Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütü üyeliği davasında, ankesörlü/sabit hat aramaları ve Bank Asya hesabı delillerindeki eksik araştırma ile usul eksiklikleri nedeniyle mahkumiyet kararını bozdu.
Özet: Yüksek Mahkeme, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkumiyet kararını incelerken, sanığın ankesörlü/sabit hat görüşmeleri üzerinden örgüt bağlantısının tespiti amacıyla arama sayıları, ardışıklık, konuşma süreleri gibi detayların ve ardışık aranan kişilerin kapsamlı araştırılması ile ifadelerinin alınmasının eksik yapıldığı, yargılama sürecinde dosyaya giren bazı delillerin sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulmadığı, ayrıca sanığın eşinin Bank Asya hesabının sanık aleyhine delil olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle ilk derece mahkemesinin hükmünü eksik araştırma ve usul hataları nedeniyle kanuna aykırı bulmuştur.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/705 E., 2021/1205 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 13. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : 2018/445 E., 2020/54 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatları, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1. Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarih ve 2018/5526 esas, 2019/6842 karar sayılı ilamında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere; asker bir şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, "her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı" hususu gözetilerek;Ülke genelinde ankesörlü/kontörlü sabit hatlarla yapılan görüşmelerle ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2017/164168 soruşturma sayılı dosyasında oluşturulan ankesörlü/sabit büfe HTS veri havuzunun 81 ildeki Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüklerince sorgulama yapılabilecek şekilde ankesör/büfe raporlama modülü ... programı üzerinden kullanıma açıldığının belirtilmesi karşısında, sanık ile ilgili ... programı üzerinden sorgulama yapılarak, görev yaptığı yerlerde varsa ardışık ve tekil arama kayıtlarının yeniden talep edilerek getirtilmesi sonrasında sanığın HTS kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda "gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadığı, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı" hususlarını gösterir bir analiz inceleme ve tespit raporunun düzenlettirilmesi, ayrıca, sanığın sabit/ankesörlü telefonlardan arandığı kabul edilen GSM hattına ait HTS kayıtlarının, ilk arama tarihinden itibaren ilgili kurumdan getirtilerek, savunma ve beyanların denetlenmesi bakımından, ardışık arama kayıtlarında geçen kişilerin açık kimlik bilgilerinin tespiti ile bu dönemde kullanımlarında bulunan GSM numaraları üzerinden sanık ile HTS irtibatlarının bulunup bulunmadığının, yine aynı baz istasyonundan sinyal alıp almadığının belirlenebilmesi amacıyla uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak rapor alınması, sanık ile birlikte ardışık arandığı tespit edilen kişiler hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı araştırılarak varsa bu kişilerin tüm aşama ifadeleri getirtilip mahkeme huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5. maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1. maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla tanık olarak ifadelerine başvurulmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2.Yargılama aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan ancak duruşma tutanaklarından sanık ve müdafiine okunduğu tespit edilemeyen İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 27.11.2018 tarihli yazı ve ekleri ile yazı ekinde yer alan HTS inceleme, araştırma ve tespit tutanağının, hükümden sonra dosyaya geldiği anlaşılan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2020 tarihli yazısı ve eklerinin, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2021 tarihli yazısı ve eklerinin, İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.02.2020 tarihli yazısı ekindeki HTS analiz raporunun, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.2020 tarihli yazısı ekindeki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ve eklerinin 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulmasından sonra yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,3.Kabul ve uygulamaya göre de; sanığın kendisinden 12 yaş büyük eşinin ...'da hesabının bulunmasının sanık yönünden delil ve örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık ve müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.