İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, uluslararası deniz taşımacılığında yanlış sıcaklık nedeniyle dondurulmuş tavukların zayi olmasıyla ilgili itirazın iptali davasının reddine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Umman Sultanlığında mukim yabancı bir firmanın, uluslararası mütekabiliyet anlaşmasına dayanarak Türkiyedeki bir taşıyıcı firma aleyhine açtığı itirazın iptali davasında, dondurulmuş tavukların -18°C yerine +18°Cde hatalı taşınması sonucu zayi olmasıyla ilgili bir deniz taşımacılığı uyuşmazlığı ele alınmıştır. Davacı firma, bu hata nedeniyle 60.000 USD doğrudan zarar, Umman makamlarından aldığı ticari kısıtlamalar ve idari para cezaları gibi dolaylı zararlara uğradığını iddia etmiştir. Taşıma koşullarındaki yanlış bildirimin robotik sistem hatasından kaynaklandığı ve malların Ummanda imha edildiği belirtilmiştir. Yerel mahkemenin davanın reddine karar vermesi üzerine davacı vekili bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1102
KARAR NO : 2026/1724
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/05/2024
NUMARASI : 2023/847 Esas 2024/403 Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : 09/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 09/07/2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/847 Esas ve 2024/403 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; '...dava dilekçesiyle; müvekkili firmanın, Umman Sultanlığında mukim, Türkiye'de şubesi veya yerleşkesi bulunmayan yabancı uyruklu bir firma olduğunu, 22.05.2010 günü 27588 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2010/401 Karar sayılı Umman Sultanlığı ile imzalanan Milletlerarası Mütekabiliyet Anlaşması gereğince Umman'da mukim gerçek veya tüzel kişilerin, Türkiye'de tıpkı bir Türk vatandaşı gibi yargılama başlatmasının mümkün olduğunu ve yabacılarda aranan teminat depo etme şartının, mütekabiliyet yasası gereğince aranmayacağını, HMK m. 7 uyarınca davanın davalılardan .. firmasının ikametgah adresi esas alınarak açıldığını, uyuşmazlık konusunun deniz taşımacılığını içermesi sebebiyle görevli mahkemenin Deniz İhtisas Mahkemesi olacağından davanın görevli mahkemede ikame edildiğini, müvekkili ile davalı .....A.Ş. arasında yapılan sözleşme gereği 1850 koli, 25 ton "Dondurulmuş Tavuğun" -18 °C derecede dondurulmuş şekilde Mersin Limanından, Umman / Salalah Limanına taşınması işinde anlaşıldığını, davalıya gönderilen mail orderlarda -18 °C derecede, dondurucu özelliği bulunan konteynırlarda taşınması gerektiğinin açıkça belirtildiğini, .... A.Ş. tarafından düzenlenen fatura, proforma faturalarda ve konşimentolarda da emtianın niteliğinin "Dondurulmuş Tavuk" olduğunun belirtildiğini, malların taşıyıcısını seçme yetkisinin tamamen davalı ... A.Ş.'ne bırakıldığını, davalı ... A.Ş.'nin de ... A.Ş. ile anlaştığını, taşıyıcı ile tüm görüşmeleri ve yazışmaları ... A.Ş.'nin yaptığını, ...A.Ş. ile ... A.Ş. arasında yapılan yazışmalarda ve gemi hattı ... A.Ş.'ye gönderilen teslimat talimatlarında, dondurulmuş gıda ürünlerinin "-18 °C " yerine "+18 °C " de taşınacağının belirtildiğini, gemi hattı .... firması tarafından düzenlenen fatura ve belgelerde de taşımanın +18 °C ve "dondurucu değil" fakat "sadece soğutucu" özelliği bulunan konteynırlarla taşındığını, gemi hattı ... A.Ş. ile yapılan mail yazışmalarında teslimat koşullarının robotik sistemle siparişinin alındığı, kendilerine mail order ile bildirilen koşulların hiçbir değişiklik yapılmaksızın robotik sistemle birebir çekildiği, siparişin taşımanın başında kendilerine bu şekilde hatalı bildirildiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin sipariş konusu tavukların zayi olması sebebiyle, sipariş karşılığı ödenen 60.000,00 USD tutarında doğrudan zarara uğrandığını, malların +18 °C taşınması sebebiyle, Umman'daki limana varana kadar taşıma esnasında çöl sıcağında adeta piştiğini, malların telef olması, kötü kokması, sağlığı tehdit eden hale gelmesi nedeniyle Salalah Limanında, Umman Devleti polisleri ve Sağlık Bakanlığı personelleri eşliğinde konteynırlar hazirun huzurunda açıldığını ve taşıma konusu malların Umman Devleti tarafından el konularak çöpe atıldığını, davalı taraflarla yapılan hem yazılı hem de sözlü görüşmelerde hatalı olduklarını kabul ettiklerini, ödeme yapılacağı ve sulh olunacağı vaadiyle müvekkilini bu tarihe kadar geçiştirdiklerini, Umman Sultanlığı tarafından; müvekkili firmanın usule aykırı ticaret yaptığı gerekçesiyle, normalde 60 günde 6 konteyner ticaret yapan müvekkili hakkında ticari kısıtlama getirilerek yapabileceği ticaret hacmi yılda 6 konteynırla sınırlandırıldığını, müvekkilin bu sebeple konteynır başına haftalık 3.000,00 USD dolaylı zararı (yoksun kılınan kârı) olduğunu, ticari hacim kısıtlamasının halen devam ettiğini, müvekkilinin işletemediği konteynırlar sebebiyle halen zarara uğradığını, ayrıca Umman Devleti tarafından idari para cezaları kesildiğini ve kesilmeye devam edildiğini, davalı taraflara ödeme yapmaları hususunda ihtar çekildiğini, ödeme yapılmadığını, bu sebeple Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün 2023/16806 Esas sayılı dosyası ile davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı .... A.