Kadastro tespitinde kök muristen miras kalan taşınmazlarda pay uyuşmazlığında, zilyetliğe dayalı tescilin Yargıtay uygulamalarına aykırı bulunarak bozulması kararı.
Özet: Yargıtay, tarafların müşterek kök murisinin 1912de vefat ederek küçük yaşta iki mirasçı bıraktığı taşınmazların, kadastro tespitiyle yalnızca bir mirasçı adına kaydedilmesi üzerine diğer mirasçının 1/2 pay talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin Türk Medeni Kanunu öncesi ölüm ve uzun süreli zilyetlik gerekçesiyle davayı reddetmesinin ve bu kararın daha önce onanmasının, dosya kapsamı ile yerleşik Yargıtay uygulamalarına aykırı olduğunu belirterek, mirasçıların zilyetliklerinin paylı mülkiyet hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2025/81 E., 2025/36 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sırasında, Zonguldak ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 20... , 1 27... , 7, 1 30... , 7, 1 54... , 26, 1 55... , 10... ada 3 parsel sayılı sırasıyla 2.690,73 m², 2.037,25 m², 206,08 m², 4.158,31 m², 570,59 m², 1.247,65 m², 873,87 m², 290,44 m², 452,69 m² ve 1.624,66 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü ... adına, 1 23... , 10, 21, 1 27... ve 1 30... parsel sayılı sırasıyla 67,91 m², 1.300,93 m², 6.293,56 m², 1.571,28 m², 21.035,62 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, aynı nedenle ölü ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 1 09... , 1 18... , 38, 53, 60, 1 20... , 1 23... , 10, 21, 1 27... , 3, 7, 1 30... , 7, 11, 1 54... , 26, 1 55... , 10... ada 3 parsel sayılı taşınmazların davalıların kök murisi ... oğlu ...'dan irsen gelen bir taşınmazken, sadece ... oğlu ölü ... adına tespit edildiğini, kök murisi ...'in ... ve ... isminde iki çocuğu bulunduğunu, ...'ın ise tek müvekkili olduğunu, bu nedenle kök muris ...'in hissesinin 1/2 ... mirasçılarına, 1/2 hissesinin ... mirasçılarına ait olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazların davalıların kök murisi adına yazılan hissesinin iptali ile taşınmazların 1/2'sinin müvekkili adına tespitini talep etmiş bilahare, yargılama sırasında vefat eden davacının mirasçıları davaya katılmıştır.II. CEVAPDavalılar, cevap dilekçesi sunmamışlardır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 07.03.2014 tarihli ve 2009/34 Esas, 2014/12 Karar sayılı kararı ile "dava konusu 1 23... , 10... nolu parseller, 1 20... ve 1 27... , 3, 7 parselle davacı ve davalıların kök murisi .... oğlu ...'in 1912 yılında öldüğü, bu tarihte Türk Medeni Kanunu Hükümlerinin yürürlükte olmadığı, dolayısıyla mirasçıların zilyetliklerini paylı mülkiyet hükümlerine göre sürdürdükleri, mahalli bilirkişi ve tanık sözlerinden dava konusu yerlerde zilyetliğin uzun süredir ölü tespit maliki ... ve mirasçıları tarafından sürdürüldüğü" gerekçesiyle davanın reddine, 1 09... , 1 18... , 38, 53, 60, 1 23... , 10, 21, 1 27... , 3, 7, 1 30... , 7, 11, 1 54... , 26, 1 55... ve 10, 1 77... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 06.11.2018 tarihli ve 2016/3069 Esas, 2018/6424 Karar sayılı ilamıyla "dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin taksime dayalı olarak yapıldığı, davalı tarafın insan ömrünü aşan süreyle taşınmazlara zilyet olduğu, bu durumun da taksime karine oluşturduğu ve davacının bu karinenin aksini daha güçlü bir delille kanıtlayamadığı" gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verilmiş, bilahare, davacı ... vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 22.04.2024 tarihli ve 2023/6367 Esas, 2024/2714 Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece, davacı ve davalıların kök murisi ... oğlu ...'in 1912 yılında öldüğü, bu tarihte Türk Medeni Kanunu hükümlerinin yürürlükte olmadığı, dolayısıyla mirasçıların zilyetliklerini paylı mülkiyet hükümlerine göre sürdürdükleri, mahalli bilirkişi ve tanık sözlerinden dava konusu yerlerde zilyetliğin uzun süredir ölü tespit maliki ... ve mirasçıları tarafından sürdürüldüğü gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına ve Yargıtayın yerleşik uygulamalarına uygun bulunmamaktadır. Davacı ..., ... adına tespit gören taşınmazların kök muris ... oğlu ...'ten geldiğini, kendisinin mirasçısı olması sıfatıyla 1/2 miras payının bulunduğunu öne sürerek bu payın adına tescilini istemiş, davalılar davaya cevap vermemiş, taşınmazlar başında keşif yapılmasından sonra davalılardan ... (...'