Kanun Yararına Bozma talebiyle, kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçunda kamu davasının ertelenmesi kararının usulsüz Mernis tebligatı nedeniyle kovuşturma şartı oluşmadığından verilen mahkumiyetin bozulması gerektiğine dair Yargıtay incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûm edilen sanık hakkında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, Tebligat Kanununun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan MERNİS adresine tebliğ edilerek usulüne aykırı yapıldığı, bu nedenle erteleme kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla kovuşturma şartı oluşmadan mahkûmiyet kararı verilmesinin hatalı olduğu ve hükmün kanun yararına bozulması gerektiği değerlendirilmektedir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/974 E., 2021/1205 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmaİNCELEME KONUSU KARAR: MahkûmiyetKANUN YARARINA BOZMAYOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulmasıAnkara 26.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının aynı Kanun'un 51.maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 01.12.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 09.12.2025 tarihli ve 2025/8416 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/150617 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/150617 sayılı kanun yararına bozma isteminin;" Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve anılan Dairenin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, 7201 sayılı Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06/01/2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, ertelenmesine dair kararın, şüpheliye tebliğ edildiğine dair tebliğ mazbatası aslının bulunmadığı, dosyadaki kapalı tebligat örneğinden ve PTT çıktasından sanığın adresine doğrudan "mernis" şerhi ile 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca çıkarılan tebligatın mahalle muhtarına 18/01/2016 tarihinde teslim edilmek suretiyle tebliğ edildiği kabul edilerek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine başlandığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle tebliğ işleminin usule aykırı olduğu, bu durumda erteleme kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin de başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olması hatta tedbirin infazının tamamlanması bir önem arz etmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.II. GEREKÇEA. Şüpheli hakkında, 17.11.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2016 tarihli ve 2016/1691 Soruşturma, 2016/47 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2.maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3.maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 18.01.2016 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 21.maddesine göre muhtara teslim edildiği, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüpheli hakkında, 06.01.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2016 tarihli ve 2016/49042 Soruşturma, 2016/1114 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2.maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3.maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, daha sonra her iki soruşturma evrakının birleştirilmesine karar verildiği, C. Şüphelinin uyuşturucu madde kullanımına devam etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12.04.2018 tarihli ve 2016/1691 Soruşturma, 2018/20177 Esas, 2018/12918 sayılı iddianamesi ile Ankara 26.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,D. Yapılan yargılama sonucunda, Ankara 26.Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2019 tarihli ve 2018/384 Esas, 2019/256 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 26.03.2019 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, E. Sanığın denetim süresi içerisinde 30.12.2020 tarihinde işlediği hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, Ankara 26.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 09.11.2021 tarihli ve 2021/974 Esas, 2021/1205 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının aynı Kanun'un 51.maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.F. Dosya kapsamına göre; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında, Somut olayda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06.01.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebligat zarfı düzenlendiği, kararın, şüpheliye tebliğ edildiğine dair tebliğ mazbatası aslının bulunmadığı, dosyadaki kapalı tebligat zarfı örneğinden ve PTT çıktasından sanığın adresine doğrudan "MERNİS" şerhi ile 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca çıkarılan tebligatın mahalle muhtarına 18.01.2016 tarihinde teslim edilmek suretiyle tebliğ edildiği kabul edilerek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine başlandığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın şüphelinin MERNİS adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle tebliğ işleminin usule aykırı olduğu, bu durumda erteleme kararının kesinleşmediği, karar kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, dolayısıyla TCK'nın 191/4. maddesinde belirtilen dava açılması koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından;Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.III. KARARA. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,B. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli ve 2021/974 Esas, 2021/1205 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,14.04.2026 tarihinde karar verildi.