların benzer olduğunu, müşteri nezdinde aynıymış gibi algılanacağını, Müvekkilinin “...” markası ile tanınmış olduğunu, ...’nin 15 yılda en hızlı büyüyen 11. Şirketi olduğunu, 45 ülke ve dört kıtaya ihracat yaptığını, bünyesinde ... A.Ş, ... A.Ş, ...A.Ş, ... İnş.A.Ş ve ... A.Ş bulunduğunu, davalının, müvekkili şirketin tanınmışlığından haksız yarar sağlamasının kaçınılmaz olduğunu, beyanla ... kararının iptaline, davalı şirketin “...” ibareli markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi ... ve ... sayılı markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... sayılı ... Kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği, noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 22.07.2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 18.09.2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; " Yapılan incelemede, itiraz konusu hizmetler ile itiraz gerekçesi markaların tescil kapsamındaki malların aynı veya benzer olmadıkları görüşüne varıldığından, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Tanınmışlık ve kötü niyet iddiaları yeterli delillerle ispatlanamadığından bu kapsamdaki itirazlar haklı görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, yayına itirazın reddine yönelik ... kararı isabetli görülmüş ve itirazın reddi gerekmiştir
KARAR; İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (... sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
...+ ... (...) ...+ ... (...)
... (...)
18.09.2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; " 1-Davaya konu başvuru ile davacının tescilli markaları arasında SMK 6/1 kapsamında benzerlik bulunmadığı, iltibas koşullarının mevcut olmadığı,
2- ... kararının yerinde olduğu,
3- Markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı,
4-SMK 6/5 maddesi gereği tanınmış markalara ilişkin koşulllarının oluşmadığı,
5- Davalının kötü niyetli olmadığı . "şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının" davaya konu başvuru kapsamındaki mal/hizmetlerden 35.sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ahşap veya sentetik malzemeden mamul ambalaj, ambalaj kapları, mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri” ile davacının ... sayı ile tescilli markası kapsamında 22.sınıfta yer alan “Tekstilden mamul ambalaj torbaları.” Benzer işlevleri görmesi nedeniyle benzer bulunduğu, Başvuru konusu marka kapsamında bulunan diğer mal/hizmetler davacının tescilli markaları kapsamındaki malllarla benzer bulunmadığı" raporda dile getirilmiş ise de ;
Davalının "...+ ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ...+ ... (...) ... (...) " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+ ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının" ...+ ... (...) ... (...) " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ...+ ... (...) ... (...) " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "...+ ..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60-TL'nin düşümü ile bakiye 187,70 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma yetkilisinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 24/11/2025
Katip ....
E imza
Hakim ....
E imza