Ş.'nin yetki itirazı sebebiyle dosyanın tefrik edilerek Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün 2023/18642 Esas sırasına kayıtlandığını ve bu dosyasının yetkisizlikle gönderilmesi ile Adana 1. Genel İcra Dairesi'nin 2023/115372 Esas sayılı dosyasının açıldığını, her iki takip dosyasının itiraz sebebiyle durdurulduğunu, her iki icra takibinin de döviz alacağına ilişkin olduğundan ödeme tarihindeki dolar kuru üzerinden tahsil edilebileceğini belirterek Bakırköy 13. İcra Dairesi 2023/16806 Esas ve Adana 1. Genel İcra Dairesi 2023/115372 Esas sayılı icra dosyaları kapsamında yapılan haksız ve mesnetsiz itirazların iptaline, davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına takdir edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
1 nolu davalı (satıcı/ yükleten) .... Şirketi vekili 22.11.2023 tarihli cevap dilekçesiyle; kabul ve ikrar anlamına gelmemek kaydıyla 6102 sayılı TTK m. 1246 gereğince, navlun sözleşmesinden veya konşimentodan doğan bütün alacakların 1 yılda zamanaşımına uğradığını, zamanaşımının, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağını, alacağın muaccel olduğu tarihin de eşyanın alıcıya ulaştığı tarih olduğunu, dava konusu emtianın, davalı taşıyan .... A.Ş. tarafından davacı tarafa 28.04.2022 tarihinde teslim edildiğini, davanın 25.10.2023 tarihinde, davaya konu Adana 1. Genel İcra Dairesi'nin 2023/115372 Esas sayısında kayıtlanan dosyanın 16.08.2023 tarihinde ikame edildiğini, navlun sözleşmesinden veya konşimentodan doğan bütün alacakların en geç 28.04.2023 tarihi itibarı ile zamanaşımına uğradığını, icra dosyasındaki yetki itirazı üzerine dosyanın Adana'ya gönderildiğini, davanın İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılmasının usul ve esas bakımından hukuka aykırı olduğunu, davada Adana Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca, 1850 koli, toplamda 23 ton dondurulmuş bütün tavuğun satışı hususunda 31.03.2022 tarihinde anlaşıldığını, müvekkili şirketçe satışa ilişkin faturanın keşide edilerek davacı tarafa tebliğ edildiğini, taraflar arasındaki teslim şeklinin "ICC Incoterms" dâhilindeki "EX Works (Ticari İşletmede teslim)" olarak kararlaştırıldığını, satış sözleşmesi ile faturada kararlaştırılan Special Clause'da, aynen "Sales are finalized after delivery. The Buyer is responsible for all the problems occuring from the transfer and recipent countries." emtianın teslimatı ile yarar ve hasarın kaynaklanan sorumluluğunun alıcıya geçeceğinin belirtildiğini, navlunun, alıcı tarafından yapılacağının da açıkça belirtildiğini, faturada aynen "Freight: To be Effected by Buyer" şeklinde, teslimatın da kesimhanede gerçekleştirileceğinin aynen "Container Delivery at Slaughterhouse" şeklinde belirtildiğini, davacıya tebliğ olunan faturaya itiraz edilmediğini, ....Bank'a emtia bedeli olan 41.400 Amerika Doları (USD) ödemesinin 03.04.2022 tarihinde yapıldığını, sözleşmeye ve faturaya uygun olarak malın müvekkili şirket tarafından belirlenen günde taşıyana (davalı ... A.Ş.) teslim edilmesiyle müvekkilinin hasar ve zıyadan sorumluluğunun son bulduğunu, müvekkili şirketin davalı ... A.Ş.'ye ne de ... A.Ş.'ye -18 °C yerine +18 °C yönünde bir talimat vermediğini, hayatın olağan akışında da donmuş tavukların deniz taşımacılığı yolu ile +18 °C denizaşırı sevkiyat yapılmasına ilişkin talimatın verilmeyeceğini, müvekkilinin, zarar ve yararın davacıya geçtiği teslim anında, teslim etmekle yükümlü olduğu 23 ton bütün dondurulmuş tavuğu başlangıçta hasarsız ve zıyasız olarak teslim ettiğini, müvekkili ile davacı şirket arasında akdedilen sözleşme uyarınca, 2020 yılında yürürlüğe giren Milletlerarası Ticaret Odası'nda yayımlanan Incotermslerden olan Ex Works / Ticari İşletmede Teslim olacak şekilde seçildiğini, buna göre, satıcının tek sorumluluğunun, alıcının organize ettiği araca veya konteynere, malları, kendi tesislerinde, sevkiyat gereklerine uygun bir şekilde paketlenmiş ve eğer mal tipine göre gerekli görülmüşse paketlenmiş veya kasalanmış olarak yüklemek olduğunu, satıcının depo veya fabrikasından yüklediği emtiaların varış noktasına ulaşana kadar tüm nakliyeleri, sigorta, gümrükleme ve navlun dâhil her türlü masraf ve risklerden sorumluluğun ise alıcıya ait olduğunu belirterek davanın zamanaşımı, yetki ve esas yönünden reddini talep etmiştir.
