Danıştay Beşinci Dairesi, Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan personelin FETÖ/PDY irtibatının ankesör ve tanık beyanlarıyla sabit bulunarak göreve iade talebinin reddini onadı.
Özet: Kamu görevinden KHK ile ihraç edilen davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunmadığına ilişkin itirazlarının reddedilmesi üzerine, göreve iade talebinin OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunca reddedilmesi ve ardından açılan davanın alt derece mahkemelerince de reddedilmesi kararı, temyiz incelemesinde onanmıştır; mahkeme, davacı hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmasa dahi, ceza yargılaması sırasında elde edilen ankesörlü telefon aramaları ve örgüt yapılanması içinde askeri lise sınav sorularının verildiği yönündeki tanık beyanı gibi delillerin, FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatı belirlemede yeterli olduğunu değerlendirerek ihraç işlemini hukuka uygun bulmuştur.

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No : 2025/723Karar No : 2025/8955 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ...Vekili : Av....İstemin Özeti : 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin... tarih ve... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY ile bir irtibatının bulunmadığı, kamu görevinden çıkarılmasını meşru kılacak hiçbir sebebin olmadığı, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerden adil yargılanma hakkının, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, ankesörlü telefonlardan ardışık arama yöntemiyle aranmadığı, hakkındaki tanık ifadesinin doğru olmadığı iddia edilmektedir.Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.Danıştay Tetkik Hakimi: ...Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının terör örgütü üyeliğinden hapis cezası ile cezalandırıldığı hususuna da yer verilerek hüküm kurulmuş ise de, davacının anılan suçtan mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Bununla birlikte, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararında davacı hakkında, "...01/11/2019 tarihli Ankesör/Büfe analiz raporuna göre sanığın 17/05/2012 ile 08/01/2016 tarihleri arasında İstanbul ve Kocaeli'nde bulanan sabit/ankesörlü hatlardan 116 kez arandığı, 22 ardışık grup aramasının olduğu, bu ardışık aramaların 5'inin askeri personel ile olduğu tespit edilmiş, 10/01/2022 tarihli HTS kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporunda sanık adına düzenlenen Ankasör-Büfe Sorgu raporunda yer alan iletişim kayıtlarının, BTK tarafından gönderilen HTS kayıtlarında yer aldığı ve iletişim kayıtlarının zamanlarının uyumlu olduğu..." tespitleri ile davacı hakkında "... sanık ile askeri lise imtihanlarına beraber girdiklerini, askeri lise sınavlarına İstanbul ilinde girdiklerini, Tahtakale civarındaki birkaç evde dönüşümlü olarak birer hafta kaldıklarını, sanığın da kendileri ile beraber olduklarını, bu evlerde kaldıkları süre boyunca askeri okul sınav soruları olduğu söylenen sorular verildiğini, aynı zamanda spor sınavına da hazırlandıklarını, sanığa da aynı şekilde sorular verildiğini, yaklaşık 1- 1,5 ay bu evlerde kaldıklarını, 75-80 civarında soru verildiğini, verilen soruların tamamının sınavda çıktığını, sanığı okula kayıt için hocaların getirdiğini, sorular verilirken Kuranın üzerine el bastırılarak kimseye söylemeyecekleri konusunda yemin ettirdiklerini, sanığın cemaat abileri sayesinde mülakatı kazandığını.." yönündeki N.A. isimli tanık beyanı, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 17/09/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.