Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda, kamu davası açılmasının ertelenmesi kararının usulsüz tebligatla kesinleşmesi nedeniyle verilen mahkumiyetin kanun yararına bozulması.
Özet: Bu hukuki metin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkumiyet kararı verilen sanık hakkında, Cumhuriyet Başsavcılığının kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve beraberindeki denetimli serbestlik tedbirine ilişkin tebligatın, ilk adres iade geldikten sonra MERNİS adresine 7201 sayılı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca yapılmasına rağmen, şüphelinin o adreste yaşayıp yaşamadığına dair tespitte bulunulmadığı gerekçesiyle usulsüz olduğu, dolayısıyla erteleme kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartının oluşmadığı dikkate alınmaksızın verilen mahkumiyet hükmünün kanun yararına bozulması talebini konu edinmektedir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/616 E., 2019/233 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmaİNCELEME KONUSU KARAR: MahkûmiyetKANUN YARARINA BOZMAYOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulmasıTurgutlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 16.04.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.12.2025 tarihli ve 2024/20952 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB - 2025/155547 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB - 2025/155547 sayılı kanun yararına bozma isteminin;" Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.05.2025 tarihli ve 2023/21339 esas, 2025/6105 karar sayılı ilâmı ile aynı Dairenin 21.04.2025 tarihli ve 2023/21372 esas, 2025/4659 karar sayılı ilâmında da belirtildigi üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına iliskin kararın itiraz yolu açık olmak üzere, karar tarihinde yürürlükte olan başvuru süresi de belirtilmek suretiyle verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, hakkında verilen karara karşı şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan ve karar kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla bu durumda usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulundugundan söz edilemeyeceği nazara alındığında,Sanık hakkındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair 11.09.2017 tarihli kararda eylem anlatımı bulunmadığı gibi, anılan kararın şüphelinin 15.06.2017 tarihli hazırlık ifadesinde bildirdiği ve bilinen son adresi olan ".. Mahallesi .. Sokak No: . ../..." adresine tebliğe çıkarıldığı, bu tebliğin iade gelmesi üzerine ".. Mahallesi .. Sokak No:.. İç Kapı No:.. ../.." şeklindeki mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, sanığın bildirdiği adrese yapılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine, sanığın mernis adresine yapılan tebligatta sanığın adreste yaşayıp yaşamadığına dair bir tespitte bulunulmadan, tebliğ imkansızlığından bahisle anılan Kanun'un 21/2.maddesi uyarınca yapılan tebligatın usulsüz olduğu, tebligat usulsüz olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın kesinleşmediği, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 15.06.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığının 11.09.2017 tarihli ve 2017/4959 Soruşturma, 2017/63 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme kararı içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu, süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin gösterildiği, kararın 08.02.2018 tarihinde şüpheliye tebliğ edilerek tedbirin infazı için kararın 22.06.2018 tarihinde .. Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,B. Şüphelinin müdürlüğe başvurmaması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığının 22.11.2018 tarihli ve 2017/4959 Soruşturma, 2018/1771 Esas, 2018/1583 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,C. Yapılan yargılama sonucunda, Turgutlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 26.03.2019 tarihli ve 2018/616 Esas, 2019/233 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği,Anlaşılmıştır.D. Dosya kapsamına göre; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16. maddesinde, "Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır" şeklindeki düzenleme ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesindeki, "Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır" şeklindeki ve aynı Yönetmeliğin 29/1. maddesindeki, "21, 22, 23, 25, 26... . maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar." şeklindeki düzenlemeler ve aynı Yönetmeliğin 30 /1. maddesindeki "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, erteleme kararının şüphelinin 15.06.2017 tarihli hazırlık ifadesinde bildirdiği ve bilinen son adresi olan ".. Mahallesi .. Sokak No: .. ../.." adresine tebliğe çıkarıldığı, tebligatın bila tebliğ iade gelmesi üzerine ".. Mahallesi .. Sokak No:.. İç Kapı No:.. ../.." şeklindeki MERNİS adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edilerek kesinleştirildiği, sanığın bildirdiği adrese yapılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine, sanığın MERNİS adresine yapılan tebligatta sanığın adreste bulunmama sebebinin araştırılmasına gerek bulunmadığı, yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu anlaşıldığından; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.III. KARARYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,14.04.2026 tarihinde karar verildi.