2 nolu davalı (akdi taşıyan) .... Şirketi vekili 21.12.2023 tarihli cevap dilekçesiyle; müvekkilinin TTK m. 917 uyarınca taşıma işleri komisyoncusu olduğunu, navlun sözleşmesi uyarınca müvekkilinin eşyayı deniz yoluyla taşıma taahhüdünde bulunmadığından taşıyan sıfatına sahip olmadığını, taşıma işini üstlenmediğinden de zarardan sorumlu tutulamayacağını, hiçbir şekilde kabul etmemek kaydıyla müvekkilinin bir an için taşıyanın sorumluluğu hükümlerine tâbi tutulması hâlinde navlun sözleşmesi uyarınca taşıyana yöneltilecek tazminat taleplerinin TTK m. 1188 gereğince bir yıl içinde açılması gerektiğini, dava konusu emtianın 28.04.2022 tarihinde varma limanında teslim edildiğini, davanın en geç 28.04.2023 tarihinde açılması gerektiğini, davaya konu Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü’nün 2023/16806 esas sayılı dosyasının 06.07.2023 tarihinde başlatıldığını, davanın esasa girilmeden hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davacının ihtarnamede ve dava dilekçesinde (.... Şirketi), konşimento ve gümrük beyannamesinde (...&...) ve vekâletnamede (... Şirketi) yazan unvanlarının uyuşmadığını, HMK m. 119 uyarınca dava şartlarından olan davacının unvanına dair karışıklığın açıklanmasını; makul açıklaması yok ise davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, “Freigth Forwarder” olarak bilinen ancak mevzuatta Taşıma İşleri Komisyoncusu / Taşıma İşleri Organizatörü (“TİO”) olarak ifade edilen bir firma olduğunu, taşıma işleri komisyoncusunun taşımayı değil taşıtılmasını üstelendiğini, uyuşmazlıkta konşimentonun dava dışı ...tarafından düzenlendiğini, müvekkilinin konşimentonun ne yükleten (shipper) hanesinde ne de başka herhangi bir yerinde ticaret bulunmadığını, taşıma senedinin yükleten hanesinde ise diğer davalı ... A.Ş.'nin, gönderilen hanesinde ise davacının ticaret unvanının bulunmadığını, taşımacılık faaliyetinde müvekkilinin bizzat taşıma işini yapmadığını, sadece davacı ile diğer davalı... A.Ş.'yi bir araya getirdiğini, taşıma işinin ... tarafından yerine getirildiğini, müvekkilinin uyuşmazlıkta pasif husumeti bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin taşıyan sıfatına haiz olmaması nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığını, acente rolündeki forwarder, yük sahibi ve taşıyıcı arasındaki sözleşmesel ayarlamaları yaptığını, (yani sadece evrak hazırlanması ve bilgi paylaşımı ile sınırlı bir yükümlülükten bahsedilebilir) ve yükün elleçlenmesi ya da sahipliğinin üstlenilmesi ile ilgili olarak görev almadığını, herhangi bir hasar durumunda ise yük sahibinin hasar tazmin talebini forwarder’a değil taşıyıcıya yapacağını, müvekkili şirketin taraflara taslak konşimentoyu 06.04.2022 tarihinde yolladığını, tarafların onayı üzerine .... ile konşimentonun paylaşıldığını, taslak konşimentoda taşıma derecesinin + 18 °C yazıldığını, organizasyonun davalı ... A.Ş.'nin kontrolünde yapıldığını ve talimatların......A.Ş.'den alındığını, alınan teyit üzerine düzenlenen konşimentonun hangi adrese gönderilmesi gerektiği 14.04.2022 tarihli elektronik postada davalı ... A.Ş.'ye sorulduğunu, aynı tarihte konşimentonun yükleme talimatında yazan “... &... - Umman” adresine gönderilmesinin istendiğini, konişmentoda “Shipper’s load, stow and count” kaydı bulunduğunu, istifin davalı .... A.Ş. tarafından yapıldığını, konteyner içini yükleyen yükletenin eşyanın muhafaza edilmesi gereken sıcaklık derecesi için bilgi vermemesi, konteynerin sabitlendiği dereceyi kontrol etmemesi, kendisine gönderilen taslak konşimentodaki sıcaklık derecesine itiraz etmeyen yükleten davalı.... A.Ş.'nin meydana gelen zarardan tek sorumlu kişi olduğunu, TTK m. 1182 uyarınca zararın meydana gelmesine davalı .... A.Ş.'nin kusurunun sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin özen ve dikkat sorumluluğunu yerine getirdiğini, taşımanın FOB teslim şeklinde yapıldığını, eşyayı yükleme limanında gemiye getirme sorumluluğunun gönderene (yükletene) ait olduğunu, davalı ....A.Ş.'nin sorumluluğunun olmadığı yönündeki iddiasının asılsız olduğunu, FOB teslim şeklinde, malı tedarik edecek gönderenin nakliye işini gerçekleştirecek geminin güvertesine malın taşındığı ana kadar sorumluluğun ve malın güvertede yüklemenin yapıldığı ana kadar olan masraflarının gönderene ait olduğu teslim şekli olduğunu, malın Mersin Limanına getirilirken taşındığı sıcaklığın -18 °C ve yükleme sırasında konteyner içi sıcaklığı davacının iddiası gibi +18 °C ise bu iki derece arasındaki anormal farkın yükleme esnasında fark edilmemiş olmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, FOB yüklemede, kendisine yöneltilen taslak konşimentoyu zamanında davalı .... A.Ş.’ne ileten eşyanın taşıtılması işine aracılık eden forwarder sıfatına sahip müvekkilin sorumluluğunun olmadığını, malların toplam bedelinin 40.000 USD iken istenen 20.000 USD'ye dair hiçbir belge / fatura tevsik dahi edilmediğini, dolaylı zarar altında altı konteyner bedeli olarak talep edilen 18.000 USD'ye ilişkin de dosyada hiçbir belgenin mevcut olmadığını, davacı tarafından haksız bir kazanç sağlanmaya çalışıldığını, müvekkilinin bir an olsun taşıyan olarak kabul edilmesi hâlinde ise TTK m. 1178’den de açıkça görüleceği üzere taşıyanın sorumluluğu eşya zıyaı, hasarı yahut teslimdeki gecikmesi ile sınırlı olduğunu, uyuşmazlığın eşyanın zayi olmasına ilişkin olduğunu, taşıyanın sorumluluk sınırının TTK m. 1186/3f gereği kilogram başına iki Özel Çekme Hakkı ile ve her hâlükârda TTK m. 1186/2f gereği piyasa değeri ile sınırlı olduğunu, eşya zıyaı dışındaki istemlerin her hâlükârda reddedilmesi gerektiğini belirterek davanın hak düşürücü süre, pasif husumet ve esastan reddini talep etmiştir.
