Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin aldatma ve muvazaa iddialı tapu iptali davasında ticari dava olmadığını belirten gerekçeli karar.
Özet: Davacı, mülkiyetindeki taşınmazın davalıya hile ve muvazaa yoluyla, bedelsiz olarak devredildiği iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açarak tapu kaydının iptaliyle taşınmazın kendi adına tescilini, bu mümkün olmazsa tazminat ödenmesini ve dava süresince taşınmazın satışının engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı ile tapuya şerh düşülmesini talep etmiştir; mahkeme ise, uyuşmazlığın esasını incelemeye geçmeden önce görevli mahkeme hususunu değerlendirmiş ve aldatma ile muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil davalarının Türk Ticaret Kanununda mutlak ticari dava olarak düzenlenmediğini, bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına girmediğini tespit etmiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
DAVA : Tapu İptali Ve Tescil
DAVA TARİHİ : 06/08/2026
KARAR TARİHİ : 07/08/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı müvekkiline ait olan ''... İli, ... İlçesi, ... Mah, 4173 Ada, 6 Parsel, 25 bağımsız bölüm de kayıtlı bulunan daire nitelikli taşınmazı bir takım aldatma, hile ve suç eylemleri neticesinde davalı ... tarafından herhangi bir karşılık ve ödeme alınmaksızın, tamamen muvazaalı bir şekilde tescil edilmiş bulunduğundan eldeki tapu iptal tescil davasını açtığını beyanla dava konusu taşınmazlar hakkında eldeki davanın açılmış olduğuna yönelik kaydına şerh düşülmesini için ilgili tapu müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasını, müvekkili ileride telafisi imkansız mağduriyeti söz konusu olabileceğinden dava sonucuna kadar ''dava konusu taşınmazın üçüncü sahışlara satışının durdurulması'' hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Talebinde ' ''... ili, ... ilçesi, ... mah, 4173 ada, 6 parsel, 25 bağımsız bölüm olan taşınmaz olmak üzere kayıtlı bulunan taşınmazların davalılar adına olan kaydının aldatmaya (t.b.k. m. 36) ve muvazaaya dayalı olarak iptaline ve müvekkilimiz adına tapuya tesciline karar verilmesini, dava konusu taşınmazın davalı adına kaydının hile ve aldatmaya dayalı olarak iptali ve tescili mümkün olmadığı halde tazminata karar verilmesini yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 4173 ada, 6 parsel, 25 numaralı bağımsız bölümün davalının hileli eylem ve yanıltıcı beyanları sonucunda herhangi bir bedel ödenmeden devredildiğini ileri sürmüştür. Tapuda satış olarak gösterilen işlemin gerçek bir satış iradesini yansıtmadığını, davacının iradesinin aldatma suretiyle sakatlandığını ve davalı adına oluşan kaydın yolsuz tescil niteliğinde bulunduğunu belirterek tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Tescilin mümkün olmaması hâlinde taşınmaz bedelinin tazminat olarak tahsiline ve yargılama süresince taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Uyuşmazlık; davacının taşınmazın davalıya devrine ilişkin iradesinin aldatma ve muvazaa nedeniyle sakatlanıp sakatlanmadığı, buna bağlı olarak davalı adına oluşan tapu kaydının iptaliyle davacı adına tescilinin gerekip gerekmediği, tescilin mümkün olmaması hâlinde davacının tazminat talep edip edemeyeceği hususlarında toplanmaktadır. Bununla birlikte, esasa ilişkin incelemeye geçilmeden önce tarafların sıfatları ve uyuşmazlığın hukuki niteliği itibarıyla mahkememizin görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenebilir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Aynı Kanun’un 114/1-c maddesinde mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmış; 115. maddesinde ise dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağı hüküm altına alınmıştır.HMK’nin 2. maddesine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine bir düzenleme bulunmadıkça görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Tapu iptali ve tescil davaları, taşınmaz mülkiyetine ilişkin malvarlığı davalarından olup özel bir kanun hükmü uyarınca ticaret mahkemesinin görev alanına girmediği sürece asliye hukuk mahkemesinde görülür.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesi uyarınca, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Aynı maddede ayrıca, tarafların tacir olup olmadığına veya uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi olmadığınayle ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılan mutlak ticari davalar gösterilmiştir. TTK’nin 5. