Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasında, Bölge Adliye Mahkemesinin bakım karşılığı temlik gerekçesiyle ilk derece kararını kaldırıp davayı reddetmesi ve temyiz engeli değerlendirmesi.
Özet: Davacılar, vefat eden babalarının yaşlılık ve hastalık döneminde taşınmazını diğer kardeş olan davalılara, mirasçıları miras hakkından mahrum bırakma amacıyla muvazaalı şekilde sattığını iddia ederek tapu iptali ve tescil talep ederken; davalılar, babalarının bakıma muhtaç olduğunu, davacıların bakıma katılmadığını, kendilerinin yoğun bakım hizmeti verdiğini ve taşınmazın minnet duygusuyla bakım hizmeti karşılığı devredildiğini, mal kaçırma amacı olmadığını savunmuş, ilk derece mahkemesi muvazaa gerekçesiyle davayı kabul etse de Bölge Adliye Mahkemesi babanın bakım karşılığı temlik yaptığını, mal kaçırma niyeti olmadığını belirterek davayı reddetmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/3730 E.  ,  2026/3460 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2298 E., 2025/299 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/34 E., 2022/178 K.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir
Davacılar vekili; davacılar ve davalıların anne-baba bir kardeş olduklarını, babaları muris ...'in ölümünden 3 yıl önce ... ili,...ilçesi, ...Mahallesi 768 parsel sayılı arsalı ev vasfındaki taşınmazını davalılar ..., ... ve ...'ye satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, bu işlemin muris ve davalılar tarafından gizlendiğini, davalıların satış esnasında 89 yaşında olan murislerini bakıp gözetmeyeceklerini ileri sürüp tehdit ettiklerini, alım-satım işleminde para alışverişi olmadığını, murisin taşınmaz satmasını gerektirir bir neden bulunmadığını belirterek taşınmazın temlik işleminin iptali ile davacıların miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; davacıların, iddialarının tümünün yersiz olduğunu, muris ...'in, eşinin çok daha önce ölmüş olması sebebiyle sağlığı yerinde iken yaz aylarında dava konusu taşınmazda, kış aylarında da davalıların yanında kaldığını, muris 2014 yılı Kasım ayında kalçasının kırılması/ çatlaması sebebiyle hiçbir işini yapamayıp bakıma muhtaç hale gelince, davalıların ve davacılardan...nin bir araya gelmek suretiyle murisin bakımı konusunda toplantı yaptıklarını, davacılardan ...'ın "Ben bakamayacağım" diyerek toplantıya dahi katılmadığını ve bir daha murisi görmediğini, buna karşılık görüşmeye katılan davacı ...'nin de bakıma katılmayı reddettiğini,...nin, ayağının kırılmasından sonra sadece bir kere murisi görmeye geldiğini, giderek rahatsızlığı artan murisin son iki sene ancak müvekkilleri tarafından mama ile beslenerek hayatını devam ettirebildiğini, murisin sağlığının iyice bozulması nedeniyle 2019 yılı Mart ayından ölümüne kadar ... ...Devlet Hastanesinde yoğun bakım palyatif servisinde yatmak zorunda kaldığını, hastanede de aynı şekilde bakım hizmetlerini görmeye devam eden müvekkillerinin, murisin ev ortamında daha rahat edeceğini düşünerek iki defa hastaneden çıkarmışlarsa da muris sık sık ateşlendiği için tekrar hastaneye götürmek zorunda kaldıklarını, murisin hiçbir ihtiyacını gideremez hale gelmesi üzerine müvekkilleri tarafından bakılmaya başlanmasından çok sonra dava konusu taşınmazın intifa hakkını uhdesinde tutmak suretiyle çıplak mülkiyetini müvekkillerine temlik etmesinin nedeninin tamamen minnet duygusu içerisinde bakım hizmetinin karşılığı olduğunu, bakıma muhtaç olduğu tartışmasız olan murisin davacılardan mal kaçırma amacıyla hareket etmediğinin açıkça ortada olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin davacılara mirasından pay vermemek adına dava konusu taşınmazı muvazaalı olarak devrettiğinin açık olduğu, gerçekte yapılan satış işleminin muvazaa sebebiyle geçersiz olup bağış işleminin de resmi şekil şartına uyulmadan yapılması sebebiyle geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muris ...'in 05.09.2019 tarihinde öldüğü, geride davacı çocukları ile davalı çocuklarını mirasçı bıraktığı, murisin, adına kayıtlı dava konusu 768 parsel sayılı taşınmazını 22.06.2016 tarihinde davalı çocuklarına 1/3 hisse olarak satış sureti ile temlik ettiği, yaşı ve hastalıkları nedeni ile bakıma muhtaç olduğu, murise davalıların bakıp ilgilendiği, murisin dava konusu taşınmazı davalılara kendisine baktıkları için verdiği, amacının mal kaçırmak olmadığı, bakım karşılığı temlikleri yaptığı, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.04.2025 tarihli ek kararıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi gereğince verilen hükmün kesin olduğu ve temyiz kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Muris muvazaası hukuki nedenine dayalı olarak pay oranında açılan tapu iptali ve tescil davalarında, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur.
04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.
O halde dava konusu taşınmazın keşfen dava tarihi itibariyle değerinin 684.200,29 TL olarak tespit edildiği, davacıların her birinin miras payına (1/5) isabet eden değerin 136.840,05 TL olduğu, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince dava tarihi (2020) itibariyle 72.070,00 TL olan kesinlik sınırı dikkate alındığında; anılan değerin temyiz sınırının üzerinde kaldığı ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin nitelikte olmadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine ilişkin 22.04.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Ayrıca harç yatırılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.