Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin, ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap faturası alacağı itirazın iptali davasının istinaf incelemesi kararı.
Özet: Bir ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağına dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, davacı şirket faturalandırılmış alacağının tahsilini talep ederken, davalı şirket faturanın usulsüz tebliğ edildiğini ve esasen borcu olmadığını savunmuş, ilk derece mahkemesi taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını ve icra takibine yapılan itirazın iptali şartlarının oluşup oluşmadığını incelemektedir.

T.C.

DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
10. HUKUK DAİRESİ
Dosya No : 2024/1687
Karar No : 2026/1461
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasında yapılan yargılamada ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla, 6100 sayılı HMK m. 352 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde;
Gereği Düşünüldü:
A) Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti:
Davacı dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirketin ticaret yaptıklarını, cari hesap ekstresinde müvekkil şirketin kesmiş oldukları fatura sunduklarını, cari hesaptan kaynaklı bakiye alacak için Ankara .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıklarını, yetki itirazı sonucu Diyarbakır İcra Dairesi'nin ... esas numaralı dosyası ile ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafça borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, Diyarbakır Arabuluculuk Bürosu'nun ... büro dosya numaralı ... arabuluculuk numaralı başvurusunun ... tarihinde anlaşmazlık ile sonuçlandığını, mahkemenin takdirleri doğrultusunda BA-BS formları ve banka hesap hareketleri celp edilerek ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde bu hususta çekişme olmadığının görülebileceğini iddia ederek Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün ... esas numaralı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; takibe ve davaya konu olan faturadan kaynaklı borç ile ilgili faturanın davalıya e arşiv üzerinden tebliğ edildiğini, oysaki davacı firmanın bu tebligatının usul yönünden hatalı bir tebliğat olduğunu, Vergi Usul Kanunda e fatura uygulamasına dâhil mükelleflerin E fatura uygulamasına kayıtlı olan diğer mükelleflere düzenleyecekleri faturaların elektronik fatura olması zorunluluğu düzenlendiğini, ilgili kanun maddesine göre somut dava değerlendirildiğinde müvekkili firmanın e fatura uygulamasına dâhil tüzel kişiliğe sahip olduğunu, bundan dolayı müvekkili firmaya yapılacak tüm fatura tebligatlarının e fatura uygulaması üzerinden gönderilmesinin zorunlu olduğunu, müvekkili firmanın davaya konu olan borcu davacının açmış olduğu icra takibinden öğrendiğini, başka türlü öğrenme şansının olmadığını, fatura uygulaması üzerinden gönderilmesi gereken faturanın e arşiv üzerinden gönderildiğinden dolayı usulsüz olduğunu, bir an için davacı firmanın usulüne uygun bir şekilde faturayı gönderdiği düşünülse bile müvekkili firma ve davacı firmanın yaptıkları işlerden dolayı aralarında bir ticari ilişki olduğunu, müvekkili firmanın davacı firmaya bu ticari ilişkiden ve başka nedenlerden kaynaklı herhangi bir borcu bulunmadığını açıklayarak davacının açmış olduğu itirazın iptali davasının reddine, açılan davanın kötü niyetli olduğundan dolayı dava konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini istemiştir.
