İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, ticari satıştan kaynaklanan alacak ve fatura itirazının iptali davasına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının ticari satıştan kaynaklanan alacakları için başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasını özetlemektedir. Davacı, faturalara dayalı alacağının tahsili için başlattığı icra takibine yapılan haksız itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatı ödenmesini talep ederken; davalı, ticari münasebetin cari hesap ve ön ödeme esasına dayandığını, kendi lehine alacaklı olduğunu ileri sürerek davanın reddini ve kötü niyet tazminatı ödenmesini istemektedir. Mahkeme, taraflar arasındaki ticari ilişkinin kökeninde, davalı şirket kaşe ve imzası olmamasına rağmen şirket yetkilisince imzalanan bir tek satıcılık sözleşmesinin bulunduğunu ve ilgili icra takibinin detaylarını dikkate alarak uyuşmazlığı değerlendirmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1025 KARAR NO : 2026/1702T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 23/02/2023NUMARASI : 2020/791 Esas 2023/128 KararDAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)BAM KARAR TARİHİ : 08/07/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 08/07/2026Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle delil listesi ekinde sunulan fatura kayıtlarından da görüleceği üzere borçludan alacaklı olduğunu, borçlunun, satışı ve pazarlamasını yaptığı ürünleri müvekkilinden temin ettiğini, liste halinde sunulan sevk irsaliyeli faturalar dökümünden de anlaşılacağı üzere malların tamamının şirket yetkilisi olan ....'ye teslim edildiğini, davalının son zamanlarda piyasaya borçlarını ödemediğini, ,alacağın tahsili amacıyla İzmir 4.İcra Müdürlüğü'nün 2020/9775 e sayılı takip dosyası ile borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız şekilde takibe itiraz ettiğini, açıklanan nedenlerle, öncelikle ihtiyat-i tebdir taleblerinin kabulü ile borçlunun ... A.Ş de bulunan hesapları ile araçlarına dava sonuna kadar geçerli olmak üzere teminatsız bir şekilde ihtiyat-i tedbir şerhi uygulanmasını, yargılama neticesinde haklı ve yerinde davanın kabulü ile İzmir 4.İcra Müdürlüğü'nün 2020/9775 e sayılı takip dosyasına yapılan haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaline, takibin devamına, haksız bir şekilde takibe itiraz eden borçlunun asıl alacağın asgari % 20 si oranında icra-inkar tazminatıyla mahkumiyetine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı şirket arasında ticari münasebetin cari hesap ilişkisi olduğunu, müvekkili ile davacı şirketin çalışma ilişkisinin ön ödeme şeklinde gerçekleştiğini, müvekkilinin henüz kendisine mal/hizmet teslimi gerçekleşmeksizin ödeme yaptığını; davalı şirketin ise bu ödemelere karşılık peyderpey teslimi gerçekleştirdiğini, davacıya banka aracılığıyla ödeme dekontlarında ve cari hesap kayıtlarında da görüldüğü üzere önceden ödeme yapıldığını, arkasından faturalar düzenlendiğini, müvekkilinin davalı şirkete her hangi bir borcu olmadığının cari hesap kayıtlarıyla sabit olduğunu, zira farklı farklı zamanlarda davalı şirket tarafından bu cari hesapların onaylandığını ve onaylanınca da cari hesapların kapanışlarının yapıldığını, bu nedenle müvekkilinin önceden yapmış olduğu bu fazla ödemeler nedeniyle borçlu değil alacaklı konumunda bulunduğunu, nitekim davacı şirket aleyhine İzmir 5. İcra Müdürlüğünün 2020/10398 Esas sayılı dosyasında cari hesap ilişkisinden doğan alacakları için icra takibi başlatıldığını, bu nedenle davacı taraf aleyhine kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini ayrıca 18.09.2020 TL e-faturadan da görüldüğü üzere malların teslim edildiğine dair hiçbir ibare bulunmadığını, bu nedenlerle Haksız Davanın Reddine, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine, kötü niyetle takip yapan davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.MAHKEMECE: "...Sözleşme: davacı vekilinin 28.01.2021 tarihli cevaba karşı beyan ve delil dilekçesi ekinde sunduğu 13.10.2010 tarihli tek satıcılık sözleşmesi incelendiğinde, imalatçı firmanın davacı şirket, tek satıcının .... olduğu, davacı şirket tarafından üretilen ürünlerin yurtiçi ve yurtdışında 10 yıl süre ile tek satıcı tarafından satış ve dağıtımının üstlenildiği, davalı şirketin sözleşmede kaşe ve imzasının bulunmadığı, davalı şirket yetkilisi olan dava dışı ....’nin tek satıcılık sözleşmesini imzaladığı görülmüştür.İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/34 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ...nin davalı ... aleyhine maddi tazminat davası açtığı, davanın halen derdest olduğu anlaşılmıştır. Dava Konusu İcra Dosyası; İzmir 4. İcra Müdürlüğü’nün 2020/9775 esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı ... tarafından, davalı borçlu .... A.Ş. Aleyhine, 18 adet E- Fatura’ya dayanılarak, 96.507,41-TL toplam fatura bedeli, 1.753,50-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 98.260,91-TL alacak için, ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçlu ... A.Ş.’ye 03/12/2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu .. A.Ş. ’nın 03/12/2020 tarihli dilekçesi ile “borca, icra takibine, takibe konulan alacağa, işlemiş faize, borca ve diğer tüm fer'ilere” itiraz ettiği, takibin durduğu anlaşılmıştır.Dava-Takip Konusu Faturalar; Davacı tarafından davalı adına keşide edilen 25.08.2020 tarih 2.345,27-TL bedelli e fatura, 26.08.2020 tarih 3.365,22-TL bedelli e fatura, 31.08.2020 tarih 4.103,38-TL bedelli e fatura, 31.08.2020 tarih 2.955,96-TL bedelli e fatura, 03.09.2020 tarih 4.789,42-TL bedelli e fatura, 04.09.2020 tarih 4.968,17-TL bedelli e fatura, 05.09.2020 tarih 1.671,30-TL bedelli e fatura, 07.09.2020 tarih 1.162,98-TL bedelli e fatura, 08.09.2020 tarih 4.251,89-TL bedelli e fatura, 09.09.2020 tarih 3.943,42-TL bedelli e fatura, 10.09.2020 tarih 4.814,65-TL bedelli e fatura,11.09.2020 tarih 4.814,65-TL bedelli e fatura, 12.09.2020 tarih 2.188,48-TL bedelli e fatura, 12.09.2020 tarih 2.666,16-TL bedelli e fatura, 14.09.2020 tarih 4.247,40-TL bedelli e fatura, 15.09.2020 tarih 3.420,18-TL bedelli e fatura,17.09.2020 tarih 2.142,80-TL bedelli e fatura, 18.09.2020 tarih 38.656,08-TL bedelli e fatura örneği dosyamız arasına alışmıştır.İzmir 5. İcra Müdürlüğünün 2020/10398 takip dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı ... tarafından, davalı borçlu .... Şirketi aleyhine, 1.262,42-TL Cari alacak için, ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçlu ....Şirketi'ne 03/02/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından borcun takip dosyasına ödendiği görülmüştür. BA Formları: Hasan Tahsin Vergi Dairesi Müdürlüğü 31/03/2021 tarihli cevabi yazısında; Daireleri 292 062 ... vergi kimlik numaralı davalı ...'nin Ege Vergi Dairesi Müdürlüğünün 079 023 6... vergi kimlik numaralı davacı ...nden 2019/Ağustos ve 2020/Eylül döneminde mal/hizmet alım ve satımının olduğunun görüldüğünü, daireleri mükellefi tarafından 2019/Ağustos dönemine ilişkin 4 adet ve 2020/Eylül dönemine 14 adet belgenin beyan edildiğini bildirmiştir.Bilirkişi Raporu: Bilirkişi Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ....'ın 04.07.2022 tarihli raporu; davacı ... .. Şti.’ne ait 2014-2021 yılları arası 8 yıla ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğunu, açılış onayları ile yevmiye defteri yılsonu kapanış tasdikinin yasal süresinde yaptırıldığı tespit edildiğinden ticari defterlerin delil niteliğinin mevcut olduğu, davalı .... A.Ş.