ın torunu) vekili esas hakkında beyan dilekçesi vermiş ve taşınmazların bizzat ... oğlu ...'dan geldiğini, davacının kendi murisi ...'dan intikal eden bir hakkının bulunmadığını, bu nedenle davanın reddini istemiştir. Dosya arasına getirtilen nüfus kayıtları ve mirasçılık belgelerine göre; tarafların kök murisi ... oğlu ...'in 1912 yılında 21 yaşında öldüğü, ölümüyle geriye oğulları 4 yaşındaki ... (davacının babası) ile 5 yaşındaki ...'in (davalı tarafın murisi ve tespit maliki) kaldığı, ...'ın da 1927 yılında henüz 19 yaşında iken ölmesiyle geriye aynı yıl doğan davacı ...'ın mirasçı olarak kaldığı, ...'in ise 1994 yılına kadar yaşadığı, ölümüyle de çok sayıda mirasçısının kaldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazların tespit tutanaklarının incelenmesinde; 1 09... , 1 18... , 1 18... , 53, 1 23... , 10, 21, 1 27... ve 1 30... parsel sayılı taşınmazların paylı olarak davalıların kendi murisi ... adına tespit gördüğü diğer payların ise ... evlatları olduğu ve tespit tarihili itibariyle ölü oldukları belirtilen ... , ... ve ... adlarına tespit edildiği, her ne kadar nüfus kayıtları dosyada bulunmasa da miras yoluyla gelen hakka ve taksime dayalı olarak tespit yapıldığı da dikkate alındığında bu taşınmazların ...'tan geldiği ve adı geçen ..., ..., ... ile birlikte eldeki dosyanın taraflarının kök murisi ... oğlu ...'in kardeşleri olduğu, diğer 1 18... , 1 27... , 7, 1 30... , 7, 1 54... , 26, 1 55... , 1 55... ve 1 77... parsel sayılı taşınmazların ise tam paylı olarak davalı tarafın kendi murisi ... adına tespit görmüş ise de, edinme sebebinde yine miras yoluyla gelen hakka ve taksime dayalı olarak ... adına tespit edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan 2013 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile davalı tanığı, ... taşınmazların öncesinin kime ait olduğunu bilemediğini ifade etmiş ise de; davacı tanığı ve aynı zamanda tespit bilirkişisi ..., davacı tanığı ... (aynı zamanda tespit maliki ...'in torunu olur) ile davalı tanığı aynı zamanda tespit bilirkişisi ...'ın beyanlarına göre ise taşınmazların kök muris ... oğlu ...'ten geldiği anlaşılmaktadır. Tarafların kök murisi ... oğlu ...'ten geldiği anlaşılan bu taşınmazların kök murisin ölümüyle mirasçılarına kaldığı, mirasçılardan birinin yada bir kısmının kullanımının tereke adına sayılacağı, diğer bir anlatımla mirasçılar arasında yöntemine uygun şekilde taksim bulunmadığı sürece zilyetlikle iktisap koşullarının mirasçılar arasında gerçekleşmeyeceği açıktır. Davalı taraf taksime dayanmadığı gibi taşınmazların bizzat kendi murisi ...'e ait olduğunu keşiften sonra verilen davalılardan ... vekilince, soyut olarak savunulmuş ise de; gerek tespit tutanaklarının içeriğinde, gerekse keşifte alının beyanlarda ...'in sağlığınında bu taşınmazları nasıl edindiğine dair bir ibare bulunmadığı, kök muris ...'in 21 yaşında ölmesi, geriye 4 ve 5 yaşlarındaki ... ve ...'in kalıp, ...'ın da yine 19 yaşında ölmesi nedeniyle henüz bir yaşında bile olmayan davacı ...'ın mirasçı kalması karşısında taşınmazların diğer mirasçı ... tarafından tereke adına kullanıldığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca; davanın kabulü ile ... adına tespit edilen payların 1/2 sinin davacı... (yargılama sırasında ölmekle mirasçıları adına), geri kalan 1/2 payının ise ... mirasçıları adına, ... adına tespit görmeyen ve dava dışı bulunan payların ise tespit gibi tescil edilmesine, 1 55... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ahşap samanlığı ... mirasçılarına ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın reddine dair hüküm kurulmasında isabet bulunmadığı halde, temyiz incelemesi sırasında maddi hataya dayalı olarak hükmün onandığı" gerekçesiyle, davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 06.11.2018 tarihli ve 2016/3069 Esas, 2018/6424 Karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "bozma ilamında belirtilen gerekçeler ışığında davacıların ... adına yapılan tespitler bakımından miras payları oranında tescil talep etmelerinde haklı oldukları anlaşıldığından miras payları oranında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, paydalar ise ortak katta eşitlenmiştir. Aynı zamanda bozma ilamında belirtildiği üzere muhdesat niteliğindeki ahşap samanlığın Kadastro Kanunu madde 19'a göre ... mirasçısı olan davalılara hisseleri oranında aidiyetinin beyanlar hanesinde gösterilmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 09... , 1 18... , 38, 53, 1 23... , 10, 21, 1 27... ve 1 30... , 1 18... , 1 27... , 7, 1 30... , 7, 1 54... , 26, 1 55... , 1 55... ve 1 77... parsel sayılı taşınmazlar hakkında yapılan kadastro tespitinin iptaline, 1 09... ve 1 18... parsel sayılı taşınmazların tutanaktaki vasıf ve yüzölçümü ile 240/23040'ar hissenin davacılar ..., ..., ..., ..., ... 