7. Ceza Dairesi sanık hakkında kaçakçılık suçunda etkin pişmanlık şartlarını, tekerrürün kapsamını ve adli para cezasına tekerrür uygulanamayacağını düzeltip onadı.
Özet: Sanığın kaçakçılık suçundan mahkumiyet hükmü, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için ödeme iradesinin bulunmaması ve önceki suçunun kaçakçılık kapsamında olmaması nedeniyle bu hükümlerin uygulanmamasına yönelik kararın doğru bulunmasıyla onanmıştır; ancak Yargıtay, hükümde adli para cezasına tekerrür hükümleri uygulanmasına yönelik hukuka aykırılığı, bu hükmün sadece hapis cezasına tatbik edilmesi gerektiğini belirterek düzeltmiş ve karar bu değişiklikle kesinleşmiştir.
7. Ceza Dairesi         2023/5150 E.  ,  2026/6154 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2022/488 E., 2022/484 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.01.2024 tarihli ve 2023/7-302 Esas, 2024/7 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; etkin pişmanlık ihtarı yapılan sanığın ödeme imkanının bulunmadığını açıkça beyan etmesi ve ödeme iradesinde bulunmaması karşısında, sanığın yanıltılmış sayılamayacağı cihetle, Tebliğname'de belirtilen görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanığın tekerrüre esas alınan ve Mahkemece etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına da engel kabul edilen ilâmının 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçu kapsamında olduğu, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 5. maddesinin üçüncü fıkrasındaki ''İkinci fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde uygulanmaz'' şeklindeki düzenlemeye göre, etkin pişmanlık hükümlerinden istifade şartı olarak failin kaçakçılık suçundan mükerrir olmaması gerektiği, anılan suçun ise kaçakçılık suçu olmadığı, bu nedenle söz konusu ilâmın sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği ve suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarının sanık tarafından ödenmediği de gözetilerek 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin uygulamama gerekçesinin sanığın ödeme yapmaması olarak belirtilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, sonuç itibarıyla doğru olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
Sanık hakkında hem adli para cezası, hem de hapis cezası verildiği ve adli para cezaları için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiç bir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasını mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir.
Açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği; hükmün mükerrirliğe ilişkin paragrafından ''sanık hakkında uygulanan cezanın'' ibaresi çıkartılarak yerine ''sanığa verilen hapis cezasının'' ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.05.2026 tarihinde karar verildi.