‘ne ait 2014-2021 yılları arası 8 yıla ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, açılış onayları ile yevmiye defteri yılsonu kapanış tasdikinin yasal süresinde yaptırıldığını, dava/İcra takibine dayanak faturaların tamamının tarafların defter kayıtlarında mevcut olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafın 2016 ve öncesi yıllara ait muavin hesap kayıtlarını incelemeye sunmadığı ve karşılıklı hesap kontrolü yapılamamış olduğundan, davacının takip ve dava konusu yaptığı işlemiş faiz dahil 98.260,91TL davalı şirketten olan alacağı yönünden kararın takdirin mahkemeye ait olacağını, davacının kayıtlarında 31/07/2015 tarihinden sonraki hesap dönemlerinde davalının avans ödemesi ile alacaklı kaldığı tarih bulunmamakta olduğunu, cari hesap ilişkisi boyunca satış bedellerinin avans olarak ödenmesi şeklinde fiili bir uygulamanın oluşmadığının incelemede görüldüğünü, davalının kayıtlarında davacı taraf 31.12.2021 tarihi itibariyle 1.262,42 TL Borçlu göründüğünü, tarafların defter kayıtları incelendiğinde karşılıklı hesap bakiyesinde mutabık olmadıklarının anlaşıldığı, hesaplar arasında fark veren tutarın, davalı şirketin mali müşaviri tarafından beyan edilen muhasebe kayıtlarının 2017 yılından itibaren mali müşavir değişikli olması nedeniyle önceki mali müşavirden alınamamış olması, hatalı bakiyeler devretmiş olması, yeni mali müşavir tarafından davacı şirket ile hesap bakiyelerinde hiçbir yılda hesap mutabakatı sağlanmamış olması neticesinde, 01/01/2017 tarihli açılış hesap farkı yukarıda hesaplandığı üzere taraflar arasında (112.949,14 - 12.442,29) 100.506,85 TL davacı tarafın aleyhine fark olduğunun tespit edildiğini, 25/11/2020 İcra Takip tarihi itibariyle (davalıda 1.262,49TL B + davacıda 98.739,07TL B = 100.506,85 TL davacı aleyhine hesap farkı bulunduğu bu farkın hangi tarihte ve hangi işlemlerden kaynaklandığı hususunda davalının 2017 yılı öncesine ait muavin hesapları sunmaması nedeniyle tespit etmenin mümkün olmadığını, nihai kararın takdir mahkeme’ye bırakıldığını, davacı vekilinin takipte 1.753,50 TL tutarında işlemiş faiz talebinde bulunduğu görüldüğünü, işlemiş faiz yönünden taraflarınca yapılan hesaplama neticesinde 1.949,51 TL İşlemiş faiz hesaplanmış ise de talebin aşılmaması ilkesi doğrultusunda 1.753,50 TL davacı vekilinin işlemiş faiz talebinin kabul edilebileceğini, neticesinde 96.507,41 TL talep edilen 18 adet fatura bedelleri toplamı anapara alacağı ile 1.753,50 TL İşlemiş faiz toplamı olan 98.260,91 TL takip tarihi itibariyle davacının alacaklı olabileceğini, davacının icra takip tarihinden itibaren %10 avans faiz oranı ile başlayan ve borçlunun yapacağı ödeme tarihine kadar olan süre için değişen oranlarda hesaplanacak faiz talep edebileceği yönünde kanaate varılmış olup, taktirin mahkemeye ait olduğunu mütalaa etmiştir.Bilirkişi Ek Raporu: Bilirkişi Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ...'ın 29/09/2022tarihli raporu; 96.507,41 TL talep edilen 18 adet fatura bedelleri toplamı anapara alacağı ile 1.156,30 TL İşlemiş faiz ile birlikte davacının toplam 97.663,71 TL takip tarihi itibariyle davalı taraftan talep edebileceği, ayrıca davacının icra takip tarihinden itibaren %10 avans faiz oranı ile başlayan ödeme tarihine kadar olan süre için değişen oranlarda faiz talep edebileceği yönünde kanaate varılmış olup, nihai kararın taktirin mahkemeye ait olduğunu mütalaa etmiştir.Dava; tek satıcılık sözleşmesi kapsamında 18 adet satış faturasından kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.Davacı şirket vekili, davalı şirket ile aralarındaki alım satımdan kaynaklanan cari hesap ilişkisine 13.10.2010 tarihli tek satıcılık sözleşmesinin uygulanması gerektiğini iddia etmiştir. Her ne kadar 13.10.2010 tarihli tek satıcılık sözleşmesinde davalı şirketin kaşesi bulunmasa da, davalı vekili 19.09.2022 tarihli yazılı beyanı ile söz konusu sözleşmenin davalı şirketin yetkilisi olan .... tarafından davalı şirket adına imzalandığını ve davalı şirketin sözleşme ile bağlı olduğunu bildirmesi karşısında taraflar arasındaki alım satım ilişkisinin 13.10.2010 tarihli tek satıcılık sözleşmesine göre gerçekleştirildiği kanaatine varılmıştır. Taraflar arasındaki 13.10.2010 tarihli tek satıcılık sözleşmesi uyarınca, davalı şirketin, davacı