5607 sayılı Kanuna muhalefet suçunda eksik inceleme, savunma hakkı kısıtlaması, zincirleme suç değerlendirmesi ve alt sınırdan ceza tayini hataları sebebiyle mahkûmiyet hükmünün bozulması.
Özet: Yüksek mahkeme, kaçakçılıkla mücadele kanununa muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet kararını bozmuştur; zira yerel mahkeme, sanıkların suçlamaları reddetmelerine ve olay yerinde olduklarına dair delil bulunmamasına rağmen telefon görüşme kayıtları ve baz istasyonu bilgileriyle olay yerindeki telefon ve SIM kartların sahipliğini araştırmadan eksik inceleme ile hüküm kurmuştur; ayrıca, daha önceki bir bozma sonrası bazı sanıkların savunma hakkını kısıtlayarak yokluklarında yargılamaya devam etmesi, sanıkların benzer nitelikteki eylemlerinin zincirleme suç kapsamında değerlendirilip değerlendirilmediğini araştırmaması ve ele geçirilen yüksek miktardaki kaçak eşya karşısında alt sınırdan uzaklaşmak yerine eksik ceza tayin etmesi gibi önemli usul ve esas hataları yapmıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/791 E., 2021/483 K.SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetHÜKÜMLER : Mahkûmiyet, ... kaçağı eşyanın müsaderesiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:Sanıkların aşamalarda alınan savunmalarında özetle, olayla ilgilerinin bulunmadığını, kaçak sigaraların kendilerine ait olmadığını, ... plaka sayılı aracın kaçak sigaralarla yakalandığı sırada araçta olmadıklarını söyleyerek atılı suçlamayı kabul etmemeleri, sanıkların olay yerinde olduklarına ilişkin tutanağa yansıyan ya da tutanak tanıklarının beyanıyla desteklenen olguya rastlanmaması karşısında, sanıkların savunmalarının doğruluğunun araştırılması bakımından sanıklar ..., ... ve ...'ın suç tarihinde kullandığı telefon numaraları tespit edilip, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan sanıklara ait telefon numaralarının suç tarihi ve 5 gün öncesine ait baz istasyon bilgileri ile HTS kayıtlarının getirtilerek özellikle olay tarihinde olay yerinde ve aynı baz istasyonunda sinyal alıp almadıkları, aralarında telefon görüşmesi bulunup bulunmadığı belirlenip, yine sanık ...'ın "Tatvan'da iken ben, ... ve ... beraber bu araçla gezdik, bundan önce ben aracı iki saatliğine Bitlis iline gitmek üzere ...'tan almıştım, bu nedenle bu araçta parmak izim çıkmış olabilir, Bitlis'ten döndüğümde hattımı ve telefonumu kaybettiğimi fark ettim." şeklindeki beyanı ile olay tutanağına göre şüphelilerin kaçarken araçta bırakmış oldukları " 3...1 60 imei numaralı telefon ile içerisinden çıkan ... seri numaralı sim kart ve ... imei numaralı telefon ile içerisinden çıkan ... seri numaralı sim kartın" sanıklara ait olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,Kabule göre de;1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun iadesinden sonra yapılan yargılamada, sanık ... ile sanık ...'a yokluğunda karar verileceğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/2. maddesi şerhli davetiye çıkartılmadan ve sanıkların savunması alınmadan yargılamaya devam edilerek mahkûmiyetlerine karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,2.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı ve 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 08.11.2014, iddianame düzenlenme tarihinin 26.03.2015 olduğu,UYAP kayıtlarının incelenmesinde, Sanık ... hakkında Diyarbakır 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/162 Esas sırasında kayıtlı dosyasında suç tarihinin 19.01.2014, iddianame düzenlenme tarihinin ise 22.01.2015 olduğu, Sanık ... hakkında Erciş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/145 Esas sırasında kayıtlı dosyasında suç tarihinin 18.01.2014, iddianame düzenlenme tarihinin ise 20.04.2015 olduğu, Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanık ... ile sanık ...'ın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,3.1100 karton sigara ele geçirilen olayda, suça konu kaçak eşyanın miktarına göre sanıklar hakkında temel cezada 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca teşdit uygulanarak alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken, alt sınırdan hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,4.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3. maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, sanıklara eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarın yatırılması halinde hakkında 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin uygulanabileceği ihtarı yapılarak sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, sanıklara etkin pişmanlık hükmünün mahiyetini içeren yasal ihtarat yapılmadan, sadece gümrüklenmiş değerin iki katının ödenmesi gerektiği ihtar edilerek savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi,5.Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması,6.Suç konusu kaçak sigaranın tamamı hakkında 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsadere kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi,7.Katılan lehine hükmedilen vekalet ücretinin sanıklardan eşit olarak tahsili yerine yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekili, sanık ..., sanık ... ile sanık ... müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 18.05.2026 tarihinde karar verildi.