Kesinleşen tapusuz taşınmaz tescil hükmünün infazında, kadastro çalışmalarıyla hazine adına tescil edilen yer nedeniyle ortaya çıkan tereddütler üzerine yapılan tavzih talebi ve Bölge Adliye Mahkemesinin bu konudaki ek kararının temyizi.
Özet: Davacılar lehine tapusuz taşınmazın tesciline ilişkin verilen ilk derece mahkemesi kararının, istinaf yoluyla onanıp vasfı belirlenerek kesinleşmesinin ardından, infaz aşamasında davanın konusu olan taşınmazın kadastro çalışmaları neticesinde Hazine adına tapuya tescil edildiği tespit edilmiştir. Bu durum karşısında, davacılar vekili, kesinleşmiş tescil hükmünün icrasında ortaya çıkan tereddütleri gidermek, taşınmazın güncel ada/parsel bilgilerini belirleyerek Hazine adına yapılan tescilin iptaliyle müvekkilleri adına tescilini sağlamak amacıyla kararın tavzih edilmesini talep etmiştir.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/852 E., 2024/499 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl 4. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2018/364 E., 2021/32 K.Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2025 tarihli ek kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A Rİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda Bingöl ili ... köyünde bulunan ve 14.11.2019 tarihli fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda (A) harfiyle gösterilen 7.135,79 m²'lik yerin yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle 1/3'ünün davacı ..., 1/3'ünün davacı ..., 1/3'ünün davacı müteveffa ...'in Gebze 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/345 Esas, 2017/331 Karar sayılı dosyasındaki mirasçılık belgesine göre mirasçıları olan ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ... ve ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacı taraf lehine zilyetlikle taşınmaz iktisabı koşullarının oluştuğu, neticede mahkemece esas yönünden varılan sonuçta bir isabetsizlik bulunmadığı; ne var ki dava konusu taşınmazın hüküm yerinde vasfının (çayır) belirtilmediği, bu durumun infazda tereddüte neden olacağı gerekçesiyle davalı ... vekilinin ve davalı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, kamu düzeni ilkesi gözetilerek taşınmazın vasfı yönünden resen İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, Bingöl ili ... ilçesi ... köyünde bulunan ve 14.11.2019 tarihli fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda (A) harfiyle gösterilen 7.135,79 m²'lik yerin yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle; 1/3'ünün davacı ..., 1/3'ünün davacı ..., 1/3'ünün davacı müteveffa ...'in Gebze 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/345 Esas, 2017/331 Karar sayılı dosyasındaki mirasçılık belgesine göre mirasçıları olan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... adına çayır vasfıyla tapuya tesciline karar verilmiş ve karar, 28.03.2024 tarihinde kesinleşmiştir.Hükmün kesinleşmesinden sonra davacılar vekili 20.01.2025 tarihli tavzih dilekçesinde; Bingöl 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/364 Esas sayılı dosyasında açılan tapusuz taşınmazın tescili davasında verilen 2021/32 Karar sayılı ve 21.01.2021 tarihli kararın istinaf edildiğini, Diyarbakır Bölge Adliye 5. Hukuk Dairesinin 2024/499 Esas sayılı ve 28.03.2024 tarihli kararıyla istinaf talebinin esastan reddine karar verildiğini ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, söz konusu tescil kararının infazı aşamasında Bingöl Tapu Müdürlüğünün cevabi yazısında ... köyünde 2022 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/A maddesi uyarınca yapılan uygulama çalışması sırasında dava konusu kararın eki sayılan 14.11.2019 fen bilirkişisi raporunda (A) harfiyle gösterilen 7.135,79 m²’lik yerin Hazine adına yeni ada/parsel olarak tapuya tescil edildiğinden, kararda da bu hususta bir açıklık bulunmadığından kararın tavzihinden sonra infazının mümkün olabileceğinin bildirildiğini, böylece kararın infazının icrası sırasında tereddüt ortaya çıktığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 305. maddesi uyarınca davacılar lehine tescil hükmü kurulan taşınmazın son durumunu