Adil yargılanma hakkı kapsamında hırsızlık mahkûmiyet kararının sanığa usulüne uygun tebliği sağlanmadan temyiz incelemesi yapılamayacağından dosyanın mahalline iadesi.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının ve etkin başvuru yolunun bir parçası olarak gerekçeli kararın sanığın kendisine de tebliğ edilmesi gerektiği, ancak dosyada sanığa tebligat yapıldığına dair bir belgeye rastlanmadığı anlaşıldığından, temyiz süresinin usulünce başlaması ve sanığın haklarının korunması amacıyla, davanın ilgili mahkemeye iade edilerek gerekçeli kararın sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi, tebligat evrakı ile varsa temyiz dilekçesinin dosyaya eklenmesi ve ek tebliğname düzenlenmesinin sağlanması yönünde karar alınmıştır.
2. Ceza Dairesi         2026/4981 E.  ,  2026/11541 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2024/417 E., 2025/66 K.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Çanakkale 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.02.2025 tarihli ve 2024/417 Esas, 2025/66 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
02.04.2024 tarihli Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1.fıkrasının (d) bendi gereği 01.06.2024 tarihi ve sonrasında verilen kararlarda temyiz süresinin iki hafta olup hükmün tebliğinden itibaren başlayacağına dair düzenleme ile Ceza Genel Kurulu’nun 24.02.2022 tarih, 2019/16-573 Esas ve 2022/119 Karar sayılı kararında “Ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının bir parçası olarak etkin başvuru yolu, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin (İHAS) 13. maddesi ve CMK'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası, Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinin son cümlesi ile CMK'nın 35. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemeler ve müdafi ile vekil arasındaki farklılıklar da gözetildiğinde; sanığın ve müdafisinin yokluğunda verilen hükmün müdafiden başka, kamu davasının tarafı, süjesi, cezanın sorumlusu kısacası ilgilisi olan sanığa da ayrıca tebliğ edilmesi gerekmektedir.” şeklindeki kabul ve ilkeler bir arada dikkate alındığında, gerekçeli kararın sanığın kendisine de tebliğ edilmesi gerektiği, ancak SEGBİS ile yüzüne karşı verilen kararın sanığa tebliğ edildiğine dair evraka rastlanmadığı anlaşılmakla; gerekçeli kararın sanık ...'ya tebliğ edildiğine ilişkin evrakın varsa dosyaya eklenmesi, aksi takdirde gerekçeli kararın sanığa (Ceza infaz kurumunda olması halinde cezaevinde karar içeriği kendisine okunup/anlatılmak ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 263 üncü maddesine göre bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceği belirtilmek suretiyle tebliği, aksi halde son ifadesinde bildirdiği bilinen adresine kararın tebliği, bu adrese de tebliğ yapılamaması halinde güncel MERNİS adresine tebliğ yapılmak suretiyle) tebliğ edilerek, tebliğ belgesi ve sunulması halinde temyiz dilekçesi de eklenerek ve ek Tebliğname de düzenlenerek incelenmek üzere iadesinin mahallince sağlanması için dava dosyasının mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.