İşçinin yurt içi ve yurt dışı çalışma dönemlerine ait kıdem, ihbar, fazla mesai, tatil ücretleri ve yıllık izin alacakları ile bordro mahsuplarına ilişkin temyiz kararı.
Özet: Bu iş davasında, Türkiye ve Katardaki çalışmaları nedeniyle işçilik alacakları (kıdem, ihbar, yıllık izin, ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil) talep eden davacıya karşı, davalı taraf bazı alacakların dava dışı şirketlerle ilgili olduğunu ve husumet itirazında bulunmuştur. İlk derece mahkemesi iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, fazla çalışma ve tatil çalışmasının ispatlandığını, ücret bordrolarının hileli olduğunu ve yıllık izin süresinin 21 gün olduğunu belirterek talepleri kısmen kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi ise aylık ücret ve fazla çalışma ücreti dahil ücret tespitinin doğru olduğunu, bordro mahsuplarının yapıldığını, yıllık iznin protokole göre hesaplandığını ve Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik olmadığını değerlendirerek istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Taraflar, fazla çalışma saatinin ücrete dahil edilmesi, yıllık izin süresi ve hesaplaması, ücret alacağının reddi ve mahsup edilen tutarların temel ücretin parçası olması gibi konularda temyiz başvurusunda bulunmuştur.
9. Hukuk Dairesi         2026/5026 E.  ,  2026/4158 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2026/161 E., 2026/109 K.
DAVA TARİHİ : 03.02.2020
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 39. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/436 E., 2025/353 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde önce Türkiye'de bulunan ... Metrosu Tüneli inşaatında dava dışı alt işveren nezdinde daha sonra ise ...'da ...Metro projesi kapsamında çalıştığını, ücretine ek olarak ... Kurumu (SGK) primi karşılığında ödeneceği belirtilen ücretinin ödenmediğini, davalı işyerinde düzenlenen bordroların hileli olduğunu, davacının aylık ücretinin bir kısmının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti çalışması olarak tahakkuk ettirildiğini, iş sözleşmesinin davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiğini, davalı işyerinde günlük 12 saat çalışıldığını, haftanın 7 günü çalışmanın devam ettiğini, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığını, taraflar arasındaki sözleşme gereği 28 gün olan yıllık ücretli izin hakkının kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, ödenmeyen ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Türkiye'de gerçekleşen çalışmasına ilişkin tüm alacaklarının dava dışı Şirket tarafından ödendiğini, davacı ...'da müvekkili Şirket nezdinde çalıştığını iddia etse de müvekkili tarafından 30.11.2016 tarihinde iş bitimi nedeniyle tüm Türk işçilerin ilişkisinin kesildiğini, davacı ile yurt dışı iş sözleşmesi yapılmadığını, bahsi geçen metro projesinin dava dışı ... Şirketi tarafından yürütüldüğünü, davacının bu çalışmaları yönünden husumet itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinin davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiği, tanık beyanları doğrultusunda davacının fazla çalışma yaptığının, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının ispatlandığı, davacının ücretinin fazla çalışma ücreti dâhil olacak şekilde belirlendiği, bu hükmün yıllık 270 saate kadar olan çalışmalar yönünden geçerli olduğu, ücret bordrolarının incelenmesinde bazı tahakkukların davacı ile davalı arasında anlaşılan ücret miktarını tamamlamak için yapıldığının tespit edildiği, bu hâlde davacıya aylık anlaşılan ücret miktarından fazla ödeme yapılması hâlinde yapılan bu fazla ödemenin mahsup edilmesi gerektiği, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde 21 gün yıllık izin konusunda anlaşma bulunduğu, davacı her ne kadar SGK prim ödemeleri karşılığında davacıya ücret ödeneceğinin taahhüt edildiğini ileri sürmüş ise de bu hususun ispat edilemediği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının aylık ücretinin doğru tespit edildiği, ücretin fazla çalışma ücreti dâhil olarak belirlenmesinde hata bulunmadığı, bordrolarda yer alan tahakkuklarının mahsup edildiği, yıllık ücretli izin alacağının da imzalanan protokole göre hesaplandığı, yurda giriş-çıkış kayıtlarının dikkate alındığı, davalı tarafça cevap dilekçesinde süresinde yabancı hukukun uygulanması gerektiği belirtilmediğinden Yargıtay içtihatlarına göre Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalı tarafından talep artırım dilekçesinden sonra sunulan evraklar nedeniyle reddine karar verilen miktarlar yönünden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
