Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen, Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklı Geç Ödeme Nedeniyle Oluşan Munzam Zararın Tazminine İlişkin Alacak Davası Kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının geçmişte hizmet sözleşmeleri uyarınca temin edilen araç ve işçilik bedellerinden kaynaklanan alacağının, yıllar süren yargılama, istinaf ve nihayetinde dosya borcunun davalı tarafından geç ödenmesi sonucu oluşan "munzam zarar"ın tazmini talebini ele almaktadır; davalının ileri sürdüğü zamanaşımı defi, zararın ödeme tarihi itibarıyla henüz on yıllık sürenin dolmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedilmiş ve mahkeme, asıl alacak, yargılama gideri ile vekalet ücretine ilişkin geç ödeme nedeniyle oluşan ek faiz ve zararları tespit etmek üzere bilirkişi incelemesi yaptırmıştır.

T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/320 Esas - 2026/439

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/320 Esas
KARAR NO : 2026/439
...
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/05/2024
KARAR TARİHİ : 14/05/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili .... İnşaatının hafriyat işleri için araç temini ve işçiliği konusunda 28.10.2010-17.11.2010 tarihli sözleşmeler imzalandığını ve Müvekkilinin sözleşmelerde liste halinde belirtilen; 6 adet ... pikap olmak üzere, toplamda 36 adet iş aracını davalı Şirketin hizmetine tahsis ettiğini , davalının iş bitiminde 01.03.2013 tarihli 159.300,00 TL tutarındaki fatura bedelini .... yevmiye no'lu ihtarnamesi ekinde, 25.11.2013 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen ödemeyerek temerrüte düştüğünü , alacağın tahsili için davalı aleyhine 17.12.2013 tarihinde .... Esas sayılı dosyası ile Alacak dava açıldığını mahkemenin 29.03.2019 tarihli, ....Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüyle 136.291,77TL 'nin dava tarihinde itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini ve kararın .... Karar sayılı kararını istinaf edildiğini ve tehiri icra kararı alındığını , istinaf incelenmesinde ilk derece mahkemesi kararının onanmış, bunun üzerine davalının 14.03.2024 tarihinde 417.911,84 TL dosya borcunu ödediğini, muvekkilinin alacağın ve ferilerinin geç ödenmesi nedeniyle munzam zararının oluştuğunu bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla asıl alacak için şimdilik 1.000,00TL yargılama gideri alacağı için 100,00TL vekalet ücreti alacağı için 100,00TLomak üzere 1.200,00TL nin en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 18/12/2025 tarihli dilekçesi ile asıl alacak yönünden taleplerini 2.357.707,90TL 'ye, yargılama gideri alacağı yönünden taleplerini 37.334,06TL 'ye, vekalet ücreti yönünden taleplerini 97.227,53TL 'ye çıkardıklarını , munzam zarar alacağına ilişkin açtıkları dava belirsiz alacak davası olduğundan bu bedellerin fiili ödeme tarihi olan 14/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ CEVABI: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle tüm alacak talepleri yönünden zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu , 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini bu nedenle davanın usulden reddedilmesi , ayrıca davada Munzam zarar koşullarının mevcut olmadığını davanın bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRME:
Dava, munzam zarar talebiyle açılan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının 28.10.2010-17.11.2010 tarihli sözleşmelerden kaynaklanan alacağının yargılama sonucunda geç ödenmesi nedeniyle 6098 sayılı TBK'nun 122. maddesi gereğince aşkın (munzam ) zarar oluşup oluşmadığı , oluşmuş ise munzam zarar miktarının ne kadar olduğu hususlarında toplanmaktadır.
Her ne kadar davalı vekili taraf zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de aşkın (munzam) zarar hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemeyeceğinden asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmadığından ve ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkün olduğundan ve TBK 146. Maddesi gereğince zararın doğduğu tarihten itibaren 10 yıl içinde talep edilebileceğinden ve zararın ödeme tarihi olan 14.03.2024 tarihinden dava tarihine kadar 10 yıllık süre geçmediğinden zamanaşımı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Tarafların delilleri toplanmış, .... sayılı dosyası getirtilmiştir.
