Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında, önceki bozmaya uyularak verilen kabul kararının temyiz incelemesi sonucu bozulması.
Özet: Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında, ilk derece mahkemesince hak düşürücü süre nedeniyle reddedilen ve istinaf tarafından onanan karar, Yargıtay tarafından özellikle usuli eksiklikler ve kamulaştırma tebligatının usulüne uygun yapılmadığı gerekçesiyle bozulmuş; bozma sonrası ilk derece mahkemesinin davayı kabul kararı üzerine, davacı ve davalı vekillerince temyiz yoluna başvurulmuş olup, ihbar olunan vekilinin temyiz hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.
5. Hukuk Dairesi         2025/5332 E.  ,  2026/953 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/163 Esas, 2024/468 Karar
KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinde geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri ile ihbar olunan vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
İhbar olunan vekilinin temyiz etme hakkı bulunmadığından ihbar olunan vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, taraf vekillerinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;............... köyü 82 parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın mülga ... Müdürlüğü tarafından Bayındırlı ve İskan Bakanlığının 17.02.1984 tarihli ve 346/202 sayılı oluru ile kamulaştırıldığını, taşınmazda davacıların hisselerine karşılık belirlenen kamulaştırma bedelinin Kredi Bankası ..............Şubesine bloke edildiğini, malikin tespit edilen adresine çıkarılan kamulaştırma tebligatlarının muhatabın adreste tanınmaması nedeniyle iade edildiğini, bilahare davacı murisi ...'ın eşi ...'ın müvekkili idareye 18.09.1984 tarihinde yazılı başvuruda bulunarak, eşinin kamulaştırılan 82 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğundan bahisle adresini bildirerek kamulaştırma tebligatının bildirdiği adrese yapılmasını istediğini, belirtilen adrese noter kanalıyla çıkarılan kamulaştırma evrakının muhatabın mesai saatinde bulunmadığından ilgili mahalle muhtarına tebliğ edildiği en yakın komşusu .............'e haber verilerek, kapısına ihbarname yapıştırılmak suretiyle 12.10.1984 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesi gereği tebliğ edildiğini, kamulaştırma işleminin kesinleşmesi üzerine idare tarafından cebri tescil davası açıldığını, Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/510 Esas ve 1986/239 Karar sayılı hükmen tescil kararının kesinleşmesi ile taşınmazın ... Müdürlüğü adına tescil edildiğini, kamulaştırma işlemi davacı murisine yasal mevzuat gereğince usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden kamulaştırmasız el atma davası açılamayacağını, ayrıca davanın bedel artırma davası olarak değerlendirilmesi halinde ise tebliğden itibaren 30 günlük yasal hak düşürücü süre içinde dava açılmadığından davanın reddine karar karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2017 tarihli ve 2016/494 Esas, 2017/366 Karar sayılı kararı ile hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.12.2018 tarihli ve 2017/2471 Esas, 2018/1943 Karar sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 25.06.2020 tarihli ve 2019/1860 Esas, 2020/6254 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın Mülga ... Müdürlüğü tarafından 1164 sayılı Kanun kapsamında "... Depolama Alanı" yapılması amacıyla 1984 yılında kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, 7201 sayılı Kanun'un 5 inci ve 7 nci maddeleri uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yasal hasım olduğundan, davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerektiği gibi dava konusu taşınmazın kamulaştırma tarihinde maliki olan davacı murisi ...’ın eşi ..............'ın Arsa Ofisi Müdürlüğüne vermiş olduğu 18.09.1984 tarihli adres bildirim dilekçesi doğrultusunda yapılan kamulaştırma tebligatının muhatabın tevzi saatinde adreste bulunmaması sebebiyle ilgili mahalle muhtarlığına tebliğ edildiği, en yakın komşusu ...............'e haber verildiğinin ve kapıya ihbarın yapıştırıldığının şerh edildiği, ancak tebliğ mazbatasında muhatabın adreste bulunmama sebebi açıklanmadığı gibi haber verilen komşunun imzası alınmamış veya imzadan imtina edip etmediği de tebligata şerh edilmemiş olup, yapılan tebligat işlemi 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre geçersiz olduğundan, kamulaştırma işleminin kesinleşmemiş olduğu anlaşılmakla davacının kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat talep etme imkanı bulunduğu gözetilerek işin esasına girilip sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2021 tarihli ve 2021/486 Esas, 2021/313 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2021 tarihli