şirket tarafından üretimi gerçekleştirilen .... Marka ... Ev Aletleri ürünlerinin yurtiçi ve yurt dışında 10 yıl süreyle tek satıcı olan davalı tarafından satış ve dağıtımının üstlenildiği, sözleşmenin 4.1. maddesi uyarınca tek satıcı olan davalının ödemeleri davacı tarafından düzenlenecek her faturanın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde (+,- 15 gün) yapacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 5. Maddesinde liste fiyatları üzerinden iskonto yapılmasının peşin ödeme halinde uygulanacağının kararlaştırıldığı, davacının 18 adet faturadan kaynaklanan alacağın ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine icra takibi başlattığı davalı tarafın takibe konu borcunun bulunmadığını bildirerek itiraz ettiği, bunun üzerine davacı tarafın eldeki itirazın iptali davasını açtığı, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde davaya ve takibe konu faturaların tümünün davacının ve davalının usulüne uygun tutulmuş defterlerinde kayıtlı olduğu, takibe dayanak 2020 yılı 9. Ayda düzenlenen 14 adet faturanın teslime ilişkin olarak getirtilen BA formlarının incelenmesinde davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, davalının bu faturaları kabul edip matrahını da KDV ve gelir vergisi açısından indirim konusu yapmasının ve tüm faturaları ticari defterlerine de kaydetmesinin malın kendisine teslim edildiğine karine teşkil ettiği, davacı tarafın ticari defterlerine göre davacının davalıdan 98.739,07 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defterlerine göre davacı tarafın davalıya 1.262,42 TL borçlu olduğu, tarafların defterleri arasındaki uyumsuzluğun mali müşavir bilirkişinin 29.09.2022 tarihli ek raporuna göre davalı tarafın 2014 yılına ait yevmiye defterine 18. sırada 03.04.2014 tarihinde yaptığı işlem kaydından kaynaklandığı, bu işlemde davalının “verilen sipariş avansları ....” açıklaması ile 165.539,89 TL’yi davacıya borç kaydettiği, söz konusu işlemin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu işleme dayanak belgenin bulunmadığı, 165.539,89 TL’nin davacıya sipariş avansı olarak ödendiğinin davalı tarafça HMK’nun 200. Maddesi uyarınca yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, davalı tarafından bu avans ödemesine ilişkin yazılı delil sunulmadığı, davalı cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığından yemin teklif hakkı hatırlatılmış olup, davalının yemin teklif hakkını kullanmadığı, davalının defterlerinde kayıtlı olan 165.539,89-TL avans ödemesinin yapıldığı usulüne uygun deliller ile kanıtlayamadığından söz konusu ödeme kaydının mahkememizce dikkate alınmadığı, davalı taraf, 04.08.2020 tarihli 70.000,00 TL bedelli ve 18.08.2020 tarihli 15.000,00 TL bedelli banka havalelerinin davacı tarafından defterlerine işlenmediği ve cari hesap ilişkisi içerisinde mahsuplarının yapılmadığını savunmuş ise de; bilirkişinin gerek kök gerekse ek raporu ile söz konusu ödemelerin davacı tarafından ticari defterlerine işlenerek, davalının borcundan mahsubunun yapıldığı tespit edildiğinden bu savunmaya itibar edilmediği, davalı tarafça işlemiş faize de itiraz edilmiş ise de; sözleşmenin 4.1. maddesi uyarınca tek satıcı olan davalının ödemeleri davacı tarafından düzenlenecek her faturanın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde (+,- 15 gün) yapılacağı kararlaştırıldığından, sözleşmede vade öngörüldüğünden ayrı bir temerrüt ihtarına gerek bulunmadığı, faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu ve her bir fatura tarihinden itibaren 30 günlük ödeme süresi eklendiğinde davacının temürrüt tarihinden takip tarihine kadar talep edebileceği işlemiş faiz miktarının bilirkişinin ek raporuna göre 1.156,30 TL olduğu, ancak davacının takipte 96.507,41 TL asıl alacak ile 1.753,50-TL işlemiş faiz talep ettiği anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulü ile 96.507,41 TL asıl alacak ile 1.156,30 