Gerçekte var olmayan şirketle ticari ilişki kurularak işlenen dolandırıcılık eyleminin basit dolandırıcılık olarak vasıflandırılması ve bu suç için dava zamanaşımının dolması nedeniyle kamu davasının düşmesi.
Özet: Sanıkların, aslında var olmayan bir şirketin sahibi gibi davranarak katılan şirketten tarım makineleri ve yedek parça alıp 44.000 TL tutarındaki bedelini ödemeyerek haksız menfaat temin etmeleri şeklindeki eylemlerinin, nitelikli dolandırıcılık yerine basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu; basit dolandırıcılık için öngörülen sekiz yıllık olağan zamanaşımı süresinin, en son 2012 yılında gerçekleşen sorgu tarihinden itibaren temyiz inceleme tarihine kadar dolduğu belirlenerek, yerel mahkemenin verdiği beraat kararları bozulmuş ve sanıklar hakkındaki kamu davaları zamanaşımı nedeniyle düşmüştür.
11. Ceza Dairesi         2021/30141 E.  ,  2026/3817 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2016/16 E., 2016/40 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek tarım makineleri ve yedek parçaları satım işiyle uğraşan katılan şirket yetkilisi olan katılan ...'a, kendilerini aslında var olmayan... Makinaları Limited Şirketi sahibi olarak tanıtıp iş yerlerini gezdirerek güven telkin ettikten sonra müteaddit defalarda aldıkları toplam 116.000,00 TL değerindeki malların 72.000,00 TL'lik kısmını ödeyip geriye kalan 44.000,00 TL'lik kısmını ödemedikleri ve haklarında yapılan icra takibine de böyle bir şirketin bulunmadığını bildirerek icra takibinin sonuçsuz kalmasına neden oldukları, bu şekilde katılan şirketten 44.000,00 TL'lik haksız menfaat temin ettikleri iddia olunan olayda, her ne kadar Yargıtay 23. Ceza Dairesinin, 28.09.2015 tarihli ve 2015/10930 Esas, 2015/4347 Karar sayılı kararı ile eylemin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(h) maddesi kapsamında tanımlanan nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına dair delilleri takdir ve tartışma görevinin ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi lüzumundan hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de inceleme konusu kararda da suç vasfının "dolandırıcılık" olarak tayin edildiği ve bu suçtan beraat hükümleri kurulduğu belirlenmekle, Dairemizin müstakar içtihatlarında belirtildiği üzere 5237 sayılı TCK’nın 158/1-(h) maddesinde yer alan "tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık" suçunun oluşabilmesi için, öncelikle bir şirketin olması, fail(ler)in ise o şirketin yöneticisi veya şirket adına hareket etmeye yetkili temsilcisi, şirket müdürü olması ve suçun, şirketin faaliyeti sırasında ve yine bu faaliyetle ilgili olarak işlenmesinin gerektiği, somut olayda sanıkların katılan ...'a kendilerini gerçekte var olmayan... Makinaları Limited Şirketi sahibi olarak tanıtarak yüklü miktarlarda aldıkları mal bedellerini ödememek ve icra takibini neticesiz bırakmak suretiyle sergiledikleri eylemin sübutu hâlinde 5237 sayılı Kanun'un 157/1 maddesinde yer verilen basit dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarını taşıyacağı anlaşılmakla,
Değişen suç vasfı itibarıyla sanıkların üzerilerine atılı suç için 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-(e) maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı TCK’nın 67/2-(a) maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son sebebin her iki sanık için 14.02.2012 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle, katılan şirket vekilinin temyiz talebi bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK’un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
13.04.2026 tarihinde karar verildi.