Danıştay, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının FETÖ/PDY irtibat ve iltisakı tespit edildiğinden göreve iade talebinin reddini oyçokluğuyla onadı.
Özet: 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun göreve iade başvurusunu reddetmesi üzerine açtığı iptal davasında, ilk derece mahkemesinin ret kararına yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesi üzerine, temyiz mercii tarafından yapılan incelemede, davacının FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu belirlenen şirketlerde çalıştığına dair kayıtlar ve dosyadaki diğer tespitler ışığında örgütle irtibat ve iltisakının bulunduğu sonucuna varılarak, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu değerlendirilmiş ve temyiz talebi reddedilerek karar onanmıştır.

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No : 2023/7139Karar No : 2025/13175 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı):...Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ...Vekili : Av. ... İstemin Özeti: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve...... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K...sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E... K... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ ile irtibatı bulunduğuna dair somut delil ve gerekçe gösterilmeden kamu görevinden çıkarıldığı, disiplin soruşturması yapılmadan, savunma hakkı tanınmaksızın OHAL kanun hükmünde kararnamesi ile kamu görevinden çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, tesis edilen işlemin ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu, ceza hukuku ilkelerinin somut uyuşmazlığa uygulanması gerektiği, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun hak ihlalleri giderilmeden reddedildiği, yasa dışı herhangi bir fiilinin bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakının olmadığı, işlendiği zaman yasal olan fiillerin örgütle irtibat ve iltisak kapsamında değerlendirilemeyeceği, Bank Asya hesap hareketlerinin yasal olduğu ve rutin bankacılık işlemleri niteliği taşıdığı, başka bankalar nezdinde hesabının bulunduğu, Eylül/2014 yılında araba alma işlemi nedeniyle karşı tarafın isteği üzerine havale etmek üzere Bank Asya hesabına 15.000,00 TL yatırdığı, karşı tarafın aracı satmaktan vazgeçmesi üzerine hesabında söz konusu tutarın kısa bir süre daha kaldığı, Ekim/2014 yılında ise farklı bir araç satın aldığı, hesabından parayı çekerek havale ettiği, para yatırma işleminin araç alımından kaynaklandığı, FETÖ örgüt liderinin talimatı ile işlem yapmadığı, sendika üyeliğinin Anayasal bir hak olduğu ve aleyhine değerlendirilemeyeceği, 05/02/2016 tarihinde ilgili sendikadan istifa ettiği, Kimse Yok Mu Derneği'ne insani duygularla bağışta bulunduğu, Anayasa ve AİHS kapsamında güvence altına alınan birçok temel hak ve özgürlüğün ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.Danıştay Tetkik Hakimi:...Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.Dava dosyasının incelenmesinden, davacının FETÖ/PDY ile irtibatı nedeniyle kapatılan Anayurt Eğitim İşletmeleri Tic.A.Ş.'de Ağustos/2005- Eylül/2008 tarihleri arasında, Anadolu Fen Eğitim İşl. Tic. A.Ş.'de Haziran/2007- Ağustos/2009 tarihleri arasında, Seçkin Öğretim Eğitim Hizmetleri A.Ş.'de Ağustos/2009-Ağustos/2010 tarihleri arasında çalışma kayıtlarının bulunduğu tespitleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 02/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY :672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Aktif Eğitimciler Sendikasına üyeliği anılan örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmiştir.6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre ise üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmüştür. Akabinde, Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmıştır. Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarih ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11/06/2018 tarih ve E:2017/87, K:2018/121 sayılı kararın 62. sayfasından; Sendika Genel Başkanının wi-fi üzerinden erişim sağladığı ByLock programı aracılığı ile diğer ByLock programı kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır.Diğer yandan, 17/02/2016 tarih ve 29627 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında" konulu 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin; ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü, milli güvenliğini ve kamu düzenini tehdit eden, Devlet otoritesini zaafa uğratmayı amaçlayan, iç ve dış güvenliği bozmaya çalışan, vatandaşlarımızın temel hak ve hürriyetlerini yok etmeye yönelik eylem ve saldırılarda bulunan terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla mücadelesini hukuki zeminde etkin bir şekilde yürütmekte olduğu, Anayasal bir hakkın kullanımı sonucu kamu hizmetine giren ve Devlet adına millete hizmetle yükümlü olan kamu çalışanlarının (İl özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelerinde çalışanlar dahil) en önemli vasıflarının, dürüstlük, tarafsızlık ve Anayasa ile kanunlara bağlılık