İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, davalıdan satın alınan ikinci el hurda motorun arızalanması iddiasıyla açılan alacak davasında, ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararına yönelik istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalı şirketten satın aldığı ikinci el motorun arızalanması ve davalı tarafından verilen garantinin yerine getirilmemesi üzerine icra takibine yapılan itirazın iptali ile alacağın tahsilini talep etmiş; davalı ise satışın hurda parça niteliğinde olduğunu, garantisi bulunmadığını, davacının ayıbı zamanında ihbar etmediğini ve talebin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur, bu istinaf incelemesi de ilk derece mahkemesinin davayı reddeden kararına karşı yapılmış başvurunun değerlendirilmesidir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/850
KARAR NO : 2026/1580
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/11/2022
NUMARASI : 2020/356 Esas 2022/957 Karar
DAVA : ALACAK
KARAR TARİHİ : 25/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/356 Esas ve 2022/957 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin inşaat, hafriyat ve vinç işi yaptığını, ....’dan tüm arıza ve zararlar müvekkili tarafından karşılanmak şartıyla bu işte kullanmak için aylık 800,00 TL kira bedeli ile .... plakalı .... marka aracı kiraladığını, müvekkilinin işinde kullandığı bu araç için davalı şirketten 09.09.2017 tarihinde çıkma tabir edilen 2. El motoru 6.000,00 TL si karttan çekilmek ve geri kalan 10.000,00 TL si elden ödenmek sureti ile satın aldığını, davalı şirketin satın aldığı çıkma motor için 6 ay garanti verdiğini ve ilk arızasında tamir edip kendilerine teslim edeceklerini söylemiş iseler de herhangi bir girişimde bulunmadıklarını, aradan 3 ay geçmeden satılan motorun arıza verdiğini, müvekkilin davalı şirketin oyalaması üzerine motoru kendisi tamir ettirmeye çalıştı ise de tamirciden motorun tamir olamayacağı ve değişmesi gerektiği bilgisini edindiğini, müvekkilinin davalı şirket yetkilileri ile ya arızalı motorun değiştirilmesi ya da alınan bedelinin iadesi için yaptığı bütün görüşmelerin sonuçsuz kalmış ve davalı şirketin hiçbir şekilde müvekkilinin zararını ödemeye yanaşmadığını, açıkladığı nedenlerle borçlunun İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2019/4673 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptaline ve takibin devamına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla borçlunun takip konusu 25.320,55 TL borcu işleyen yasal faiziyle ödemesine, borçlunun takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Mahkememizin görevine itirazda bulunduklarını, satış tarihi 09.09.2017 olup, satın alınma tarihi üzerinden 2 yıllık süre geçmiş olduğundan işbu satışa konu ürüne ait ayıplardan kaynaklı taleplerin zaman aşımına uğradığını, davacının müvekkili şirketten 09.09.2017 tarihinde .... marka araca ait hurda motor parçaları aldığını, müvekkilin hurda oto yedek parça satım işiyle iştigal etmekte olup satılan ürünler hurda araçlardan çıkma evvelinde kullanılmış parçalar olduğunu, satılan mal yeni bir ürün olmayıp, daha önce hurdaya ayrılmış başka bir araçtan alınma olduğunu bu nedenle hurda bir malın garantisi olmadığını, malı alırken 6.000,00 TL ödemiş ve kendisine alınan hurda parçalara ilişkin fatura düzenlendiğini, aradan yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra almış olduğu motor parçalarında bir kısım sorunlar olduğundan bahisle işbu haksız davayı ikame ettiğini, davacının almış olduğu hurda parçalarda herhangi bir sorun olmayıp şayet bir sıkıntı var ise bu durum yanlış kullanım ve montajla ilgili olduğunu, alınan parçalarda herhangi bir sorun varsa davacının müvekkili şirkete ayıbı kanuni süreler içerisinde ihbar etmemiş ayıpla ilgili resmi bir tespit yaptırmamış bunun yerine 3 yıl bekleyerek 6.000,00 TL ödeyerek almış olduğu bir mala karşılık müvekkiline 25.000,00 TL taleple geldiğini, davacının sebepsiz zenginleşme saiki ile kötü niyetle hareket ettiğini, bu nedenle haksız davanın reddinin gerektiğini, açıkladığı nedenlerle haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına haksız ve kötü niyetli dava nedeniyle davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
İcra Dosyası: İzmir 4. İcra Müdürlüğü' nün 2019/4673 E. Sayılı dosyasında davacının davalı aleyhine 25.320,55-TL asıl alacak üzerinden takip başlattığı, davalının 12.04.2019 tarihli dilekçesi ile borcun tamamına ve tüm ferilerine itiraz ettiği takibin durduğu görülmüştür.
