Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde zincir marketin tanınmış markasına benzerlik ve karıştırılma ihtimali nedeniyle marka tescil kararı iptali ve hükümsüzlük davası.
Özet: Bu hukuki belge, Türkiye genelinde yaygın zincir marketlere sahip davacı şirketin, kendi "..." markasının seri markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik taşıyan davalı "..." markasının tescil başvurusuna yaptığı itirazın reddi kararını hedef alan bir davayı içermekte olup, davacı, davalı markasının tescilinin tüketicilerde karışıklık yaratacağını, kendi markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini ve haksız menfaat sağlanacağını öne sürerek, itirazın reddi kararının özellikle diyetetik maddeler, et ürünleri, kuru bakliyat, süt ürünleri ve kuruyemişler gibi belirli gıda ve tüketim malzemeleri sınıfları yönünden iptalini ve davalı markasının tescili halinde bu mallar için hükümsüz kılınmasını talep etmekte, mahkeme ise uyuşmazlığın markalar arasındaki iltibas, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet iddiaları üzerine odaklandığını belirtmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/284 Esas - 2025/352

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/284
KARAR NO : 2025/352
DAVA : Marka ... ... Kararı İptali - Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 14/06/2024
KARAR TARİHİ : 22/09/2025 Yazım Tarihi: 14/10/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: "2008 yılında kurulan davacının günümüzde Türkiye'nin en yaygın zincir market şirketi olduğunu, 2023 sonu itibariyle “...” markalı 13.000’in üzerinde mağazasıyla Türkiye’nin 81 ilinde faaliyet gösterdiğini, bu marka altında “...” konseptinde işletilen zincir marketlerinde müşterilerine düşük fiyatlarla kaliteli gıda ve tüketim malzemeleri sunmakta olduğunu, davacının tanınmış ve seri “...”li markalarına dayalı olarak davalı firmanın “...” ibareli marka başvurusuna karşı dosyaladığı itirazların diğer davalı ... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, dava konusu edilen markanın “...” ibaresinden oluştuğunu, bu ibarenin davacının “...”li markalarıyla yakın benzer olduğunu, dava konusu edilen markayı gören tüketicilerin bu benzerlik nedeniyle bu markayı davacının seri markalarından biri/bu markaların devamı zannetme olasılığının yüksek olduğunu, ayrıca taraf markalarının aynı/benzer emtialarda kullanılacağını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabulünün gerektiğini, davacının “...” markasını uzun yıllardır kullandığını ve tanıttığını, dava konusu edilen markanın tescili halinde davalı firmanın davacının ve markalarının haklarını ve itibarını zedeleyeceğini, ayrıca davacının markalarının tanınmışlığından haksız bir fayda sağlayacağını ileri sürerek, ... ...’nın dava konusu edilen 09.04.2024 tarih ve ... sayılı kararının 35. sınıfın alt grubunda bulunan 05. ve 29. Sınıflara giren “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel y ağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.”nin satışı hizmetleri yönünden kısmen iptaline ve davalı adına tescili talep edilen ... başvuru sayılı markanın tescil edilmesi halinde sayılan emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı
görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi ... ve ... sayılı markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, (dava dilekçesinde belirtilen mal ve hizmetler yönünden) davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 Maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre ünvan , isim ve diğer fikri hak, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetle yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, dava dilekçesinde belirtilen emtialar yönünden ... ... sayılı ... Kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 15/04/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 14/06/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında;“......, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır…..
Somut olayda, itiraza konu başvurunun itiraz gerekçesi markalar ile karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzer görülmemesi de dikkate alınarak 6769 sayılı SMK'nın 6/3 kapsamında yapılan gerçek hak sahipliği/eskiye dayalı kullanım iddiasının da reddi gerekmiştir…..
Somut olayda, sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda itiraz gerekçesi markaların ilgili maddeler uyarınca tanınmış markalardan olduğu yönünde bir kanaat oluşmamış, yanı sıra itiraza konu başvurunun itiraz gerekçesi markalar ile karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzer görülmemesi de dikkate alınarak başvurunun tescili halinde 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesinde belirtilen koşulların ortaya çıkmayacağı değerlendirildiğinden tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
İtiraz sahibince ileri sürülen diğer fikri haklar ve başvurunun kötü niyetle yapıldığı iddiaları da yeterli delille ispatlanamadığından isabetli bulunmamıştır. İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.” ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... ...+ ...
