KDV iadesi amacıyla sahte fatura kullanımı nedeniyle beraat kararı verilen davada, suç vasfının değişmesi ve dava zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesi.
Özet: Sanığın ortağı olduğu şirket lehine, sahte faturalar kullanarak 274.269,45 TL tutarında KDV iadesi aldığı iddiasıyla açılan davada yerel mahkemenin beraat kararı temyiz incelemesine tabi tutulmuş; eylemin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/(b) maddesi kapsamında sahte fatura kullanma suçunu oluşturduğu ve suç tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin dolduğu belirlenerek, ilk hüküm bozulmuş ve sanık hakkındaki kamu davası zamanaşımı nedeniyle düşürülmüştür.
11. Ceza Dairesi         2021/32145 E.  ,  2026/3814 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/272 E., 2016/363 K.
SUÇLAR : Özel belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın ortağı ve genel müdürü olduğu ... Ltd. Şti. Lehine, hakkında başkaca evraktan işlem yapılan ... Madeni ... Ltd. Şti. tarafından sahte olarak düzenlenen 17 adet faturayı 2006/12 hesap döneminde 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 11-1/c maddesi gereği indirilecek KDV olarak kullandığı, ihraç kayıtlı satışlarından dolayı vergi borçlarına mahsuben 274.269,45 TL tutarında KDV iadesinden yararlandığı iddia olunan olayda, eylemin sübutu hâlinde, bir bütün olarak, özel kanun niteliğinde olan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/(b) maddesi kapsamında sahte fatura kullanma suçunun yasal unsurlarını taşıyacağı anlaşılmakla,
Değişen suç vasfı ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/(b) maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı TCK’nın 66/1-(e) maddesi gereği 8 yıllık olağan ve 67/4 maddesi uyarınca 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle, katılan Kurum vekilinin temyiz talebi bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
13.04.2026 tarihinde karar verildi.