Kadastro mahkemesinde tapu kaydı, orman tahdidi çakışması ve miktar fazlası kaynaklı taşınmaz uyuşmazlığında, Yargıtay bozması gereği yapılan inceleme ve yeni bilirkişi raporuyla taraf genişletilmesi.
Özet: Muğla ilinde, kadastro tespiti sırasında Hazine adına yazılan 662 parsel ile şahıs adına kaydedilen 323 parsel sayılı taşınmazların mülkiyeti üzerine çıkan uyuşmazlıkta, davacılar taşınmazın murislerine ait tapu sınırları içinde olduğunu, Orman İdaresi ise orman vasfında olduğunu iddia etmiştir. İlk derece mahkemesi bazı davaları reddedip bazılarını kabul ederken, Yargıtay bozma kararında, dava konusu 662 parselin orman kadastrosu ve 2/b uygulamaları karşısındaki durumu, hatalı kesinleşme ve ifraz işlemlerinin hukuki değeri olmadığını belirterek, davanın yeni maliklere yaygınlaştırılması, eski haritalar ve orman kadastro verileri ışığında uzman bilirkişi heyetiyle yeniden keşif yapılarak kapsamlı bir araştırma yapılmasını kararlaştırmıştır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/76 E., 2024/32 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ... vekili, ... vekili, asli müdahiller ..., ..., ..., ... davalılar ... vekili, Hazine vekili, ... vekili, ..., ..., ... ve ..., davalı ... tarafından, 30.06.2025 tarihli ek karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sırasında, Muğla ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 3 23... parsel sayılı sırasıyla 28.400,00 m² ve 1.600,00 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Şubat 1947 tarihli ve 187 sıra numaralı tapu kaydı ile paylı olarak ..., ... ve ... adına; 662 parsel sayılı 20.000,00 m² yüzölçümündeki parsel ise, 3 23... sayılı parsellere uygulanan tapu kaydı miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir. 662 parsel sayılı taşınmaz tevhid ve ifraz işlemleri sonucu 784 parsel (yeni 1 36... parsel), 785 parsel (yeni 1 36... parsel) ve 786 parsel (yeni 1 36... parsel) sayılı taşınmazlar olarak davalılar adına tescil edilmiştir.2. Davacılar ... Çiftliği sahipleri... ve arkadaşları dava dilekçesinde; dava konusu 662 parsel sayılı taşınmazın müşterek murislerine ait tapu sınırları içerisinde bulunduğunu ileri sürerek, hisseleri oranında adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.3. Davacı ... ve arkadaşları dava dilekçesinde; dava konusu 662 parsel sayılı taşınmazın murislerine ait tapunun kapsamı içerisinde kaldığını ileri sürerek, tespitin iptali ile taşınmazın adlarına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.4. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; dava konusu 662 parsel sayılı taşınmazın orman tahdidi içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapulama dışı bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.5. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; 3 23... parsellerde ... hissesini 8 sene önce, ... ve ...'ın hissesini ise 1964 yılında satın aldığını ileri sürerek, taşınmazların adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.6. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; 323 parsel sayılı taşınmazdaki ...'in hissesini 9 sene önce satın aldığını ileri sürerek, adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar, davanın reddini karar verilmesini savunmuşlardır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 08.05.1969 tarihli ve 1954/3492 Esas, 1969/46 Karar sayılı kararı ile ... ile tapuya dayanan davacı ... ve arkadaşlarının davalarının reddine, davacılar ..., ... ve ...’nın davalarının görev nedeniyle reddine, davacı ...’in davasının kabulüne, 3 24... parsellerin, 323 parsele eklenerek 1/3 pay ile ..., ... ve ... adına tesciline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 31.05.2007 tarihli ve 2007/4230 Esas, 2007/7184 Karar sayılı ilamı ile ".... 