olduğu, Devletin ve ülkenin menfaatlerini korumakla yükümlü olan kamu çalışanlarının; Anayasaya ve kanunlara sadakatle hareket etmeleri, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak, davranışlarıyla kendilerine duyulan güveni zedelememeleri gerektiği, bu çerçevede kamu çalışanlarının, kanunların suç saydığı eylemleri işlemek amacıyla kurulan örgüt veya yapılarla hiçbir şekilde ilişki içine giremeyeceği; bu yönde faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamayacağı ya da bunlara yardım ve yataklık edemeyeceği; kamu çalışanlarının, ilgili mevzuatında belirtilen esaslar çerçevesinde yalnız hiyerarşik amirleri tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü olduğu, bu görevlerin ilgili mevzuata göre yürütülmesinden yalnız amirlerine karşı sorumlu oldukları, amirlerin ise maiyetlerinde çalışanların görevlerini Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirip getirmediğini takip ve kontrol etmekle yükümlü oldukları, ... bu itibarla, terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla ilişki kuran veya eylem birliği içerisinde olan, bu örgüt ve yapıların emir ve talimatıyla hareket eden, bu örgüt ve yapılara yardım eden, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgüt veya yapıları desteklemeye yönelik kullanan veya kullandıran, bu örgüt veya yapılarla mücadeleyi engelleyen, bu örgüt veya yapıların propagandasını yapan kamu çalışanları hakkında ilgili mevzuatı çerçevesinde idari nitelikteki işlemlerin yetkili amirler tarafından ivedilikle yapılacağı, suç teşkil eden fiiller yönünden ise durumun ivedilikle adli mercilere bildirileceği belirtilmiştir.Tüm bu tespit ve açıklamalar uyarınca; Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak yönünden delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, bu değerlendirmenin; davacının Sendikanın yukarıda yer verilen birinci ve ikinci kuruluş dönemlerindeki üyelik ve Sendikadan istifa bilgileri, Sendikada kuruculuk, yöneticilik, temsilcilik gibi idari görevlerde bulunma, Sendikanın organlarında görev alma ve faaliyetlerine katılma bilgileri ile 17/25 Aralık 2013 süreci sonrasında, 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nin Resmi Gazete'de yayımı ya da Kurumu tarafından kendisine tebliği sonrasında ya da FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce darbe teşebbüsünde bulunulan 15 Temmuz 2016 tarihi öncesinde Sendikadan istifa ettiğine ilişkin iddiaları ile somut olayın özellikleri bağlamındaki diğer iddiaları dikkate alınmak suretiyle yapılması gerekmektedir. Dava konusu uyuşmazlık yukarıdaki bilgiler ışığında incelendiğinde; davacının Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinden 25/02/2016 tarihinde istifa ettiği, Sendikaya üye olduğu süre zarfında, üyelik dışında Sendikada yöneticilik, temsilcilik gibi idari görevlerde bulunduğuna ve Sendikanın faaliyetlerine, miting, protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin dosyada herhangi bir veri bulunmadığı anlaşıldığından, 25/02/2016 tarihinde istifa edene kadar olan dönemdeki Sendika üyeliğinin salt bu haliyle davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak alınmasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, davacının Bank Asya'da mevcut bulunan hesabındaki mevduatını 2014 yılından itibaren artırdığı belirtilmiş ise de, davacının Bank Asya hesabını 12/11/2001 tarihinde açtığı, hesap bakiyesinin genel olarak Ocak/2013 ile Eylül/2014 arasında ortalama 100,00 TL olduğu, yatırılan en yüksek tutarın 25/09/2014 tarihinde 14.900,00 TL olduğu, söz konusu yatırılan tutarın davacı beyanları ile uyumlu olduğu, kısa bir süre sonra araç alımı nedeniyle söz konusu tutarın hesaptan çekilerek kullanıldığı anlaşılmaktadır.Bununla birlikte, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen yargılama neticesinde... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında "...Bank Asya isimli bankada hesabı bulunan sanıklar açısından örgüt liderinin ilgili bankanın kurtarılmasına yönelik yaptığı çağrıya riayet etmek suretiyle para artışında bulunmadıkları, 21/05/2018 tarihli bilirkişi raporundan bu hususun ayrı ayrı anlaşıldığı, sanıkların eylemlerinin bankacılık faaliyeti kapsamında kaldığı..." tespitlerine yer verildiği, dava dosyasında bu tespitlerin aksine dair bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmakla, Bank Asya hesap hareketlerinin davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.Bunun yanında, Kimse Yok Mu Derneği'ne örgüte destek amacıyla para gönderdiğine ilişkin herhangi somut bir delilin bulunmaması ve FETÖ/PDY ile irtibatı nedeniyle kapatılan kurumlarda çalışma kaydı dışında dosya içeriğinde davacının FETÖ/PDY irtibat veya iltisakına dair başkaca somut delilin bulunmaması karşısında söz konusu tespitlerinde de örgütle irtibatına veya iltisakına ilişkin bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır. Bu itibarla, dava dosyasında davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan istinaf isteminin reddine ilişkin İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.