Davacı vekili 12.12.2023 tarihli davalı ....A.Ş.’nin cevap dilekçesine karşı sunduğu replik dilekçesiyle; 28.04.2022 tarihinde emtianın Salalah Limanına vardığını ve telef olduğunun anlaşıldığını, 21.10.2022 tarihinde davalı .... A.Ş. yetkilisi .... tarafından 10.000 USD "navlun iadesi" adı altında ödemenin, müvekkilinin Türkiye'de alacaklarını takip için yetkili kıldığı ....'ın firması.... Şti. hesabına gönderildiği, 13.03.2023 tarihinde davalı .... firması yetkilisi .... tarafından firma antetli mail adresinden "Sulh Protokolü" isimli word formatındaki belgenin gönderildiği, 12.06.2023 tarihinde tarafımızca her iki davalı firma adına keşide edilen Bakırköy 40. Noterliği 15343 Yevmiye Nolu ihtarnamenin gönderildiğini, 06.07.2023 tarihinde tarafımızca başlatılan Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün 2023/16806 Esas sayılı icra takibi (tefrik olan Bakırköy 13. İcra Dairesi 2023/18642 esas sayılı dosyasının yetkisizlikle gönderilmesi ile açılan Adana 1. Genel İcra Dairesi 2023/115372 esas sayılı dosyası) başlatıldığını, 11.09.2023 tarihinde tarafımızca yapılan İzmir Arabuluculuk Bürosu 2023/101680 sayılı arabuluculuk başvurusunun yapıldığını, 25.10.2023 tarihinde davanın açıldığını, zararın meydana gelmesi ve muaccelietin başlaması ile davanın açılması aşamasına kadar zamanaşımını kesen bazı olayların yaşandığını, davalı ....A.Ş.’nin yaptığı 10.000 USD’lik kısmi ödemenin zamanaşımını kestiğini, ödemeyi takiben davalı .... A.Ş. ile ... Şti. arasında yapılan görüşmeler sonucunda 13.03.2023 tarihinde “Sulh Protokolü” başlıklı word belgesinin gönderildiğini, metinde “konşimento numarasının 914137382 nolu yaşımada meydana gelen zarara ilişkin ödeme yapılması” yazdığını, sulh görüşmesi ve protokolün borcun kabulü anlamına geldiğini, somut olayın, borcun ve zararın varlığı, uyuşmazlığın 914137382 nolu konşimentoya ilişkin olduğunun kabul edildiğini, davalı ... A.Ş.’nin protokol metninde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunması sebebiyle sulh olma ihtimalinin ortadan kalktığını, akabinde her iki firmaya Bakırköy 40. Noterliğin aracılığıyla 12.06.2023 tarihli 15343 yevmiye nolu ihtarnamenin gönderildiğini, her iki borçlu yönünden de 06.07.2023 tarihinde icra takibi başlatıldığın, 11.09.2023 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunduklarını anlaşamama sonucu davanın 25.10.2023 tarihinde açıldığını, bu nedenle zamanaşımı itirazının reddi gerektiğini, konşimentodaki klozların ....firması tarafından işlendiğini, ICC Incoterms EX Works klozunun hiçbir evrakta yer almadığını, emtiaların kesimhanede müvekkiline teslim edildiğine dair davalı tarafça hiçbir evrak sunulmadığını, emtianın hasarlanmasında davalının zararının bulunduğunu belirterek davalı itirazlarının reddini talep etmiştir.
Davacı vekili 28.12.2023 tarihli davalı .... A.Ş.’nin cevap dilekçesine karşı sunduğu replik dilekçesiyle; davalının TTK m. 1188’de yer alan hak düşürücü itirazlarını kabul etmediklerini, bu sorumluluğun fiili taşıyana ait olduğunu, ... taşıyan olmadığını iddia ettiğine göre sorumluluğunun devam ettiğini, dava dışı taşıyan ....’in hiçbir kusurunun bulunmadığını, emtianın bu firmaya -18 °C değil +18 °C de taşınmasını ....A.Ş.’nin bildirdiğini, kaldı ki bir yıllık hak düşürücü sürenin kesildiğini, .... yetkili ... tarafından 21.10.2022 tarihinde 10.000 USD navlun iadesi başlıklı ödeme yapıldığını, 13.03.2023 tarihinde... A.Ş. yetkilisi .... tarafından sulh protokolü düzenlendiği, 12.06.2023 tarihinde her iki davalı firma adına ihtarname gönderildiği, 06.07.2023 tarihinde takibe geçtiklerini, hak düşürücü sürenin kesildiğini, emtiaların Salalah Umman Limanına varışıyla telef olduklarının anlaşılması üzerine müvekkili firmanın Türkiye temsilcisi ......’ın oğlu ... adına Umman Sultanlığında alacakların takibi için vekaletname verdiğini, davalı .... A.Ş. yetkili .....’in ...’ın firması .... Şti. hesabına 10.000 USD ödeme yaptığını, kısmi ödemenin zamanaşımını kesen bir ödeme olduğunu, diğer borçlu içinde zamanaşımının kesildiğini, .... yetkilisi ....’in borcu ödeyeceğini defalarca bildirdiğini, 13.03.2023 tarihinde protokol konulu sulh protokolü başlıklı bir metin düzenlediğini, konşimentonun numarası olan 914137382 numarasının yazıldığını, bu sulh görüşmesi ve protokol metninin zamanaşımını kestiğini, her iki davalı hakkında Bakırköy 40. Noterliğinden 12.06.2022 tarihinde ihtarname gönderdiklerini, zamanaşımını kestiklerini, 25.10.2023 tarihinde dava açtıklarını, esas yönünden ise davalı .... firmasının borçtan ve sorumluluktan kurtulmaya matuf olarak beyanlarda bulunduğunu, davalının 28.04.2022 tarihi ve öncesinde "Taşıma İşleri Organizatörü Belgesine" sahip olup olmadığının Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'ndan sorulmasıyla gelen cevaba göre davalı firmanın, somut olaydaki ilişkide hangi sıfatla var olduğunun netleşeceğini, davalı .... A.Ş. tarafından, kendilerinin "Freight Forwarder" namı diğer "Taşıma İşleri Organizatörü" oldukları belirtilmiş ise de bu hususun davalının sorumluluğunu ortadan kaldıracak bir husus olmadığını, telef olan tavuk emtialarının, konişmentoda ve .... firmasının faturasında "Dondurulmuş Ürün" olarak açıkça yer aldığını, ....'ten gelen cevabi mailde de +18 °C ibaresinin işlemlerin başlangıcından beri sabit olduğunun beyan edildiğini, dolayısıyla davalı ... A.Ş.’nin taşıtan değil, sadece taşıma işleri organizatörü olduğu kabul edilse dahi "Dondurulmuş Tavuk Ürünlerinin" yükleyici ....'den taşıyıcı ....'e ulaşana kadar geçen sürede oda sıcaklığında, standart konteynırla taşınması halinde bozulmaya uğrayacağını, yani dava konusu emtiaların .... A.