b. Müvekkilinin yaptığı iş göz önüne alınığında yıllık 270 saat fazla çalışmanın ücrete dâhil edildiğinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu,
c. Ücret alacağına yönelik talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
d. Fazla çalışma ücretinden yapılan mahsupların hatalı olduğunu, mahsup edilen tutarların aslında temel ücretin parçası olduğunu,
e. Taraflar arasındaki sözleşme gereği yıllık ücretli izin süresinin 28 gün olduğunu ve davacının Türkiye'de bulunduğu tüm sürelerin yıllık ücretli izin olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının Türkiye'de geçen çalışması yönünden müvekkili Şirketin sorumluluğunun bulunmadığını,
b. Davacının ...'da müvekkili Şirket nezdinde çalışmasının bulunmadığını,
c. Somut uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini,
d. Davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını,
e. Davacının temel ücretinin ve brüt ücretinin hatalı tespit edildiğini,
f. Davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını,
g. Davacının aylık ücretine ayda iki hafta tatili çalışmasının dâhil olduğunu,
h. Ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının hesaplanamayacağını,
ı. Davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını, kullanılmayan izinlerin ise ücretinin ödendiğini,
j. Davacıya son ücret bordrosu ile yapılan "diğer" başlığı altındaki ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini,
k. Tanık anlatımlarına göre fazla çalışma hesaplanması durumunda önce indirim daha sonra mahsup işleminin yapılması gerektiğini,
l. Faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, fesih, ücret, dava konusu alacakların ispatı ve hesaplanması ile yargılama giderlerine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacıya kıdem ve izin gibi ödemeler dışında aylık ücretini aşan miktarda ödeme yapıldığı dönemlerde toplam ödemenin hesaplamadan mahsup edileceği belirtilmiştir. Ne var ki raporda yapılan ödemeler toplam olarak gösterilmiş olup bordrolarla uyumlu olmadığı görülmüştür. Bu hâliyle bilirkişi raporu denetime elverişli değildir. Davalı taraf beyan dilekçesinde, ücret bordrolarında "diğer" başlığı altındaki ödemelerin sözleşmede belirlenen çalışma saatlerinin aşılması hâlinde ödenen tutarlardan ibaret olduğunu bildirmiştir. Bu itibarla Mahkemece ücret bordrolarında "diğer" başlığı altında tahakkuk bulunan dönemlerde davacıya aylık ücret miktarını aşan ödeme yapılıp yapılmadığının denetime elverişli şekilde tespit edilmesi; aylık ücreti aşan ödeme bulunması hâlinde "diğer" başlığı altındaki tahakkuk miktarları da gözetilerek belirlenen fazla ödemelerin hesaplamalardan mahsup edilmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece tanık beyanlarına göre hesaplanan alacaklardan önce uygun bir indirim daha sonra mahsup yapılması gerekirken, önce mahsup daha sonra indirim yapılarak karar verilmesi de hatalıdır.
3. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının Türkiye'de bulunduğu günlerde yıllık ücretli izinlerini kullandığının kabulü ile hesaplama yapılmıştır. Ancak bu dönemlerde davacıya ücretinin ödenip ödenmediği, bordrolarda yıllık izin ücreti tahakkukunun bulunup bulunmadığı denetime elverişli olarak tespit edilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
4. İş sözleşmesinin sona erdiği son aya ilişkin ücret bordrosunda davacıya "diğer" başlığı altında bir miktar ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu ödemeler değerlendirilmeksizin hüküm kurulması hatalıdır. Bahsi geçen ödemenin neye ilişkin olduğu taraflardan da sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.