Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, patent firmasının yanıltıcı beyanlar ve fahiş ücretlerle marka tescili hizmeti verdiği iddiasıyla açılan tazminat davası.
Özet: Bir şirket, bir patent ve marka firmasının, markalarına başkaları tarafından başvuru yapılacağı paniği yaratarak kendilerini acele ve fahiş ödemelere zorladığını, yanıltıcı vaatlerle etik dışı uygulamalarla hizmet sunduğunu ve bu durumdan kaynaklanan menfi zararlarının tazminini talep ederken; davalı firma ise bu iddiaları reddetmekte, davacının marka tescil sürecini kendisinin başlattığını, hizmet bedellerini bilerek kabul ettiğini ve faturalandırılan bu ödemeler karşılığında ilgili işlemlerin yapıldığını, basiretli bir tacir olarak davacının daha dikkatli davranması gerektiğini savunarak dolandırıcılık ve fahiş ücret iddialarının reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/524 Esas - 2025/234

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/524
KARAR NO : 2025/234
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 02/01/2023
KARAR TARİHİ : 18/06/2025 Yazım Tarihi: 07/07/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili şirketin, boya, kimyasallar, oto boyası ve yardımcı malzemeleri, oto tamir ve bakım, oto koruma ve görünüm kimyasalları, yardımcı malzemeleri ve ürünlerini tedarik, pazarlama ve satış faaliyetlerinde bulunmakta olduğunu, davalı şirketin ... (...) nezdinde işlem yapmaya yetkili fikri ve sınai haklar alanında vekillik ve danışmanlık hizmetleri sunan bir marka ve patent firması olduğunu, davalı şirketin, müvekkilini telefonla arayarak "Markanıza şu anda başkaları başvuru yapmak üzere, ancak tespit ettik ki aslında bu markanın sahibi sizmişsiniz ve öncelikle sizin bu markaya sahip olmanız gerekmekte, marka ile ilgili acil yapılması gereken işlemler var, yapılmaması durumunda hak kayıplarına uğrarsınız, hemen ücret yatırmazsanız bu marka başvurusu başkası adına yapılacak, bizim adamımız şuan ...., bize hemen ödemeyi yaparsanız o markayı size geçireceğiz" gibi ifadelerle veya benzeri senaryolarla müvekkili şirketi büyük bir panikle düşünmeden ödeme ve işlem yapmaya sevk ettiğini, Müvekkili şirketin, gerçekten resmi kurum veya onun bağlantılı olduğu bir patent ofisinin uyarı amaçlı aradığını ve kendilerine ait markanın başkaları tarafından tescillenmesinin engellediğini düşündüğünü, müvekkili şirket ile davalı arasında ... nezdinde işlem yapmaya dair vekalet sözleşmesi kurulduğunu, davalının "markandan sana çok para kazandıracağım, milyonlar değerinde markan olacak, büyük marka haline getireceğim" gibi söylemlerine devam ettiğini, davalının, sürecin en başından itibaren vekillik meslek kurallarıyla bağdaşmayan eylemlerle, tamamen sömürmeye yönelik ve sözleşme ile güdülen amaca aykırı şekilde işlemler yaptığını, müvekkili şirketten haksız, aşırı oransız ve fahiş ücretler alındığını belirterek, Müvekkilinin uğradığı menfi zararın tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL’sinin davalının temerrüde düştüğü tarih olan 06/10/2022 arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
Davacı vekili 16/05/2024 tarihli dilekçe ile 34.474 TL bedel arttırım talebinde bulunmuştur.
SAVUNMA ;
Davalı vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE ; Davacının müvekkiline markalarının tescili için başvurduğunu, müvekkilinin bu başvuruları yaptığını, müvekkilinin davacıya alakasız sınıflarda ve içerikte marka satmak anlamında bir baskısı olmadığını, böyle bir baskıyı hisseden davacının basiretli bir tacir gibi davranıp söylenenlere yahut talep edilenlere itibar etmeyip tüzel kişilik ile çalışmayı bırakması gerektiğini, Davacının, dava dilekçesinin 3. Maddesinde yazılı şekilde düşünceye kapılmasının kendi ticari zayıflığı olduğunu, dava dilekçesinin 10. Maddesinde geçtiği gibi, deneyimsiz ve tecrübesiz olduğunu düşünen bir kişinin anında karar vermek yerine, avukatına danışarak, ondan mütalaa alarak hareket etmesi gerektiğini, davacının bunu yapmadığını, müvekkili ile konuşmasının hemen akabinde talepleri doğrultusunda işlemleri başlattığını, müvekkilinin davalıdan işi alırken gerçek ve hukuk dışı beyanlarda yahut TMK 2. Maddeye, hak ve nefasete, ahlak kurallarına aykırı söylemlerde bulunmadığını, "markanız kesin tescil olur" gibi ve benzeri bir taahhüt vermediğini, davacının yaptığı tüm ödemelerin müvekkili tarafından faturalandırıldığını, aldığı paraların bir kısmının marka işlem ücretlerine harcandığını, kalan kısmının ise hizmet bedeli olarak alındığını, ... nezdinde yapılacak işlemlerde alınacak hizmet bedellerine ilişkin avukatlık asgari ücret tarifesi gibi bir tarife olmadığını, serbest piyasa ekonomisi gereği, Kurum nezdinde işlemleri yapacak olan vekil firmanın, başvuru sahibinden hizmet bedeline ilişkin bir talepte bulunduğunu, başvuru sahibinin kabul ettikten sonra artık "benden çok para aldın, aldığın paralar fahiş, geri ver" deme hakkına ve hukukuna sahip olmadığını, alınan paralara ilişkin Kurum nezdindeki tüm işlemlerin (başvuru, yayıma itiraz, yayıma itiraza karşı görüş, tescil belge ücreti ödeme vb) yapıldığını, Dava dilekçesinin 9. Maddesinin 4. Satırında yer alan "teamülden olan ücret" diye bir şey olmadığını, davacı şirket adına ..., ..., ... numaralı başvuruların yapıldığını, faturaların kesildiğini, çok yüksek, çok pahalı gibi soyut ifadeler ile gabine dayanılamayacağını, yararlanma kastı olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