Ş.'ne tesliminden itibaren bozulmaya başladığını, davalı ....'in taşıyan firma olmadığını beyan etmesine rağmen; TTK 1188. maddede taşıtana sağlanan hak düşürücü süreden faydalanmaya çalışması, kendi içerisinde çelişen beyanlara yol açtığını, dolayısıyla davalı .... fiili taşıyan değilse hak düşürücü süreden ve zamanaşımı defi'inden faydalanamayacağını, davalının cevap dilekçesinin 4. sayfasında; "diğer davalı ...., eşyanın taşınması konusunda ....'e iletilen yazışmalara herhangi bir çekince koymadan onay vermiştir, Konteyner içi yükleme diğer davalı .... tarafından yapılmıştır" şeklinde beyanda bulunduğunu, bu beyan ile davalı .... A.Ş.'nin basiretsiz şekilde davrandığı, yapılan işlemlere onay verdiği, yüklemenin davalı ... A.Ş. tarafından yapıldığı ve sorumluluğunun doğacağının sübuta erdiğini, davalı firmaların firmanın ihracat için yalnızca kendi aralarında görüşerek işlemleri yürüttüğünü, hatta taşıyanı seçme yetkisinin davalı ....A.Ş.'ne verildiğini, davalı ....A.Ş.'nin sürekli çalışmakta olduğu davalı .... A.Ş.'ni seçtiğini, meydana gelen bu zararın, davalıların birbirlerine fazlaca güvenmeleri ve bu sebeple işlerini aksatmaları ve basiretli davranmamalarına dayandığını, ex works klozuna, hatta emtiaların kesimhanede müvekkile teslim edildiğine dair davalı tarafından hiç bir evrak sunulmadığını, hiç bir evrakta bu ibarelerin yer almadığını, davalı .... A.Ş. tarafından sunulan Mersin Gümrük Müdürlüğü'ne ait evrakta "FOB" ibaresinin açıkça yazdığını, dolayısıyla sorumluluğun yükleyicide olduğunu, davalı ....A.Ş.'nin de çekince koymadan yapılan işleme onay verdiğini, davalı .... A.Ş. ile davalı .... A.Ş.'nin müştereken ve müteselsilen mutlak surette sorumlu olduklarını, emtiaların dondurulmuş olduğu ve zararın mevcudiyeti her iki davalının da kabulünde olduğunu, dava konusu zarar rakamlarının afaki olmadığını, bu hususun bilirkişi incelemesi ile sübuta ereceğini belirterek davalı itirazlarının reddini talep etmiştir.
1 nolu davalı ....Şirketi vekili 28.12.2023 tarihli düplik dilekçesiyle; dava konusu emtianın davalı taşıyan .... A.Ş. tarafından davacıya 28.04.2022 tarihinde teslim edildiğini, TTK m. 1246 uyarınca zamanaşımı süresinin bu tarih itibariyle işlemeye başladığını ve 28.04.2023 tarihi itibariyle zamanaşımının uğradığını, zamanaşımının TBK m. 154 gereğince kesen sebeplerin tahdidi olarak belirtildiğini, müvekkili şirketin borç ikrarında bulunmadığını, kısmi bir ödeme yapmadığını, zamanaşımının kesilmediğini, ... A.Ş. yönünden kesilse dahi müvekkili yönünden kesilmediğini, davacının konşimentoda gümrük beyannamesinde yazan unvanı ile vekaletnamede yazan unvanın uyuşmadığını, davacıya müvekkili arasında satış sözleşmesi yapıldığını, teslim şeklinin ex works olarak kararlaştırıldığını, teslimat şeklinin FOB olmadığını, davalıların müteselsil sorumlu olmadığını, alt navlun – asıl navlun ilişkisi sebebiyle yalnızca .... A.Ş. ve harici fiili taşıyan .... A.Ş.’nin müteselsil ve müşterek sorumlu olduğunu, alt navlun sözleşmesinin taşıyanı, asıl navlun sözleşmesinde taşıtan olduğunu, TTK m. 1191/1 gereğince taşıyan, fiili taşıyanla birlikte zarardan müteselsilen sorumlu olduğunu, davacının replik dilekçesinde yaşanan süreçle ilgili olarak mütemadiyen davalı .... A.Ş. ile iletişim halinde olduğunun beyan edildiğini belirterek davaya cevap dilekçesindeki hususları tekrarla davanın zamanaşımı, yetki ve esas yönünden reddini talep etmiştir.
2 nolu davalı .... Şirketi vekili 22.01.2024 tarihli düplik dilekçesiyle; hak düşürücü süre yönünden müvekkilinin taşıyan sayılsa dahi itirazının devam ettiğini, TTK m. 1188’de belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının konşimentodaki unvanıyla vekaletnamedeki unvanın uyuşmadığını, müvekkilinin taşıyan olmadığını, taşıma işleri komisyonculuğu yaptığını, davacının zarar iddialarının yersiz olduğunu, ayrıca .....Ltd.’e 10.000 USD ödeme yapıldığı iddiasının doğru olmayıp davalının bu protokolü imzalamadığını ve takibe geçtiğini, bu rakamın mahsup edilmediğini, haksız kazanç elde etme yoluna geçildiğini, müvekkili şirketin özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirdiğini, diğer davalı .... A.Ş.’nin taşımada ....ile yapılan yazışmalara onay verdiğini,....’in faturayı dondurulmuş ürün olarak kestiğini, ayrıca .... A.Ş.’nin yükü ....e teslim edesiye kadar gerekli önlemleri alıp almadığının belli olmadığını, lashing hizmeti verilmediğini, satım şeklinin ex work değil free on board olduğunu, ....’in ex work satış iddiasının yersiz olduğunu belirterek davanın hak düşürücü süre yönünden reddini ve % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce 13.03.2024 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı tarafa ....AŞ’ye karşı açmış olduğu davanın satım / taşıma sözleşmesine dayandığını bildirmesi için 2 haftalık kesin süre verilmiş davacı tarafça 25.03.2024 tarihinde beyanda bulunmuştur. Bu beyanda; Ummanda Mukim müvekkilinin davalı ... ile arasında 1.850 koli ve 25 ton dondurulmuş tavuk emtiasının satılması ve taşınması konusunda anlaştıklarını, zarara uğrayan tavuk emtiasının taşınması yönünden taşıma sözleşmesinin bulunduğunu, taşıtan olan ..... firmasını sürekli ve düzenli ticaret yapmaları nedeniyle .... tarafından seçildiğini, ... yönünden hem satım hem de taşımacılık ....yönünden ise taşımacılık sözleşmesine dayandıklarını belirtmiştir.