24/03/2025 tarihli Bilirkişi Raporundan ÖZETLE;
"1)Karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığı,
2)Dava konusu edilen markanın kapsamına giren ve dava konusu edilen tüm emtialar yönünden emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği,
3)Dava konusu edilen emtiaların hitap ettiği alıcı kesiminin dikkat/özen/seçicilik seviyesinin yüksek olmadığı,
4)(1) nolu bentte yer alan değerlendirmelerden dolayı, (2) ve (3) nolu bentlerdeki tespitlere rağmen, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/ iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
5)Davacının “gerçek hak sahipliği”, “tanınmışlık” ve “ticaret unvanına dayalı hak” iddialarının davalı markasının tesciline/hükmüne bir etkisinin olamayacağı,
6)Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği,
7)Dava konusu edilen 09.04.2024 tarihli ve ... sayılı ... kararının, bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu,
8) Davacının hükümsüzlük talebinin bu değerlendirmeler ile uyumlu
(OYÇOKLUĞU)Biz ... ve ... olarak yalnızca aşağıdaki konuda ...’ ndan farklı düşünmekteyiz:
Taraf markalarının öncelikle ayırt edici ve baskın unsurlarının tespit edilerek, görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan, genel ve bütünsel açıdan mukayese yapılmış olup; davacının ... ve ... sayılı “...” markası ve davalının ... sayılı “...” markası yan yana görülmektedir.
ibareli davacı markasının, açık gri zemin üzerine, siyah ilk harfi büyük diğerleri küçük harflerle yazılmış “...” kelime markası olduğu, O harfinin çevresinde sarı renklerle güneş temalı şekli unsur bulunduğu, işitsel olarak yazıldığı gibi okunduğu, kavram itibariyle “İngilizce kökenli olduğu Türkçe anlamının ise “toprak” anlamına geldiği ,markanın asli, baskın ve ayırt edici esas unsurunun, bir bütün olarak, aynı ebat ve boyutlarda, aynı renkteki harf, yazı tipi/karakterleri ile yazılan “..." ibaresi olduğu;
ibareli davalı markasının ise, düz beyaz zemine üzerine siyah büyük harflerle yazılmış “...” kelime markası olduğu, herhangi bir ... unsuru barındırmadığı, işitsel olarak “...” veya “...” olarak okunduğu, kavramsal olarak bir anlam içermediği, markanın asli, baskın ve ayırt edici esas unsurunun, bir bütün olarak, aynı ebat ve boyutlarda, aynı renkteki harf, yazı tipi/karakterleri ile yazılan “..." ibaresi olduğu;
Bu nedenlerle iş bu markalar arasında görsel olarak orta derecede benzerlik olduğunu, kavramsal olarak baktığımızda “...” ibaresinin Türkçe veya herhangi bir dilde bir anlam karşılığının olmadığı ve davacı markasıyla örtüşmeyen/ortak olmayan tek bir harf içerdiğini, bu nedenle "..." markasının "..." markasından farklılaştığını ve az benzerlik taşıdığını, işitsel olarak değerlendirdiğimizde ise "..." / “...” VE "..." olarak okuyup işiteceğimizden yine orta derecede benzerlik olduğu değerlendirilmiştir.
Tüm bu nedenlerle, davacının “... ” markasının, davalının “...” ibareli markasında kül halinde aynen yer aldığı, markaların bütünsel genel izlenim itibariyle ; taraf markalarının içerdiği diğer unsur ve farklılıkların görsel ve işitsel olarak orta düzeydeki benzerliği bertaraf edecek düzeyde olmadığı değerlendirilmiştir.
Davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markaları, dava konusu edilen 35. Sınıfa giren hizmetler yönünden tescilli olmamasına rağmen, 35. Sınıf altında satış hizmetlerine konu edilen emtiaların 05. ve 29. Sınıftaki tescilli emtialar yönünden aynı olduğu,
Sonuç olarak; yukarıda detaylı olarak incelendiği üzere taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, somut olayda tarafların mal/hizmetler özelinde emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu, bu nedenle markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
" şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacının " ...+ ... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;
Diğer yönden bilirkişi heyeti raporunda sayfa 9 daki karşılaştırma tablosuna göre dava konusu başvuru markasının kapsamındaki 35. Sınıftaki Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 5. Sınıfa ait "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler." emtiaları ile 29. Sınıfa ait "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.” mallarının satış hizmetleri " açısından taraf markaları arasında benzer/ilişkili ve bağlantılı emtialar olduğundan emtia benzerliği de gerçekleştiği;
Bunun dışındaki emtialar ise benzerlik oluşturmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu yukarıda belirtilen mallar/hizmetler açısından ayırdığı satın alma /faydalanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itiraz mesnedi " ...+ ... " ibareli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki taraf markasındaki baskın ... (davalı) - ... (davacı) ibaresindeki benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, bu mallar/hizmetler açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği , taraf markaları arasında bu mallarda/hizmetlerde SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu;Bu emtialar açısından aksi yöndeki ... kararı yanlış olarak değerlendirildiği;
Bunun dışındaki emtialarda ise benzerlik oluşturmadığından iltibas da oluşmadığı;
Diğer yönden ise ;
Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
Somut olayda SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( yani davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan davalı başvurusu nedeniyle " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Ancak bu durumlar yukarıda açıklanan kısmi iltibası ortadan kaldıran sebepler oluşturmadığından neticeden bilirkişi heyet raporunda oyçokluğu benimsenerek dava kabul edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Dava konusu ...'in ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 35. Sınıftaki Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 5. Sınıfa ait "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler." emtiaları ile 29. Sınıfa ait "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.” mallarının satış hizmetleri " yönünden ... kararının KISMEN İPTALİNE,
3-Marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Davacının yaptığı; 11.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.655,00 TL tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 13.082,6 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ....Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 22/09/2025
Katip .... Hakim ....
E- imzalıdır E- imzalıdır