Mahkememizce alınan 14/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının .... Karar sayılı kararıyla kabul edilen 136.291,77 TL asıl alacak için 02.12.2013 tarihinden, fiili ödeme tarihi olan 14.03.2024 tarihine kadar geçen süre içerisinde TTK 1530 Maddesi gereği Temerrüt faizi için yapılan hesaplamaya göre 206.693,94 TL faiz alacağının ; kabul edilen 5.251,34 TL yargılama gideri alacağı için 29.03.2019 tarihli mahkeme karar tarihinden, fiili ödeme tarihi olan 14.03.2024 tarihine kadar geçen süre içerisinde gerçekleşen en yüksek Kamu bankalarınca fiilen uygulanan mevduat faiziyle yapılan hesaplamaya göre 6.444,59 TL faiz alacağı , kabul edilen 13.653,34 TL vekalet ücreti alacağı için; gerçekleşen en yüksek Kamu bankalarınca fiilen uygulanan mevduat faiziyle yapılan hesaplamaya göre 16.754,32 TL faiz alacağının hesaplandığı ve heyete bir hukukçu bilirkişinin eklenmesi gerektiği görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce alınan 08/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Munzam zararın hesabında somut zarar yöntemi ve soyut zarar yöntemi olmak üzere iki yöntem bulunduğu, Somut zarar yönteminde, davacı alacaklının munzam zararın oluştuğunu somut bir biçimde ispatlamasının gerektiği ve somut zararın ispatı halinde, ispatlanan bu zararın munzam zarar olarak ödenmesi, Somut zararın ispatlanamaması halinde ise, soyut zarar yöntemine göre temerrüde düşülen para alacağının değişik yatırım araçlarında değerlendirilmesi halinde alacağı ortalama değer ile para alacağının temerrüt faizi arasındaki farkın munzam zarar olarak ödenmesi gerektiği, Soyut zararın hesaplanmasında her yıl itibariyle gerçekleşen TEFE- TÜFE oranı, bankaların vadeli mevduat faiz oranları, devlet tahvillerine verilen faiz oranları, döviz kurlarındaki Amerikan Doları ve Euro değişim oranları, 'asgati ücret artışı ve altın fiyatlarındaki artış verileri dikkate alınarak sepetteki bu verilerin ortalamasının mahkemece zararın hesaplanmasında dikkate alınması gerektiği, davacı tarafça somut zarara ilişkin başlıklar halinde nedenlerden bahsedilmişse de; bu durumlar somut olarak zararın varlığını tespit etmeye yeterli olmadığı, Bu sebeple zararın hesaplanmasında davalının borçlarını ödemekte temerrüde düştüğü tarihten alacağın tamamen tahsil edildiği tarih arasındaki dönem için, soyut zarar yöntemine göre zararın hesaplanabileceği; buna göre güncellenen tutardan hesap edilen avans faizi mahsup edildiğinde; asıl alacak miktarı olan 136.291,77 TL açısından; 2.358.707,90 TL munzam zararın , güncellenen tutardan hesap edilen yasal faizi mahsup edildiğinde; yargılama gideri alacağı olan 5.251,34 TL açısından; 37.434,06 TL munzam zararın , güncellenen tutardan hesap edilen yasal faizi mahsup edildiğinde; vekalet ücreti alacağı olan 13.653,34 TL açısından; 97.327,53 TL munzam zarar hesaplandığı, talep edilen alacakların hak edip edilmediği, sözleşmenin şekil şartı ve geçerliliği, sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı, takdir edilecek faize ilişkin nitelendirme ve değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Munzam zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukukî bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir. ( ..... sayılı kararı) BK 'nun 122. Maddesi gereğince munzam zararın talep edilebilmesi için ; para borcunun ifasında borçlunun temerrüde düşmüş olması, temerrüt faizini aşan bir zararının bulunması, söz konusu zararla borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının bulunması ve borçlunun kusurunun bulunması gerekmektedir. Kusurun derecesi sorumluluğun doğması bakımından önemli olmayıp borçlu her türlü kusurundan sorumludur. TBK'nın 112. hükmüyle uyumlu olarak TBK'nın 122. maddesinde alacaklı yararına bir kusur karinesi kabul edilmiştir. Buna göre, alacaklı borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir; borçlunun kusurlu olduğu varsayılmaktadır. Borçlunun sorumluluktan kurtulması için kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını ispatlaması gerekir. Uygulamaya göre buradaki kusursuzluk, temerrüde düşmekteki kusursuzluktur. Yoksa, temerrüde düştükten sonraki aşamada gelişen olaylarda (yargılamanın uzaması vs.) aranan bir kusur değildir.
Somut olayda alacaklının sözleşmeden kaynaklanan para alacağının bulunduğu, borçlunun temerrüte düştüğü , ...zamanında dava açıldığı ve mahkemece 29/03/2019 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği, hüküm altına alınan alacağın 14.03.2024 tarihinde ödendiği, bu süre zarfında davacının paa borcunun ödenmemesi nedeniyle faizi aşan munzam zararının oluştuğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. (... vb sayılı kararları )
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın kabulü ile asıl alacak için 2.358.707,90TL , yargılama gideri için 37.434,06TL ve vekalet ücreti için 97.327,53TL olmak üzere toplam 2.484.469,49TL 'nin 14.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ili birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ,
2 -Alınması gerekli 169.714,11TL harçtan mahkememiz veznesine peşin yatırılan 427,60TL peşin harç ile 42.561,75 TL ıslah harcının mahsubu ile kalan 126.724,76TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir yazılmasına,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Ücret tarifesinin 13/1. Maddesi gereğince hesaplanan 364.981,03TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine ,
5-Davacı tarafından bu yargılama nedeni ile yapılan 1 adet tebligat gideri 210,00-TL, bilirkişi masrafı 9.000,00-TL, 9 adet E - Tebligat masrafı 105,00TL , dosya kapak ücreti 25,00TL, 427,60TL peşin harç , 427,60TL başvuru harcı ve 42.561,75 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 52.656,95TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Dava açılmadan önce yapılan 3.600,00TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına ,
7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK'nın 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren Mahkememize .... gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2026
....