Mahkememizce 13.03.2024 tarihli ön inceleme duruşmasında davalı .... AŞ vekiline konteynerleri kimin temin ettiği, yükleme işleminin nerede ve kimin tarafından yapıldığı ve soğutuculuk konteyner kullanılmama konusunda beyanda bulunması için 2 haftalık süre verilmiş ve davalı .... AŞ vekilinin 27.03.2024 tarihli beyanında konteynerlerin .... tarafından temin edildiği, müvekkilinin sadece Forwarder olarak organizasyon yaptığı, taşımanın FCL / FCL kapalı konteyner taşıması olduğu, yüklemede soğutuculu konteyner kullanılmama gerekçesinin konteyner sıcaklığının – 18 °C olacağının müvekkiline bildirilmemesinden kaynaklandığını, donatan ....’in gönderdiği taslak konşimentoda taşımanın +18 °C yapılacağının .... AŞ’ye gönderildiğini, .... tarafından herhangi bir düezltme yapılmadığını, ....’in bu şartlar ile taşımayı yaptığını bildirmiştir.
Davalı .... AŞ vekilinin 17.04.2024 tarihli dilekçesinde 13.03.2024 tarihli 1 nolu ara kararının hukuka aykırı olduğunu, davacının taşıma akdine dayanarak dava açtığını, mahkeme içi ikrarın kesin delil niteliğinde bulunduğunu, davanın TTK m. 1188’de hak düşürücü sürenin düştüğünü, müvekkili ile davacı şirketin ex work teslim şeklinde anlaşma yaptığını, müvekkilinin kesimhanesinde fiili taşıyan ....’e ait konteynerlerle yükleme yapıldığını, müvekkilinin talimat vermediğini belirtmiştir.
Davacı vekilinin 13.05.2024 tarihli dilekçesinde; konteynerlerin fiili taşıyan ....’e ait olduğunu, forwarder’in borcunun taşıyanı seçmek ve taşıma sözleşme yapmak olduğunu belirtmiştir.
Dava; taşıma sözleşmesine istinaden akdi taşıyana karşı taşınan emtiada meydana gelen zarar nedeniyle uğranılan zararın tazmini ve diğer davalı .... A.Ş aleyhine taşıma sözleşmesine dayalı olarak açılan tazminat davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı ... A.Ş.’ne karşı akdi taşıyan sıfatıyla TTK m. 1188’deki hak düşürücü süre geçirilip geçirilmediği, hak düşürücü sürenin kesilip kesilmediği yönündendir.
Diğer davalı ... A.Ş. yönünden ise açılan davanın satım sözleşmesine ilişkin olup olmadığı değerlendirildiğinde; davacıya 13.03.2024 tarihli celsede davalılardan ... A.Ş.’ne karşı açmış olduğu davanın hangi hukuki gerekçeye (satım mı taşıma sözleşmesine mi) dayandığını bildirmesi için süre verildiği, davacının 25.03.2024 tarihli dilekçesiyle ve 22.05.2024 tarihli duruşmadaki beyanıyla bu davalının kusurlu olarak mal sattığı yani yüklemeyi usulüne uygun yapmadığı ve satım sözleşmesini ihlal ettiğinden bahisle açılmış tazminat davası olmayıp, sadece taşımadan doğan kusuruna istinaden tazminat davası açıldığını belirtmiştir.
Tarafların delileri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün 2023/16806 Esas sayılı ve bu dosyadan tefrik olan Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün 2023/18642 Esas sayılı dosyasının yetkisizlikle gönderilmesi ile açılan Adana 1. Genel İcra Dairesi 2023/115372 Esas sayılı dosyası, arabuluculuk tutanağı, 27588 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2010/401 Karar sayılı Umman Sultanlığı ile imzalanan Milletlerarası Mütekabiliyet Anlaşması, navlun, fatura, proforma fatura, irsaliye, konşimento, fişler, banka hesap hareketleri, makbuzlar, dekontlar, vergi dairesi kayıtları, Salalah Limanı vergi ödeme belgeleri, Gümrük Müdürlüğü kayıtları, Menşe Şehadetnameleri, mail order'lar, kargo ve lojistik/taşımacılık listeleri, sms, mail, whatsapp yazışmaları, ses ve görüntü kayıtları, telef olan tavuklara ilişkin görüntüler, .... A.Ş. ile davacı arasındaki mail yazışmaları, ... . A.Ş. Sipariş evrakları, MNBU 009 854 4 sayılı konteynıra ait evraklar, hat ve taşıma bilgileri, Umman Sultanlığı Salalah Limanı Polis tutanakları, davalı .... firmasına ait gıda uygunluk sertifikaları, Umman Sultanlığı Sağlık, Balıkçılık ve Su Kaynakları Bakanlığına ve Ticaret Bakanlığına ait evraklar, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Veteriner Sağlık Sertifikası ve sair sertifikalar, ticari defter ve kayıtlar incelenmiş ve değerlendirilmiştir.
Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün 2023/16806 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı .... Şti., borçlular ... A.Ş. Ve .... A.Ş.’ne karşı 06.07.2023 harç tarihli ilamsız icra takibi ile 60.000 USD asıl alacak (haksız fiil, fatura, navlun, cari hesap ve sair alacak) ve 3.742,95 USD işlemiş faiz ile 18.000 USD asıl alacak (yoksun kılınan kar, haksız fiil sebebiyle yapılan masraflar ve sair alacak) ve 1.122,88 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 82.865,83‬ USD ve 1.567,78 TL (1.558,56 TL ihtar gideri + 9,22 TL işlemiş faiz) talep ettiği, borçlu .... A.Ş.’ne ödeme emrinin 10.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu ... A.Ş.’nin 11.07.2023 tarihli dilekçesiyle takibe, borca, takip konusu alacağa, faize, faiz oranına ve diğer tüm ferilerine itiraz ettiği ve takibin 11.07.2023 tarihinde bu borçlu yönünden durduğu; borçlu ... A.Ş.’ne ödeme emrinin 12.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu ... A.Ş.’nin 13.07.2023 tarihli dilekçesiyle borca, yetkiye, faize ve her türlü ferilere itiraz ettiği, bu borçlunun yetki itirazının 26.07.2023 tarihinde davacı alacaklı tarafından kabul edilerek dosyanın yetki itirazı doğrultusunda Adana Adliyesine gönderilmesini talep ettiği ve icra dairesinin 26.07.2023 tarihinde gönderme kararı verdiği, dosyanın bu borçlu yönünden tefrik edilerek Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün 2023/18642 Esas sırasına kayıtlanarak dosyanın yetkili Adana 1. Genel İcra Dairesine 02.08.2023 tarihinde gönderildiği ve 2023/115372 Esas sırasına kayıtlandığı, 21.08.2023 tarihinde düzenlenen ilamsız icra takibi ile 60.000 USD asıl alacak (haksız fiil, fatura, navlun, cari hesap ve sair alacak) ve 3.742,95 USD işlemiş faiz ile 18.000 USD asıl alacak (yoksun kılınan kar, haksız fiil sebebiyle yapılan masraflar ve sair alacak) ve 1.122,88 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 82.865,83‬ USD ve 1.567,78 TL (1.558,56 TL ihtar gideri + 9,22 TL işlemiş faiz) alacağın tahsilinin talep edildiği, ödeme emrinin borçlu ... A.Ş.’ne 31.08.2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu ....A.Ş.’nin 31.08.2023 tarihli dilekçesiyle dosya alacağının tamamına, faize, faiz oranına, faiz başlangıç tarihine ve her türlü ferilerine itiraz ederek takibi 31.08.2023 tarihinde durdurduğu belirlenmiştir.