B)İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti:
Mahkemece yargılama neticesinde “Dava cari hesap faturasından kaynaklı itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, söz konusu cari hesap faturasından kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafından Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine ... TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı vekiline ... tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından ... tarihinde takibe itiraz edildiği, itirazın davacı alacaklıya tebliğine ilişkin icra dosyası içerisinde herhangi bir tebliğ evrakı bulunmadığı anlaşılmakla iş bu davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, bilirkişi raporu, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi, Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, ...'nin elektronik ortamda beyan ettiği 2021 dönemine ait BS formları, dairemiz ... vergi kimlik numaralı mükellefi ....'ne Ait 2021 yılına ait Ba Form bildirimleri ve sair evraklar hep birlikte incelenmiştir. Mahkememizce taraflar arasındaki ihtilafın, Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın yerinde olup olmadığı, davacının takibe dayanak faturadan kaynaklı ve muavin defter kaydında belirtilen tutarda alacaklı olup olmadığı, takibe itirazın iptali ile icra inkar tazminatı ya da kötüniyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizin ... tarihli celsesinde: dosyanın ve davalı taraf ticari defterlerinin incelenerek tarafların talep ve beyanları ile aralarındaki alacak borç ilişkisinin belirlemesi için mali müşavir marifeti ile bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişiden alınan ... tarihli raporda; "dava dosyası ve ticari defterler üzerinde yapılan inceleme ile Davalı ... nin 2020-2021 yıllarında e defter mükellefi olduğunun, davalının 2020 yılına ait defter ve beratları süresinde verildiğinin, davalının 2021 yılında ise defter ve beratlarının 10.aydan itibaren verilmediğinin, davalının Konkordato ilan ettiğinin, davacının davalıya dava konusu yapmış oldukları ... tarihli ve ... Seri numaralı ve ... TL olan faturanın davalının ticari defter kayıtlarında olmadığının, davalının ticari defter kayıtlarına göre ... tarihli ... yevmiye nolu ticari defter kayıtlarına göre ... TL verilen iş avansı hesabında takip ettiklerinin, verilen iş avansına karşılık olan tutara ait dosya ve eklerinde her hangi bir dekonta rastlanılmadığının tespit edildiğinin bildirildiği" şeklinde rapor ibraz edildiği görülmüştür. Mahkememizin ... tarihli celse 1 no'lu ara kararı gereğince dosya ek rapor alınmak üzere yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından sunulan ... tarihli ek raporda: "Davalının ticari defter kayıtlarına göre davacıya ... TL verilen iş avansları için ödemenin yapıldığı, ancak ödemeye ait her hangi bir dekonta rastlanılmadı. Davacının dava konusu yapmış oldukları ... TL olan faturanın davalının ticari defter kayıtlarında yer almadığı görülmüştür. Davacı ile davalı iki tarafın E fatura mükellefi olduğundan Davacıya e fatura kesmesi gerekmektedir. Ancak davacının davalıya E arşiv fatura kesmiş olduğundan dolayı e arşiv faturası GİB ( gelir idaresi potalında faturanın kesildiği görülüyor ancak görüntüleme yapılmadığında) kesilen e arşiv faturayı alıcıya mail veya kâğıt ortamında iletilmesi, Davalının itiraz dilekçelerinde fatura konusu olan malın teslimine ait tutarın davalının ticari defter kayıtlarına göre her hangi bir kayıta rastlanılmadığı görülmüştür. Dosya içerisinde sunulan belgelere göre, Davacının Davalıya kesmiş olduğu e arşiv faturasının yasal süresi içerisinde itiraz edip etmediği konusundaki belgeyi davalı tarafın sunması gerekmektedir. Davacının dava konusu olan faturanın ... TL olduğu, davalının ticari defter kayıtlarına göre davacıya ... TL iş avansı ödemenin yapıldığı, dolayısıyla davacının (...- ... ) - ... TL davalıdan isteyebileceği alacağı olduğu" şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir alacak için fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispata yeterli bulunmayıp, Fatura, tek başına akdi ilişkinin kanıtı niteliğinde bulunmamaktadır. ... İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlendiğinden, takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olarak ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olup, takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Şu durumda, takibe etkili itirazın iptali davasında ispat edilecek olan, takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olup, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağı itirazın iptali davası için bulunmamaktadır.
Somut olayda; davacı-alacaklı, davalı-borçlu hakkındaki ilamsız takibinde, "cari hesaptan kaynaklı bakiye alacak ...TL" borcun sebebi ve takip dayanağı olarak göstererek; alacağın tahsilini istemiştir, dayanak belge olarak muavin defter kaydını sunmuş olup ilgili kayıtta dava dilekçesi ve ekinde belirtmiş olduğu ... fatura nolu, ... tarihli ve ... TL bedelli faturaya dayanmıştır. Hukuk Genel Kurulu'nun 14.11.2011 gün 2011/19-671 E. 2011/749 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamayacak ve talepte bulunamayacaktır. Dosya kapsamına ve denetime uygun olmakla hesaplama kısımları hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıkça ifade edildiği üzere, davacı tarafından icra takibinde dayanak belge olarak belirtilen ve dava dilekçesinde açıkça belirtilen faturanın E arşiv faturası olduğu, gelir idaresi potalında faturanın kesildiği görülüyor ancak görüntüleme yapılmadığında kesilen E arşiv faturanın alıcıya mail veya kâğıt ortamında iletilmesi gerektiğinden, davacı tarafından ayrıca mail kağıt ortamında iletildiği iddia ve ispat edilemediğinden söz konusu faturaların davalıya usulüne uygun tebliğ edildiği ve bu suretle kabul edildiği hükmü kazanmayacağı, takibe dayanak faturaya konu mal ve hizmetin davalıya teslimine dair herhangi bir belgenin (sevk irsaliyesi, teslim tutanağı v.b) dosya kapsamında yer almadığı anlaşılmakla davacı vekilince dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olup, Mahkememizce 12/01/2023 tarihli celsede davacı vekiline usulüne uygun süre verilmiş ancak davacı vekili tarafından sunulan 19/01/2023 tarihli dilekçe ile yemin teklifi haklarını şimdilik kullanmayacaklarını beyan etmiş olmakla davacı tarafça faturalara konu hizmetin yapıldığı ve teslim edildiği noktasında ispat yükümlülüğünün yerine getirilemediği anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine, davalı tarafından her ne kadar kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de davacının icra takibi başlatmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatına ilişkin talebin de reddine,” karar verilmiştir.
C) İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyaya kazandırılmış 13.12.2022 tarihli ek bilirkişi raporu kapsamında görüleceği üzere; bilirkişi tarafından tarafların Ba/ Bs formları ve ticari defter kayıtlarının incelendiğini, raporun sonuç kısmından da görüleceği üzere dava konusu faturanın ... Türk Lirası tutarında olduğunu, davalı tarafın ticari defter kayıtlarına göre de müvekkil şirkete ... Türk Lirası ödeme yaptığını; davacı müvekkilin davalıdan kalan kısmı talep edebileceği belirtildiğini, buna rağmen mahkemece davanın reddine karar verildiğini, davalı yanca müvekkile yapılan avans ödemesi dahi tek başına taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını gösterdiğini, davalı tarafça konkordato dosyasına sunulan mizan ve diğer ticari alacak ve borçları gösterir şekilde kayıtların dosyaya kazandırılmadığını, eksik inceleme yapılarak hüküm kurulduğunu, ...'ye müzekkere yazılarak dava dışı .... (...) ile davalı şirketin ... ile yaptığı veya taahhüt ettiği işlere yönelik sözleşmeler ile bu şirketin yaptığı işlere yönelik hakedişlerin çıkarılarak dosyamıza gönderilmesi, davalının yapımını taahhüt ettiği işler için çalıştırdığı işçilerin hangi şirkette SGK'lı olarak gösterildiklerinin tespiti ile dosyaya gönderilmesinin istenmesi talep edilmişse de bu taleplerin mahkemece kabul görmediğini , açıklanan ve re'sen gözetilecek tüm nedenlerle; eksik inceleme sonucu verilmiş kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, bu talep kabul görmez ise dosyanın yeniden inceleme yapılması adına ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir.
D)Delillerin Değerlendirilmesi, Hukuki Sebepler Ve Gerekçe:
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususların olup olmadığı değerlendirilerek yapılmıştır.
Dava, açık hesap ve eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
İtirazın iptali davaları takiple sıkı sıkıya bağlı davalardır. İncelemeye konu davada takip dayanağı olarak cari hesap ilişkisi dayanak gösterilmiş ise de taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunduğu ispatlanamamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. Sayılı ilamında "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz..." şeklindeki değerlendirmede cari hesap/ açık hesap açıklanmış, açık hesap ilişkisinin varlığı halinde cari hesaba ilişkin hükülerin uygulanamayacağı değerlendirilmiştir.
Açık hesap ilişkisinde incelenen faturalar yönünden, faturayı alan taraf (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, TTK 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz.
Davacı tarafça takip dayanağı cari hesap alacağı olarak belirtilmiş, ek olarak muavin defter kaydı ile "...konut, aile sosyal tesisi inşaatları ile altyapı ve çevre düzenleme ve asfalt yapılması işi" konulu bir adet e arşiv faturası sunulmuştur.
Dava konusu takip dayanağı belge olarak sunulan fatura içeriğinde eser sözleşmesine yönelik alacak talebine ilişkin açıklama bulunduğu nazara alındığında, dava konusu uyuşmazlığın çözümü için aynı zamanda eser sözleşmesi hükümlerinin değerlendirilmesi gerekir.
6098 sayılı TBK'nın 470 vd. maddelerde düzenlenen eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan davalının veya O’nun adına hareket eden kişinin imzasını taşıyan teslim belgesi, irsaliyeli fatura ya da başka iş nedeniyle yapıldığı ispatlanmayan ödemenin varlığının kanıtlanması ile de sözleşme ilişkisinin ispatı mümkündür. Delil olarak dayanılmış ise ticari defter kayıtları da incelenerek sözleşme ilişkisi ispatlanabilir. Yazılı delil niteliğinde olmayan ancak kesin delil niteliğindeki ikrar, yemin delilleri ile de sözleşme ilişkisi ispatlanabilir. Tüm bu delillerle de sözleşme ilişkisi ispatlanmış değilse HMK'nın 200. maddedeki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Açık muvafakat olmazsa tanıkla sözleşme ilişkisi ispatlanamaz. Bunun da istisnası olan HMK'nın 202. maddeye göre senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/2411 esas ve 2017/2066 karar sayılı ilamı) Bir ödemenin varlığının ispatlanmış olması halinde taraflar arasında akdî ilişki kurulduğu ispatlanmış olup bunun aksinin varlığı yani ödemenin bu sözleşme ilişkisiyle ilgisi bulunmadığının ödeyen tarafından kanıtlanmaması durumunda akdî ilişkinin varlığının kabulü ile işin esasının incelenip hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2017/262 esas ve 2017/1940 karar sayılı ilamı)
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İstinaf istemine konu dosyada inceleme yapılırken ayrıca faturanın delil niteliğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
"..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.
Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı)
Dava ve inceleme konusu uyuşmazlık yönünden ayrıca ticari defterlerin delil niteliğinin değerlendirilmesi gerekir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.
28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
Uyuşmazlıkla ilgili incelenmesi gereken bir diğer husus yemin delili ile ilgilidir.
Yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden başvurulacak son bir ispat vasıtasıdır. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; Hakim, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, dava ya da cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, ispat yükü üzerine düşen tarafın tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olacağından, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. Bununla birlikte iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması zorunludur.
Dairemizce dava konusu hakkında yapılan açıklamalar, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan tahkikat ve bu tahkikat sonrasında verilen karar, istinaf edence gösterilen istinaf nedenleri hep birlikte değerlendirildiğinde;
Davacı tarafça, davalı ile ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye borcunu ödememesi üzerine; Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu kabul etmiş ancak borçlu bulunmadığından bahisle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça dava konusu takibe dayanak olarak cari hesaptan kaynaklı bakiye alacak ... TL gösterildiği, davalı vekilince davalının davacıya talep edilen miktar kadar borcunun bulunmadığı belirtilerek takibe itiraz edildiği, davaya verilen cevap dilekçesinde taraflar arasında yapılan işlerden dolayı ticari ilişki oluştuğunun, davalının davacıya bu ticari ilişkiden ve başka nedenlerden kaynaklı bir borcunun bulunmadığının belirtildiği, ikinci cevap dilekçesinde taraflar arasında geçmişteki ticari ilişkiden dolayı mal alım satımı olduğunun, davalının bu ticari ilişkiden kaynaklı tüm borçları ödediğinin, davacı tarafça iddia edilen fatura nedeniyle taraflar arasında herhangi bir ticari alışveriş olmadığının savunulduğu görülmüştür.
Dava dilekçesi ekinde sunulan muavin defter kaydı ve 22.04.2021 tarihli "... ili ... ilçesi ... kentsel dönüşüm ve gelişim projesi, ... konut, bir adet aile sosyal tesisi inşaatları ile altyapı ve çevre düzenleme ve asfalt yapılması işi" açıklamalı, ... ton miktarlı ... TL bedelli e arşiv faturası sunulduğu, muavin defter kaydının incelenmesinde bakiye alacağın 22.04.2021 tarihli fatura ve davalı şirket tarafından tanzim edilen 30.04.2021 tarih kayıtlı, üç adet çek ile ödemelerin mahsubu neticesinde bakiye alacağın tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında, davacı ile olan ticari ilişkinin davalının ticari defterlerindeki 31.08.2021 tarihli ... nolu kayda göre ... TL verilen iş avansları hesabında takip edildiği ancak ödemeye ait herhangi bir dekonta rastlanılmadığı şeklinde tespite yer verilmiş , 22.04.2021 tarihli faturanın e arşiv faturası olması hususlarına değinilerek e-fatura düzenlenmesi gerekirken alıcının bilgisi dışında alıcı adına e-arşiv fatura düzenleyen satıcıya Vergi Usul Kanunu kapsamında özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiğine yönelik kanaatte bulunulduğu görülmüştür.
Somut olayda Mahkemece dava konusu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı ve ayrıca dava konusu itirazın iptali davası olmakla itirazın iptali davasında takibe dayanak gösterilmeyen belgeler dışında başka belgeye dayanılamayacağı, takip dayanağı faturanın e arşiv faturası olup usulüne uygun davalıya tebliğ edildiğinin ispatlanamadığı, faturaya konu mal ve hizmetin davalıya teslimine dair belgenin dosyada yer almadığı ve davacıya hatırlatılmasına rağmen davacının yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, takip talebine ekli ve dava konusu faturanın açıklama kısmında "... ili ... ilçesi sosyal tesisi inşaatı ile altyapı ve çevre düzenleme ve asfalt yapılması işi" konusu belirtildiği, davacı vekilince tahkikat aşamasına sunulan dilekçede alacağın kaynağı olarak şeklinde açıklama yapıldığı, davacı tarafın muavin defterinde belirtilen kayıtlarda ödemelere ilişkin olarak 13.08.2021 tarihli Halkbank çeki, 30.06.2021 tarihli ... Bankası çeki ve 30.04.2021 tarihli alınan çek şeklinde ifadelerle oluşturulan ve alacaktan mahsup edilen alacak kaydı ile davalı defterinde avans ödemesi olarak gösterilen 31.08.2021 tarihli ... nolu kayıtlar değerlendirildiğinde, bu kayıtların varlığı araştırılmaksızın ve taraflarca sunulan deliller getirtilmeksizin eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi nedeniyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Bu durumda Mahkemece davacı defterinde belirtilen kayıtların dayanağı olduğu ifade edilen çeke ilişkin bilgi ve görüntülerin, çeklerin miktarının, kim tarafından ibraz edildiğinin, keşideci, lehtar ve cirantalarının kim olduğunun, tahsil edilip edilmediğinin, hangi tarihte ve ne miktarda tahsil edildiğinin ilgili bankalardan sorulması, tarafların defterlerindeki mahsup ve avans kayıtları değerlendirilmek suretiyle çeklerin dava konusu alacak nedeniyle verilip verilmediğinin araştırılıp değerlendirilmesi, çeklerin taraflar arasında takip ekindeki fatura nedeniyle verildiğinin anlaşılması halinde taraflar arasında sözlü eser sözleşmesinin kurulduğu nazara alınarak faturada belirtilen işin teslim edilip edilmediği, davacının imalat nedeniyle alacağa hak kazanıp kazanmadığı ve ne miktarda alacağa hak kazandığı hususlarında taraf vekillerinin delilleri HMK hükümlerine uygun şekilde getirtilip gerekli tahkikat ve inceleme yapıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
6100 sayılı Kanun'un 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesince verilen kararın yukarıda belirtilen usul ve esaslara yönelik gerekçelerle, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanmadan eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan yönlerden kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk derece mahkemesinin anılan kararının 6100 sayılı Kanunun 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilâm harcının talep halinde istinaf eden davacıya iadesine,
4-Dosya üzerinden inceleme yapılması nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6- 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g maddesi gereğince KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.