240/23040 hissenin davacı ...'ye 240/23040'ar hissesinin davalı ...'a, 60/23040'ar hissenin davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., 15/23040'ar hissenin davalı ..., ..., davalı ..., davalı ..., 40/23040'ar hissenin davalı ... , ..., ..., ..., ..., ..., 48/23040'ar hissenin davalı ..., davalı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., davalı ... adına taşınmazların her biri 23040 hisse kabul edilerek, davacıların tamamı kendi arasında, yine davalıların tamamı kendi arasında olacak şekilde elbirliği mülkiyet hükümlerine göre tapuya tesciline; ... adına tespit görmeyen ve dava dışı bulunan payların ise tespit gibi tesciline, 1 18... , 53, 1 23... , 10, 21, 1 27... ve 1 30... parsel sayılı taşınmazların, tutanaktaki vasıf ve yüzölçümü ile 240/23040'ar hissenin davacı ..., ..., ..., ..., ..., ..., davalı ..., 60/23040'ar hissenin davalı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., 15/23040'ar hissenin davalı ..., ..., ..., ..., 40/23040'ar hissenin davalı ... , ..., ..., ..., ..., ..., 48/23040'ar hissenin davalı ..., davalı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... adına taşınmazların tamamı 11520 hisse kabul edilerek davacıların tamamı kendi arasında, yine davalıların tamamı kendi arasında olacak şekilde elbirliği mülkiyet hükümlerine göre tapuya tesciline; ... adına tespit görmeyen ve dava dışı bulunan payların ise tespit gibi tesciline; 1 18... , 1 27... , 7, 1 30... , 7, 1 54... , 26, 1 55... , 10... ada 3 parsel sayılı taşınmazların, tutanaktaki vasıf ve yüzölçümü ile 240/23040'ar hissenin davacı ..., ..., ..., ..., ..., ..., davalı ..., 60/23040'ar hissenin davalı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., 15/23040'ar hissenin davalı ..., ..., ..., ..., 40/23040'ar hissenin davalı ... , ..., ..., ..., ..., ..., 48/23040'ar hissenin davalı ..., davalı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... adına taşınmazların tamamı 2880 hisse kabul edilerek davacıların tamamı kendi arasında, yine davalıların tamamı kendi arasında olacak şekilde elbirliği mülkiyet hükümlerine göre tapuya tesciline; 1 55... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 10.01.2013 havale tarihli fen bilirkişileri tarafından hazırlanan krokili bilirkişi raporunda gösterilen ahşap samanlığın belirtilen hisseler itibariyle davalılar (... mirasçıları) 240/1440'ar hissenin ..., 60/1440'ar hissenin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... 15/1440'ar hissenin ..., ..., ..., ..., 40/1440'ar hissenin , ..., ..., ..., ..., ..., 48/1440'ar hissenin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'e iştirak halinde ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazlarda davacıların hiçbir hakları olmadığını, taşınmazların müvekkilinin murisleri ...'den intikal eden yerler olduğunu, kadastro tespitinin doğru olduğunu, davacıların murisi ...'ın taşınmazlarda ... bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine yönelik verilen karar ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin onama kararının doğru olduğunu, Yargıtay ilamında da müvekkilinin miras bırakanı ...'in çok uzun süre taşınmazlara zilyet olduğu ve bunun da taksime karine olduğunun belirtildiğini, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi kararlarında bir insan ömrünü aşan kullanımın taksime karine oluşturmakta olduğunun benimsendiğini, miras bırakanın uzun yıllarca zilyetliği dikkate alındığında, ispat yükünün müvekkilinde olmayıp davacıda olduğunun açık şekilde belirtildiğini, hal böyle iken İlk Derece Mahkemesince davanın bu sebeplerle kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların tarafların kök murisinden kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.