Bu dosya daha önce .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nde görülüp ..... nin 01/11/2024 tarih ve .... sayılı kararı çerçevesinde " 6769 sayılı SMK'nın 156. maddesinde bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemesi olduğu düzenlenmiştir. Yine aynı Yasa'nın 160. maddesinde ise .... marka işlemleri hususunda işlem yapabilecek kişilere dair düzenlemeler yapılmıştır. Öte yandan 5000 sayılı .... Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 30. maddesinde, patent ve marka vekillerinin bu kanun ve diğer sınai haklarla ilgili konularda, ilgili kişileri .... nezdinde temsil edeceği, danışmanlık yapacağı ve sınai hakların korunması için .... nezdinde gerekli girişimlerde bulunup işlemleri yürütecekleri, vekillerin, .... nezdinde ilgili kişilerin haklarının tesisi, korunması ve bunlarla ilgili olarak idare ile her türlü ilişkilerin temini, tesisi ve yürütülmesi ile yükümlü oldukları, vekiller hakkında Borçlar Kanunu'nun vekalet ile ilgili hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta da davacı vekilince, davalının müvekkili şirketin marka vekilliğini yaptığı dönemde, vekillik meslek kurallarıyla bağdaşmayan eylemlerle, tamamen sömürmeye yönelik ve sözleşme ile güdülen amaca aykırı şekilde işlemler yaptığı, müvekkili şirketten haksız, aşırı, oransız ve fahiş ücretler aldığı ileri sürülerek, tazminat isteminde bulunulduğuna göre, davalı marka vekilinin davacı ile aralarındaki sözleşmeden dolayı sorumluluğunun doğup doğmadığının tespiti, anılan kanunlar ve bu kanunlar uyarınca çıkarılan yönetmelik hükümlerinin uygulanmasını gerektireceğinden, somut uyuşmazlığın ihtisas mahkemesi olan fikri ve sınai haklar davalarına bakmakla görevli mahkemede görülmesi gerekir. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir (.....).
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir ve taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Bu itibarla somut uyuşmazlıkta da mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesine girişilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, Dairemizce, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca, işin esası incelenmeden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiş, anılan maddenin (a) bendinde açıkça, bölge adliye mahkemesince dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan karar verilebileceği düzenlendiğinden, HMK'nın 360. maddesinin atfı ile aynı Kanun'un 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın, dosyanın görevli .... Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere ....'na gönderilmesine" şeklinde kararı ile mahkememize görevsizlikle gönderilmiştir.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafın marka başvurularıyla ilgili olarak ödendiği belirtilen marka vekillik ücretinin fahiş ve fazla olduğu iddialarına bağlı davacının oluşan bir zararının olup olmadığı buna bağlı belirsiz alacak talebinin yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların iddia ve savunmaları , celbedilen kayıtlar, karşısında dosyada bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir.
20/05/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE;"
DAVACIYA AİT MARKA TESCİL BAŞVURULARI ve BUNLARIN SON DURUMLARI
Davacı vekili tarafından Sayın Mahkemeye sunulan 12/03/2025 tarihli dilekçede müvekkili ile davacı arasında 4 (dört) adet marka başvurusu hakkında anlaşma yapıldığı, müvekkili tarafından 4 başvuru için ödeme yapıldığı, ancak davalının sadece .... sayılı marka başvurularını yaptığı belirtilmiştir. Söz konusu marka başvurularının son durumu aşağıdadır.
Öte yandan ... marka sicilinde yapılan araştırmalarda da davalının, davacının vekili olarak sicile kayıtlı olduğu 3 adet marka başvurusunun bulunduğu tespit edilmiştir. Davacıya ait olan ve davalının da marka vekilliği hizmetini yürüttüğü markaların genel durumları, söz konusu markalarla ilgili vekilin yaptığı işlemler ve bu işlemler için ilgili tarihte geçerli olan ... ücretleri aşağıdadır
1- Davacı adına davalı vekil aracılığıyla başvurusu yapılan 15.07.2021 tarih ve ... sayılı ....... ibareli marka başvurusu 02 ve 35.sınıfları içermektedir ve tescillidir. 15.07.2021’de bu marka için 2 sınıflı başvuru yapılmıştır. Anılan tarihte ... 2 sınıflı marka başvurusu ücreti 560 TL’dir. 30.09.2021 tarihinde marka resen kısmen reddedilerek 12.10.2021 tarihli bültende yayınlanmış, bu karara davacı veya vekili tarafından itiraz edilmemiştir. Yayın süresi 12.12.2021 tarihinde dolmuş, tescil kararı 01.01.2022 tarihinde başvuru sahibine/vekiline tebliğ edilmiştir. 06.01.2022 tarihinde tescil ücretinin ödenmesiyle 19.01.2022 tarihinde marka tescil edilmiştir. Anılan tarihte ... marka tescil ücreti 1.020 TL’dir. (Dolayısıyla, ... sayılı marka başvurusu için ödenen ... ücreti 560 TL başvuru + 1.020 TL tescil olmak üzere toplam resmi ücret ve harçlar dahil 1.580 TL olmuştur.
