Hırsızlık davasında Bölge Adliye Mahkemesinin, CMK 280/1(e) ve (f) bentleri dışında duruşmasız verdiği bozma kararının ilk derece mahkemesi hükmünü hükümsüz kılması.
Özet: Yüksek mahkeme, hırsızlık suçundan verilen bir mahkumiyet kararını inceleyerek, bölge adliye mahkemesinin, sanığın cezasının orantısızlığı, akıl sağlığı durumunun yeterince değerlendirilmemesi ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması gibi gerekçelerle ilk derece mahkemesi hükmünü bozmasının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir; çünkü bu durumların Ceza Muhakemesi Kanununun sınırlı bozma nedenleri arasında yer almadığı, aksine bölge adliye mahkemesince duruşma açılarak esas hakkında yeniden karar verilmesini gerektirdiği, dolayısıyla hukuki dayanağı olmayan bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının da geçersiz olduğu vurgulanmıştır.
2. Ceza Dairesi         2024/1287 E.  ,  2026/7421 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/2883 E., 2023/2116 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin "fazla ceza tayin edildiğine ve Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastahanesinin raporunun yanlış olduğuna" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2022 tarihli ve 2022/198 Esas, 2022/176 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 09.09.2022 tarihli ve 2022/3304 Esas, 2022/1735 Karar sayılı kararı ile “1-) TCK’nın 61. maddesindeki ölçütler ve aynı Kanunun 3. maddesindeki "fiilin ağırlığı ile orantılı ceza verilmesi ilkesi" çerçevesinde somut olay açıkça irdelenerek, temel cezanın saptanması gerektiği gözetilmeden, dosya içeriğiyle uyumlu olmayan "suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın suç işleme kastının yoğunluğu" gibi maddedeki bazı ibarelerin tekrarlanması suretiyle, temel cezanın orantısız biçimde alt sınırdan uzaklaşılarak ve hakkaniyet ölçülerine uyulmayarak fazla tayini, 2-) Sanığın mahkemedeki savunmasında, olay tarihinde psikolojisinin ve ruhsal sağlığının bozuk olduğunu söylemesi, istinaf dilekçesinde olaydan 5-6 ay kadar önce ... İhtisas Hastanesi'nin psikiyatri servisinde tedavi gördüğünü belirtmesi ve hükümden sonra dosyaya sunulan Mustafakemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/1112 Esas ve 2021/1190 Karar sayılı ilam içeriğine göre, 'maddeye bağlı psikotik bozukluk' teşhisi konulan sanığın TMK'nın 4 05... . maddeleri gereğince kısıtlanmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışları yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalıp azalmadığı konusunda ... Kurumundan ya da Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden kurul raporu aldırılarak, sanığın suç tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK'nın 32/1 veya 32/2. maddeleri kapsamında akıl hastalığının bulunup bulunmadığı tespit edildikten sonra sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 3-) Katılanın hükümden sonra verdiği 12/08/2022 tarihli şikayetten vazgeçme dilekçesinde, 3.000,00 TL tutarındaki zararının giderildiğini beyan etmesi karşısında, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi” gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 09.09.2022 tarihli ve 2022/3304 Esas, 2022/1735 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.04.2023 tarihli ve 2022/604 Esas, 2023/149 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.