13 yaşında çırak olarak başlanan işin sigorta başlangıç tarihi tespiti davasında, öğrenme amaçlı görülen çalışmanın hizmet akdi niteliği taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin karar.
Özet: Davacının 1979 yılında 13 yaşındayken sigorta başlangıç tarihinin tespiti talebi, başlangıçta kabul edilse de, Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince reddedilmiştir; Yargıtay, davacının işe giriş bildirge tarihindeki yaşı, bildirge üzerindeki "çırak" ibaresi, bordroda isminin bulunmaması, resmi çıraklık kaydının olmaması ve tanık beyanlarının işi öğrenme amaçlı faaliyeti işaret etmesi nedeniyle, bu çalışmanın 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılacak bir hizmet akdi olmadığını belirterek davanın reddine hükmedilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/254 E., 2025/40 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde, davacının davacının sigorta başlangıç tarihinin 06.02.1979 olarak tespiti istemine ilişkindir.II. CEVAPDavalı ... vekili, çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanması gerektiğini, bildirgenin tek başına çalışmayı kanıtlamadığını, tanık beyanlarının yeterli görülemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 16.05.2022 tarihli kararı ile davanın kabulü ile 06.02.1979 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 16.05.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.04.2023 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin12.04.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "... davacının 02.06.1965 doğumlu olup adına verilen 06.02.1979 tarihli işe giriş bildirgesi tarihinde 13 yaşında olduğu, dava dışı ... Halıcılık Tic.A.Ş. ünvanlı ... sicil numaralı iş yerinden davacı adına verilen 06.02.1979 tarihinde çalışmaya başladığına ilişkin işe giriş bildirgesinin üzerinde el yazısı ile "çırak" ibaresinin yazılı olduğu, halı imalatı konulu işyerinin 10.02.1978-31.07.1983 arası kanun kapsamında olduğu, işyerinden verilen 1979/1. dönem bordrosunda davacının adının bulunmadığı,meslek ... merkezi müdürlüğünün davacı adına bir çıraklık kaydına rastlanmadığının bildirildiği,öte yandan dinlenen tanıklardan ...'ın beyanında,kendisinin adresini hatırlamadığı üst sokağında halıcılık atölyesinde 12 yaşından sonra ilkokul bitince çalışmaya başladığını, birkaç yıl sigortasız olarak halı örme işçisi olarak çalıştığını, çırak olarak başladığını söylemişse de herhangi bir çıraklık eğitimi almadığını, çıraklıktan kastının halı örme işiyle ilgili herhangi bir şey bilmeden orada başladıkları olduğunu, orada işi öğrendiklerini belirttiği, diğer tanık ... beyanında, halı atölyesinde hangi tarihte çalıştığını hatırlamadığını, ancak 18-19 yaşlarında olduğunu, 5 yıl süreyle çalıştığını, işe çırak olarak başladığını, çıraklıktan kastının tecrübesiz halı dokuma işinde hiçbir şey bilmeden işe başlamak olduğunu, işi orada çalışan ustalardan öğrendiğini, yoksa herhangi bir çırak okuluna gitmişliği yada çıraklık eğitimi almışlığının olmadığını, halı atölyesinde başlayanların genelde tecrübesiz olduğunu ve tecrübesiz başlayanlara da aralarında çırak dediklerini, işi öğrenince usta olduklarını, kendisinin 1 ay sonra usta olduğunu gelenlere işi öğretmeye başladığını, davacının kendisinden tahminen 1 ay kadar sonra işe başladığını, onun da kardeşi ..in yanında işi öğrendiğini beyan ettiği görüldüğünden, davacının işe başladığı yani dava konusu ettiği tarihte henüz işi bilmediği, işi öğrenmeye başladığı, işyerindeki ustalardan belli bir süre işi öğrendikten sonra üretime yönelik şekilde çalıştığı anlaşılmakla buna göre, dava konusu 06.02.1979 tarihinde çırak olarak işi öğrenmeye yönelik çalıştığı anlaşılan davacının davasının reddi gerekirken kabulüne ilişkin kurulan hüküm usul ve Kanun'a aykırı olup bozulması gerekmektedir..." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Kararİlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Yargıtay bozma ilamında açıklandığı üzere, davacının işe başlamış gibi görünen eyleminin esasında sigortalılık niteliği taşımadığı, iş yerinde usta çırak ilişkisi içinde ve üretim dışı destekleyici faaliyet yürüttüğü, dolayısıyla 506 sayılı Kanun'un 2. ve 6. maddelerinde belirtilen anlamda bir hizmet akdine dayalı çalışma bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Yine aynı bozma ilamında, davacının çalışma iddiasına konu dönemde şirket bordrosunda adına rastlanmadığı, çıraklık kaydının bulunmadığı ve işverenin davacı adına zorunlu sigorta yükümlülüklerini yerine getirmediği de vurgulanmış olup, bu yönüyle çalışmanın sosyal güvenlik hukuku kapsamında sigortalı sayılmasını gerektirir nitelikte olmadığı belirtilmiştir..." gerekçesiyle, davanın reddine, karar verilmiştir. VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde, davacının çalışmasının üretime yönelik olduğu öğrenme amacıyla olmadığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.