2- Davacı adına davalı vekil aracılığıyla başvurusu yapılan 09.11.2021 tarih ve ... sayılı ....... ibareli marka başvurusu 01 / 02 / 03 / 04 / 05 / 06 / 07 / 08 / 09 / 10 / 11 / 12 / 13 / 14 / 15 / 16 / 17 / 18 / 19 / 20 / 21 / 22 / 23 / 24 / 25 / 26 / 27 / 28 / 29 / 30 / 31 / 32 / 33 / 34 / 35 / 36 / 37 / 38 / 39 / 40 / 41 / 42 / 43 / 44 / 45.sınıfları içermektedir. Bu marka için 09.11.2021’de 45 sınıflı tescil başvurusu yapılmıştır. Anılan tarihte ... 45 sınıflı marka başvurusu ücreti 12.600 TL’dir. 28.03.2022 tarihinde marka resen kısmen reddedilerek 28.03.2022 tarihli bültende yayınlanmış, bu karara davacı veya vekili tarafından itiraz edilmemiştir. Yayın süresi 28.05.2022 tarihinde dolan markaya, süresi içinde 3 ayrı itiraz gelmiştir. Her üçüne karşı da 28.06.2022’de görüş bildirilmiştir. İtiraza karşı görüş işlemi ücretsiz olup ...’e ödeme yapılmamaktadır. 28.06.2022 tarihinde tescil ücreti ödenmiş görünse de, markanın tescil kararı henüz verilmemiş olduğundan bu ödemenin hatalı yapıldığı anlaşılmaktadır. Zaten 29.06.2022’de bir ücret iadesi yapıldığı görülmekte olup bunun yanlışlıkla ödenen tescil ücreti olduğu anlaşılmaktadır. Yayına itirazlardan biri kısmen kabul edilerek, 24.12.2022 tarihinde kısmi ret kararı başvuru sahibine/vekiline bildirilmiştir. 09.01.2023 tarihinde, itirazın kısmen kabulü kararına başvuru sahibi ve/veya vekili tarafından itiraz edilmiştir. Anılan tarihte karara itiraz ücreti 940 TL’dir. 01.09.2023 tarihinde, karara itirazın kısmen kabul edildiği başvuru sahibi/vekiline bildirilmiştir. Bu durumda, kabul edilen mal ve hizmetler yönünden markanın tesciline karar verilecektir. Markanın tescile ilişkin bildirimi 2024 yılı içinde yapılmış ve marka 29/02/2024 tarihinde tescil edilmiştir. Dolayısıyla, ... sayılı marka başvurusu için ödenen ... ücreti 12.600 TL başvuru + 940 TL karara itiraz + 1.121,92 TL marka tescil ücreti olmak üzere toplam resmi ücret ve harçlar 14.661,92 TL olmuştur.
3- Davacı adına davalı vekil aracılığıyla başvurusu yapılan 06.01.2022 tarih ve .... sayılı ..... ibareli marka başvurusu 12 / 35 / 37 / 39 / 42.sınıfları içermektedir ve hükümden düşmüş geçersiz bir markadır. Bu markaya ilişkin olarak 06.01.2022’de 5 sınıflı başvuru yapılmıştır. Anılan tarihte ... 5 sınıflı marka başvurusu ücreti 1.900 TL’dir. 19.04.2022 tarihinde marka resen kısmen reddedilerek 12.04.2022 tarihli bültende yayınlanmış, bu karara davacı veya vekili tarafından itiraz edilmemiştir. Yayın süresi 12.06.2022 tarihinde dolmuş, tescil kararı 27.06.2022 tarihinde başvuru sahibine/vekiline tebliğ edilmiştir. Tescil ücreti ödenmediğinden marka hükümden düşmüştür. Dolayısıyla, ... sayılı marka başvurusu için ödenen toplam ... ücreti 1.900 TL olmuştur.
İNCELEME VE TESPİTLER
A. .... MAHKEMESİNE SUNULAN BİLİRKİŞİ RAPORLARI
Bilirkişi Sayın ... tarafından .... E. Sayılı dosyasına sunulan 02/01/2024 tarihli bilirkişi kök raporunun GENEL DEĞERLENDİRME bölümünde:
“(40) Somut olayda, sayın Mahkeme’nin görevlendirmesinde “taleplerin değerlendirilmesi bakımından dosya kapsamı ve ekleri üzerinde HMK 266 vd maddeleri uyarınca bilirkişi incelemesi” yapılması istenmiştir. Dosya kapsamında davacının iddiaları, davalının “vekillik kurallarına aykırı davrandığı” ve “fahiş ücret aldığı”dır.
(41) Marka ve patent vekili olarak uyulması gereken kurallar bulunmakla birlikte standart bir ücret tarifesi bulunmadığından, herhangi bir işlem için alınan ücretin neye göre fazla neye göre az olduğunun belirlenmesi mümkün değildir. Nihayetinde başvuru sahibi kendi rızasıyla işlemi yaptırmaktadır. Belli bir bilgi, deneyim ve iş tecrübesinde olan birinin kendi ölçüleriyle ücretin adil olup olmadığına karar vermesi gerektiğinden, bu hak ve sorumluluk başvuru sahibinindir. Aynı zamanda yapılan ödemelerin açıklamalarını yeterli görmemesi halinde, netleştirilmesini istemek de başvuru sahibinin hem hakkı hem sorumluluğudur. Ne için olduğu belli olmayan, yazılı olmayan işler için ödeme yapıp yapmamak da aynı şekilde başvuru sahibinin tercihidir.