Araç Kiralama Sözleşmesi; .... Plaka no.lu .... (...) marka aracın 16/08/2017 tarihinde ... tarafından Davacı ....’ a 800,00 TL ay bedelle 1 Yıllığına kiraya verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Motor Bloğu Teslim Sözleşmesi: Davalı .... Şti. ile davacı .... tarafından imzalanmış olan 09.09.2017 tarihli Motor Bloğu Teslim Sözleşmesinden “.... Plakalı .... marka hurda araca ait .... numaralı ...motor ....vatandaşlık numaralı ....’ a teslim edilmiştir. Şeklinde sözleşme imzalandığı görülmüştür.
Fatura: Davalı ... Şti. tarafından davacı .... adına düzenlenmiş olan 09.09.2017 tarihli ve 042767 İrsaliyeli “Muhtelif hurda parça” adı altında 6.000,00 TL bedelli fatura düzenlendiği görülmüştür.
Ekspertiz Raporu: Dava dışı .... tarafından düzenlenen raporda “.... plakalı ....Model ... Transporter araç servisimize 01.12.2017 tarihinde motordan ses geliyor şikayeti üzerine gelmiştir. Yaptığımız incelemede aracın motorunun tamir olmayacağı, değişmesi gerektiği araç sahibine söylenmiştir. Motor tedariği yapılmadığı için araç sahibine 15.06.2018 tarihinde iade edilmiştir.” Şeklinde tutanak düzenlenerek .... ve .... tarafından imzalandığı görülmüştür.
Bilirkişi Raporu : Bilirkişi .... tarafından düzenlenen 12/05/2022 tarihli raporda özetle ; Yapılan incelemeler sonucunda davacı tarafından, davalıdan 16/08/2017 tarihinde 800,00 TL ay bedelle kiralanan ....Plaka no.lu .... marka yanları camlı kapalı kasa kamyonetin motorunun kısa süre (20-25 gün) sonra arızalanmış olduğu, davacının, davalıdan bu defa 09.09.2017 tarihinde davalıdan kiraladığı .... plakalı araca takılmak üzere fatura ve sözleşmede yazılı bilgilere göre .... plakalı araçtan sökülmüş olan .... no.lu Çıkma Motoru 6.000,00 TL bedelle satın alarak .... plakalı kiralamış olduğu araca monte ettirdiği, davalıdan kiralamış olduğu ... plakalı kamyonete yine davalıdan satın aldığı çıkma motorun takılması sonrasında kiraladığı ve satın aldığı çıkma motordan beklenen faydayı sağlayamadığı 01.12.2017 tarihli servis raporu ile de bunun doğrulandığı, Yapılan keşifte dava konusu .... plakalı ... ..marka kamyonetin motoru üzerinde olarak atıl ve bakımsız bir durumda beklediğinin, çalışacak durumda olmadığının tespit edildiği, davacının davalıdan satın almış olduğu çıkma araç motorunun ayıplı olduğunun satış sırasında basit bir gözlemle tespit edilmesinin mümkün olmadığı görüşü ile raporunu düzenlemiştir.
Dava; Ayıplı mal satımı nedeniyle zarar tazmini nedeniyle yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Davacı tarafından, davalıdan 16/08/2017 tarihinde 800,00 TL/ ay bedelle kiralanan .... Plaka no.lu ... marka yanları camlı kapalı kasa kamyonetin motorunun kısa süre - (20-25 gün) sonra arızalanmış olduğu, Davacının, davalıdan bu defa 09.09.2017 tarihinde davalıdan kiraladığı .... plakalı araca takılmak üzere fatura ve sözleşmede yazılı bilgilere göre....plakalı araçtan sökülmüş olan ... no.lu Çıkma Motoru 6.000,00 TL bedelle satın alarak ...plakalı kiralamış olduğu araca monte ettirdiği, davalıdan kiralamış olduğu ...plakalı kamyonete yine davalıdan satın aldığı çıkma Motorun takılması sonrasında kiraladığı ve satın aldığı çıkma motordan beklenen faydayı sağlayamadığı 01.12.2017 tarihli servis raporu ile de bunun doğrulandığı anlaşılmıştır.
08.03.2022 tarihinde yapılan keşif, sonrası düzenlenen bilirkişi raporuna göre; dava konusu ... plakalı ... marka kamyonetin motoru üzerinde olarak atıl ve bakımsız bir durumda beklemekte olduğu, çalışacak durumda olmadığı, davacının davalıdan satın almış olduğu çıkma Araç Motorunun Ayıplı Olduğunun Satış Sırasında Basit Bir Gözlemle Tespit Edilmesinin Mümkün olmadığı bu nedenle gizli ayıp olduğu, anlaşılmıştır.