1) ... köyü 3 23... parsellerin davalı gerçek kişiler adına tespitine, Orman Yönetimi ile gerçek kişilerin itiraz edip dava açtıkları, Hazinenin davalı sıfatı bulunmadığı gibi, davaya katılımı da bulunmadığı, taraf sıfatı bulunmadığından ... köyü 3 23... parsellere ilişkin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir. 2)Hazinenin dava konusu 662 parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince, ... dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden sonra yapılan orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulamasına ilişkin işlemlerin, mevcut dava nedeniyle çekişmeli taşınmaz ve davanın tarafları yönünden kesinleştiği söylenemez. Bu nedenle; mahkemece, öncelikle Hazineye davasını, dava konusu 662 parselin tevhit ve ifraz yoluyla gittiği parsellerin davada taraf olmayan yeni maliklerine yaygınlaştırma olanağı verilmeli, 662 parselin kadastro tespit tutanağı davalı olduğu, sehven kesinleştirilerek tapuya tescil edilmesinin, tevhit ve ifraz işlemlerine konu edilmesinin hukuken değerinin bulunmadığı belirtilmek suretiyle Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, mahkemece eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan tüm orman kadastro işlemleri ile 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulamasına ilişkin tüm tutanak ve haritaları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte ... yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli; bilirkişi kurulu tarafından, taşınmazın tamamı ya da bir bölümünün, 1940 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığı saptandığına taktirde; getirtilen memleket haritası, amenjman planı ve hava fotoğrafları, yapılacak inceleme ve keşifte uygulanmak suretiyle; dava konusu taşınmazın, bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; ... öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uygulamasına ilişkin haritalar ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.Bozma ilamına uyulmasından sonra İlk Derece Mahkemesinin 22.04.2011 tarihli ve 2008/2 Esas, 2011/4 Karar sayılı kararı ile davanın reddine, 662 parselin ..., ... ve ... adına tespit gibi tapuya tesciline, 3 23... parsellerle ilgili verilen karar Hazinenin bu husustaki temyiz talebinin reddine karar verilmiş olup, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 31.05.2007 tarihli ve 2007/4230 Esas, 2007/7184 Karar sayılı kararı aleyhine tashihi karar yoluna başvurulmayarak bu parseller yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili, asli müdahil ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.11.2014 tarihli ve 2014/8715 Esas, 2014/9595 Karar sayılı ilamı ile "... Yapılan incelemede; yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı son oturumda oluşturulan kısa kararda “Davanın reddine, Köyceğiz ilçesi ... köyü 662 parselin tespit gibi tapuya tesciline” dendiği halde, gerekçeli kararda “Davanın reddine, Köyceğiz ilçesi ... köyü 662 parselin ..., ... ve ... adına tespit gibi tapuya tesciline” denmiştir. Oysa, kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olması mutlak bozma nedeni oluşturur." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.Bozma ilamına uyulmasından sonra İlk Derece Mahkemesinin 18.10.2017 tarihli ve 2016/14 Esas, 2017/6 Karar sayılı kararı ile davanın reddine, 662 parselin Hazine adına olan tespitinin iptali ile davalılar ..., ... ve ... adına tapuya tesciline ve karar kesinleştiğinde dosyanın Köyceğiz Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına davacı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 30.03.2022 tarihli ve 2021/11188 Esas, 2022/3065 Karar sayılı ilamı ile ".... Somut olayda, Mahkemece önceki tarihli bozma ilamına uyulmuş ancak gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; Mahkemece uyulan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 31.05.2007 tarihli ve 2007/4230-7184 sayılı bozma ilamında, çekişmeli 662 parselin kadastro tespit tutanağının halen davalı olduğu, sehven kesinleştirilerek tapuya tescil edilmesinin ve tevhit ve ifraz işlemlerine konu edilmesinin hukuken değerinin bulunmadığı belirtilmiş ve davanın dava konusu 662 parselin tevhit ve ifraz yoluyla gittiği parsellerin davada taraf olmayan yeni maliklerine yaygınlaştırma gereğine değinildiği halde; Mahkemece dava konusu parselden türeyen 784, 7 85... parsel sayılı taşınmaz malikleri davaya dahil edilmeden hüküm tesis edilerek, dava konusu 662 parselin orman tahdidinde kaldığının sabit olduğu ancak bu parselden türeyen 785 parsel üzerindeki 2/B şerhinin kaldırılmasına dair Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/54-296 sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, artık 662 parselin orman olup olmadığının çekişme konusu yapılmasının hukuken mümkün olmadığı şeklinde bozma kabulüne aykırı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de, dava, çekişmeli 662 parsel sayılı taşınmazın miktar fazlası olarak Hazine adına olan tespitine itiraz istemine ilişkin olduğuna ve Mahkemece davanın reddine karar verildiğine göre, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken; davanın reddi ile 662 parselin Hazine adına olan tespitinin iptali ile davalılar ..., ... ve ... adına tapuya tesciline karar verilmesi doğru olmamıştır. Sonuç olarak, Mahkemece, uyulan ilk bozma ilamında değinilen hususlar dikkate alınarak işlem yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu 662 parselin 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidinde orman sayılan yerde kaldığı, 1978-1980 tarihleri arasında yapılan aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. madde uygulamasında ve 1987 yılında yapılıp, 01.12.1989 tarihinde ilân edilen aplikasyon ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulamasında Hazine adına orman sınırları dışarısına çıkartılan alanda kaldığı, bu nedenle zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 662 parsel sayılı taşınmazın tapuya tespit gibi tesciline karar verilmiş bilahare, İlk Derece Mahkemesinin 30.06.2025 tarihli ek kararıyla davalı ... vekili tarafından Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 60... parsel sayılı taşınmazın davalı şerhinin niteliği ve etkisine ilişkin açıklama yapılması ve Köyceğiz Tapu Müdürlüğüne kat irtifakı kurulmasına engel teşkil etmediğinin tespiti ile bu yönde işlem yapılması talebiyle müzekkere yazılması için tavzih talebinde bulunulmuş ise de davalı parselin mülkiyetine ilişkin kadastro tespitinin kesinleşmemesi nedeniyle talebin tavzih kararı ile giderilemeyeceği ve bu talebin karşılanmasında mahkemenin görevli olmadığı gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaza müvekkilinin miras yolu ile sahip olduğunu, hükme esas olan bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, bozma ilamında belirtilen eksiklikler tamamlanmadan, yeterli araştırma yapılmadan ve yetersiz bilirkişi raporu dayanak kılınarak hüküm kurulduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.2. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman tahdit hattı içerisinde kaldığını, hükme esas olan bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, bozma ilamında belirtilen eksiklikler tamamlanmadan, yeterli araştırma yapılmadan ve yetersiz bilirkişi raporu dayanak kılınarak hüküm kurulduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.3. Asli müdahil ... temyiz dilekçesinde; 1 36... parsel sayılı taşınmazın babası ...'ın vefatı üzerine kendisine miras kaldığını, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.4. Asli müdahil ... temyiz dilekçesinde; 1 36... parsel sayılı taşınmazın babası ...'ın vefatı üzerine kendisine miras kaldığını, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.5. Asli müdahil ... temyiz dilekçesinde; 1 36... parsel sayılı taşınmazın babası ...'ın vefatı üzerine kendisine miras kaldığını, yaklaşık 50 yıldır taşınmazı kullandıklarını, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.6. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; 662 parsel ile ilgili olarak daha önceki bozma ilamlarında belirtilen hususların dikkate alınmadığını, 47 85... sayılı Kanun hükümlerine göre değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.7. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı adına kayıtlı Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi Köyiçi mevki 1 60... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında yer alan "davalıdır" şerhinin kaldırılması için tavzih talebinde bulunulduğunu, mahkemece 30.06.2025 tarihli ek kararla talebin reddine karar verildiğini ve ek kararın hatalı olduğunu ileri sürerek, ek kararın bozulmasını talep etmiştir.8. Davalı ... temyiz dilekçesinde; 662 parselin tevhid ve ifraz işlemeleri ile gittiği parsellerin hatalı tespit edildiğini, 1 60... parselin, 564 parselin ifrazen 1725 parsele gitmesi, 1725 parselin ifrazen 2414 parsel gitmesi, 2414 parselin 1 60... parsele gitmesi, 1 60... parselin de ifrazen 1 60... , 16, 17, 18... parsele gitmesi sonucu oluştuğunu, 1725 parselin dava konusu parsellere hiçbir alakası olmayan 564 parselden gelmesine rağmen, hatalı olarak 786 parselin tevhidi sonucu oluştuğunun değerlendirildiğini ve dosyanın tarafı olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.9. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 662 parselin tevhid ve ifraz işlemeleri ile gittiği parsellerin hatalı tespit edildiğini, 1 60... parselin, 564 parselin ifrazen 1725 parsele gitmesi, 1725 parselin ifrazen 2414 parsel gitmesi, 2414 parselin 1 60... parsele gitmesi, 1 60... parselin de ifrazen 1 60... , 16, 17, 18... parsele gitmesi sonucu oluştuğunu, 1725 parselin dava konusu parsellere hiçbir alakası olmayan 564 parselden gelmesine rağmen, hatalı olarak 786 parselin tevhidi sonucu oluştuğunun değerlendirildiğini ve davalının dosyanın tarafı olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.10. Asli müdahil ... ve davalılar ..., ..., ... ve ... temyiz dilekçesinde; 1 36... parsel sayılı taşınmazın babaları ...'ın vefatı üzerine ...'e miras kaldığını, yaklaşık 80 yıldır taşınmazı kullandıklarını, 1 36... parsel sayılı taşınmazın ... ve ...'in vefatı üzerine davalılar miras kaldığını, taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmişlerdir.11. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; muris ... adına kayıtlı 1 36... parsel sayılı taşınmazdaki ...hissesinin 16.01.2024 tarihinde müvekkili tarafından satın alındığını, davalının hissesi olan kısım üzerinde 100 adet mandalina ve portakal ağaçları bulunduğunu, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.1. Davacı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili, asli müdahiller ... ve ..., davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesinin 08.05.1969 tarihli kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmadığı, 08.05.1969 tarihli hükmün, davacı ... İdaresi yönünden kesinleştiği, incelemeye konu hükümle de davacı ... İdaresi aleyhine yeni bir hukuksal durum yaratılmadığı ve davacı ... İdaresi yönünden kesinleşen hususların yeniden temyizen incelenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı; temyiz incelemesine konu 09.09.2024 tarihli kararda davalı Hazine aleyhine bir husus olmadığı, davalı Hazine vekilinin kararı temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığı, asli müdahiller ... ve ... ile davalılar ... ve ...'in maliki oldukları taşınmazların dava konusu olmadığı, asli müdahiller ... ve ... ile davalılar ... ve ...'in davada taraf sıfatı olmadığı ve kararı temyiz etmekte hukuki yararları bulunmadığı anlaşıldığından, davacı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili, asli müdahiller ... ve ..., davalılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinin reddine karar verilmiştir.2. Davalı ... vekilinin 30.06.2025 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ek kararındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen ek karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler ek kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.3. Davacı ... vekili, asli müdahiller ..., ..., davalılar ... vekili, ..., ..., ... ve ...'un temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili, asli müdahiller ..., ..., davalı ... vekili, davalılar ..., ..., ... ve ...'un temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili, asli müdahiller ... ve ..., davalılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinin REDDİNE,(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi ek kararının ONANMASINA,(3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekili, asli müdahiller ..., ..., davalı ... vekili, davalılar ..., ..., ... ve ...'un temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden ve 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde asli müdahiller ... ve ..., davalı ... ve davalı ... ayrı ayrı iadesine,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacı ..., asli müdahil ... ve ..., davalılar ..., ..., ..., ..., ve ...'dan ayrı ayrı alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.