(42) Vekilin, yapacağı işlemler hakkında net bilgi vermesi, süreci özetlemesi ve müvekkilini bilgilendirmesi, sadece kural olarak mevzuatta yer bulduğu için değil, işin etiği bunu gerektirdiği için yapılması gereken işlemlerdendir. Örneğin bir başvuruyu yapmadan önce, ön araştırmayla başlayan ve tescille sonuçlanan sürecin genel olarak nasıl yönleneceği hakkında başvuru sahibinin bilgilendirilmesi gerektiği görüşündeyim. Başvuru sahibi, bu kalitede hizmet almıyorsa ve buna karşın o vekille çalışmaya devam ediyorsa, hak kaybına uğraması da kaçınılmaz olacaktır. Dolayısıyla, mesleki görüşüm müvekkili bilgilendirmenin de vekilin sorumluluğu olduğudur.
(43) Somut olayda bir marka vekili ve müvekkili arasında ödemeler ve yapılan 3 marka başvurusu bulunduğu halde dosyaya hiç yazılı evrak, eposta veya yazışma sunulmamıştır. 20 yıldan fazladır fiilen yürüttüğüm mesleğim gereği, marka vekili olarak elbette ki somut olayla ilgili bir fikrim oluşmuştur. Ancak bilirkişinin, sadece kişisel görüşlerle olayı yorumlaması ve değerlendirmesi mümkün olmayacağından, sadece teknik bilgiler sayın Mahkeme’nin dikkatine sunulmuştur.
(44) Bu nedenle, tanık beyanlarında yer aldığı gibi yazılı hiçbir evrak yoksa, sadece yukarıdaki bilgilerle değerlendirme yapılması mümkün olmayıp bu haliyle bildirilecek görüşün sadece kişisel yorum olacağı, teknik bir veriye dayanmayacağı sayın Mahkeme’nin dikkatine saygıyla sunulmaktadır.” Şeklinde tespitler yapılarak raporun GEREKÇELİ SONUÇ kısmında
“(45) Görevlendirme kapsamında, iddia, savunma ve dosya içerisindeki belge ve bilgilerin incelenmesi sonucunda ve yukarıda açıklanan gerekçelerle, davacının iddialarının somut delil içermediği, teknik değerlendirme yapılabilmesi için davacıya davalı tarafından yazılı olarak bildirilen ücretler, yapılan işlemler için sunulan teklifler ve fatura açıklamalarının sunulması gerektiği görüş ve düşüncesinde olduğumu takdiri Sayın Mahkemenizin olmak üzere saygıyla sunarım. “ biçimindeki kanaat oluşturulmuştur.
Bilirkişi Sayın ... tarafından ....E. Sayılı dosyasına sunulan 15/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporunun GENEL DEĞERLENDİRME bölümünde ise: (19) Somut olayda, sayın Mahkeme’nin görevlendirmesinde “taleplerin değerlendirilmesi bakımından dosya kapsamı ve ekleri üzerinde HMK 266 vd maddeleri uyarınca bilirkişi incelemesi” yapılması istenmiştir. Davacının talep ettiği “menfi zarar tespiti” uzmanlık alanımla ilgili değildir. Asıl rapor özenli, dikkatli ve herkesin anlayabileceği açıklıkta teknik bilgi içermesine dikkat edilmiş bir rapor olup davacının tüm iddia ve itirazlarının haksız olduğu sayın Mahkeme’nin takdirine saygıyla sunulmaktadır.
(20) Davacının “şu aşamada somut şekilde tespit edilebilecek hususların tespit edilip müvekkilin zararının telafi edilebildiği kadarıyla telafisi gerektiği” iddiaları ve talebi yönünden, “somut şekilde tespit edilebilecek hususların tespit edilmesi” için asıl raporda sözü edildiği gibi teklif ve yazışma gibi somut verilerin olması gerektiği, “müvekkilin zararının telafi edilebildiği kadarıyla telafisi gerektiği” talebinin açık olmadığı ve uzmanlığımla ilgili olmadığı, sayın Mahkeme’nin takdirine saygıyla sunulmaktadır. Şeklinde tespitler yapılarak raporun GEREKÇELİ SONUÇ kısmında
“(21) Görevlendirme kapsamında, iddia, savunma ve dosya içerisindeki belge ve bilgilerin incelenmesi sonucunda ve yukarıda açıklanan gerekçelerle, asıl rapordaki görüşleri değiştirecek ek bir bilgi / belge bulunmadığı, davacının iddialarının somut delil içermediği, teknik değerlendirme yapılabilmesi için davacıya davalı tarafından yazılı olarak bildirilen ücretler, yapılan işlemler için sunulan teklifler ve fatura açıklamalarının sunulması gerektiği görüş ve düşüncesinde olduğumu takdiri Sayın Mahkemenizin olmak üzere saygıyla sunarım. “ biçimindeki kanaat oluşturulmuştur.
DEĞERLENDİRME
Sayın Mahkeme tarafından tevdi edilen görev kapsamında bilirkişi incelemesini taraflar arasındaki marka vekilliği sözleşmesi, bu sözleşme kapsamında davalının, davacıdan aşırı yararlanıp yararlanmadığı ve davalının davacıdan ücretini alıp yapmadığı hizmet olup olmadığı diğer bir deyişle uyuşmazlıkta marka vekilliğinden kaynaklanan tazminat talebinin yerinde olup olmadığı açısından yapmış olup bu kapsamda tespit edilen hususlar aşağıdadır.