Davacının dilekçesinde belirttiği üzere 6 Haziran 2008 tarihinde Ankara’da imzalanan ve 16.03.2010 tarihli ve 5960 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan “Türkiye Cumhuriyeti ile Umman Sultanlığı Arasında Hukuki, Ticari ve Cezai Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması”nın onaylanması Karar No: 2010/401 sayılı kararla onanmış ve 22.05.2010 tarihinde 27588 sayılı RG’de ilan edilerek yürürlüğe girmiştir. Bu sözleşmenin 15. maddesinde her iki devlet vatandaşlarına teminattan muafiyet imkanı sağladığından davacıdan teminat alınmamıştır. (MÖHÜK m. 48 ve HMK m. 84 vd.)
Davacı tarafın dava dilekçesinde davalılarla olan ticari ilişkisinde taşımadan doğan zararın karşılanması amacıyla açtığı davada öncelikle davalılardan .... A.Ş.’nin müvekkiline 10.000 USD ödeme yaptığını ve borcu kabul ettiğini beyan etmiş ve böylece hak düşürücü sürenin geçmediğini iddia etmişse de taraflar arasındaki ilişkide taşımadan doğan zararda TTK m. 1188 hükmü hak düşürücü süreyi düzenlemektedir.
Davalılardan .... A.Ş. cevap dilekçesinde TTK m. 1246’ının uygulanması konusunda talepte bulunmuş ve bir yıllık zamanaşımı süresinden bahsetmişse de TTK m. 1246’ının somut olayda uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Zira TTK m. 1246 “1188 inci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar. (2) Bu süre, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.” hükmüyle gemi kira, navlun, sözleşmelerinden veya konşimentodan doğan alacaklar için uygulanan bir hüküm olup, maddenin başında da TTK m. 1188’deki hükmün saklı kalmak kaydıyla uygulanacağı belirtilmiştir. TTK m. 1188 ise “1) Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer” eşyanın ziya ve hasarından doğan davalar için hak düşürücü süre ön görmüştür. Somut olayda da eşyanın ziya ve hasarından doğan mal alıcısının / ithalatçısının malı satan satıcı ....A.Ş. ile taşıyan ....A.Ş. aleyhine açmış olduğu eşyanın hasarından doğan davaya ilişkindir. Dolayısıyla somut olayda TTK m. 1188’deki hak düşürücü süre hükümleri uygulanacaktır.
TBK’da yer alan zamanaşımı hükümleri incelendiğinde TBK m. 154’e göre “-Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa.” Borçlunun borcunu ikrar etmesi, faiz ödemesi veya kısmen ifada bulunması halinde zamanaşımı kesilecek ve tekrar işlemeye başlayacaktır. Yine TBK m. 155’de “Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur. ” zamanaşımının müteselsil borçlular yönünden kesilmesi halinde diğerleri açısından kesileceği belirtilmektedir. TBK m. 156’da “Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.” Hükmü yer almaktadır. Somut olayda borçlu / davalılardan birinin ödeme yapmış olması bu tarafların birlikte müteselsil borçluluk içerisinde bulunmaması nedeniyle diğerini bağlamayacaktır. Yani ....A.Ş.’nin alacaklıya ödeme yapmış olması .... A.Ş. için bağlayıcı değildir.
Ancak her iki davalı da zamanaşımı / hak düşürücü süre itirazında bulunmuştur. Bilindiği üzere hak düşürücü süre resen dikkate alınması gereken bir itirazdır. Zamanaşımı ise tarafların iradesine bırakılmış, ileri sürüp sürmemesi kendisine bağlı bir defidir. Zamanaşımı defi ileri sürülmediği takdirde alacaklının alacağı davaya konu olmaya devam edecektir.
Ancak, hak düşürücü süre mahkeme tarafından resen göze alınması gereken bir itirazdır.
Davalıların hak düşürücü süre itirazı incelendiğinde; TTK m. 1188 gereğince davacının bir yıllık süre içerisinde dava açması veya takip başlatması gerektiği, konteynerlerin 28.04.2022 tarihinde teslim edildiğini, davanın 28.04.2023 tarihine kadar açılabileceği, davacının Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün 2023/16806 Esas sayılı dosyasıyla 06.07.2023 tarihinde takibe geçtiğini, takibin ....A.Ş. yönünden 11.07.2023 tarihinde durduğu ve daha sonra yetkisizlikle Adana 1. İcra Müdürlüğü'nün 2023/115372 Esas sayılı dosyasıyla takibe devam edildiği, diğer borçlu .....A.Ş. yönünden ise takibin 11.07.2023 tarihinde durduğu belirlenmiştir.
TTK m. 1188'de öngörülen bir yıllık dava açma süresi, hak düşürücü süre mahiyetindedir. TTK m.1188'e göre "(1) Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer.
(2) Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
(3) Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer.
