Banka ile borçlular arasındaki kredi sözleşmeleri, kefaletlerde eş rızası eksikliği iddiası, icra takibi itirazının iptali ve taşınmaz üzerindeki ipoteklerin kaldırılması taleplerine ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Bir bankanın, kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine bir şirket aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açtığı davayla birleşen davada; kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil veya rehin veren sıfatıyla sorumlu tutulan kişilerin, eş rızası alınmadığı, ilgili kredi sözleşmelerine taraf olmadıkları veya borcun ödendiği iddialarıyla bankaya borçlu olmadıklarının tespiti, üzerlerindeki ipoteklerin fekki ve kötüniyet tazminatı talep etmeleri üzerine, tarafların sorumlulukları ve kefaletlerin hukuki geçerliliğinin mahkemelerce değerlendirildiği ve verilen kararların temyize tabi tutulduğu karmaşık bir ticari uyuşmazlıktır.
11. Hukuk Dairesi         2025/4977 E.  ,  2026/2119 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1130 Esas, 2025/790 Karar
BİRLEŞEN ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2017/347 E. SAYILI
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/577 E., 2022/262 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen dosya davacıları vekili ile birleşen dosyada davalı-asıl dosyada davacı vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacı banka ile davalı şirket arasında kredi sözleşmeleri imzalanarak davalıya kredi kullandırıldığını, kredi geri ödemelerinin zamanında yerine getirilmemesi üzerine tüm borçlulara ihtarname gönderildiğini, verilen süre içerisinde borçlarını ödemeyerek temerrüde düşen borçlular hakkında icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalının Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2016/5121 E. sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacılar vekili birleşen dosya dava dilekçesinde; davalı banka ile dava dışı ... İnşaat Taah. ve Tic. Ltd. Şti arasında 07.05.2007 tarihli 500.000,00 TL, 28.07.2009 tarihli 750.000,00 TL, 16.10.2012 tarihli 1.000.000,00 TL ve 22.10.2013 tarihli 1.500.000,00 TL bedelli dört adet kredi sözleşmesi imzalandığını, 28.07.2009 tarihli genel kredi sözleşmesinde (...) kefil olmayan ...'in bankada döviz mevduatında bulunan nakit parasını teminat olarak gösterdiğini, bu nedenle sadece döviz mevduatına rehin konulmasına muvafakat eden kişi konumunda olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili ...'in sözleşmeyi kefil olarak imzalamış olduğu kabul edilse dahi belirtilen sözleşme ile ilgili olarak davalı bankanın alacağının ödendiğini, dava dışı asıl borçlu şirketten bankanın hiçbir hak ve alacağının kalmadığını, davalı bankanın teminat mektubu alacaklarının 16.10.20 12... .10.2013 tarihli sözleşmelerden kaynaklandığını, 16.10.2012 tarihli sözleşmeye bağlı olarak 27.06.2013 tarihli 215.000,00 TL miktarlı teminat mektubu, 22.10.2013 tarihli sözleşmeye bağlı olarak 30.01.2014 tarihli 330.000,00 TL ve 336.000,00 TL miktarlı iki adet teminat mektubu verilmiş ise de davacı ...'in bu sözleşmelerde isminin dahi geçmediğini, davacı ... yönünden ise 20 07... tarihli sözleşmelerden dolayı bankanın alacağının bulunmadığını, 20 12... yıllarında düzenlenen sözleşmelerde müvekkili ...'in sözleşme tarihlerinde evli olup, verdiği kefaletlerin hiçbirinde eş rızasının alınmadığını, kefalet sözleşmesinin hukuken geçerliliğinin bulunmadığını, müvekkili ...'in davalı bankaya borcu olmaması nedeniyle taşınmazı üzerine konulan 21.11.2001 tarihli ipoteklerin kaldırılması gerektiğini ileri sürerek Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2016/5121 E. ve 5122 E. sayılı takipleri ve bankanın diğer alacak taleplerinden dolayı müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine, ipoteklerin fekkine ve kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı tarafça usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davalı banka ile dava dışı ... İnş. Taah. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 05.07.2007 tarihli 500.000,00 TL'lik, 28.07.2009 tarihli 750.000,00 TL'lik, 16.10.2012 1.000.000,00'lik ve 22.10.2013 tarihli 1.500.000,00 TL'lik olmak üzere dört adet kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşmelere istinaden adı geçen şirkete kredi kullandırıldığını, davacılardan ...'in kredi sözleşmelerinin tamamını, ...'in ise 28.07.2009 tarihli 750.000,00 TL'lik sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredilere ilişkin yükümlülüklerin zamanında yerine getirilmemesi üzerine ihtarname gönderilerek nakit borcun ödenmesi, gayri nakit borcun ise depo edilmesinin talep edildiğini, verilen süre içerisinde borçlarını ödemeyerek temerrüde düşen tüm borçlular hakkında Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2016/5121 E. sayılı dosyasından ilamsız takip başlatıldığını, davacı borçlular ödeme emrine itiraz etmediklerinden haklarındaki takibin kesinleştiğini, dava dışı asıl borçlu şirketin ise takibe itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davası açıldığını, belirli bir dönemde riskin sıfırlanmasının kredi sözleşmelerine ilişkin kefaleti geçersiz kılmadığını, 16.10.2012 tarihli sözleşmede kefil ...'in eşi ... 