Söz konusu inceleme kapsamında davalının davacıya sunduğu hizmetlerin sunulduğu tarih itibariyle ... işlem ücretleri, davacının davalıya yaptığını belirttiği ödemeler ve davalının davacının yaptığı ödemelerle ilgili olarak davacıya kestiği faturalar tablolar halinde aşağıdadır.
.......RAPORDA......
Davacının marka tescil başvurularıyla ilgili olarak ... tarafından tahsil edilen bu ücretlere karşın davacının davalıya yaptığı ödemeler, bu ödemelere ilişkin açıklamalar ve davalının davacıya kestiği faturalar ise aşağıda tablo halinde gösterilmiştir.
.......RAPORDA......
Tarafların birbirine uygun beyanlarından tespit edildiği gibi yukarıdaki ödeme, işlemler ve faturalar da taraflar arasında sözlü bir marka vekilliği sözleşmesinin kurulmuş olduğunu ve bu sözleşme kapsamında davacının davalıya 273 455 TL ödeme yaptığını buna karşın davalının da davacıya 273 787 TL fatura kestiğini teyit etmektedir ki bu kapsamda taraflar arasında ödemeler açısından bir ihtilaf bulunmamaktadır. Dolayısıyla uyuşmazlıkta cevaplanması gereken husus: söz konusu sözleşme kapsamında davalının, davacıdan aşırı yararlanıp yararlanmadığı ve davalının davacıdan ücretini alıp sunmadığı bir hizmet olup olmadığıdır.
Söz konusu incelemeye geçmeden önce belirtilmesi gereken husus hem davacının hem de davalının ticaret şirketi olması hasebiyle tacir oldukları ve bu nedenle ....’da tacir olmaya bağlanan hak ve yükümlülüklere tabi olduklarıdır. TTK’nın birinci kitabında “Tacir olmanın hükümleri“ başlığı 18 ve 23. Maddeler altında düzenlenen ve uyuşmazlıkla ilgili hükümler aşağıdadır.
“I - Genel olarak MADDE 18- (2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.
3. Fatura ve teyit mektubu
MADDE 21- (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
(3) Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.
4. Ücret ve sözleşme cezasının indirilmesi
MADDE 22- (1) Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanunu’nun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 5251 inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.”
İkisi de tacir olan davacı ve davalının yaklaşık 273 000 TL’lik bir sözleşmeyi yazılı olarak yapmamasının basiretli tacir davranışına uygun olmadığı aşikardır. Diğer taraftan taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı için bu sözleşmede davacı veya davalıya hangi edimlerin yüklendiğini, tarafların saiklerinin ve hedeflerinin neler olduğunu veya taraflardan birinin diğerini aldatmak amacıyla hareket edip etmediğini belirlemek de mümkün değildir. Bu nedenle dava dosyası kapsamında davacı vekili tarafından ileri sürülen, davalı şirketin müvekkilini telefonla arayarak "Markanıza şu anda başkaları başvuru yapmak üzere, ancak tespit ettik ki aslında bu markanın sahibi sizmişsiniz ve öncelikle sizin bu markaya sahip olmanız gerekmekte, marka ile ilgili acil yapılması gereken işlemler var, yapılmaması durumunda hak kayıplarına uğrarsınız, hemen ücret yatırmazsanız bu marka başvurusu başkası adına yapılacak, bizim adamımız şu an ...., bize hemen ödemeyi yaparsanız o markayı size geçireceğiz" gibi ifadelerle müvekkili şirketi büyük bir panikle düşünmeden ödeme ve işlem yapmaya sevk ettiğini, müvekkili şirketin gerçekten resmi kurum veya onun bağlantılı olduğu bir patent ofisinin uyarı amaçlı aradığını ve kendilerine ait markanın başkaları tarafından tescillenmesinin engellediğini düşündüğünü, müvekkili şirket ile davalı arasında ... nezdinde işlem yapmaya dair vekalet sözleşmesinin kurulduğunu, davalının "markandan sana çok para kazandıracağım, milyonlar değerinde markan olacak, büyük marka haline getireceğim" gibi söylemlerine devam ettiğini, sürecin en başından itibaren vekillik meslek kurallarıyla bağdaşmayan eylemlerle, tamamen sömürmeye yönelik ve sözleşme ile güdülen amaca aykırı şekilde işlemler yaptığını, müvekkili şirketten haksız, aşırı, oransız ve fahiş ücretler aldığı biçimindeki iddialarını ispatlanmış kabul etmek mümkün değildir.
