Bölge Adliye Mahkemesinin yasal dayanağı olmayan duruşmasız bozma kararıyla ortaya çıkan hukuka aykırılığın yargılama sürecini geçersiz kılması.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunda, Bölge Adliye Mahkemesinin (BAM) sanığın savunma hakkının kısıtlanması gerekçesiyle verdiği bozma kararının, 5271 sayılı kanunun 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan haller dışında, dosya üzerinden duruşma açılmaksızın verilmesinin hukuka aykırı olduğu; BAMın, hukuka aykırılığı gidermek için davanın yeniden görülmesine karar vermesi gerekirken, dosya üzerinden bozma kararı vermesinin ve bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanaktan yoksun olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Anayasa Mahkemesi içtihatları doğrultusunda bu tür kanuni dayanağı olmayan bozma kararlarının ve bunlara dayalı hükümlerin hükümsüz sayılması gerektiği vurgulanmıştır.
2. Ceza Dairesi         2024/4153 E.  ,  2026/9048 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/651 E., 2024/15 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin "sanığın içinde bulunduğu zor koşullar nedeniyle suçu işlediğine, suçunu ikrar etmesi ve mağdurun şikâyetçi olmaması sebebiyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekirken uygulanmadığına, lehine hükümlerin uygulanması gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İzmir 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.10.2022 tarihli 2022/120 Esas ve 2022/742 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 21.11.2022 tarihli ve 2022/3725 Esas, 2022/4179 Karar sayılı kararı ile hırsızlık suçundan kurulan hükmün "Atılı geceleyin bina içerisinde muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçunun kanun maddesinde yazılı cezasının alt sınırının 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi nedeniyle CMK'nun 196 maddesi uyarınca sanığın savunmasının duruşmada hazır edilmeksizin istinabe suretiyle alınmasının mümkün bulunmaması ve hükmün tefhim edildiği 27/10/2022 tarihli celsede duruşma zaptında çelişkili anlatımlara yer verilmesi nedeniyle sanık ve müştekinin hazır bulunup bulunmadığının anlaşılamadığı, hazır bulundukları takdirde sanığa son söz hakkının verilmemesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle CMK'nun 289/1-e maddesine muhalefet edildiği" gerekçesi ile bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bozma sebebinin hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 21.11.2022 tarihli ve 2022/3725 Esas, 2022/4179 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İzmir 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2023 tarihli 2023/35 Esas ve 2023/73 Karar sayılı kararının hukuki değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.