gösteren dayanak belgelerin, kadastro tespit tutanağının dosyaya gönderilmesinin istenerek dava konusu yerin gittiği ada parselin tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına asıl karardaki şekliyle tesciline karar verilmesi suretiyle kesinleşmiş bulunan Mahkemenin 2021/32 Karar sayılı ilamının tavzihine karar verilmesini talep etmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ek kararıyla; tapusuz taşınmazın tescili talepli davada, İlk Derece Mahkemesince kabul kararı verildiği, hükmün davalılar Hazine ve ... vekili tarafından istinaf edilmesinden sonra Dairece İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeni hüküm kurulduğu, davacılar vekilinin 20.01.2025 tarihli tavzih talepli dilekçesi üzerine dosya arasına alınan 28.06.2025 tarihli fen bilirkişi raporunda, dava konusu (Z) harfiyle gösterilen alanın 7.096,46 m²'sinin 2 48... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığının tespit edildiği, davacılar vekilinin 04.11.2025 tarihli beyanıyla 2 48... parsel içerisindeki kısmın davacılar adlarına tesciline karar verilmesini talep ettiği, Bingöl Kadastro Müdürlüğünün 24.01.2025 tarihli cevabi yazı ve eklerinden 2 48... parsel sayılı taşınmazın 12.11.2021 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespitinin yapılarak tapuya tescil edildiği, somut olayda kadastro çalışmalarından önce eldeki davada dava konusu olan taşınmaz hakkında kadastro çalışmalarının yapıldığı, dava konusu taşınmazın davalı olması sebebiyle tespit tutanaklarında taşınmazın davalı olduğu belirtilerek ve malik hanesinin boş bırakılması gerekirken, dava devam ederken kadastro çalışmaları sırasında 2 48... parsel olarak Hazine adına tespit gördüğü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca yerel Hukuk Mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu Mahkemelerin görevinin sona ereceği nazara alındığında eldeki davaya konu taşınmaz hakkında görevli Mahkemenin Kadastro Mahkemesi olduğu, ne var ki bu husus gözden kaçırılarak Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulduğu, bu haliyle Dairece verilen tescil kararının Hazine adına yapılan tespitin iptali şeklinde tavzih edilemeyeceği, talep edilen hususun Kadastro Mahkemelerinde yapılacak yargılama sonucunda yerine getirilebileceği, davacıların talebi yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305 ve devamı maddelerinde yer verilen hükmün tavzih, tashih ve tamamlanması koşullarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin tavzih/tashih talebinin reddine karar verilmiştir.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaz hakkında genel Mahkemede tescil davası devam ederken taşınmazın kadastroya tabi tutulması ve taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı tutularak malik hanesinin Hazine adına doldurulmasının hukukça değer taşımadığını, genel Mahkemede tescil davası devam ederken, dava konusu taşınmazla ilgili kadastro tespit tutanağının düzenlendiğinin fark edilmediğini, görevsizlik/aktarma kararı verileceğine, Bingöl 4. Asliye Hukuk Mahkemesince davaya devam edilerek tescil kararı verdiğini, tescil kararının tapuya infazının (dava konusu taşınmazın 2022 yılında kadastro sonucu tapuya bağlanmış olduğu sebebiyle) mümkün olamayacağının bildirilmesi üzerine tavzih talebinde bulunulmuş ise de tavzih talebinin reddine karar verildiğini, malik hanesinin doldurulmasının hukukça değer taşımadığı kabul edildiğine göre, son tescil kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin tescil kararını ortadan kaldırarak dosyanın Bingöl Kadastro Mahkemesine aktarmasına karar vermesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararının bozulmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, tavzih isteminin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi ek kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen ek karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler ek kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2025 tarihli ek kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,Davacıların yatırmış olduğu 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.