ve 2021/486 Esas, 2021/313 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmazdaki davacı murisine ait payın Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/510 Esas, 1986/239 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 17 nci maddesi uyarınca davalı idare adına tescil edildiği anlaşılmakla, 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 6 ncı ve 7 nci maddesi ve 09.06.2021 tarihinde kabul edilerek 19.06.2021 tarihli ve 31516 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanun'un 20 nci ve 22 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 3 ile Geçici 15 inci maddesi ile Geçici 17 nci maddesi hükümlerine uygun rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, bozmanın niteliğine göre sair yönler incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 08.03.2023 tarihli ve 2022/230 Esas, 2023/79 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 08.03.2023 tarihli ve 2022/230 Esas, 2023/79 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza bozmaya uyularak 7327 sayılı Kanun’un 20 nci ve 22 nci maddeleriyle 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 3 uyarınca mülga 6830 sayılı Kanun’un 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca idare adına tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınıp, emsal karşılaştırması sonucu tespit edilen bedelin, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosuna göre dava tarihine güncellenmesi suretiyle değer biçilmişse de 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 3'ün derdest davalara uygulanacağına ilişkin özel düzenleme ihtiva eden 2942 sayılı Kanun'un geçici 15 inci maddesinin Anayasa Mahkemesinin 28.07.2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, bu durumda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alınarak el atma tarihi de gözetilerek dava tarihi itibarıyla değer belirlenmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
F. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesinin 09.12.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2024/4 Esas, 2024/129 Karar sayılı kararı ile yasal faiz uygulanması nedeniyle enflasyon karşısında oluşan değer kaybının giderilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle kamulaştırmasız el atma davalarında yasal faiz işletilmesine ilişkin 2942 sayılı Kanun’un Geçici 19 uncu maddesinde yer alan düzenlemeyi iptal ettiğini, bu nedenle Anayasa’nın 46 ncı maddesi uyarınca kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı üzerinden faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili idarenin dava konusu taşınmazın maliklerini 2942 sayılı Kanun’da belirtildiği şekilde tapu, vergi, nüfus kayıtları üzerinden ve harici araştırma kapsamında da muhtarlıktan, jandarmadan ve belediye kayıtları üzerinden araştırdığını, ilgili idarelerce bildirilen davacı murisi ...'ın adresine noter kanalıyla çıkarılan kamulaştırma tebligatının adreste tanınmadığından bahisle iade edilmesinden sonra ...'ın eşi ...’ın müvekkili idareye 18.09.1984 tarihinde yaptığı yazılı başvuruda eşinin adresini bildirerek kamulaştırma tebligatının bildirildiği adrese yapılmasını istemesi üzerine müvekkili idareye bildirilen adrese noter kanalıyla çıkarılan kamulaştırma evrakının 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesi gereği tebliğ edildiğini, kamulaştırma evraklarının davacının murisi ...'a tebliğ edilmekle, kamulaştırma işleminin kesinleştiğini, kendi bildirdikleri adrese rağmen tebligatın usulsüzlüğü iddiasında bulunulmasının hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesini gerektiğini, işbu davanın 30 günlük hak düşürücü süre içinde açılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. İhbar Olunan ... (.........) Vekilinin Temyizi Yönünden;
İhbar olunan ... vekilinin temyiz hakkı bulunmadığından temyiz dilekçesinin REDDİNE,
B. Taraf Vekilleri Yönünden;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
22.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Dairemizin 25.01.2024 tarihli ve Esas: 2023/7066, Karar: 2024/1007 sayılı “Bozma İlâmına” ekli “Karşı Oy Şerhi”mizdeki görüşlerimizde açıkça belirttiğimiz; 2942 sayılı Kanun’un Ek 3, 15... nci maddelerinin eldeki davaya konu olaydaki uygulanmasına yönelik görüş ve açıklamalarımızı tekrarlamakla birlikte;
Özet olarak karşı oy görüşümüzü bir kez daha ifade edecek olursak;
Somut olaydaki davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesi, aynı Kanunun ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği,
Uygulama yapılırken de; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin, TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan;
Sayın çoğunluğun “Onanma Kararı ve görüşlerine” bu yönüyle katılmıyoruz. 22.01.2026