Ticari satımlarda ayıp ihbarının 6102 sayılı TTK’nun 23/1-c.maddesinde belirtilen süreler içinde yapılması gerekir. 6102 sy TTK m. 23/c uyarınca ticari satışlarda malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek ve incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa durumu bu süre içerisinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Gizli ayıp basit bir muayeneyle anlaşılamayacak durumda ise bu tür bir ayıbın ortaya çıkması halinde B.K.'nun 223-2. fıkrası uyarınca ayıbın derhal satıcıya bildirilmesi gerekir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağı 18/3. maddesinde düzenlenmiş ve "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye dair ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." denilmektedir.
Her ne kadar motordaki ayıbın gizli ayıp olduğu kabul edilse de, davacının "... gizli ayıbı basit bir muayeneyle anlaşılamayacak durumda ise bu tür bir ayıbın ortaya çıkması halinde B.K.'nun 223-2. fıkrası uyarınca ayıbın derhal satıcıya bildirilmesi .." gerektiği, Davacının kiraladığı araç için çıkma motoru davalıdan 09.09.2017 de teslim aldığı, motor araza verdikten sonra arızalı motoru kendisinin tamir ettirmeye çalıştığını kabul ettiği, buna ilişkin tutanak tarihinin 15.06.2018 tarihli olduğu, İcra takip tarihinin 08.14.2019 tarihi olduğu, dava dilekçesinde arızanın 3 ay geçmeden çıktığının kabul edildiği, buna göre davacının ayıbı davalıya sözlü olarak bildirdiğini söylemiş olsa da, gizli ayıbı davalıya herhangi bir şekilde davalıya derhal ihbar ettiğini ispatlayamadığı, davalı tarafından yine sözlü olarak 6 aylık garanti verildiği iddiası da her iki tarafı tacir olan uyuşmazlıklarda basiretli bir tacir gibi davranması..." gerekçesi ile, davacının davasının REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin işinde kullandığı araç için davalı şirketten 09.09.2017 tarihinde çıkma tabir edilen 2.el motor satın aldığını ve bu 2. el motor için toplam 16.000,00.TL ödediğini, bu bedelin 6.000,00.TL'si karttan çekildiğini ve parça hurda faturası kesildiğini, elden ödenen 10.000,00.TL için ise "sorun çıkmazsa faturasını sonra keseriz" denildiğini, ancak davalı tarafından motor arıza yapınca elden alınan 10.000,00.TL için kesmesi gereken faturanın kesilmediğini, davalı şirketin müvekkilinin satın aldığı çıkma tabir edilen 2. el motor için müvekkili ile beraber orada bulunan tanıklar huzurunda 6 aylık garanti verdiğini ve herhangi bir sorun yaşanması halinde kendilerine geri getirebileceğini ifade ettiğini, satışın üzerinden 3 ay geçmeden satılan 2. el motorun arıza yaptığını, müvekkilinin davalı tarafla iletişime geçerek motorun arıza yaptığını bildirdiğini ve motorun ya tamir edilmesini yahut iade alınmasını talep ettiğini, davalı tarafça verilen garanti kapsamında motoru tamir edip kendisine teslim edeceklerini söylemiş iseler de bu konuda herhangi bir girişimde bulunulmadığını, müvekkilinin, davalı şirketin kendisini oyalaması ve işlerinin aksaması nedeniyle arızalı motoru kendisinin tamir ettirmeye çalıştığını ancak tamirciden söz konusu "motorun tamir olamayacağı, değişmesi gerektiği" ifade edildiğini, müvekkilinin, davalı şirket yetkilileri ile ya arızalı motorun tamir edilmesi/değiştirilmesi ya da alınan bedelinin iadesi için yaptığı bütün görüşmelerin sonuçsuz kaldığını ve davalı şirketin hiç bir şekilde müvekkilin zararını ödemeye yanaşmaması üzerine müvekkili tarafından davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, bilirkişi raporu ile gizli ayıplı mal satıldığının ve müvekkilinin aldığı bu maldan beklenen faydayı sağlayamadığının açıkça tespit edildiğini, mğvekkilinin arıza ortaya çıkınca davalı tarafı arayarak arızayı bildirdiğini ve daha sonra yüzyüze ve iletişim araçlarıyla pek çok kez ya motorun onarılması/değiştirilmesi ya da bedelinin ödenmesi için davalı taraf ile görüşüldüğünü ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, satın alınan motorun gizli ayıplı olmasından dolayı ödenen bedelin iadesi için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir.
TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır.
Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar:
a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır
Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir.
b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır.
Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz.
c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır.
Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir.
Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz.
d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır
e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır
f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır
Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür.
Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir.
Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.
Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar;
-Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011)
Satım sözleşmesine konu motorun ayıplı olup olmadığı ve ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını, zarar ile illiyet bağının olup olmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir.
İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre
“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Bu açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, satılan motorun gizli ayıplı olmasına, davacı tarafından yasal süresi içerisinde usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunulmamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2022 tarih ve 2020/356 Esas 2022/957 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 25/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.