Tapusuz taşınmazın tescili davasında, TMK 713 uyarınca aktif dere yatağı vasfını yitirme anından itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin yanlış hesaplanarak davanın kabulü kararının bozulması.
Özet: Bu dava, davacının kırk yıla yakın süreyle ekip biçtiğini iddia ettiği ve kadastro çalışmalarında dere yatağı niteliğinde görülerek tescil harici bırakılan tapusuz taşınmazların adına tescilini talep etmesi üzerine ilk derece mahkemesince verilen kabul kararının temyiz incelemesinde; bilirkişi raporunda taşınmazların 1999 yılı öncesinde aktif dere yatağında kaldığı ve derenin yatak değiştirmesi sonucunda 1999 yılından sonra bu niteliğini kaybettiği tespit edilmesine rağmen, ilk derece mahkemesinin bu hususu göz ardı ederek dava tarihi olan 2018 yılı itibarıyla Türk Medeni Kanununun 713. maddesinde öngörülen yirmi yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı açıkken davanın kabulüne karar vermesinin hatalı olduğu belirtilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/31 E., 2025/547 K.Bozma kararı üzerine verilen İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R-Dava, tapusuz taşınmazın tescil istemine ilişkindir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu taşınmazların 1964 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında ...yatağı niteliğinde görülerek tescil harici bırakıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili; ... ili, ...ilçesi, ... Mahallesinde bulunan (A) harfi ile gösterilen 3.595,16 m² yüz ölçümlü ve 1 01... parselin doğusunda kalan taşınmazı, (B) harfi ile gösterilen 6.400,91 m² yüz ölçümlü ve 1 02... parselin doğusunda bulunan taşınmazı ile (C) harfi ile gösterilen 2.376,48 m² yüz ölçümlü ve yine 1 02... parselin doğusunda yer alan taşınmazı yaklaşık kırk yıldır aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla kullanıp ekip biçtiğini, taşınmazların imar-ihyasını tamamladığını ileri sürerek adına tapuya tescillerine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili ve davalı Belediyeler vekilleri; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davacı yararına mülk edinme koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 2018/643 Esas, 2019/925 Karar sayılı kararı ile; bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazların aktif ...yatağında kaldığı ve bu niteliğini koruduğu, dere yatağı niteliğindeki yerlerin imar-ihya yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2020/364 Esas, 2022/867 Karar sayılı kararı ile; mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları ile jeoloji bilirkişisi raporuna göre dava konusu taşınmazların ...yatağında bulunduğu, davacı lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Anılan kararın temyizi üzerine Dairenin 2022/6244 Esas, 2023/5313 Karar sayılı ilamı ile; dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde yapılan kadastro çalışmalarında taşınmazların ...yatağı olarak tescil harici bırakıldığı ancak dosyada mevcut ziraat, jeoloji ve fen bilirkişi raporları arasında taşınmazların dere yatağında kalıp kalmadığı hususunda çelişki bulunduğu, DSİ tarafından yapılan sedde çalışmalarına ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmediği, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğu belirtilerek DSİ kayıtlarının getirtilmesi, mahallinde yeniden keşif yapılması, jeoloji, ziraat, jeodezi-fotogrametri ve fen bilirkişilerinden ayrıntılı raporlar alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; ... ili, ...ilçesi, ... Mahallesi 2 18... parsel ve 2 20... parsel sınırları içerisinde kalan, 09.07.2024 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A1) (2.589,68 m²), (A2) (82,48 m²), (A3) (551,09 m²), (B1) (4.328,96 m²), (B2) (979,45 m²), (D1) (964,35 m²), (D2) (128,02 m²), (C) (2.269,13 m²) ve (E) (117,31 m²) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin davacı yararına imar-ihya ile kazandırıcı zamanaşımı koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Bilindiği üzere; Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümleri uyarınca zilyetlikle taşınmaz edinilebilmesi için taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmayan yerlerden olması ve imar-ihyanın tamamlanmasından sonra malik sıfatıyla, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıl süreyle zilyetliğin sürdürülmüş olması gerekir. Yirmi yıllık sürenin dolup dolmadığının belirlenmesinde taşınmazın kazanılabilir nitelik kazandığı tarih esas alınmalıdır.Mahkemece hükme esas alınan üç kişilik jeoloji mühendisleri bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda çekişmeli taşınmaz bölümlerinin 1999 yılı öncesinde aktif dere yatağı içerisinde kaldığı ve derenin yatak değiştirmesi sonucunda 1999 yılından sonra aktif dere yatağı dışında kaldığı açıkça tespit edilmesine rağmen bu husus göz ardı edilerek karar verilmiştir. Bu durumda kurul raporuna göre davacı yararına kazanım koşullarının hesabında en erken 1999 yılı esas alınsa dahi dava tarihi itibarıyla (09.08.2018) yirmi yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı açıktır. Başka bir anlatımla, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin aktif dere yatağı niteliğini kaybettiği kabul edilen tarihten dava tarihine kadar Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesinde öngörülen yirmi yıllık zilyetlik süresi gerçekleşmemiştir.Hâl böyle olunca; dava konusu taşınmazlar yönünden davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı ile mülk edinme koşullarının oluşmadığı gözetilerek davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetli değildir.Davalı ... vekilinin değinilen yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Temyiz eden davalı ... harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.