Bununla beraber taraflar arasındaki ilişki marka vekilliği ilişkisi olduğu için davacının olağan ediminin belli bir ücreti ödemesi, davalının olağan ediminin ise davacıya ait marka başvuruları ve tescilleri gerçekleştirmesi, bununla ilgili fiilleri yürütmesi ve müvekkili davacıya marka danışmanlığı vermesi olduğu söylenebilir. TTK m.18 kapsamında tacir olan ve basiretli davranması gereken davacının TTK m.22 kapsamında davalı ile arasındaki marka vekilli sözleşmesinde aşırı ücret kararlaştırıldığı iddiasında bulunamayacağı gibi marka vekilliği hizmetinde söz konusu olan hizmetlerin standart bir bedeli olmadığı gibi bu hizmetler açısından ne ... ne de başka bir kuruluş tarafından belirlenmiş asgari veya azami veya standart ücret de bulunmamaktadır. Nitekim davalının, davacıdan aşırı yararlanıp yararlanmadığı diğer bir deyişle davalının davacıdan fazla ücret alıp almadığı hususunda Sayın Mahkeme 13/03/2025 ve 02/05/2025 tarihlerinde ...’e yazı yazmış ve davacıya ait 3 adet marka başvurusu için Kuruma ve Marka Vekiline ödenmesi gereken masrafların ayrı ayrı hesap edilerek ödenmesi gereken ücretler hakkında kendisine bilgi verilmesini istemiştir. Söz konusu yazılar hakkında işbu raporun hazırlandığı tarih itibariyle herhangi bir cevap verilmemiştir. Buna karşılık ...’in huzurdaki dava hakkında .... gönderdiği 04/05/2023 tarihli yazıda ise Kurum sisteminde marka vekil ücretleri tarifesi bulunmadığı bildirilmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan araştırmalar sonucunda da marka vekil ücretlerini düzenlemeye yönelik olarak azami ücret veya asgari ücret veya standart ücreti gibi bir tarifeye tesadüf edilmemiştir. Bu kapsamda bilirkişi marka vekilliği ücretlerinde bir tarife olmadığı ücretlerin taraflarca serbestçe belirlendiği kanaatine ulaşmıştır. Taraflar arasında yazılı bir marka vekilliği sözleşmesi bulunmaması, davalının sunduğu marka vekilliği hizmetinin tarifelerle belirlenmiş standart bir ücretin olmaması ve tarafların tacir olması hususları da dikkate alındığında bilirkişi dava dosyası kapsamında davalının, davacıdan aşırı ücret aldığı yolundaki iddianın ispatlanamadığı kanaatine ulaşmıştır.
Bilirkişi heyeti davacı iddiaları kapsamında uyuşmazlıkta ikinci olarak davalının, davacıdan ücretini aldığı ve davacıya sunmadığı hizmet olup olmadığı hususunu incelemiştir. Davacı tarafından davalıya yapılan toplam 11 adet ödemeye ait ekstrenin 7 tanesinde herhangi bir açıklama bulunmamakla birlikte 4 tane ödeme ekstresinde “MARKA BEDELİ ..., ... EKLİ BEDELİ, ... MARKA 10 YILLIK SÜRE BEDELİ, ... BELGE BEDELİ” şeklinde açıklamalar bulunmaktadır. Bu ödemelere karşılık davalı taraf ise yukarıdaki tabloda da gösterilen kestiği 6 adet faturada somut bir marka ismi bildirmeden “MARKA BELGELENDİRME VE DANIŞMANLIK BEDELİ, MARKA BELGELENDİRME VE DANIŞMANLIK BEDELİ, MARKA BAŞVURU VE HİZMET BEDELİ” gibi soyut açıklamalarda bulunmaktadır.
Davalı tarafın sunmadığı hizmetler iddiasıyla ilgili olarak davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde “tescil kararı olmamasına rağmen 7.100 TL ... marka bedeli, Tescil kararı olmamasına rağmen 30.916 TL ... marka 10 yıllık süre bedeli, Yine tescil kararı olmamasına rağmen 33.394 TL ... belge bedeli, Hiç marka başvurusu dahi yapılmamışken "..." markası için 34.574 TL'nin müvekkil şirketten haksızca alındığı açıkça raporlanmıştır” şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde ise, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin "..." markasına istinaden hiçbir edimini yerine getirmediğinin belirtildiğini, buna rağmen "..." marka işlemlerine istinaden müvekkilinin davalıya 34 574,00 TL ödeme yaptığını, haksız şekilde davalının tahsil ettiği bu bedelin müvekkiline iadesinin gerektiğini beyan etmiştir.
Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı gibi tarafların edimlerini bildiren başka bir yazılı belgede bulunmamaktadır. Diğer taraftan davacının yaptığı ödeme ekstrelerinin 7 tanesinde ve davalı tarafından kesilen faturalarda da somut markalar belirtilmediğinden bu belgelerden hareketle bir sonuca ulaşılması da mümkün değildir. Buna karşılık davacının davalıya davacının yaptığı ödeme ekstrelerinin 4 tanesinde markalar ve yapılacak işler bildirildiği gibi tacir olan davacının TTK m.21/3 kapsamında söz konusu bildirimlere sekiz gün içinde itiraz etmemesi bilakis bu ekstrelere ilişkin fatura göndermesi nedenleriyle söz konusu bildirimlerin davalı tarafından da teyit edildiğinin kabulü gerekmektedir. Bu kapsamda davacıya ait .... sayı ile tescilli ... markasının 29/02/2024 tarihinde tescil edilmesi ve bu nedenle başvuru tarihinden itibaren 10 yıllık süre boyunca koruma elde edecek olması nedenleriyle ekstrelerde 7 100 TL ... marka bedeli, 3 .916 TL ... marka 10 yıllık süre bedeli, 33 394 TL ... belge bedeli şeklinde belirtilen hizmetlerin davalı tarafından davacıya sunulduğunun ve bu ödemeler açısından davalının, davacıya sunmadığı bir hizmetin olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Buna karşılık davacı tarafından gönderilen 11/01/2022 tarihli ekstrede ... EKLİ BEDELİ şeklinde açıklama bulunduğu gibi bu işlem için 34 574 TL bedel de davalıya gönderilmiştir. Davalı ise ... ibareli marka için herhangi bir işlem yapmadığı gibi aralarındaki sözleşmenin ... markasını kapsamadığına ilişkin herhangi bir bildirim veya ihtarda da bulunmamış veya TTK m.21/3 kapsamında itiraz etmemiş bilakis gönderilen bu ücretin de faturasını kesmiştir. Bu sebeple ekstrede yer alan ... EKLİ BEDELİ şeklinde açıklamanın davalının, davacının ... ibareli marka başvurusu hakkında işlem yapmasını gerektirdiği oysa davalının, davacının ... ibareli marka başvurusu hakkında herhangi bir işlem yapmadığı tespit edilmiştir. Açıklanan nedenlerle bilirkişi dava dosyası kapsamında davalının, davacıdan 11/01/2022 tarihli ekstrede ... EKLİ BEDELİ şeklinde belirtilen 34 574 TL ücret karşılığı ... markasına ilişkin herhangi bir hizmet sunduğunu ispatlayamadığı ve bu nedenle davalının 34 574 TL almasına ve bu bedele ilişkin fatura kesmesine karşın bu ücrete ait herhangi bir hizmeti davacıya sunmadığı kanaatine ulaşılmış olup takdir Sayın Mahkeme’nindir.
SONUÇ;
1) Davalının, davacıya sunduğu marka vekilliği hizmetlerinde kullanılması gereken asgari ücret veya azami ücret veya standart ücret şeklinde bir marka vekilliği ücret tarifesi bulunmadığı, marka vekili tarafından sunulacak hizmetlere ait ücretlerin taraflarca serbestçe belirlendiği, taraflar arasında yazılı bir marka vekilliği sözleşmesi bulunmaması, davalının sunduğu marka vekilliği hizmetinin tarifelerle belirlenmiş standart bir ücretin olmaması ve tarafların tacir olması hususları da dikkate alındığında dava dosyası kapsamında davalının, davacıdan aşırı ücret aldığı yolundaki iddianın ispatlanamadığı,
2) Dava dosyası kapsamında davalının, davacıdan 11/01/2022 tarihli ekstrede .... şeklinde belirtilen 34 574 TL ücreti almasına ve bu ücrete ilişkin fatura kesmesine karşın .... markasına ilişkin herhangi bir hizmet sunduğunu ispatlayamadığı ve bu nedenle davalının 34 574 TL almasına ve bu bedele ilişkin fatura kesmesine karşın bu ücrete ait herhangi bir hizmeti davacıya sunmadığı, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. "şeklinde ifade edilmiştir.
GEREKÇE:
Davacı taraf iddiasına göre ; müvekkili şirket ile davalı arasında ... nezdinde işlem yapmaya dair vekalet sözleşmesi kurulduğunu, davalının, sürecin en başından itibaren vekillik meslek kurallarıyla bağdaşmayan eylemlerle, tamamen sömürmeye yönelik ve sözleşme ile güdülen amaca aykırı şekilde işlemler yaptığını, müvekkili şirketten haksız, aşırı oransız ve fahiş ücretler alındığını belirterek, Müvekkilinin uğradığı menfi zararın tespiti ile talep edilen tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep etmektedir.
Davalı taraf ise savunmasında; davacının müvekkiline markalarının tescili için başvurduğunu, müvekkilinin bu başvuruları yaptığını, müvekkilinin davacıya alakasız sınıflarda ve içerikte marka satmak anlamında bir baskısı olmadığını, böyle bir baskıyı hisseden davacının basiretli bir tacir gibi davranıp söylenenlere yahut talep edilenlere itibar etmeyip tüzel kişilik ile çalışmayı bırakması gerektiğini, davacının yaptığı tüm ödemelerin müvekkili tarafından faturalandırıldığını, aldığı paraların bir kısmının marka işlem ücretlerine harcandığını, kalan kısmının ise hizmet bedeli olarak alındığını, ... nezdinde yapılacak işlemlerde alınacak hizmet bedellerine ilişkin avukatlık asgari ücret tarifesi gibi bir tarife olmadığını, serbest piyasa ekonomisi gereği, Kurum nezdinde işlemleri yapacak olan vekil firmanın, başvuru sahibinden hizmet bedeline ilişkin bir talepte bulunduğunu, davacı şirket adına ....numaralı başvuruların yapıldığını, faturaların kesildiğini, çok yüksek, çok pahalı gibi soyut ifadeler ile gabine dayanılamayacağını, yararlanma kastı olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları , celbedilen kayıtlar , bilirkişi raporu çerçevesinde bakıldığında;
Davacı ile davalı arasında ihtilaf özel hukuk kuralları çerçevesinde " marka vekilliği iş ilişkisi" olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacı talep ettiği marka başvuru süreci işlemleri için davalıya belli bir ücret ödemesi gerektiği, davalının da meslek mensubu olarak davacı adına istenilen marka başvuru süreçlerini takip ve sonuçlandırması şeklinde danışmanlık hizmeti sunması gerektiği anlaşılmaktadır. Ancak taraflar arasında karşılıklı yapılan bir sözleşme olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı ve davalı kanıtlarında örtüşen durum davacı adına yukarıda sayılan 4 adet marka başvurusu yapılmasıdır.
Davalının, davacıya sunduğu hizmetlerin sunulduğu tarih itibariyle ... işlem ücretleri, davacının davalıya yaptığını belirttiği ödemeler ve davalının davacının yaptığı ödemelerle ilgili olarak davacıya kestiği faturalar bilirkişi raporunda tablolar halinde gösterilmiştir.
Yine Davacının marka tescil başvurularıyla ilgili olarak ... tarafından tahsil edilen bu ücretlere karşın davacının davalıya yaptığı ödemeler, bu ödemelere ilişkin açıklamalar ve davalının davacıya kestiği faturalar yine bilirkişi raporunda tablolar halinde gösterilmiştir.