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemeleri, aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın ticari davalara bakmakla görevlidir.Eldeki dava; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 36. maddesinde düzenlenen aldatma ve muvazaa iddialarına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil, bunun mümkün olmaması hâlinde tazminat istemine ilişkindir. Tapu iptali ve tescil davaları ile aldatma ve muvazaa hukuki nedenlerine dayalı uyuşmazlıklar, TTK’nin 4. maddesinde veya diğer özel kanun hükümlerinde mutlak ticari dava olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliği bulunmamaktadır.Davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için ise tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekir. Bu iki koşul birlikte gerçekleşmediği takdirde, taraflardan yalnızca birinin tacir olması veya uyuşmazlığın yalnızca bir tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması davanın ticari dava sayılması için yeterli değildir.Mahkememizce ... Başkanlığı kayıtları üzerinden yapılan araştırmada, davacı ...’ın “gayrimenkul faaliyetleri için aracılık hizmeti faaliyetleri” nedeniyle 15/06/2021 tarihinden itibaren aktif vergi mükellefiyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı ... hakkındaki kayıtta ise meslek bilgisinin, “gelir getirici kazanç olmaksızın bazı iş ve işlemlerde kullanılan potansiyel vergi kimlik numarasına sahip mükellef” şeklinde olduğu görülmüştür. Davalı adına bir vergi dairesi kaydının bulunması tek başına ticari işletme işlettiğini ve tacir sıfatını taşıdığını göstermediği gibi, ... kaydındaki meslek açıklaması da davalının gelir getirici ticari bir faaliyetinin bulunmadığını ortaya koymaktadır.Davacının gayrimenkul aracılık faaliyetinden kaynaklanan bir vergi mükellefiyetinin bulunması nedeniyle tacir olduğu kabul edilse dahi bu husus, eldeki davanın nispi ticari dava olarak nitelendirilmesi için yeterli değildir. Davalının tacir olduğuna veya dava konusu işlemin davalıya ait bir ticari işletmeyle ilgili bulunduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bunun yanında dava dilekçesinde çekişmeli taşınmazın davacının kişisel mülkiyetinde bulunduğu ve taşınmazdan elde edilen kira gelirinin davacının tek gelir kaynağı olduğu ileri sürülmüş olup, uyuşmazlığın davacının yürüttüğü gayrimenkul aracılık faaliyeti kapsamında meydana geldiğini gösteren somut bir vakıaya da dayanılmamıştır.Bu itibarla, davacı tacir kabul edilse dahi davalının tacir olmaması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunmaması nedeniyle TTK’nin 4/1. maddesinde öngörülen nispi ticari dava koşulları gerçekleşmemiştir. Davanın TBK’nin 36. maddesinde düzenlenen aldatma ile muvazaa hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olması da uyuşmazlığa tek başına ticari dava niteliği kazandırmamaktadır.Nitekim ... 17. Hukuk Dairesinin 01/07/2013 tarihli, 2013/... Esas ve 2013/... Karar sayılı ilamında, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu; tapu iptali ve tescil davalarının da bu kapsamda bulunduğu belirtilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 31/12/2024 tarihli, 2024/... Esas ve 2024/... Karar sayılı ilamında ise hukuki ilişkinin taraflardan yalnızca birinin ticari işletmesiyle ilgili bulunmasının davanın ticari dava sayılması için yeterli olmadığı kabul edilmiştir.Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınmalıdır. Davanın mutlak ticari dava niteliğinde bulunmaması, davalının tacir olduğunun ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunduğunun saptanamaması ve uyuşmazlığın malvarlığı hakkına ilişkin tapu iptali ve tescil isteminden kaynaklanması karşısında, davayı görme görevinin HMK’nin 2. maddesi uyarınca genel görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle mahkememizin görevli olmaması nedeniyle davanın HMK’nin 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine ve kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi yahut kanun yoluna başvurulması üzerine kesinleşmesi tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi hâlinde dosyanın görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davanın HMK'nun 114/1-c maddesi delaleti ile 115/2. Maddesi gereğince davanın usulden (görev yönünden) REDDİNE, görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna,
2-Karar kesinleştiğinde ve HMK'nun 20. Maddesinde öngörülen iki (2) haftalık kesin süre içerisinde müracaat edilmesi halinde dosyanın görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, kesinleşmeye mütakip süresi içerisinde gönderme talebinde bulunulmadığında dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin hatırlatılmasına,
3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içerisinde tarafların müracaat etmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç,yargılama giderleri ve vekalet ücretleri hakkında HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece karar verilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/08/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır