Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde, harf farklılığına rağmen oluşan benzerlik, internet adreslerinde karışıklık ve kötüniyet iddialarıyla açılan marka kararı iptali ve hükümsüzlük davası.
Özet: Dava, 1992den beri faaliyet gösteren ve 2010da tescil ettiği "..." ibaresini kullanan davacı şirketin, davalının "..." (veya "..." harfi eklenmiş benzeri) şeklindeki marka tescilinin iptalini ve tescil edilmişse hükümsüzlüğünü talep etmesi üzerine odaklanmaktadır; davacı, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, özellikle internet adreslerinde karışıklığa yol açtığını, davalı markasının esaslı unsur olan kendi markasına eklenen tek bir harfle dahi ayırt edicilik kazanmadığını, tanınmışlığından haksız faydalanıldığını ve kötü niyetli olduğunu iddia ederken; davalı ise markasının tamamen özgün olduğunu, görsel, işitsel ve anlamsal olarak davacının markasından farklılaştığını, domain adı benzerliklerinin teknik zorunluluklardan kaynaklandığını ve herhangi bir karışıklık tehlikesi bulunmadığını savunmaktadır.

....C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/121 Esas - 2025/221

....C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/121
KARAR NO : 2025/221
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 14/03/2024
KARAR TARİHİ : 16/06/2025 Yazım Tarihi: 30/06/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili şirketin 1992 yılında kurulduğunu, kuruluşundan bu yana Türkiye’de ve dünyada birçok marka, ..., faydalı model ve tasarım danışmanlığı ve vekilliği yaptığını, ....’nin kurucu üyesi olduğunu, ... ibaresinin 2010 yılında tescil edildiğini ancak kuruluşundan itibaren kullanıldığını, ticaret ünvanının da ilk kelimesini oluşturduğunu, itiraza konu marka ile “...” ibaresinin ortak olduğunu, markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, özellikle bu benzerliğin internet adresleri üzerinde karışıklığa sebep olduğunu, her iki marka arasında sadece “...” harfinin farklı olduğunu, her iki markanın da görsel ve işitsel ve kavramsal olarak ayniyet derecesinde benzer olduğunu, internet tarayıcılarındaki otomatik tamamlama özelliği ile “...” yazmaya çalışırken tarayıcının otomatik olarak “...” adresine yönlenebileceğini, markalarda esaslı ve baskın unsurun “...” olmasından hareketle davalının başvurusuna “...” harfini eklemesinin ayırt edicilik sağlamadığını, tam aksine müvekkili şirketin yeni markası olduğu düşüncesini uyandıracağını ve seri marka algısı yaratacağını, Müvekkili şirketin uluslararası alanda kullandığı İngilice ticaret ünvanının “... ...” olduğunu, davalı tarafın ticaret ünvanı ... Ltd.Şti. olmasına rağmen, İngilizce “... ...” kullanmak yerine “... ...” (... Sınai Mülkiyet) ibaresini tescil ettirmeye çalıştığını, anılan başvuruya da itiraz ettiklerini, • Müvekkili şirketin markayı 1992 yılından bu yana kullanması nedeniyle markanın Türkiye’de yaygın bilinirliğinden dolayı ortalama tüketicinin müvekkiline ait marka olarak algılayacağını, davalının müvekkilinin tanınmışlığından faydalanmaya çalıştığını, SMK 6/3 ve 6/6 maddelerine dayalı olarak yaptıkları itiraza ... tarafından hatalı karar verildiğini, müvekkili şirketin 30 yıldır markayı kullanmakta olduğunu, davaya konu başvurunun, müvekkilinin ticaret ünvanını içerdiğini, davalı başvurusunun kötüniyetli olduğunu beyanla ... kararının iptalini ve tescil edilmiş ise markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkili ...’in, dava konusu markayı 2022 yılında tamamen özgün fikriyle, İngiliz dilinde de aynı anlama gelen “...” sözcüğünü, yine İngiliz dilinde önüne geldiği isimdeki işi yapan şahısları tanımlayan, -... yapım eki ile birleştirerek bir bütün olarak oluşturduğunu, davalı, ... ve ... tarafından Ocak 2023'te kurulan ... Ltd.Şti.’ye markayı kullanma izni tahsis ettiğini, 5 Ocak 2023 yılında kurulan ve ...’in, kurulduğu günden bu yana ... nezdinde birçok markanın vekilliğini üstlendiğini, ... aracılığı ile onlarca markanın uluslararası tescilini sağladığını, marka ve ... sektöründe çok önemli ve köklü kuruluşlar olan .... “...” ve .... “...”nin bir üyesi olduğunu, markalar arasında hiçbir benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığını, müvekkiline ait marka ile davacının markasının şekli, logosu, yazı fontu, renk kombinasyonu ve kelime anlamı itibariyle hiçbir şekilde benzerlik içermediğini, müvekkiline ait markanın bir bütün olarak özgün bir marka olduğunu, bu nedenle müşteriler nezdinde herhangi bir karışıklık yaratmasının mümkün olmadığını, markalarda yer alan renk ve yazı biçimlerinin farklı olduğunu, “...” ibaresinin benzerliğinin iddia edilemeyeceğini, tekellştirilemeyeceğini, dünya çapında domain hizmeti veren .... kuruluşunun .... alfabeler ile oluşturulan domain isimlerine izin vermesi sebebiyle, Türkçe’deki “....” harfinin mecburen “....” olarak yazıldığını, bu sebeple dünya üzerinde birçok şirketin domain adreslerinin birbirine benzediğini, markaların domain adreslerinin karıştırılma ihtimalinin olmadığını, e-posta adresleri üzerinden benzerlik algısı yaratmanın mesnetsiz olduğunu, dünya üzerinde "...." işaretinden önce en çok kullanılan kelimelerin "..." veya "..." gibi genel ve yaygın İngilizce terimler olduğunu, telefon görüşmelerinde domain adresi ya da mail adresi verilirken günümüzde harf harf kodlama yöntemi kullanıldığını, bu sebeple domain ve e-posta adreslerinin karıştırılma ihtimali bulunmadığını, her iki firmanın müşterilerinin karıştırma yoluyla farklı firmalara ulaştığına dair davacı tarafından bir kanıt sunulamadığını, davacı'nın iddia ettiğinin aksine markasının faaliyet gösterdiği sektörde yeterince tanınmış olmadığını, müvekkilinin kendi markasıyla arama yapıldığında davacı'nın sitesine yönlendirme yapılmamasının bu durumu tek başına kanıtlar nitelikte olduğunu, davacının müvekkilinin diğer marka başvurusu hakkındaki iddialarının mesnetsiz olduğunu, “...-İş Sınai Mülkiyet” unvanının iddia edilenin aksine "...-...." olarak İngilizceye çevrildiğini, “... ...” ibaresinin Türkçe’ye “... fikri mülkiyet” olarak çevrileceğini, “...” kelimesinin Türkçe tercümesinin “...” olduğunu, Markaların tescili talep edilen mal ya da hizmetler itibariyle uzman bir tüketici grubuna hitap ettiğini, daha bilgili ve dikkatli olduklarını, müvekkilinin markasını kötü niyetli oluşturduğuna yönelik iddiaların asılsız olduğunu, ... ibaresinin davacının ticaret ünvanını içermediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın, ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/6 maddesine göre isim ve unvan hakkı, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 15/01/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 14/03/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "... ..." ibareli marka gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
.......Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir.
Yapılan incelemede, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen marka arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
6769 sayılı SMK'nın 6(3) maddesi, "Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir." hükmünü ihtiva etmektedir.
Yapılan inceleme sonucunda, m. 6/3 gerekçeli itiraz sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde incelenmiş ve başvuru kapsamında yer alan mal/hizmetler veya benzerleri için ihtilafa konu markanın ya da benzerinin işbu başvurunun tarihinden önce muteriz tarafından marka olarak ciddi biçimde kullanılageldiği ispatlanamadığından itiraz yerinde bulunmamıştır.
İşbu başvuru, muterize ait ticaret unvanını aynen içermediğinden SMK m.6/6 gerekçeli i itiraz da kabul edilmemiştir.
Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik veya karıştırılma ihtimali, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötü niyet iddiasının kabulü için yeterli bir kanıt teşkil etmediğinden (....) bu gerekçeye dayalı itiraz da yerinde ve haklı görülmemiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, ..., faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markası
...+... ...+ ... (...)
45. Sınıf 45. Sınıf
Hukuki hizmetler (sınai ve fikri Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda
mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). Hukuki işlemlerden: (hukuki araştırma
danışmanlık hizmetleri dahil). hizmetleri, telif hakları yönetim hizmetleri, sınai ve fikri mülkiyet
Güvenlik hizmetleri. İş güvenliği hakları konusunda danışma hizmetleri;
konularında danışmanlık hizmetleri. marka, ..., faydalı model endüstriyel tasarım, coğrafi işaret ve
Sosyal ağ oluşturma hizmetleri. entegre devre topografyaları konularında her türlü danışmanlık hizmetleri.
