09.09.1998 tarihli bir günlük sigortalılık başlangıcı tespiti davasında, 5 yıllık hak düşürücü sürenin işe giriş bildirgesi ve devamlı çalışma nedeniyle uygulanabilirliğinin tartışılması.
Özet: Davacı tarafından 09.09.1998 tarihli bir günlük sigortalı çalışmasının tespiti ve sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesi talebiyle açılan davada, davalı SGKnın hak düşürücü süre itirazına rağmen ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince davanın kabulüne karar verilmiş; temyiz incelemesinde ise Yargıtay, ilk işe giriş bildirgesinin 08.09.2000 tarihinde verilmesi ve talep edilen tarihin (09.09.1998) bu tarihten önce olması nedeniyle, hizmet tespiti davalarındaki beş yıllık hak düşürücü sürenin ve istisnalarının (kesintisiz çalışma veya bildirgenin sonraki dönemi kapsaması gibi) somut olaya nasıl uygulanacağının değerlendirildiğini belirtmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/2267 E., 2025/712 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 12. İş MahkemesiSAYISI : 2023/232 E., 2025/278 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde, davacının; müvekkilinin, 09.09.1998 tarihinde bir gün sigortalı olarak çalıştığının tespiti ile sigortalılık başlangıç tarihinin 09.09.1998 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, 1998-1999 yılları bordrolarında davacının isminin bulunmadığını, hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğini ve özel bir duyarlılık ile yürütülmesi gerektiğini beyanla, davanın reddi gereğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Tüm dosya kapsamı ile .. sigorta sicil numarali davacı ...'in, ... sicil numaralı .. ... Teks. San ve Tic. A.Ş. ünvanlı iş yerinde doğum sonrası tekrar işe başladığı 09.09.1998 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olduğu ve o günün asgari ücretini aldığı anlaşılmakla davacının davasının kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle Davanın kabulü ile davacının, 09.09.1998 tarihinde .. ... Tekstil San ve Tic. A.Ş.‘ye ait .. sicil numaralı işyerinde hizmet akdi ile ve asgari ücret ile (1) gün süre ile çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 09.09.1998 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde, K 10.09.1998-08.09.2000 tarihleri arası dönem nedeniyle 09.09.1998 günü için hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini aksi yönde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğini ve özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.1.Davanın yasal dayanakları, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 6., 9., 79., 108. maddesi hükümleridir.506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesine göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Kanunda yer alan 5 yıllık süre, hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerekir. Yönetmelikle tespit edilen belgelerin bu meyanda işe giriş bildirgesinin verilmesi durumunda hak düşürücü sürenin işlememesi, ancak iş bu belgelerin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için söz konusudur. Yönetmelikte sayılan belgelerden birisinin verilmiş olması halinde artık hak düşürücü süreden söz edilemez. Anılan maddenin yorumunda Yargıtay uygulamasına göre sigortalının çalıştığı işyerinden askerlik nedeniyle ayrılıp terhisini müteakip aynı işyerinde çalışmaya devam etmesi durumunda, davacıya ödenen ücretten sigorta priminin kesildiği hallerde, Kurumun denetim elemanlarınca davacının çalışmasının tespit edildiği durumlarda hak düşürücü süreden bahsedilemez. Ayrıca çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2003 gün ve 2003/10-7 E., 2//353 K.; 27.04.2011 gün ve 2011/10-52 E.-2011/221 K. sayılı ilamlarında da, benimsenmiştir.2.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının dava dışı .. ... Teks. A.Ş. ünvanlı işverenin ... sicil sayılı işyerinden ilk defa 08.09.2000 tarihinde işe giriş bildirgesi verildiği,davacının anılan işyerinde 31.05.2021 tarihine kadar aralıksız çalıştığı,öte yandan davacının çalışmaya başladığı ve (1) gün süre ile çalıştığının tespitini istediği 09.09.1998 tarihli bir işe giriş bildirgesinin olmadığı, dönem bordrolarında bildirimine rastlanmadığının Kurumca belirtildiği, davacının bu dönemde çalışması olduğuna dair bir Kurum tespitinin olmadığı, işbu davanın 27.04.2023 tarihinde açıldığı da anlaşılmakla 09.09.1998 tarihli (1) gün süre ile çalışmanın tespiti talebinin hak düşürücü süreye uğradığı anlaşılmakla davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle,1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.