Danıştay 5. Daire, KHK 672 ile FETÖ/PDY iltisakı iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan davacının, OHAL Komisyonu tarafından göreve iade talebinin reddine ilişkin kararın temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının, OHAL Komisyonunca göreve iade başvurusunun reddine dair işlemin iptali istemiyle açtığı davada verilen ret kararlarının temyiz incelemesini konu almakta olup, davacının FETÖ/PDY ile irtibatı olmadığını ileri sürmesine karşılık, silahlı terör örgütü üyeliğinden aldığı hapis cezasının Yargıtay sürecinde olduğu bir ceza davasında elde edilen somut delillerin idari yargılama açısından masumiyet karinesini zedelemeksizin bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, özellikle etkin pişmanlıktan yararlanan bir şahsın ifadelerinde davacıyı örgütün mahrem imam toplantılarında gösteren beyanlara yer vermektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No : 2023/6512Karar No : 2025/13049 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...Karşı Taraf (Davalı):... Bakanlığı / ...Vekili : Av. ...İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunmadığı, Aktif Eğitimciler Sendikası'na herhangi bir talimat doğrultusunda üye olmadığı, sendika üyeliğinden 19/11/2014 tarihinde istifa ettiği, Bank Asya'daki hesap hareketlerinin yasal bankacılık işlemi olduğu, hak arama hürriyetinin, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedirDavalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.Danıştay Tetkik Hakimi:...Düşüncesi:Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenerek onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.Dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesi neticesinde; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K... sayılı kararı ile davacının 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum edildiği, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile esastan reddedildiği ve bu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulduğu, temyiz incelemesinin devam ettiği görülmüştür. Yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Bununla birlikte, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Ağır Ceza Mahkemesinin söz konusu kararında yer alan; "(...) Sanık hakkında düzenlenen iddianamede özetle; ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ankesör soruşturmaları dosyaları kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak ifade veren şahısların ifadelerinde, askeri okullara hazırlanan veya askeri okullara hazırlayan şeklinde isimleri geçen şahıslara yönelik olarak Cumhuriyet Başsavcılığımızın .../... soruşturma sayılı dosyası üzerinden soruşturma başlatıldığı,Bahsi geçen soruşturma dosyası kapsamında hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma yürütülen ve örgütün TSK mahrem yapılanması içerisinde kod isim kullanarak askeri öğrencilerden sorumlu mahrem imam olarak görev aldığı anlaşılan N.Ç. isimli şahsın 06/03/2021 tarihinde kollukta, şüpheli sıfatıyla ve etkin pişmanlık kapsamında alınan ifadesinin bir bölümünde özetle; '... ... kod ... ... altında benim gibi askeri şahıslardan sorumlu olan 3 şahıs daha vardı. Bunlar; ..., ... gerçek isimli, Balıkesirli, şu an 38-40 yaşlarında olan, kamuda sınıf öğretmeni olan şahıs... Bu şahıslarla genelde haftada bir benim evimde toplanıyorduk. Asker çocuklarla görüşüp görüşmediğimizi, durumları hakkında bilgi alıyordu. Askeriyede yaşanan sıradışı bir şeyler olup olmadığını soruyordu. Kur'an okur, Risale okur, Fetullah Gülen'in vaazlarını dinler ve dağılırdık. Yaklaşık 2 saat kadar sürerdi. Bu toplantılar akşamları 9-11 arası olurdu. Bazen de kitap okuma kampı olurdu. Başakşehir'de açık adresini bilmediğim bir evde H.., ... ... ve K.. K.. İsimli şahıslarla kitap okuma kampı yapardık ancak orada kalmazdık. Hafta sonları bazen kalırdık. ...' şeklinde beyanlarda bulunması ve ifadesi sonrasında yaptırılan teşhis işlemi sırasında yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı sanık Hasan Şen'i fotoğrafından teşhis etmesi (...)Yine ... Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan soruşturma yürütülen ve etkin pişmanlık kapsamında alınan beyanı doğrultusunda örgütün askeri mahrem yapılanması içerisinde görev yaptığı anlaşılan H.K. isimli şahsın, 24/09/2021 tarihinde... Sulh Ceza Hakimliğinde yapılan sorgusu sırasında alınan beyanında özetle; '.. .... isimli şahısta mahrem imamlık yapıyordu...' şeklinde ve 04/11/2021 tarihinde kollukta, müdafi huzurunda alınan ek beyanında özetle; '...2012 yılında Büyükçekmece'de bulunan Atatürk İlkokuluna sınıf öğretmeni olarak tayinim çıktı. Görevime başladıktan sonra 1-2 ay kadar sonra beni ismini hatırlamadığım bir şahıs aradı ve görüşmek istediklerini söyledi. Ben şu an tam hatırlamadığım bir yerde ismini ... olarak bildiğim ve Hava yollarında çalıştığını tahmin ettiğim 30-35 yaşlarında Başakşehir’de ikamet ettiğini bildiğim bir şahıs ve yanında bir şahıs vardı. Ancak bu şahısla ilgili hiçbir bilgim yoktur. ... bana askeri personelleri vereceğini ve benim ilgileneceğimden bahsetti. … Ben ilk olarak Yenibosna'da ikamet eden ... isimli devlete ait bir bankada çalışan İç Anadolu bölgesinden olan şahsın evinde yapılan toplantılara katılıyordum ve bu toplantılara ..., ve benimle aynı konumda olan ... isimli benimle aynı okulda görev yapan şahıslar katılıyordu. ....' şeklinde beyanlarda bulunması ve yaptırılan teşhis işlemi sırasında fotoğrafından teşhis etmesi (...)Dosya içerisindeki Asya Bank hesap dökümleri, masak raporu ve bilirkişi raporu dikkate alındığında; sanığın Bank Asya nezdinde açılmış hesaplarının bulunduğu, örgüt liderinin Bank Asya'yı kurtarın talimatı çerçevesinde ilk talimat dönemi içerisinde 04/02/2014 tarihinde Türkiye İş Bankası'ndan 20.000 TL tutarlı kredi çektiği ve aynı gün kredi miktarına yakın tutarda Bank Asya nezdinde 21.099,21 TL tutarlı katılım hesabı açtığı, Şubat 2014 bakiyesini 30.826 TL'ye arttırdığı, örgüt liderinin ikinci talimat dönemi içerisinde 11/09/2014 tarihinde 5.000 TL tutarlı kredi çektiği ve aynı gün kredi miktarına yakın tutarda Bank Asya nezdinde 5.019,18 TL tutarlı katılım hesabı açtığı, Eylül 2014 bakiyesini 19.301 TL'ye arttırdığı anlaşılmakla sanığın bahse konu hesap hareketleri kapsamında örgütün talimatlarına uygun şekilde hareket ettiği ve bu haliyle hayatın olağan akışı içerisinde rutin bankacılık işlemleri kapsamında değerlendirilemeyeceği (...)Sanık savunması, tanık beyanları, masak raporu, bilirkişi raporu, gelen yazı cevapları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın örgüt içerisinde askeri öğrencilerden sorumlu düzeyde faaliyet yürüttüğü, Fetullah Gülen'in vaazlarının dinlenildiği sohbet toplantılarına katıldığı, yine kendisi ile aynı düzeyde görev yapan kişilerin katıldığı bu toplantılarda askeri öğrencilerle ilgili bilgi paylaşımında bulunduğu, talimat dönemlerinde örgüt liderinin talimatına uygun şekilde başka bankalardan kredi çekerek örgütün finans kaynağı olan Bank Asya'da katılım hesabı açmak suretiyle hesabında bakiye artışlarının görüldüğü, bu işlemlerin rutin bankacılık işlemleri kapsamında değerlendirilemeyeceği, örgütün talimatlarına uygun şekilde hareket ettiği (...)" şeklindeki tespit ve tanık beyanları, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA,temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında peşin olarak yatırılan ...-TL posta ücretinin mahsup edilmesinden sonra varsa kalan ve tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 02/12/2025 tarihinde esasta oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) GEREKÇEDE KARŞI OY :672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin...... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre ise üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmüştür. Akabinde, Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmıştır. Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarih ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11/06/2018 tarih ve E:2017/87, K:2018/121 sayılı kararın 62. sayfasından; Sendika Genel Başkanının wi-fi üzerinden erişim sağladığı ByLock programı aracılığı ile diğer ByLock programı kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin istisnai durumlar haricinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak noktasında delil olarak değerlendirileceği açıktır.Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası'nda, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15/07/2016 tarihine kadar üyeliğin devam ettirilmesi hususunun FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, bu tarihten önce herhangi bir sebepten dolayı istifa etmek suretiyle Sendika üyeliğini sonlandıran kişiler yönünden Sendika üyeliğinin irtibat ve iltisak noktasında delil olarak kullanılması hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 19/11/2014 tarihinde Sendika üyeliğinden istifa etmesi ve davalı idare tarafından, davacının anılan Sendikaya üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve Sendikanın protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin sunulmamış olması karşısında, Sendika üyeliğinin davacı aleyhine örgütle iltisakına veya irtibatına delil olarak alınmasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, Ağır Ceza Mahkemesinin söz konusu kararında yer verilen tespit ve tanık beyanları, dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde ise davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varıldığından, çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.