Mahkememize sunulan 14/04/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "1-Davaya konu başvuru ile davacının “...” ibareli markası arasında SMK 6/1 kapsamında benzerlik bulunmadığı, karıştırılma ihtimali olmadığı,
(Davaya konu başvurunun esas unsuru “...”, davacı markasının esas unsuru ise “...” kelimesidir. Her iki markanın da kökü “...” kelimesidir. Davacı markası “...” ve “iş” kelimelerinin bitişik yazılmasıyla oluşturulmuş, davalı başvurusu ise “...” kelimesine Türkçe’ye ....’dan kazandırılmış olan “...” yapım ekinin eklenmesi ile oluşturulmuş ve “...” anlamına gelen yeni bir kelime türetilmiştir.
Kullanılacağı mal ya da hizmeti tanımlayan kelimeler marka olarak tescil edilemese de çağrıştıran işaretlerin marka olarak tescil edilmesi mümkündür. Ancak bu şekilde oluşturulan markaların ayırt edicilikleri zayıf olduğu için bunları seçen kişilerin, getirilecek küçük ekler ya da yapılacak ufak değişikliklerle oluışturulan benzer markaların kullanımına katlanması gerekecektir.
“zayıf bir marka seçen davalı şahsın bunun sonuçlarına katlanması gerektiği, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de zayıf ibareleri içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmeye tabi tutulacağı ibarelerin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağı…”(....)
Tüm bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa döndüğümüzde davacının “...” ibareli markasının tescilli olduğu 45.sınıf “Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil).Hukuki işlemlerden: (hukuki araştırma hizmetleri, telif hakları yönetim hizmetleri, sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışma hizmetleri; marka, ..., faydalı model, endüstriyel tasarım, coğrafi işaret ve entegre devre topografyaları konularında her türlü danışmanlık hizmetleri.)” için zayıf ayırt ediciliğe sahip olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu durumda davalı başvurusunda “...” kelimesine getirilen “...” ekinin ve başvuruda kullanılan renklerin markayı davacı markasından ayırt etmeye yeter düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak: Davaya konu başvuru ile davacı markası benzer bulunmamış, karıştırılma ihtimali olmadığı kanaatine varılmıştır.)
2-Davacının itiraza mesnet markası tescilli olduğundan SMK 6/3 kapsamında, inceleme yapılmasına gerek olmadığı,
3-Taraf markaları benzer bulunmadığından SMK 6/6 maddesi kapsamında davaya konu başvurunun davacının ticaret ünvanı ile iltibas oluşturmayacağı,
6- Davaya konu başvurunun kötüniyetle yapıldığı hususunda heyetimizde bir kanaat oluşmadığı,
7- Davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı,
8- ... kararının yerinde olduğu" şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının " ...+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+ ... " ibareli tescilli markası arasında ortak unsur ... ibaresi açısından sesçil benzerlik ise çok az düzeyde olsa da biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; ... ibaresi markanın kapsamındaki emtialarda zayıf nitelikte olduğundan taraf markalarındaki ... unsurları, davalı başvurusunda ..., davacı markasında da iş şeklinde ek durumu dikkate alındığında markaların farklı olduğu görüleceği;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ...+... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "...+ ... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Nitekim benimsenen bilirkişi raporunda bu konu " somut uyuşmazlığa döndüğümüzde davacının “...” ibareli markasının tescilli olduğu 45.sınıf “Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil).Hukuki işlemlerden: (hukuki araştırma hizmetleri, telif hakları yönetim hizmetleri, sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışma hizmetleri; marka, ..., faydalı model, endüstriyel tasarım, coğrafi işaret ve entegre devre topografyaları konularında her türlü danışmanlık hizmetleri.)” için zayıf ayırt ediciliğe sahip olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu durumda davalı başvurusunda “...” kelimesine getirilen “...” ekinin ve başvuruda kullanılan renklerin markayı davacı markasından ayırt etmeye yeter düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak: Davaya konu başvuru ile davacı markası benzer bulunmamış, karıştırılma ihtimali olmadığı kanaatine varılmıştır. " şeklinde de ifade edilmiştir.
Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,8‬ TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 16/06/2025
Katip .... Hakim ....
E-İmzalıdır E-İmzalıdır