(4) Bu süre, tarafların dava sebebinin doğmasından sonra yapacakları bir anlaşma ile uzatılabilir." hükmü gereğince mallarda meydana gelen hasar nedeniyle taşıyana karşı tazminat talebinin gönderilene teslimden itibaren bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu belirtilmiştir. Somut olayda malın teslim tarihi 28.04.2022 olup, davacının davalılar aleyhine 06.07.2023 tarihinde Bakırköy 13. İcra Müdürlüğünün 2023/16806 Esas sayılı dosyası ile takibe geçtiği, borçluların 11.07.2023 tarihli itibariyle takibin durduğu, bir yıllık hak düşürücü sürenin takibin açılmasıyla kesildiği, takibin başlamasıyla birlikte artık İzmir BAM 17. Hukuk Dairesi’nin 2019/3056 Esas - 2023/1633 Karar sayılı 03.10.2023 tarihli kararında belirtildiği üzere hak düşürücü süre kesilmiş olup, bu tarihten itibaren yeniden başlaması veya durması söz konusu olamayacaktır. Dolayısıyla takibin başlaması itibariyle hak düşürücü süre kesilmiş olacaktır. Ancak, takibin başladığı tarihinde yine TTK m. 1188/1f’de yer aldığı üzere bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olması gerekmektedir. Oysaki davacı taraf gerek kendi beyanında ve gerekse davalıların itirazlarında belirttiği üzere takibin başladığı tarih 06.07.2023 olup, bu tarih itibariyle malın teslim tarihi olan 28.04.2022 tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Bu nedenle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekmiştir.
Davacının açtığı dava da bu hak düşürücü süre geçtiğinden davanın tüm davalılar yönünden reddi gerekmiştir.
Davalıların kötü niyet tazminat talebinde bulunduğu belirlenmekle davacının davasının (hak düşürücü süre geçtiğinden) reddi gerektiğinden ve davalıların kötü niyetli olduğu ispatlanamadığı..." gerekçesi ile, davacının davasının hak düşürücü süre geçtiğinden reddine, davalıların %20 kötü niyet tazminat talebinin ise şartları gerçekleşmediğinden reddine, karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mütekabiliyet anlaşması doğrultusunda Umman'da mukim gerçek veya tüzel kişilerin, Türkiye'de tıpkı bir Türk vatandaşı gibi yargılama başlatmasının mümkün olduğunu, mahkemenin yetkili ve görevli olduğunu, somut olayda geçerli olan sürenin nevinin zamanaşımı olduğunu, 28.04.2022 tarihinde emtiaların Salalah Umman Limanı'na varışı ve telef olduklarının anlaşıldığını, 21.10.2022 tarihinde davalı... firması yetkilisi .... tarafından 10.000 USD "navlun iadesi" adı altında ödemenin, müvekkilinin Türkiye'de alacaklarını takip için yetkili kıldığı ....'ın firması .... Şti. hesabına gönderildiğini, 13.03.2023 tarihinde davalı .... firması yetkilisi .. .tarafından firma antetli mail adresinden "Sulh Protokolü" isimli word formatındaki belgenin gönderildiğini, 12.06.2023 tarihinde kendilerinin her iki davalı firma adına Bakırköy 40. Noterliği 15343 Yevmiye Nolu ihtarname keşide ettiklerini, 06.07.2023 tarihinde Bakırköy 13. İcra Dairesi 2023/16806 Esas sayılı icra takibinin (ve bu dosyadan tefrik olan Bakırköy 13. İcra Dairesi 2023/18642 Esas Sayılı dosyasının Yetkisizlikle gönderilmesi İle açılan Adana 1. Genel İcra Dairesi 2023/115372 Esas Sayılı Dosyası) yapıldığını, 11.09.2023 tarihinde İzmir Arabuluculuk Bürosu 2023/101680 sayılı arabuluculuk başvurusunun yapıldığını, 25.10.2023 tarihinde eldeki davanın açıldığını, davalıların yaşanan olayları eksik yansıtarak mahkemeyi yanıltmayı amaçladıklarını ve bu emellerinde de başarılı olduklarını, bir an için zamanaşımı yerine TTK md. 1188'de yer alan hak düşürücü sürenin gündeme geleceği kabul edilse dahi TTK md. 1189 "...(1) Tazminat isteminin muhatabı, zarar göreni dava açma süresini kaçırması sonucunu doğuracak şekilde oyalarsa, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu itirazından yararlanamaz. (2) Bu takdirde, dava açma süresi, zarar görenin, bu durumu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar." gereğince davalıların bu hak düşürücü süreden yararlanmasının mümkün olmayacağını, delilleri celbedilip toplanmadan eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini, delil listesinde sunulan delillerin ve bilhassa CD içerisinde yer alan mail yazışmaları, protokol örneği ve banka hesap hareketlerinin, Whatsapp mesaj ve ses kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, hak düşürücü sürenin de müvekkilinin oyalandığını öğrendiğinin kabul edilmesi gereken, 13.03.2023 tarihli sulh protokolünün davalı .... tarafından mail olarak gönderildiği tarihten başlaması gerektiğini, karar gerekçesinde 7. sayfanın sonunda yer alan "Tarafların delillerinin toplandığı ve incelendiği" beyanının somut gerçekle bağdaşmadığını, aynı şekilde kararın 8. sayfasında ilk paragrafta yer alan delillerin hiç birinin celp edilmediğini, özellikle delil listesindeki 4, 5, 6, 7, 8, 9, 11, 12, 13 ve 18 numaralı delillerin davanın ispatında son derece elzem iken hiçbir surette dosyaya celp edilmemesine rağmen bu delillerin celp edilmiş gibi karar gerekçesine yazıldığını, davanın esas yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, emtianın denizyolu ile taşınmasında zarara uğramasından doğan zararın tazmini için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmalıdır.
TTK m.1188'e göre; "(1) Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer.
(2) Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
(3) Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer.
(4) Bu süre, tarafların dava sebebinin doğmasından sonra yapacakları bir anlaşma ile uzatılabilir."
TTK md. 1189'e göre; "...(1) Tazminat isteminin muhatabı, zarar göreni dava açma süresini kaçırması sonucunu doğuracak şekilde oyalarsa, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu itirazından yararlanamaz. (2) Bu takdirde, dava açma süresi, zarar görenin, bu durumu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar."
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle TTK'nun 1188. Maddesi gereğince zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren yani malların tesliminden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılması veya takibin yapılmasının gerekmesine, somut uyuşmazlıkta 28.04.2022 tarihinde malların teslim edilip hasar gördüğünün anlaşılmasından sonra 1 yıllık yasal hak düşürücü süre geçtikten sonra 06.07.2023 tarihinde icra takibine başlanmasına, davacının hak düşürücü sürenin geçmesi yönünde davalılar tarafından oyalandığı iddiasını ispatlayamamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/05/2024 tarih ve 2023/847 Esas 2024/403 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 427,60.TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
6-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.