Davacı tarafca talep edilen tazminat açısından ise benimsenen bilirkişi raporunda geçtiği şekilde "
........İkisi de tacir olan davacı ve davalının yaklaşık 273 000 TL’lik bir sözleşmeyi yazılı olarak yapmamasının basiretli tacir davranışına uygun olmadığı aşikardır.....
...... taraflar arasındaki ilişki marka vekilliği ilişkisi olduğu için davacının olağan ediminin belli bir ücreti ödemesi, davalının olağan ediminin ise davacıya ait marka başvuruları ve tescilleri gerçekleştirmesi, bununla ilgili fiilleri yürütmesi ve müvekkili davacıya marka danışmanlığı vermesi olduğu söylenebilir.
Bilirkişi ...... davalının, davacıdan ücretini aldığı ve davacıya sunmadığı hizmet olup olmadığı hususunu incelemiştir. Davacı tarafından davalıya yapılan toplam 11 adet ödemeye ait ekstrenin 7 tanesinde herhangi bir açıklama bulunmamakla birlikte 4 tane ödeme ekstresinde “MARKA BEDELİ ..., .... EKLİ BEDELİ, ... MARKA 10 YILLIK SÜRE BEDELİ, ... BELGE BEDELİ” şeklinde açıklamalar bulunmaktadır. Bu ödemelere karşılık davalı taraf ise yukarıdaki tabloda da gösterilen kestiği 6 adet faturada somut bir marka ismi bildirmeden “MARKA BELGELENDİRME VE DANIŞMANLIK BEDELİ, MARKA BELGELENDİRME VE DANIŞMANLIK BEDELİ, MARKA BAŞVURU VE HİZMET BEDELİ” gibi soyut açıklamalarda bulunmaktadır.
Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı gibi tarafların edimlerini bildiren başka bir yazılı belgede bulunmamaktadır. Diğer taraftan davacının yaptığı ödeme ekstrelerinin 7 tanesinde ve davalı tarafından kesilen faturalarda da somut markalar belirtilmediğinden bu belgelerden hareketle bir sonuca ulaşılması da mümkün değildir. Buna karşılık davacının davalıya davacının yaptığı ödeme ekstrelerinin 4 tanesinde markalar ve yapılacak işler bildirildiği gibi tacir olan davacının TTK m.21/3 kapsamında söz konusu bildirimlere sekiz gün içinde itiraz etmemesi bilakis bu ekstrelere ilişkin fatura göndermesi nedenleriyle söz konusu bildirimlerin davalı tarafından da teyit edildiğinin kabulü gerekmektedir. Bu kapsamda davacıya ait ... sayı ile tescilli ... markasının 29/02/2024 tarihinde tescil edilmesi ve bu nedenle başvuru tarihinden itibaren 10 yıllık süre boyunca koruma elde edecek olması nedenleriyle ekstrelerde 7 100 TL ... marka bedeli, 3 .916 TL ... marka 10 yıllık süre bedeli, 33 394 TL ... belge bedeli şeklinde belirtilen hizmetlerin davalı tarafından davacıya sunulduğunun ve bu ödemeler açısından davalının, davacıya sunmadığı bir hizmetin olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Buna karşılık davacı tarafından gönderilen 11/01/2022 tarihli ekstrede ... EKLİ BEDELİ şeklinde açıklama bulunduğu gibi bu işlem için 34 574 TL bedel de davalıya gönderilmiştir. Davalı ise ... ibareli marka için herhangi bir işlem yapmadığı gibi aralarındaki sözleşmenin ... markasını kapsamadığına ilişkin herhangi bir bildirim veya ihtarda da bulunmamış veya TTK m.21/3 kapsamında itiraz etmemiş bilakis gönderilen bu ücretin de faturasını kesmiştir. Bu sebeple ekstrede yer alan ... EKLİ BEDELİ şeklinde açıklamanın davalının, davacının ... ibareli marka başvurusu hakkında işlem yapmasını gerektirdiği oysa davalının, davacının ... ibareli marka başvurusu hakkında herhangi bir işlem yapmadığı tespit edilmiştir. Açıklanan nedenlerle bilirkişi dava dosyası kapsamında davalının, davacıdan 11/01/2022 tarihli ekstrede ... EKLİ BEDELİ şeklinde belirtilen 34 574 TL ücret karşılığı ... markasına ilişkin herhangi bir hizmet sunduğunu ispatlayamadığı ve bu nedenle davalının 34 574 TL almasına ve bu bedele ilişkin fatura kesmesine karşın bu ücrete ait herhangi bir hizmeti davacıya sunmadığı kanaatine ulaşılmış ... "şeklinde tespit ve değerlendirmelerdeki anlatıma aynı gerekçelerle iştirak edilerek davalının davacı taraftan 34. 574 TL almasına rağmen ve bu bedele ilişkin fatura kesmesine karşın bu ücrete ait herhangi bir hizmeti davacıya sunmadığından talep edilen miktara göre dava kabul edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Davacı tarafça talep edilen bilirkişi raporunda hesaplanan 34.574,00 TL'nin 06/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.361,74 TL karar ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'+ ıslah harcı olan 590,00 TL = 769,90 TL nin düşümü ile bakiye 1.594,84 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
4-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-Davacının yaptığı; 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 45 TL tebligat ücreti, 179,90 TL ilk harç masrafı+ 590 Islah harcı olmak üzere toplam 6.814,90 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
6- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A-13 ve Arabuluculuk Asgari Ücreti Tarifesi m. 7/3 hükmü uyarınca 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 18/06/2025
Katip .... Hakim ....
E- imzalıdır E- imzalıdır