'in kefalete muvafakatının alındığını, davacı ...'in malik sıfatıyla taşınmazı üzerine konulan ipotek ile ... İnşaat Taah. ve Tic. Ltd. Şti.'nin bankadan kullandığı/kullanacağı tüm krediler için ayni sorumluluk altına girdiğini, müvekkili bankanın alacağını tahsil edemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden, davacı banka ile davalı şirketin asıl borçlu olduğu ...'lerin akdedildiği, tanzim edilen teminat mektuplarının nakde dönüşmesi nedeniyle kredi borçluları hakkında icra takibi başlatıldığı, borçlu şirketin itirazı üzerine takibin durduğu, davacı banka tarafından başlatılan icra takibinde şirketin sorumluluğu yönünden ipotek limitinin üzerinde kalan alacağın talep edildiği, yapılan hesaplamada davacı bankanın (taleple bağlı kalınarak) 666.000,00 TL ana para, 31.039,01 TL işlemiş temerrüt faizi, 1.551,95 TL BSMV olmak üzere toplam 698.590,96 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, alacak likit olmakla bankanın icra inkar tazminatı talebinin yerinde görüldüğü, takip ve dava konusu edilen 215.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun depo talebi hakkında verilen kararın kesinleşmesi gözetildiğinde depo talebi yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği, birleşen dava yönünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 25.11.2019 tarihli karar gerekçesinde de belirtildiği üzere takip ve davaya konu 29.01.2014 tarihli 336.000,00 TL ve 330.000,00 TL'lik teminat mektuplarının 22.10.2013 tarihli sözleşmeye, 27.06.2013 tarihli 215.000,00 TL'lik teminat mektubunun ise 16.10.2012 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, 16.10.2012 tarihli ve 22.10.2013 tarihli ...'lere davacı ... ve dava dışı ...'in müteselsil kefil olduğu, ...'in eş muvafakatı var ise de ...'in kefalet şerhinde tarihin yer almadığı, davacı ...'in müteselsil kefaletinin bulunmadığı, sözleşmede de müteselsil kefiller yönünden depo talep etme yönünde bir hüküm yer almadığı, 336.000, 00... .000,00 TL'lik teminat mektuplarının 08.02.2016 tarihinde nakde dönüştüğünün tespit edildiği, kararın kesinleştiği gerekçesiyle davacıların Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2016/5121 E. sayılı icra takip dosyası nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, davacı ...'in Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2016/5122 E. sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takip dosyasında davacı ...'in taşınmazı üzerine tesis edilen ipoteğin dava dışı asıl borçlu şirketin bankaya olan borçlarının teminatı olarak tesis edildiği, verilen teminatın kişisel değil ayni bir teminat olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 603. maddesi kapsamında bulunmadığından eş rızası alınmasının gerekmediği, ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, dava dışı asıl borçlu şirketin bankaya borcunun bulunduğu gerekçesiyle talebin reddine, koşulları oluşmadığından tazminat taleplerinin de reddine karar verilmiş, hüküm, birleşen dosya davacıları vekili ve birleşen dosya davalısı, asıl dosya davacısı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile teminat mektupları bakımından birleşen dosya davacısı ...'ın davaya konu teminat mektuplarının dayanağı genel kredi sözleşmelerinde kefaleti bulunmadığı, hal böyle olunca birleşen dosya davacısı ...'in Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2016/5121 E. sayılı icra takip dosyası nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine yönelik İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun görüldüğü, ...'in 27.06.2013 tarihli 215.000,00 TL'lik teminat mektubunun dayanağı olan 16.10.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak adı soyadı ve imzası yer almış ise de bu bölümde tarih yer almadığından TBK'nın 583. maddesi uyarınca davalı ...'in bu ...'deki kefaletinin geçersiz olduğu, ...'in 330.000,00 TL ve 336.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının dayanağı olan 22.10.2013 tarihli ... kefaletinin de eş muvafakati olmadığından geçerlilik kazanmadığı, açıklanan nedenlerle birleşen dosya davacısı ... yönünden de, davacının Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2016/5121 E. sayılı icra takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine yönelik kararı usul ve yasaya uygun bulunduğu, ...'in kefaletlerin geçersiz olması nedeniyle, banka lehine verilen ipoteğin de geçersiz olduğu iddiasına dayalı istinaf itirazı değerlendirildiğinde; Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2016/5122 E. sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takip dosyasında davacı ...'in taşınmazı üzerine tesis edilen ipoteğin dava dışı asıl borçlu şirketin bankaya olan borçlarının teminatı olarak tesis edildiği, verilen teminatın kişisel değil ayni bir teminat olduğu ve TBK'nın 603. maddesi kapsamında bulunmadığından eş rızası alınmasının gerekmediği, aile konutu iddiası bulunmadığı, konu taşınmazın arsa vasfında olduğu, bu suretle ipotek sözleşmesinin geçerlilik taşıdığı, dava dışı asıl borçlu şirketin bankaya borcunun bulunduğu, ipoteğin de dava dışı şirketin borcunun teminatı olarak verildiği, kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, birleşen dosya davacıları vekili ve birleşen dosya davalısı, asıl dosya davacısı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, davalı şirketin asıl borçlu olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2016/5121 E. sayılı icra takip dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın iptali, birleşen dava, davacılar aleyhine davalı banka tarafından Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2016/51 21... E. sayılı icra takip dosyalarında borçlu olunmadığının tespiti ile ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, birleşen dosyada davacılar vekili ile birleşen dosya davalısı, asıl dosya davacısı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.