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 97.663,71 TL alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, alacak faturaya dayandığından ve davalı borçlu olduğu miktarı bilebilecek durumda olup alacak likit olduğundan kabul edilen miktar üzerinden %20'icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile; "H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE,Davalının, İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2020/9775 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile 96.507,41 TL asıl alacak ile 1.156,30 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 97.663,71 TL alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına,2-Hüküm altına alınan 97.663,71 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3- Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; itirazın iptali davalarının, icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğunu, borcun kaynağı olan durum ile takip dayanağı olan belgenin birbirleriyle örtüşmesi gerektiğini, yerel mahkeme ilamında da davacı tarafından da borcun dayanağı olarak taraflar arasında yürütülen ticari faaliyete bağlı şekilde cari hesap alacağı olduğu savunulmuşsa da davacının mükerrer bir şekilde alacak talebinde bulunabilmek adına takip dayanağını 18 adet faturaya dayandırdığını, dosya kapsamında yapmış oldukları itirazlara rağmen işbu hususun yerel mahkeme tarafından hükme esas alınmadığını, cari hesap ile fatura borcu arasında ödeme süreleri yönünden farklılık bulunduğunu, anlaşma konusu sağlanan malların bir kısmının taraflarına teslim edilmediğini, takip dayanağının bilinçli şekilde yanlış gösterilmesi ve işbu hususun yerel mahkeme tarafından hükme esas alınmaması sebebiyle davacı yanın mükerrer ödeme alarak müvekkili şirket üzerinden haksız kazanç elde ettiğini, marka tecavüzüne ilişkin aleyhlerine açılan davanın işbu dosya yönünden bekletici mesele yapılmasının gerektiğini, aynı olaya ilişkin iki farklı savunma arz eden davacının iddialarının hukuken himaye altına alınmayacağının açık olduğunu, taraflarınca sunulan deliller ile müvekkili şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığının açık olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelere ilişkin kayıtların davacının defterlerine işlenmediğini, her ne kadar davacı tarafından açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olsa da gerçeği yansıtmayan kayıtlara ilişkin tutulan defterlerin davacı lehine delil niteliğinde bulunulamayacağının izahtan vareste olduğunu, müvekkili şirket tarafından tutulan kayıtların gerçeği yansıttığı ortadayken, davacı yanın tutmuş olduğu defter ve kayıtların bilinçli şekilde eksik olduğunun ortada olduğunu, buna rağmen mahkeme tarafından çelişkinin giderilmesi adına yeni bir bilirkişiden rapor dahi aldırmadan davacı lehine hüküm kurduğunu, davacı ve müvekkili şirket defterleri arasındaki çelişkinin yeni bir bilirkişiden rapor aldırılmadan giderilmeksizin salt davacı yanın defterlerine itibar edilerek hüküm kurulmasının usul ve hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: İtirazın İptali istemine ilişkindir.HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; İlk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi rapor ve ek raporunun denetime elverişli ve açık olmasına, takibe konu faturaların her iki taraf defterinde de kayıtlı olmasına, davacının davalıya önceden avans ödemesi yaptığını sunduğu delillerle ispatlamamış olmasına ve fatura bedellerini de ödediğine dair bir delil sunmamış olmasına göre, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/02/2023 tarih, 2020/791 Esas ve 2023/128 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 6.671,41 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 179,90 TL istinaf maktu karar harcı ile 1.488,00 TL olmak üzere toplam 1.667,90 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 5.003,51 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/07/2026